UNUTMAYALIM; CESUR BİR KEZ, KORKAK BİN KEZ ÖLÜR(*)

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, CovId-19 öncesine dönmeyeceğiz. Bu sürecin getirdikleri; artısı ile, eksisi ile hücrelerimize çoktan işledi ve istesek de istemesek de 2021 bir geçiş yılı kimliğiyle hayatlarımızın parçası haline geldi. Hatırladıklarımızla, ödediğimiz ve ödemekte olduğumuz bedellerle, yeni farkındalıklar ve seçeneklerle dünyaca bir eşikteyiz. Gerisi bize kalmış.

McKinsey & Company, Davos Global Ajandası’nın içinde “Yeni Normalin ne olduğu bize bağlı: 2021 ve ötesinde dikkate almamız gerekenler’ başlıklı bir makale yayınladı.(**) Bu makalede global ekonomi, iş dünyası ve sosyal boyuttaki yönelimleri ve dönüşüm beklentilerini dile getirmişler. 

İYİ HABER: TÜKETİCİ GÜVENİ YERİNE GELİYOR
Ertelenmiş talepler, her kriz sonrasında görülen tepki alımları(***) elle tutulur boyutta izlenebiliyor. Ancak, bu süreçten çok derin şekilde etkilenen seyahat, eğlence, yiyecek-içecek sektörü gibi hizmet sektörlerindeki geri dönüş fırsatları hâlâ kompleks ve zamana bağlı görünüyor. Demografik yapısında göreceli yaşlı nüfusa sahip olan Fransa, İtalya, Japonya gibi ülkelerin genç nüfuslu Hindistan ve Endonezya gibi ülkelere kıyasla daha temkinli davrandığı gözleniyor. 
Yaşça yüksek demografik yapısına rağmen istisnai eğilim gösteren ülke ise Çin. Çin aslında pandemi etkilerini ilk gören ve en hızlı şekilde üstesinden gelen ülke görünümünde. Örneğin, uluslararası seyahatler dışında, Çin’deki tüketiciler eskiden alıştıkları seviyelerde harcama yapmaya başlamış, yurt içi seyahat ve konaklamaların seviyesi 2019’un %80-90’nına ulaşmış durumda. Diğer yandan, bu dönem için kritik olan ev dışındaki aktiviteleri benimseyen tüketicilerin ağırlığı Çin’de %81, Fransa’da %49 iken, ABD’de %33’e, Meksika’da ise %18’e inebiliyor. Toplumlar arasında pandemi önlemlerinin başarısı, demografik yapı ve benzeri faktörler, güven seviyesini ve ivmesini tabi ki etkiliyor. 

E-TİCARET
E-ticarete olan kayma ise çok somut, bundan sonra her şartta kalıcı olacağı da  belli. Yine McKinsey’nin 13 ülkede yaptığı araştırmada. tüketicilerin 2/3’ü yeni satınalma yöntemleri denediklerini ve %65’i de devam edeceklerini belirtmiş. Bu dönemde 2-3 yıl, coğrafyasına göre 5 yılda kat edilecek aşamalara aylar içinde ulaşıldı. Tercih etsek de etmesek de, yeni kapasiteler, yetkinlikler geliştirme, farklı iş ve fiyatlama modelleri ile sınanma sürecindeyiz.
Dünya genelinde iş amaçlı seyahatlerin global ağırlama ve seyahat harcamalarının %20’sini oluşturduğu, 2018 de 1,4 trilyon dolarlık bir seviyeye ulaştığı ve benzer talebin krizlerden 5 yıl sonra toparlanabildiği biliniyor. Diğer yandan, pandeminin getirdiği yeni çalışma ve iş dinamiklerine göre, eski tüketim seviye ve profiline de hiç erişilememesi de söz konusu. Neyse ki, bireysel tercihlerde durum pozitif, genelde iki yıl içinde eski ritmini bulduğu tecrübe edilmiş. 


YENİ JENERASYON BİR GİRİŞİMCİ DALGASI

Bu sürecin beklenmeyen ve olumlu yanı, yeni jenerasyon bir girişimci dalgası yaratması olarak görülüyor. Plato’nun gereksinimlerin, bizleri yeni buluşlara yönlendirdiği görüşü bir kere daha kendisini ispatlamış durumda. Kuşkusuz, sarsılan düzenler girişimcilere alan yaratıyor, yoktan var edilen, yıkıp yapılan işlere yer açıyor. Diğer büyük ekonomik kriz ve durgunluk dönemlerinin aksine, ABD’de yeni işletme kurmak için yapılan başvuru sayısı, pandemi öncesinin neredeyse 2 katına ulaşmış ve 1,5 milyonu aşmış. Almanya, Fransa, Japonya’da bu denli çarpıcı olmasa da belirgin şekilde artış gösteriyor. Açıkcası, pandeminin vurduğu küçük işletmelerde onca iflas ve/veya ciro kaybı yaşanırken, bir başka damarın güçlü bir şekilde can bulması, insanın direnci ve yaratıcılığına inancımızı besliyor.

VERİMLİLİK ARTIŞI
Zorluklardan doğan ve yine beklentiyi aşan bir başka gelişme de farklı teknoloji kullanımları, dijitalleşme ve yeni çalışma formları ile sağlanan verimlilik artışları. Yapılan araştırmalarda; işletmelerin tedarik zinciri, dijital platformlar üzerinden müşteri taleplerini karşılama gibi süreçleri için teknolojik çözüm uyarlamalarını 20-25 kat daha hızla yaptığı görülmüş. Bu artışın kalıcı şekilde üretkenliğe yansıyıp yansımayacağı tabi ki net değil. Ancak, bu dönemin pek hoş ve şık şekilde olmasa da bizlere işlerimizi yepyeni bir perspektifle gözden geçirme ve dönüştürme imkânı verdiği de bir gerçek. 

KAÇINILMAZ GİDİŞAT
Tedarik zincirlerindeki kopma ve kesintilerin bambaşka bir bilinç ve öncelik dizini yaratması da bir başka husus. 2025 yılında global ihracat pazarının %25’inin, yani 4,5 trilyon dolarlık bölümünün yer değiştireceği ve yeni bir dengenin oluşacağı bekleniyor. Önlem alınmazsa üretim kesintilerinin bir ay ila 3,7 yıl arasında sürebileceği, Endüstri 4.0’ın gelişmiş ve gelişmemiş ülkeler arasındaki maliyet farkını neredeyse yarı yarıya azaltacağı ve tedarik zincirlerindeki alt katmanlara hâkim olunmayınca bütünü sarsabilecekleri göz önüne alındığında, bu gidişat kaçınılmaz gibi duruyor.

“Uygarlık yolunda başarı yenileşmeye bağlıdır. Sosyal hayatta, iktisadi hayatta, ilim ve fen sahasında başarılı olmak için yegane gelişme ve iyileşme yolu budur.”  
Mustafa Kemal Atatürk

GERİSİ BİZE KALMIŞ 
Daha bir çok başlıkta bu resim çoğaltılabilir. Hem kamuda hem özel sektörde daha iyi liderler ve liderlik anlayışı, sürdürülebilir kalkınma, daha esnek ve dayanıklı yapıların gereğinden ve giderek onlara açılan yollardan bahsedebilirim.  Ama ince ince ve derinden gelen bir eğilim var ki, ona vurgu yapmadan geçemeyeceğim: Paydaş Kapitalizmi(****). Varlık amacını, hissedarlara değer yaratma odağından tüm paydaşların çıkarlarını gözetmeye, kilit paydaşlar olan müşterilere, tedarikçilere, çalışanlara, hissedarlara ve topluma uzun vadeli değer yaratma boyutuna çekmemizi öneren, bir diğerinin pahasına kâr maksimizasyonunu benimsemeyen bu yaklaşım, yeni değil. Ancak pandemi sürecinin bize dayattığı sosyal ve ekonomik dönüşüm gereklilikleri, beklediğimiz fırsat olamaz mı? Bunca bedel, deneyim ve değişim gerekliliğinden bir büyük hikmet çıkmaz mı? En azından büyük ülkülerin gölgesinde hareketsiz kalmaktansa her gün “Daha iyi bir ben” ve “Daha iyi bir toplum” adına bir adım atamaz mıyız? 
Dediğim gibi “Gerisi bize kalmış.”
“Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile 
tek bir adımla başlar”  Lao TZU

(*) Uğur Mumcu
(**)  The next normal is upon us : Here’s what to look out for in 2021 and beyond ? Kevin Sneader & Shubham Singhal 
(***) Revenge shopping
(****) Stakeholder Capitalism

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.02.2021 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları