KARACA'NIN 2023 VİZYONU

Karaca Grup'un temelleri, babası Arif Karaca'nın da aralarında yer aldığı dört kardeşin, 1973'te İstanbul Sülemaniye'de "Cam Dekor Atölyesi"ni açmaları ile atıldı. O da eğitimini tamamladı ve 2006'da Barcelona'dan gelip işin başına geçti. Pazarlama faaliyetlerine çok fazla önem verdi ve bunun meyvesini de topladı. Bugün Karaca Grup; Karaca, Karaca Home, Emsan, Jumbo ve Cook Plus markaları ile büyük bir ağa sahip. Türkiye'de 600 bayi ve 2 bin 500 satış noktası, 140 Karaca ve 21 Karaca Home mağazası var. Bu sayının da 2021 sonunda toplamda 185'e ulaşması planlanıyor. Özellikle Avrupa'da büyüme hedefleniyor. Onun tecrübelerini kendisine örnek alan binlerce girişimci mevcut. Çünkü o, vizyonu ile 230 yıllık Alman WeImar markasını dahi Karaca çatısı altına aldı. Karaca Grup CEO'su Fatih Karaca'dan söz ediyoruz... Baba Arif Karaca ve amcalarının açtığı yolda emin adımlarla yürüyen Fatih Karaca, Karaca'nın dününü ve bugününü detaylarıyla anlattı. Markanın ufkunu nasıl genişlettiğine ve liderlik özelliklerine, BUSINESS LIFE'a verdiği röportajda açıklık getirdi...

HİKÂYE, CAM İLE BAŞLADI
Karaca’nın 1973 yılındaki doğuş hikâyesini anlatır mısınız? 

O dönemde atölyeler, çoğunlukla camları düz üretiyordu. Fakat tüketiciler; dekorlu olanları tercih ediyordu. Böyle bir dönemde gücünü birleştiren 4 kardeş, camları işleyerek satmaya başladı. Cam, porselen, tencere gibi ürünler bir arada tüketiciyle buluşuyordu. Yani başka markalara da yer veriyorduk. Güçlü satış ağının da etkisiyle 1994’te Karaca markalı ürünler pazara sunuldu. Cam ile başlayan bu hikâyede öncelikle tencereler, sonrasında çatal-bıçak ve porselen takımları imal edildi. 

DEĞİŞİRKEN, SAHİP OLUNAN DEĞERLER KAYBEDİLMEMELİ
Pazar liderliğini yakalamanın formülünden söz eder misiniz? 

Ben 2006’da şirkete geldiğimde, aile üyeleri yönetimdeydi. Mağazacılık öncelikler arasında değildi ve bu konuda bir görev dağılımı ya da plan yoktu. Ben de hem kendi alanımı yaratmak hem de markayı farklı bir noktaya taşımak için perakende, satış ve pazarlama üzerine çalışmaya koyuldum. Alışveriş merkezlerinin yeni görüldüğü bir dönemdi. Biz de iyi yerlerde mağazalar açmaya ve perakendeci olmaya başladık. Bu girişimlerimiz, başarılı bir kırılma noktası oldu. Devamı da ürünlerimize ve markamıza yatırım yaparak geldi. Zaten yeni koşullara çabuk adapte olabilen bir yapımız vardı. Dolayısıyla dijitalleşme bizim için zor olmadı. Şirket kültürümüzü de bu minvalde güncelledik. Bu bize, Covid-19 gibi zorlu bir süreçte hareket alanı sağladı. Yeni şartlara direnç gösteren kişiler “istikrarlı” değil, “başarısız” olarak nitelendiriliyor. Önemli olan değişirken sahip olduğun değerleri kaybetmemek.
 
E-TİCARET YATIRIMLARIMIZA AĞIRLIK VERDİK 
Sektörünüz ve Karaca, normalleşme sürecinde hangi sınavları verecek? 

2020’de perakendenin önünde; pandemi kaynaklı çeşitli engeller ve kısıtlamalar ortaya çıktı. Özellikle AVM mağazacılığı için zor bir yılı geride bırakıyoruz. 2021’de ise salgının gidişatı ve aşı çalışmalarında yaşanan gelişmelerin ışığında sektörün şekilleneceğini söyleyebiliriz. Karaca olarak bu belirsizliklerden minimumda etkilenmek adına hem olası krizlere sıkı hazırlandık hem de en önemli kanallarımızdan biri olan e-ticaret yatırımlarımıza ağırlık verdik. İyimser olduğumuz senaryoda ise Covid-19’un getirdiği olumsuzlukların pozitife dönüşüyle tedarik zincirinde iyileşmeler bekliyoruz. Bu süreçte tüketici nezdinde değişen davranışlara ve trendlere doğru ve çevik yanıt verebildiğimiz takdirde de bu başarının grubumuz finansallarına olumlu yansıyacağını öngörüyoruz. 

TEKNOLOJİK ÇÖZÜMLERİMİZİ TİCARİLEŞTİRME GAYESİNDEYİZ 
Kendinizi; perakendenin yanında, teknoloji şirketi olarak da görüyorsunuz. Dönüşüme nasıl ayak uyduruyorsunuz? 

Teknokent’te kendi teknoloji şirketimize sahibiz. Bu işe başladığımızda IT (Bilgi-Bilişim Teknolojileri) tarafında sadece 1 kişiyken, şu anda IT'nin sadece yazılım tarafında istihdam sayımız 20. Kendimizi sürekli canlı tutmalıyız ve inovasyon yapmalıyız. Amacımız; kendi geliştirdiğimiz yazılımları gelecekte dışarıya satmak. Perakende odaklı teknolojik çözümlerimizi, tüm sektöre fayda sağlayacak şekilde ticarileştirme gayesindeyiz. StartUp’lara destek olmaya çalışan ve yatırımlara çok açık bir şirketiz.

2008, BİZİM İÇİN DÖNÜM NOKTASI OLDU 
2008’de herkes küçülürken, siz yüzde 46 büyümüştünüz. Krizi fırsata çevirmenin sırrını paylaşır mısınız? 

Global krizin yaşandığı ve Türkiye’nin yüzde 2 küçüldüğü 2008, bizim için dönüm noktası oldu. Reklam bedelleri fazlasıyla düşmüştü. Stratejimiz; var olan ortamı avantaja çevirerek, medya tarafında uygun ve kârlı satın alımlar yapmak oldu. TV’de güçlü kampanyalar hazırlayarak, çok ciddi bir satış hacmi ve geliri elde ettik. O yıl yüzde 46 büyüdük. 2008, Karaca’nın rakiplerine fark attığı ve sektör liderliğini eline aldığı dönemdir. Herkesin küçülüp piyasadan çekilirken, biz tam tersini yaptık. Bazı AVM’lerde aylık metrekare ciromuz 4 bin liranın üstündeydi ki bunlar, insaların görmeye alışkın olduğu rakamlar değildi. 

YURT DIŞINDAKİ MAĞAZA SAYIMIZI ÇOĞALTACAĞIZ
En çok hangi ülkelere odaklanıyorsunuz?

Yurt dışında ilk mağazamızı 2014 yılında Hollanda’da açtık. Şu anda, Polonya, Romanya, Viyana, Azerbaycan, Almanya ve Suudi Arabistan’ın da aralarında yer aldığı 13 ülkedeyiz. 2021 hedeflerimiz arasında bu sayıyı artırmak bulunuyor.  Ama bunu yaparken de tüketici alışkanlıklarını en iyi şekilde analiz ediyor, yeni araştırmalar gerçekleştiriyor, o bölgeye özel mağaza ve satış konsepti geliştiriyoruz. Yeni pazarların genelini Avrupa oluşturuyor. Almanya’da Köln, Manheim, Berlin ve Münih olmak üzere dört mağazamız var. Ayrıca geçen sene Almanya’nın en köklü markalarından Weimar’ı bünyemize kattık. 

AMACIMIZ, SEKTÖRDE DÜNYACA BİLİNEN MARKA OLMAK
Yurt dışında; mutfak, sofra ve ev tekstil kategorilerini tek bir çatı altında, kendi markası ile satan organize perakende markası yok. Bu, Karaca için bir şans mı? 

Evet... Bu boşluğu fırsat olarak görüyoruz ve bunu öncelikli olarak satın alma gücü yüksek coğrafyalarda değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Üç kıtaya yayılmış geniş bir ağımız var. Yurt dışında hızlı mağazalaşma sürecimiz agrasif olarak sürecek. Avrupa, coğrafi yakınlık anlamında da en önemli hedef pazarımız. Avrupa yönetim merkezimizi Almanya’ya taşıyoruz. Global marka yönetim mekanizmasını geliştiriyor ve organizasyon mimarimizi bu yönde değiştiriyoruz. Almanya’da derinlemesine büyümek, sonrasında mağazacılık deneyimimizi Amerika’ya taşımak istiyoruz. Eş zamanlı olarak, girdiğimiz pazarlarda, mutlaka e-ticaret ile de olacağız. 2023 vizyonumuz ise; Türkiye’den yönetilen, ürünlerini  Türk tasarımcıların ve mühendislerin ortaya çıkardığı, inovasyonları dünyanın diğer markaları tarafından da kullanılan ve alanında dünyaca bilinen marka olmak.  

ÖDÜLLERİ TOPLUYORUZ
Kuruluşundan beri markanızın doğasında olan “inovasyon” başlığı altında hangi adımları atıyorsunuz?

Koleksiyonlarımızın kreatif yaklaşımı, Barcelona’da yaşayan iki İspanyol tasarımcı tarafından yönetiliyor. İç ve dış ekip olarak 10’un üzerinde tasarımcı ile Türkiye ve dünyanın en önemli ödüllerini topluyoruz. Markamızın ilk günden bu yana en önemli hedefi; her zaman yenilikleri takip etmek ve sektörde ilkleri yaparak, hayâllerimizi hayata geçirmek. “Fine Pearl” “Biogranit” serilerimiz, farkındalığımız ve bunun peşine düşen; kararlı, hayâl gücü yüksek ekibimiz ile ortaya çıkardığımız en özel ürünler arasında... 

PERSONEL SAYIMIZI, YÜZDE 20  ARTIRMAYI HEDEFLİYORUZ
İstihdama dair tedbirlerinizden bahseder misiniz? 

Mağazacılıktan doğan bir marka olduğumuzdan dolayı mağaza yatırımlarımız da devam ediyor. Artan iş hacmimiz ve gelişmeye odaklı olduğumuz için insan kaynağına önem veriyoruz. Bu minvalde istihdam yaratıyoruz. Hem sahada hem de merkez ofiste olacak şekilde personel sayımızı yaklaşık yüzde 20 artırmayı hedefliyoruz. 

BİR BÜTÜNÜN GÜCÜNE İNANAN BİR YAPIDAYIZ 
“İnsan Kaynakları” özelinde yanıt ararsak, “İşveren Markası” olarak nasıl çalışmalar yapıyorsunuz? 

Tek bir kişinin değil, bir bütünün gücüne inanan bir yapıdayız. Adı olmasa da hem çalışanlarımız hem de paydaşlarımız ile verimliliği artıracak girişimlerimiz oldu. 2016 yılındaki “Çalışan Memnuniyeti” anketi sonrasında ise “Kültür Elçileri” projesini hayata geçirdik. Bu bağlamda, Karaca’nın “işveren markası” olmasını desteklemek için çalışanlarımıza, ilk günden itibaren farklı bir çalışma deneyimi yaşatma gayretindeyiz. Yeni işe başlayanları “Hoş Geldin” videosu ile karşılıyoruz. Merkez ofiste, entelektüel olarak donanım kazanılmasını sağlamak amacıyla düzenli eğitimler organize ediyoruz. Çalışanların birbirini daha iyi tanıması için “Karaca’da Kariyer Hikâyeleri” başlığıyla herkesin kariyer yolculuğunu anlatan duyurular yapıyoruz. Mentor yöneticiler ile röportajlar gerçekleştiriyoruz. Örneğin; 23 Nisan’da mağazalarımızı ziyaret eden çocuklara hediye edilmek üzere Karaca ürünlerinden oluşan bir boyama kitabı, kuru boya seti ve fotoğraf çektirmeleri için bir fotoblok hazırladık. Böylesine özel bir günde çocuklarımızın yanında olacak bir proje üretmek ve uygulamak ekip için mutluluk vericiydi. 

SOSYAL SORUMLUYUZ
Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) kapsamındaki projelerinize ilişkin bilgi verir misiniz? 

“Paylaşacağımız Bir Gelecek Var” mottosuyla UNICEF ile birlikte hayata geçirdiğimiz ve kârın tamamını UNICEF’e bağışladığımız projemiz var. UNICEF’in Türkiye’deki eğitim çalışmalarına destek vermek amacıyla, 2010 yılından beri UNICEF ile işbirliğindeyiz. Her biri alanında değerli ve başarılı isimlerin, kendileri için özel olan ikonları, tasarımcılarımızca fincanlarda hayat buluyor. Böylece daha geniş kitlelere ulaşabiliyoruz. 2018’deki İstanbul Maratonu'nda çalışanlarımız ile birlikte TEMA Vakfı için iyilik peşinde koştuk. Çocukların “Ağaç Kardeşi” olduk. “Karaca Home”un 2016’daki “Çantamda Gelecek Var” projesi, Toplum Gönüllüleri Vakfı aracılığı ile gençlerin ve gelecek nesillerin kişisel gelişimlerine katkıda bulunmayı amaçlıyordu. Nevresim kumaşlarıyla çanta üreten Karaca Home’un ürünlerindeki kalitesi, faydalı ve kullanılabilir bir hale getirildi. Satış gelirinin tümü bağışlandı. 2012’deki “Türk kahvesi içiyorum, kahveme sahip çıkıyorum” proje kapsamında, Türk Kahvesi Kültürü Ve Araştırmaları Derneği yararına Türk kahvesi fıncanları tasarlandı. 

KARACA’DA EKİP RUHU
- Karaca olarak çok iyi partnerlerle bir araya geldik ve işini severek yapan bir ekip kurduk. 
- Özellikle kariyer hedefi olan ekip arkadaşlarımızı şirkette farklı pozisyonlarda görevlendiriyoruz. Yıl içerisinde rotasyon ile bütün bölümlerde çalışmalarını sağlayarak, onları iş dünyasına hazırlıyoruz. 
- Şirket kültürüne hâkim yönetici adayları oluşturuyoruz. Değerlerimizi özümsemiş, markamızı bir üst noktaya taşımak için istekli bir ekip ve partnerler ile çalışmak, başarımızı destekliyor ve sürdürülebilir kılıyor.

FATİH KARACA’DAN GENÇLERE TAVSİYELER
- Gelecekte iş dünyasında markalar, zorlu rekabet içerisinde olacak. Çok fazla alternatifin, kolayca erişebildiği, her markanın tüketici ile yakın ilişkide olduğu ve hizmetin kişiselleştirdiği bir dönemden bahsediyoruz. 
- Z kuşağı ve sonrasındaki liderlerden iş dünyasının beklentisi, daha çok çözüm bulma ve aksiyon alma üzerine olacak. 
- Yeni dönemde liderler, teknolojinin sunduğu imkânları en iyi değerlendiren ve bunu insan iş gücü ile en iyi eşleştiren isimlerden oluşacak. Çünkü bizlerin duygusal yaklaşımı ve zekâsı, henüz teknolojinin sahip olduğu bir yeti değil. 
- Durumu iyi değerlendirmek, değişken koşullar karşısında aksiyon almak ve rutini değiştirmek, insana özgü bir ayrıcalık. Geleceğin liderleri de iş dünyasının parametrelerini iyi yönetebilmek adına bu ayrıcalığı iyi kullanmalı.

FATİH KARACA’YA “DUAYEN” ÖĞÜDÜ
- Ailem, eğitim hayatım devam ederken bir yandan da beni bu sektör için hazırladı. 
- Babam, Sayın Arif Karaca ile beraber fuarlara gider, gelişmeleri takip ederdik. Onun ve amcalarımın sektördeki tecrübesi ve benim markayı taşımak istediğim yere dair hedeflerim bir araya gelince, şimdi hepimizin hayatının bir anına eşlik eden Karaca olmayı başardık.
- Babamın hep bize söylediği ve bugünlere gelmemizde çok büyük etkisi olan söz “Hayâl kur” idi ve biz hep bu hayâllerin peşinden koştuk.

FATİH KARACA, TEMPOYU NASIL DELEGE EDİYOR?

- Gerçekten çok yoğun bir iş tempomuz var. Uyandıktan sonra yatana kadar tüm işimiz gücümüz Karaca bizim... 
- Eve geldikten sonra ya da hafta sonları bile Karaca merkezli yaşıyoruz hayatlarımızı... Haliyle bu düzen, bazen bedensel olarak çok yorucu olsa da işimize karşı duyduğumuz tutku, bizi her zaman dinç ve enerjik tutmaya yetiyor. 
- 5 yaşımdan beri ailemden dolayı bu sektörün içindeyim ve işimi severek yapıyorum. Bunlar, işleri detayına kadar takip etmeyi ve daha başarılı kararlar almayı kolaylaştırıyor.
- Son zamanlarda yenilenme yöntemi olarak hayatıma golfü kattım. Vakit buldukça golf sahasına gitmenin, biraz da olsa günlük tempodan uzaklaşmanın çok iyi hissettirdiğini fark ettim. 
- Fırsat buldukça bire bir toplantılarımın bazılarını sahilde yürüyerek yapmak bana çok verimlilik katıyor. 


Bu Makaleyi Sosyal Medyada Paylaşabilirsiniz