NACİ AĞBAL'DAN ÖNCE NACİ AĞBAL'DAN SONRA

Yılbaşından beri, Türk para ve sermaye piyasalarındaki gelişmeleri "Naci Ağbal görevden alınmadan önce" ve "Naci Ağbal görevden alındıktan sonra" diye ikiye ayırabiliriz. Bunu daha rahat anlatabilmek için seçilmiş bazı yatırım araçlarını inceledim...

DOLAR/TL:  Yıla 7,43 TL seviyesinde başlamıştı. Şubat ayında 7,00'nin altına düşünce, herkesin beklentisi 6,75 seviyeleri olmuştu; ama Merkez Bankası (MB) Başkanı Naci Ağbal'ın görevden alınması neticesinde hızlı bir yükseliş başladı. Önce 8,00 geçildi, ardından 8,20 de geride kalınca, yıl sonu beklentileri değişti. Artık 9,00’lar konuşuluyor. Elbette bu beklentiyi destekleyen unsurlar; döviz rezervleri, dış borç, cari açık yapısallığı... 

FAİZLER:
İki yıllık gösterge tahvilin faizi, yılbaşında %15'in biraz altındaydı. Naci Ağbal görevden alınana kadar da bunun biraz üzerinde ve altında yola devam etti. Sonra maalesef %20'lerin üzerine çıktı. Bugün %18'in üzerinde seyrediyor. Enflasyon bu şekilde seyrettiği sürece, faizlerin yılbaşındaki seviyelere geri gelmesi imkân dahilinde gözükmüyor.
GRAM ALTIN: 2021'e 450 TL seviyesinde başlayan gram altın, hem Dolar/TL'nin sakinleşmesi hem de altının yurt dışındaki zayıf seyri sebebiyle 400 TL'nin altına geriledi. Ancak yine yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı kur yükselişi gerçekleşince, ons fiyatının yerinde saymasına rağmen önce 450 TL’yi, sonrasında da 500 TL'yi geçti. Yüksek seviyelerden satın almış olanlara önce kâbus yaşatıp sonra da sevindirdi. Şimdi ONS fiyatının da yüksek seyretmesi sayesinde 500 TL üzerinde tutunuyor. 

BELİRSİZLİKLER ARTIYOR
BIST: Bu seneye 1.495’lerde başlayan BIST 100 endeksinin, 2.000'leri geçeceğine dair büyük bir beklenti vardı. Ama 1.600’leri bulamadan, yine Naci Ağbal'ın görevden alınmasıyla beraber 1.300’lerin altına bile esnedi. Bu süreçte halka arzlar devam ederken, piyasadaki yatırımcıların endeksi tutmaya çalıştıklarını görüyoruz. Döviz cinsinden de ucuzlayan endeksin tekrar 1.600’leri test edeceği konusunda beklentiler artmaya başladı. 
BİTCOİN: Gayet iyi hatırlıyorum... Aralık 2020'de üniversitede yaptığımız bir toplantıda Sayın Işın Çelebi “Bitcoin 50.000 dolar olacak" demişti. Ben de "Mutlaka olacak; fakat yatırımcılar dikkatli olsunlar" diyerek tehlikenin altını çizmiştim. Elon Musk'ın itibar manipülasyonuyla beraber Bitcoin 63.000 doları bile test etti. Lakin yine Elon Musk'ın açıklamalarıyla 35.000 doların altına sarktı. Bu arada Türkiye dahil birçok ülkede kısıtlayıcı-yasaklayıcı mevzuat ortaya çıkınca, düşüş yatırımcıların canını acıttı. Her zaman uyardığımız gibi, kısa yoldan zenginleşmek için bilgisizce atılan adımlar, büyük zararları da peşinden getiriyor.
Özetle; bugün bile sebebini tam olarak anlayamadığımız bir görevden alma kararından ötürü piyasalar hâlâ dengeye gelemedi, toparlanamadı. Maalesef Merkez Bankası, TÜİK gibi güven vermesi gereken kurumlara yapılan atamalar da, atanmış olanların konuşma ve davranışları da yatırımcıların kuşkularını artırdı. Mayıs ayını bitirip hazirana doğru yelken açarken, belirsizliklerin sayısı artıyor. Kafamızdaki soru işaretleri de elbette...

FAİZLER DÜŞER Mİ?
Rezervler ile kur yükselişlerinin, kur yükselişleri ile enflasyonun, enflasyonun da faiz ile birebir ilişkisi var. Ayrıca, iç ve dış siyasetin de kurlar üzerindeki etkisini de eklemek lazım. Hal böyleyken faizlerin düşmesi kısa vadede imkân dahilinde gözükmüyor. 


Kamu bankaları dahil olmak üzere birçok büyük banka, kredilerde 1 yıl vadeli fiyat vermediği gibi, bazı büyük özel bankalar da oldukça yüksek faiz vererek kredi talep edenlere “Bu maliyete katlanacaksan buyur al” gibi bir mesaj veriyor. Çünkü herkes faizlerin yükselmesini bekliyor.
Anlaşılan likidite imkânları giderek azalırken, bankalar ve finans kuruluşları "seçici" olmanın ötesinde bir hassasiyete sahip oldu. Diğer taraftan, banka harici finans kuruluşlarının da kredi maliyeti ve kredi faizi arasındaki makası koruyarak iş yapmaya çalıştıklarını görüyorum. “Ticari krediler için faizler 18-22 bandında devam ederken, faktoringde bunun en az 5-6 puan fazlası bir ortalama faiz bulunuyor desem” yanlış olmaz. 

ŞİRKETLERİN BİR GÜNDE YAŞADIĞI GİT-GELLER!...
Şirketlerin bir günde yaşadığı psikolojik git-gelleri şöyle anlatabilirim... Başvurduğu krediye kavuşmanın sevinci kısa sürüyor. Çünkü nakit akışı bozukken ve ödemelerin vadesi ile hacmi ortadayken, ip üzerinde yürümeye çalışan bir cambaz gibiler. Daha önce birçok kez kolayca bazen de ucuz atlattıkları düşme tehlikesini tekrar tekrar yaşıyorlar. Yürümeye devam etmezlerse düşecekler. Ancak bozulmuş dengeyi her zaman öne doğru adım atarak düzeltmek olanağı olmuyor. 

KREDİLERİ YENİLEME MESELESİ...
Güçlü işletmeler için de bir başka dert söz konusu. Vadesi gelen düşük faizli kredilerin, yeni maliyetlerle yenilenmesi... Elbette, her seçeneğin alternatif maliyeti hesaplanacak ve ona göre karar verilecek. Merkez Bankası’nın haziran ve temmuz aylarında faiz düşürmeye kalkması, bu kredilerin daha düşük maliyetle fonlanmasına yol açabilirdi. Ancak piyasadaki olumsuzluk, bu seçeneğin giderek düşük ihtimal olduğunu göstermekte. 
Özetle; güçlü firmaların, günlük düşünen ve başı dertte olan firmalardan en avantajlı tarafı "seçenek çokluğu"... Ancak Merkez Bankası'nın seçenekleri azalırken, güçlü olanların da kredi yenileme için seçenekleri azalıyor. Sanıyorum, banka ve finans kurumları ile reel sektör arasında oldukça sıcak geçecek bir sürece giriyoruz.

Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz

Yazarın 1.06.2021 00:00:00. Tarihinden Önceki Yazıları