Güven ve itibar en büyük sermaye

Günlerden cuma… 7 yaşındayım. Sabah çalan kapı ziliyle uyandım. Kapıda karşı komşumuz babama elindeki torbayı uzatıyor, “Rahmi abi bu sende kalsın” diyordu. Sabah sabah bu adam babama ne veriyor diye merak ediyorum. Babam olmaz dese de adam babama ısrar ediyor, adeta yalvarıyordu. İçeriye girdiğinde hepimiz babamın gözlerine bakıp açıklama bekliyoruz. Babam bizi karşısına oturtup başlıyor konuşmaya…. “Çocuklar, karşı komşumuz tatile gitti ve eşinin altınlarını bize emanet etti. Ben ısrarla ‘Yahu çalınırsa ne yaparım’ dedim. Adam ise ‘Abi çalınacaksa senin evinden çalınsın. Ben hırsızlığa karşı evde bırakmak istemiyorum’ karşılığını verdi. ‘Allah mahcup etmesin bu güvene’ deyip aldım” ifadelerini kullandı. Aman kimseye bir şey söylemeyin diye de tembih etti.
***
İşte benim babam böyle bir adamdı. Güvenilir ve emin bir adam olmak. Herkesin sözüne itibar ettiği, dürüst ve doğruluktan asla ödün vermeyen bir babanın oğlu olmak, hayatım boyunca beni her zaman onurlandırdı. Şimdi daha zor olan bunu devam ettirmek ve babamın bıraktığı güvenilir ve itibarlı adam olmak. Bundan daha da önemlisi bu mirası oğluma da aşılayabilmek.
***
Babama herkes ‘Doğru Ahmet’ derdi. Düşününün 29 Aralık tarihinde doğdum. Herkes çocuğunu 1 Ocak diye yazdırırken babam öyle yapmadı. Dokuz köyden kovulacağını bilse asla yalan söylemezdi. 
***
Babam köyde doğmuş. Büyük zorluklarla okuyup devlette memur olmuş. Ziraat teknisyeni olarak 30 yıl çiftçiye ‘Doğru tarım nasıl yapılır’, onu anlattı. 1970’li ve 80’li yıllarda devlette çalışan memurlar, hükümet politikaları, yanlış olduğunda uygulamayı reddettiklerinden uzak illere tayin edilir, adeta cezalandırılırdı. 18 yaşıma geldiğimde babama sordum. “Bu kadar sene Isparta’da görev yaptın. Pek çok hükümet geldi geçti. Neden herkes tayin olurken seni bir yere sürmediler?” dedim. İşte babamdan aldığım ikinci ders: “Evlat, ben hükümetlerin memuru olmadım. Devletin memuru oldum. Kanun ve kitap bildiğim için, yasaların dışında benden bir şey istendiğinde, Kanun bunu yasaklıyor deyip yapmadım. Üstlerimin de hata yapmasını engelledim. O dönemde kanunlara uymak önemliydi. Kanunlar kişilere göre değişip düzenlenmiyordu. O nedenle kimse beni bir yerlere sürgün etmedi. Aksine kendileri için varlığımı sigorta gibi gördü. Sayemde yöneticilerim de hata yapmadı” diye ekledi. 
***
Güven ve itibarın doğruluk ve dürüstlükten, adaletten geçtiğini bana öğreten bu iki olayı hayatım boyunca unutmadım. Babam derdi ki, “Oğlum, doğruluk, dürüstlük, adil olmak bir insanda zaten olması gereken özelliklerdir. Kimse bunlarla övünmemelidir. Kişi ‘Ben dürüst bir insanım’ diye ortalarda konuşuyorsa bil ki sahtekârdır” dedi.
***
Okul parasını inşaatlarda çalışarak çıkarak bir babanın oğluyum ben. 3 yıl önce kaybettim babamı ve her gün yanımdaymış gibi hareket ediyorum. Babamla ilgili bir kitap yazmak en büyük dileğim. Belki de bu yazı bir başlangıç olacak. 
***
İnsan sevdiklerini kaybettiğinde geriye dört şey kalıyor. Yaşanan anılar, çekilen resim ve videolar, size öğrettikleri ve en önemlisi de kaybettiğiniz kişinin kokusu. Bu dördüncüsünü kimse önemsemez. Ben babamı her hatırladığımda kokusunu burnumda hissediyorum. Çünkü sağlığında ona her sarıldığımda, mis gibi kokusunu içime çekerek sımsıkı sarılıp öperdim. 
  Siz siz olun sevdiklerinize sarılırken kokusunu içinize iyice çelin.