YÜZEYSEL ÇÖZÜM, SORUNU DERİNLEŞTİRİR

Atılacak adım, "Devlet desteğiyle bu sürdürülemez" durumunu devam ettirmeye çalışmak yerine, kaynakların modern tarım için kullanılması ve üreticilere bilimsel tarım ve hayvancılık yapmaları için yardımcı olmaktır. Bunun için bilgi, araç-gereç ve gerekli diğer destekler sağlanmalıdır.

Futbolla ilgilendiğim yıllarda, Mustafa Denizli’den öğrendiklerimden biri şu oldu: “Top kendi kendine gol olmaz.” Gerçekten de bu anlayışla baktığınızda, golün daha önce yapılanların veya yapılmayanların sonucu olduğunu görürsünüz. Futbolla ilgili bu gözlem, gerçekte bütünüyle hayatı temsil eden bir durumdur. Hayat da çoğunluğun yapmaya çalıştığı gibi olaylara bakarak anlaşılmaz. Olaylar –yaşananlar- daha önce yapılanların ve yapılmayanların sonucu olarak gelişir. Bu dersi ve gözlemi her gün üreticilerle ilgili haberleri televizyonda izlerken ve gazeteleri okurken çok sık hatırlıyorum.

ÇİFTÇİLERİN VE HAYVANCILIKLA UĞRAŞANLARIN SIKINTILARI...
Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı sorunların başında, çiftçilerin ve hayvancılıkla uğraşanların sıkıntıları geliyor. Bu, sadece belirli bir kesimin sorunu olmayıp, giderek toplumun bütününü derece ilgilendiren bir nitelik taşıyor. İktidara yakın medya çoğunlukla bu şikâyetleri duymazdan geliyor, muhalif medya ise bazen aynı şikâyetleri tekrar tekrar yayınlayarak gündemde tutmaya çalışıyor. Pazardaki pahalılığın nedeni olarak aracılar görülüyor ve çözüm önerilerinin başında aracıları ortadan kaldırmak geliyor. Oysaki, bir sistemde kayırma ve mafyalaşma yoksa aracıların her birinin işlevi vardır; çünkü serbest piyasa ekonomisinde sistem, işlevi olmayan aracıyı devre dışı bırakır. Belediyeler bu durumdan vazife çıkartarak, görevleri olmayan işlere kalkışıyor ve ayrı bir verimsizlik yaratıyor.
Sorun, sadece tarım ve hayvancılıkla hayatlarını sürdürenlerin geçim zorluğuyla sınırlı kalmıyor. Gelirini kaybedenlerin daha yüksek gelir umuduyla kentlere göç etmesi ve varoşlarda sağlıksız koşullarda yaşaması, farklı sosyal sorunların zeminini hazırlıyor. Yapılan araştırmalar, tarım ve hayvancılıkla uğraşan nüfusun yaş ortalamasının 50 olduğunu ve gençlerin geleceklerini bu alanda görmediklerini gösteriyor. Ayrıca karşılaştırmalı olarak verilen bilgiler, üreticilerin yıllar içinde gelirlerinin düştüğünü hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyor. Üretici her yıl, ürettiği aynı miktar ürün için daha fazla harcama yapıyor; ama buna karşılık daha az mal ve hizmet alacak gelir elde ediyor. Bu durum, üretici kesimin birikimlerini tüketmesinin ve fakirleşmesinin açık işareti olarak yaşanıyor. Bankalara borçlanma, üreticilerin üretim araçlarının haciz edilmesi veya satılmasıyla sonuçlanıyor.

SORUN, ÇOK DAHA DERİN!
Bu görüntülere ve sonuca bakarak sorunları ortadan kaldırmak için geleneksel yollara başvurmak, aynı sonucun ağırlaşarak büyümesinden başka bir sonuç vermez. Özellikle muhalefet kanadı ve üretici birlikleri tarafından en sık dile getirilen çözüm, hayvancılıkla uğraşanları ve çiftçileri daha fazla desteklemektir. Bunun için gübre, tohum, ucuz mazot, faizsiz kredi gibi çeşitli yollarla bu kesimleri daha çok teşvik, ürettikleri ürünlere piyasa fiyatını değil, üreticinin ihtiyacı olan destekleme fiyatını vermek, ilk akla gelen ve sorgulanmadan kabul edilen önerilerdir. Halbuki sorun, devlet bütçesinden çiftçiye ve üreticiye daha çok kaynak aktarmakla ve bu kesimi desteklemekle çözülemeyecek kadar çok daha derindir. Çünkü bu çözümler, daha önce olduğu gibi, sorunu derinleştirmekten başka bir sonuç vermeyecektir.

ÇÖZÜM NEREDE?
Öncelikle tarım ve hayvancılıkta sorunlarını çözmüş veya bu ağırlıkta yaşamayan ülkelerin ne yaptıklarına bakılmalı. Örneğin; ABD’de 1900’lerin başında nüfusun yüzde 80’i tarımla uğraşırken, bugün yüzde 1,5’i tarımla geçimini sağlıyor. 320 milyonluk bir ülkeyi doyuruyor ve ayrıca Türkiye dahil pek çok ülkeye ihracat yapıyor. Bugün GPS ile yönetilen bir biçerdöverin yapacağı hasadı geleneksel yolla yapmak, yüzlerce kişinin bir ay çalışmasını gerektirirdi. Geleneksel yolla bir işçinin bir günde yaptığı beş birim hasadı, günümüzün imkânları ve teknolojisiyle 30 bin birim olarak yapmak mümkün.
Konunun bir diğer boyutunu, tarımı yapma şekli oluşturuyor. Toprağı sürmek, sonra ekmek ve elleri açıp yağmur yağmasını beklemek, sonra yağışın ne çok ne az; havanın ne çok sıcak ne çok soğuk olmasını dilemek, günümüzde geçerliliğini yitirmiş bir durumdur. Suyun giderek daha değerli bir kaynak haline geldiği günümüzde, daha derinlere kuyu açmak da sorunu çözmeye yetmiyor. Çünkü yüzey nemini kaybeden toprak verimsizleşiyor ve bir zamanlar Türkiye’nin en bereketli topraklarının olduğu yerlerde obruklar meydana geliyor. Bu nedenle eski alışkanlıklara bağlı kalarak, üreticiye gerçekleşmeyecek sözler vermek, onları asla memnun etmeyecek teşviklerle desteklemeye çalışmak gerçekçi değil!

BİLİMİN VE HAYATIN AKSİ YÖNÜNE YÜRÜMEKTEN VAZGEÇİLMELİ
Bir sorunu çözmenin ilk adımı önce sorunu kabul etmek, sonra da nedenini bulmaktır. Yüzeyde gözüken sorun üreticinin perişanlığı gibi gözükse de esas sorun, tarım yapma biçimi ve üretim modelinin devrinin kapanmış olmasıdır. Bu nedenle çözüm, üreticiyi geleneksel yollarla desteklemek ve bugüne dek yürünen yolda bilimin ve hayatın aksi yönüne yürümekten vazgeçmektir. Ancak böylece hem üreticilerin hem de Türkiye’nin kaderini değiştirecek adımları atmak mümkün olacaktır.

TOPRAKSIZ TARIMIN SAĞLADIĞI AVANTAJLAR...

Yapay zekâyla yönetilen tarım; ekim, sulama, gübreleme ve hasadı eldeki verilerle, dönemsel hava durumunu da öngörerek yapmaya imkân verir. Alternatif olarak yapılması gerekenlerden biri de topraksız tarım ve dikey tarımdır. Topraksız tarımın sağladığı avantajlardan bazıları şunlardır: Bitkiler toprakta yetiştirilmelerinin aksine yaklaşık yüzde 50 daha hızlı büyür, çünkü besin elementlerine ve suya daha kolay ulaşırlar. Böyle bir tarım uygulamasında;
- Kapalı bir alanda 12 ay yetiştiricilik mümkündür.
- Bitki toprakla bulaşık olmadığı için hastalık ve zararlı riski daha azdır.
- Besin maddelerine kolay ulaşabildiğinden, birbirine girmiş kök yapmazlar, kökler birbirine girmeden büyüyebilirler.
- Toprakta yetiştiriciliğin aksine, çapa yapmak ya da yabancı ot ile savaşmak zorunda kalmazsınız.
- Bitkiler için seçilecek en iyi ortam ve besin elementleriyle verimi artırmak, üreticinin elindedir.
Bu tür bir tarımın hasadı çok kolaydır. Bir salatalığı çıkardıktan sonra bardağa koymak, ihtiyaç ölçüsünde tüketmek ve bir hafta boyunca hem taze kalmasını hem büyümesini sağlamak mümkündür.
En başa dönersek... Olaylar, tarım ve hayvancılık konusunda geçmişte yapılmış ve yapılmamış olanların bir sonucudur. Bu nedenle, yaptıklarımızı yapmamak ve yapmadıklarımızı yapmak için, gittiğimiz yolun tersine yürümek daha uygundur...

SONUÇ:
Türkiye için sorunun çözümü, çıkmaz olduğu uzun yıllardır anlaşılan yolda ilerlemek değil, dünyanın gittiği ve bilimin gösterdiği yönde adımlar atmaktır...

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.06.2021 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları