TOPLUM, EKONOMİ VE MUTLULUK

Aylardır pandemi ve buna ilişkin konuları yazıyor ve konuşuyoruz. Salgının yaşam biçimimizi değiştirdiği marttan bu yana, hayatımızdan neredeyse bir yıl akıp gitti.

Değişen hayat koşulları mutluluğumuzu nasıl etkiliyor? Bu yazıda, kişinin yaşadığı toplumun özellikleri ve finansal koşulların kişisel yaşam doyumu üzerindeki etkisi konu edilerek bu soruya cevap aranmıştır...

YAŞAYAN BENLİK HATIRLAYAN BENLİK...
Mutluluk, yaşadıklarımıza yönelik olumlu algımızdan doğar. Bazı toplumlarda insanlar, yaşadıkları anın kendisine odaklanırlar (yaşayan benlik). Bazılarındaysa yaşadıklarının kendilerinde bıraktığı en güçlü izi hatırlarlar (hatırlayan benlik). Bu izin oluşmasında da en son yaşanan duygunun etkisi çok büyüktür. Ağırlıklı olarak Latin Amerika ülkeleri (Kostarika, Paraguay, Laos, İrlanda, El Salvador, Arjantin) yaşayan benliğin öne çıktığı ve mutluluğun hazza dönük deneyimlendiği toplumlardır. Buna karşılık çoğunluğunu Avrupa ülkelerinin oluşturduğu toplumlarda (Danimarka, Finlandiya, Hollanda, İsveç, Yeni Zelanda, Avustralya, ABD) hatırlayan benlik; bir başka ifadeyle anlık değil, akılda kalan duygular ön plandadır. 
Olumlu duygu açısından dünya genelindeki ilk 10’a bakıldığında, on şehirden altısının Latin Amerika ve Karayipler bölgesine ait olduğu anlaşılıyor. Bu şehirlerin bulunduğu ülkelerdeki zor ekonomik koşullar düşünüldüğünde bu puanlar şaşırtıcı olsa da, aynı bölgelerdeki iyimser gelecek algısını da açıkladığı düşünülüyor: Latin Amerika ve Karayipler bölgesindeki şehir sakinleri, mevcut yaşam değerlendirmelerinin ön görüsüne kıyasla daha iyimser bir gelecek beklentisi içinde olmakla kalmıyor, aynı zamanda anlık mutluluk ve neşelilik düzeylerinin de daha yüksek olduğu görülüyor.1

EKONOMİK KOŞULLAR VE GELİR DÜZEYİ
ABD’de yapılan bir araştırmada, serveti 500 bin doların üzerinde olanların yüzde 19’u “Yeterli miktarda paraya sahip olmak konusu hayatımda sürekli kaygı oluşturuyor” ifadesini doğrulamıştır. İlginç olan, birikimleri 10 milyon doların üzerinde olanların ancak yüzde 33’ünün bu ifadeyi doğrulamış olmasıdır. Görüldüğü gibi servet arttıkça, para konusundaki kaygılar azalacağı yerde daha da büyümektedir. Diğer taraftan, bu ölçüde büyük servete sahip insanların yarısından azının “Servetimi büyüttükçe daha mutlu oldum” ifadesine katılmış olmalarıdır.

PARA İLE MUTLULUK ARASINDA İLİŞKİ YOK MU? 
1957 yılında ABD’de yapılan bir araştırmada, ortalama bir beyaz yakalının enflasyondan arındırılmış yıllık 10 bin dolar dolayında kazancıyla; televizyon, klima, bulaşık ve çamaşır makinesinden yoksun olarak yaşadığı hayatı “Çok mutlu” olarak nitelendirdiği bulunmuştur. 2004’te kazanç ortalama olarak üçe katlandığı halde, bütün konfor artırıcı araçlara sahip olan katılımcıların ancak yüzde 34’ü “Çok mutlu” olduklarını belirtmiştir. Bu durum da ister istemez akla “Para ile mutluluk arasında ilişki yok mu?” sorusu gelir. Hiç şüphesiz zengin olanlar, fakir olanlardan sadece daha “rahat” bir hayat değil, aynı zamanda daha “sağlıklı” bir hayat sürer. Benzer şekilde yılda 20 bin dolardan az kazananların, 70 bin dolardan fazla kazananlara kıyasla orta yaşta ölme ihtimallerinin 3,5 kere daha fazla olduğu görülmüştür. Yoksulluk, aile içi ilişkilerde çatışmaya da yol açarak huzursuzluk ve boşanmaya yol açabilir. 


TÜRKİYE’NİN YÜZDE 41’İ ÇOK MUTLU VE MUTLU!

Ülkemizde geçim sıkıntısı nedeniyle yaşanan boşanmalar ve aile içi şiddet, yazılı ve görsel medyada geniş yer tutmaktadır. TÜİK verilerine göre; Türkiye’de yaşayanların %26,5’unun maddi yoksunluk içinde olduğu anlaşılmaktadır. Yine TÜİK’in yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre, Türkiye’de yaşayanların 2003 yılında %59,6’sı; 2019’da ise %52,4’ü kendini ‘Mutlu” olarak tanımlamıştır.2 Konda araştırma şirketi verilerine göre “Genel hayat şartları bakımından kendini çok mutlu ve mutlu” olarak tanımlayanların oranı Ocak 2012’de %63; Temmuz 2019’da %41 olmuştur. “Fırsat olsa başka ülkede yaşamak isterim“ diyenlerin oranı 2017 Şubat’ında %70 düzeyindedir.3

DÜNYA MUTLULUK RAPORU
“Dünya Mutluluk Raporu”, ülkelerin mutluluk düzeylerine göre sıralamasında her ülke için 2017-2019 yıllarının ortalamasına göre yaşam değerlendirmelerini gösteriyor. En yüksek puanı alan ilk 3 ülkeyi Finlandiya (7,8), Danimarka (7,7) ve İsviçre (7,6) oluşturuyor. Türkiye 153 ülke arasında 5,1 puanla 93. sırada. Raporda, 2008-2012 yıllarını kapsayan beş yıllık döneme kıyasla, son üç yıllık 2017-2019 dönemine kadarki mutluluk düzeyi değişimi de aktarılıyor. İki dönem arasındaki değişimin incelendiği ülkelerarası bu karşılaştırmada, 149 ülke yer alıyor. 65 ülkede artış, 53 ülkede düşüş görülürken, kalan 31 ülkede kayda değer bir değişim gözlenmemiş. Türkiye değişimin düşüş yönünde olduğu ülkelerden biri ve 149 ülke arasında 107.likte.
2013’ten bu yana “Dünya Mutluluk Raporu”ndaki Türkiye verilerinin bir araya getirildiği bir diğer çalışmada, yıllar içinde ülkemizde mutluluk düzeyinin artışa geçtiği; ancak 2017 yılından sonra düşüş yaşandığı ve 2020’de ciddi bir düşüşün gerçekleştiği görülüyor. 2013-2020 dönemi için Türkiye’de mutluluk puanı ortalama 5,36 olarak ortaya çıkıyor. En yüksek puanın 2017’de 5,5 olduğu, en düşük puanın ise 2020’nin son değeri 5,13 puan olduğu anlaşılıyor. 2020 yılında yaklaşık 150 ülkenin yer aldığı dünya ortalaması ise 5,48 puan.4 

“DÜNYA MUTLULUK RAPORU”NDAKİ TÜRKİYE VERİLERİ OLUMSUZ YÖNDEKİ DEĞİŞİMİN BAŞLANGICI: 2018 
Farklı araştırma raporlarının ortak göstergesi, Türkiye’de mutluluk düzeyinin, pandemiden çok önce düşmeye başladığı yönünde... Bu bulguların ışığında, olumsuz yöndeki değişimin başlangıcını 2018 yılına kadar geriye götürmek mümkün gözüküyor. İnsanların mutluluğunun ve iyilik halinin, sahip oldukları ekonomik imkânlarla ve içinde yaşadıkları toplum tarafından belirlendiği söylenebilir. Bu durumda, yaşam doyumunda rol oynayan etkenleri pandemi dönemine özel koşullarla sınırlandırmak yerine, süregelen etkenlerin bu dönemde etkisini daha da artırdığını söylemek yanlış olmayacaktır... 

SONUÇ:
Fakirlik düzeyindeki bir gelir, yaşam kalitesini olumsuz olarak etkiler; ancak fakirlik düzeyinin üzerine çıkıldığında, yaşam kalitesinin ve “mutluluğun” gelir ile ilgili olmadığı birçok araştırmayla ortaya konmuştur. Çevre koşullarının düzenli olduğu, vatandaşlık bilincinin yüksek olduğu, fırsat eşitliğinin yaşandığı ve insan doğasına göre düzenlenen bir toplumda yaşayan orta gelirli bir insan, gelir farklılıklarının büyük olduğu bir toplumdaki yüksek gelirliler ölçüsünde yaşam doyumuna sahip olabilmektedir. Bu sonuçlar, yerel yönetimlerin sorumluluklarını yeniden değerlendirmelerinin gerekli olduğunu düşündürmektedir... 

Kaynakça:
1. https://worldhappiness.report/ed/2020/
2. http://www.tuik.gov.tr/PrehaHaberbültenleri.do?id=33729
3. Konda Barometresi: Türkiye’deki Ortalama İnsan Kim? Ocak, 2016.
4. World Bank Group. Doing Business 2020.Compering Business Regulations in 190 Economies, International Bank for Reconstruction and Economies Development.

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.01.2021 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları