CEO’ların 2018 ajandasında neler var?

Türkiye’nin en büyük holdinglerini yöneten CEO’ların yeni yıl ajandaları ve büyüme tahminlerini araştırdığımız yeni yılın ilk dosyasında 2018 yılına ilişkin öngörü ve yatırım planlarını masaya yatırdık. Yeni yılın ilk sayısı için BusinessLife’e değerlendirmeler yapan; ekonomiyi omuzlayan, ülkemizin yüzakı şirketlerin CEO’ları 2018’in tüm zorluklarına rağmen yeni bir umut yılı olduğunu düşünüyor.

Araştırmamızda,  ‘Türkiye’nin büyüme performansı, büyüme ihtiyacına cevap veriyor mu? Sektörlerde karlılıklar nasıl sürüyor? Dövizin seyri ve politikalar memnuniyet verici mi? Yeni yıla ait hedef ve yatırım planları ne? Kalıcı ve sürdürülebilir büyümeyi yakalamak için alınacak tedbirler neler?’ sorularının cevabını veren CEO’lar gelecek planlarını, yatırım önceliklerini anlattı.

AB VE TİCARET ORTAKLARIMIZLA GÜÇLÜ İLİŞKİ, SERMAYE GİRİŞİNİN DEVAMI...

CEO’lar, başta AB olmak üzere ticaret ortaklarımızdaki güçlü ekonomik performans ve ilişki, düşük petrol fiyatları, gelişmiş ülkelerin para politikalarındaki normalleşme sürecinin zamana yayılması ve sermaye girişlerinin devam etmesini istiyor. Yine Türkiye ekonomisinde büyüme, dış denge ve döviz kuru üzerinde olumlu yönde bir etki yaratacağını öngörüyor.

NİTELİKLİ İSTİHDAM VE İHRACATA DAYALI BÜYÜME ÖNEMLİ

 Nitelikli istihdamı önemsiyor. Enflasyon ve cari açık yaratmayan, ağırlıklı olarak yurtiçi tasarruflar ve doğrudan yabancı yatırımlarla finanse edilen, yatırım ve ihracata dayalı bir büyüme yapısı hedeflenmesi gerektiğini düşünüyorlar.

DOĞRU YATIRIMCI, AR-GE VE İNOVASYON ZAMANI

Orta vadede Türkiye ekonomisinde nitelikli istihdam oluşturması gerektiğini düşünen CEO’lar, enflasyon ve cari açık yaratmayan, ağırlıklı olarak yurtiçi tasarruflar ve doğrudan yabancı yatırımlarla finanse edilen, yatırım ve ihracata dayalı bir büyüme yapısı hedeflenmesi gerektiğini düşünüyor. Teknoloji, AR-GE ve inovasyon merkezli büyüme  2018’in en öncelikli yatırım konuları arasında yer alıyor.

2017 NASIL GEÇTİ?

2017 yılı, dünya genelinde seçimler ve seçimlerin yarattığı politik belirsizlikler ile başlamıştı. İkinci yarıya bu belirsizliklerin yavaş yavaş ortadan kalktığı bir ortamda başladık. Öte yandan, olumsuz etkilerini çok ani olarak hissettiğimiz jeopolitik ve politik gerginlikler (Ortadoğu-Katar, Suriye, Kuzey Kore, İran-Irak, İsrail-Filistin ilişkileri vs.) 2017’de bir risk olarak devam etti. Ayrıca Brexit süreci ve Avrupa Birliği üzerindeki belirsizlikler, Türkiye’nin en önemli ihracat pazarı Avrupa ile olan ticari ilişkileri kapsamında bir risk oluşturmaya devam ediyor.

Parasal Sıkılaştırma Politikalarına Dikkat Etmemiz Gerek

Bunların yanı sıra önümüzdeki dönemde küresel çapta özellikle parasal sıkılaştırma politikalarına dikkat etmemiz gerekiyor. Ekonomilere yön verecek en kritik etkenlerden biri bu olacak. 2008’den günümüze, küresel krizin başlangıcı ile FED’in, Avrupa, İngiltere ve Japon Merkez Bankalarının bilançoları ciddi oranda arttı. Likiditedeki bu artışlar dünyanın her tarafında varlık fiyatlarının hızla yükselmesine dolayısı ile alım gücünün zayıflamasına yol açtı. Önümüzdeki dönemde kritik önem taşıyan bu 4 merkez bankasının piyasalara açtıkları likiditenin bir kısmını geri çekmesi en beklenir senaryo olacak. Dolayısıyla parasal genişlemenin sıkılaştırılacağı önümüzdeki yıllarda dış finansmana bağlı olan ekonomiler kronik sıkıntılar çekecek. Dış finansman ihtiyacının etkinliğini sürdürdüğü ülkemizde gelecek dönemde beklenen bu politik değişimleri yakında takip etmek durumundayız.

BAŞLIK: HIZLI BÜYÜME SÜRSÜN İSTİYORUZ

2017 yılının global anlamda zorlu bir yıl olduğunu söyleyen Sabancı Holding CEO’su Mehmet Göçmen’e göre bütün bunlara rağmen kürüsel ekonomik büyüme beklentileri yukarı doğru revize edildi.

2018 yılına ilişkin öngörülerinizden kısaca söz eder misiniz?

2018’de olumlu küresel konjonktürün devam ettiği, gelişmiş ülkelerde para politikası normalizasyonunun kademeli olacağı, küresel risk algısının, gelişmekte olan ülkelere yönelik risk algısına ve fon akımlarına destek vermeye devam edeceğini öngörüyoruz.

Bu yılda da ekonomi yönetimimizin büyümeyi desteklemeye yönelik etkin politikalarına devam edeceklerine inanıyorum. Ülkemiz, üçüncü çeyrekte rekor bir büyümeye imza attı. Düzenlemeler ve desteklerle birlikte Türkiye'nin yakaladığı hızlı büyüme ivmesini sürdüreceğini ve yabancı yatırımların devam edeceğini düşünüyoruz.

‘’TRENDLERİ ÇOK YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ’’

Sabancı Topluluğu olarak, 90 yılı aşkın süredir faaliyet gösteriyoruz ve içinde bulunduğumuz her sektörde Ar-Ge ve inovasyonda fark yaratmak, sektör liderliğimizi devam ettirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Topluluk olarak trendleri çok yakından takip ediyoruz ve aynı zamanda içinde bulunduğumuz sektörleri şekillendiren, öncü işlere imza atıyoruz. Sabancı olarak çok ciddi bir son kullanıcı veri tabanımız var. Tüm bu veriyi doğru kullanarak nasıl bir yeni iş modeli, yeni bir iş alanı yaratırız diye çalışmalar yapıyoruz.

Sabancı Topluluğu olarak 2018 yılı hedeflerinizden kısaca bahseder misiniz?

Tabiki. Başta sanayi şirketlerimizde olmak üzere diğer işlerimizde de endüstri 4.0 sürecinde atacağımız adımlar var. Bu sayede çok yüksek bir üretim yönetimi verimi yakalayabiliriz. Ayrıca içinde bulunduğumuz hizmet sektörlerinde büyük verinin analitiğini doğru konumlandırarak yeni bir büyüme aksı yaratabilir miyiz diye bakıyoruz. Bu alanda sigorta şirketlerimizin ve sektörünün iki önemli oyuncusu olan perakende şirketlerimizin atacağı adımlar çok önemli. Coğrafyaya göre bir portföy dengemiz olduğu gibi bir de büyüme ve karlılık dengesi üzerine oturan ayrı bir portföy dengemiz olacak. Bütün bunları yaparken bütün mesele ise “Yeni neslin Sabancı’sı” olarak adlandırdığımız bu yeni oyunu tüm paydaşlarımız nezdinde tasarlayıp hayata geçirmek.

Hangi sektörlere odaklanacaksınız?

2018, faaliyette bulunduğumuz sektörlerde hem ülkemize hem iş ortaklarımıza hem de bulunduğumuz coğrafyalardaki ekonomik ve toplumsal refaha katkıda bulunmaya, değer yaratmaya devam edeceğimiz bir yıl olacak. Üretimi, yatırımları ve dijital dönüşümü hızlandıracağız. Ayrıca 2018’de katma değerini yüksek bulduğumuz sektörlere odaklanmayı sürdüreceğiz.

CEO’LARA GÖRE DEĞİŞİM VE GELİŞİME DAİR NELER YAPILMALI?

CEO’lar, başta AB olmak üzere ticaret ortaklarımızdaki güçlü ekonomik performans, düşük petrol fiyatları, gelişmiş ülkelerin para politikalarındaki normalleşme sürecinin zamana yayılması ve sermaye girişlerinin devam etmesi, Türkiye ekonomisinde büyüme, dış denge ve döviz kuru üzerinde olumlu yönde bir etki yaratacağını öngörüyor.

YATIRIM VE İHRACATA DAYALI BÜYÜME

Orta vadede Türkiye ekonomisinde nitelikli istihdam oluşturması gerektiğini düşünen CEO’lar, enflasyon ve cari açık yaratmayan, ağırlıklı olarak yurtiçi tasarruflar ve doğrudan yabancı yatırımlarla finanse edilen, yatırım ve ihracata dayalı bir büyüme yapısı hedeflenmesi gerektiğini düşünüyorlar.

Böylece ekonomik büyümeyi sürükleyici politikalarla beraber, katma değeri yüksek daha fazla ve daha iyi işler yaratılması ve işgücünün nicelik ve niteliğinin yükseltilmesi suretiyle daha dengeli bir yüksek büyüme süreci yakalanacak.

‘’YATIRIM BAŞLIĞIMIZ TEKNOLOJİ VE İNSAN KAYNAĞI OLACAK’’

Türkiye’nin en performanslı CEO’larından Pegasus Hava Yolları CEO’su Mehmet Tevfik Nane, Türkiye’nin büyüme performansına ve büyüme ihtiyacına cevap vermek için 2018 yılında filolarına 10 yeni uçak katılacaklarını söyledi. Nane, ‘’Teknoloji, 2018’in en öncelikli yatırım konularımız arasında yer alıyor. Bir diğer yatırım başlığımız da insan kaynağı olacak’’ dedi.

2018 yılına ilişkin öngörülerinizden kısaca söz eder misiniz?

2017 yılını bir yenilenme dönemi olarak gördüğümüzü ve asıl büyümenin 2018 ve sonrasında gelmesini beklediğimizi sene başında ifade etmiştik. Bu büyümeyi yakalamak adına çok çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz. Sivil havacılık sektörü genel anlamda çok daha iyi bir durumda, geçtiğimiz yılların olumsuz etkilerinden sıyrıldı. Ülkemizin ekonomisine, sivil havacılık ve turizm potansiyeline inancımız tam. 2018 yılında da misafirlerimize Pegasus farkını yaşatmak adına var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.

2018 yılı hedeflerinizden kısaca bahseder misiniz?

Pegasus Hava Yolları olarak, 2012 yılında 75’i kesin olmak üzere A320neo ve A321neo tipi 100 uçak sipariş ettik. Bu siparişin ilk uçaklarını 2016 yılı 3. çeyreği itibarıyla teslim almaya başladık. Söz konusu uçak siparişimize ait son uçağın teslimi 2022 yılı sonunda gerçekleşecek. 2018 yılında 10 yeni uçak filomuza katılacak. Yani filomuzu adım adım büyüteceğiz.

Ocak 2018 ayında Anadolu’nun hangi kentlerine yeni uçuş seferleri başlatacaksınız?

Uçuş ağımıza her geçen gün yeni noktalar eklemeye devam ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da Ağrı’da müjdelediği gibi, İzmir-Ağrı uçuşlarımız Ocak 2018’de başlıyor. Bu sayede Türkiye’nin batısı ile doğusunu kısa uçuş süreleriyle birbirine bağlayacak ve misafirlerimizi yeni uçuş noktalarına ulaştıracağız. Sabiha Gökçen-Bingöl, Sabiha Gökçen-Uşak ve İzmir-Ağrı uçuşlarımızın başlamasıyla birlikte, Ocak ayında Anadolu’ya 3 yeni hat açmış olacağız.

Sektöre yeni istihdam yaratma adına neler yapacaksınız?

Teknoloji, 2018’in en öncelikli yatırım konularımız arasında yer alıyor. Bu alanda misafirlerimize artı değer yaratmak üzere hayat kolaylaştıran projelerimiz olacak. Dünyanın ve ülkemizin en büyük kurumları ile işbirliklerimiz olacak. Bir diğer yatırım başlığımız da insan kaynağı olacak. Sektörde yeni istihdam yaratmak önümüzdeki dönem Pegasus’un ana hedefleri arasında.

CEO’LAR DEĞİŞİMİ HER PLATFORMDA KONUŞUYOR

Dünyada pek çok alanda hızlı bir değişim söz konusu. Çok hızlı bir değişimin geldiğini ve bu değişime ayak uydurmanın gerekliliğinden söz eden CEO’lara göre; özellikle dijitalleşme ile ilgili çok ciddi farkındalık var. Yatırımlar yapılıyor, ama gerçek anlamda bu sürece nasıl hazırlanılıyor, ona bakılması gerekiyor.

YENİ BİR DALGA GELİYOR

CEO’lar, ‘değişimin içindeyiz ama iş yapma modellerimizi, işlerimizi kökünden etkileyecek bir dalga ile karşı karşıyayız’ diyor. Ancak her pazarın kendine has dinamiklerini de her zaman hesaba katmak gerekiyor.

DEĞİŞİME AYAK UYDURACAK İNSAN KAYNAĞINI SORUNU

CEO’lara göre en kritik konu insan kaynağı. Çünkü Türkiye’nin değişim ve dönüşüm ile ilgili en temel probleminin ve riskinin eğitim ile ilgili sorunlarımızı aşamamak olduğunu düşünüyorlar.  Maalesef ihtiyaç bu.  Ama bununla ilgili doğru bir noktada mıyız, sorusunu iyi değerlendirmek gerekiyor. Bu gerekliliği ve ihtiyacı net teşhis edip, bunun şirketlerin ötesinde değerlendiriliyor olması elzem. Bu yapıya ciddi katkı sağlamak gerekiyor. Aksi takdirde bundan 10-15 yıl sonra bu teknolojiler çok daha hızlı gelişecek. Çok daha farklı noktalara gelecek, ama bunlara cevap verecek kadroları şirketler bünyelerinde bulamayacak.

YURTDIŞINDAN İNSAN KAYNAĞI GETİRME MECBURİYETİNE DİKKAT

Şirketler bugün bile bazı alanlarda eleman bulmakta zorlanıyor; bulduğu zaman da elinde tutamıyor. İnanılmaz bir akış var firmalar arasında.  Büyük şirketler yurtdışından insan kaynağı getirmeye başladı. CEO’lara göre insan kaynakları (HR) politikaları gözden geçirilmeli.. Dolayısıyla eğitim konusunda mutlaka çok ciddi bir adım atılması gerekiyor. Bu ihtiyaç ile ilgili var olan durum CEO’ları endişelendiriyor.

‘’2018’DE AYNI TEMPOYLA DEVAM EDECEĞİZ’’

Türkiye’nin giyim markası Kiğılı’nın CEO’su Hilal Suerdem, şirketin 80 yaşına girmesi nedeniyle 2018’in daha özel bir önemi olduğunu vurguluyor. E-ticaret ve mağaza yenileme konusunda dopdolu bir yılın ardından 2018’de de aynı tempoyla büyüyeceklerine işaret ediyor.

2018 yılına ilişkin öngörülerinizden kısaca söz eder misiniz?

Hem perakende sektörü genelinde hem hazır giyim alanında hem de Kiğılı özelinde 2018’den beklentimiz çok yüksek. Politik ve ekonomik iklim nasıl olursa olsun, bizler son sürat çalışmayı sürdüreceğiz. Kiğılı’nın 80’inci yılı olması nedeniyle de 2018’in bizim ayrı bir önemi var.

Türkiye’nin büyüme performansı, büyüme ihtiyacına cevap veriyor mu?

Kimi zaman yaşadığımız krizler, sorunlar büyüme performansımızı etkiliyor ancak, Türkiye büyük bir ülke. Zorlukların peşinden kendimizi toparlamayı biliyoruz. Örneğin, geçtiğimiz günlerde 2017 üçüncü çeyrek büyüme rakamları açıklandı. Ekonomimiz yüzde 11’in üzerinde büyüme göstererek, son altı yılın en yüksek çeyreklik büyümesini gerçekleştirdi. Bunlar çok sevindirici gelişmeler. Bizler de bu doğrultuda 2018’de Türkiye ekonomisi için beklentilerimizi daha da artırdık.

Kiğılı’da ve sektörlerinizde karlılıklar nasıl sürüyor?

Perakende sektöründe karlılık konusu maalesef kemikleşmiş bir sorun olarak varlığını sürdürüyor. Bunun pek çok sebebi var; ancak artık asıl konuşmamız gereken konunun bununla nasıl başa çıkabileceğimiz olduğunu düşünüyorum. Bizim Kiğılı olarak stratejimiz, kaliteli ürünleri ulaşılabilir fiyatlarla tüketiciye sunmak. Bu formül uzun yıllardır işliyor ve bizi hedeflerimize taşıyor.

Dövizin bu seviyesi sizi memnun ediyor mu?

Döviz kurlarında dönemsel oynamalar oluyor, fakat giyim ve perakende sektöründe bu durumlara artık alışkınız. Adımlarımızı öngörülü biçimde atıp, dalgalanmalardan en az şekilde etkileniyoruz.

Yeni yıla ait hedef ve yatırım planlarınız nelerdir?

Kiğılı olarak 2017’yi dolu dolu geçirdik. 2018’de de aynı tempoyla devam edeceğiz. 2017 yılında 10 yeni mağaza açtık. Metrekarelerimizi büyütmekle kalmadık, mağazalarımızın iç mekan tasarımlarında da yenilikler gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra, e-ticaret sitemiz çok iyi gidiyor. Kiğılı olarak daha şehirli, daha dinamik bir marka haline geldik. Bu doğrultuda pazarlama ekiplerimiz, günün gerekliliklerine uygun şekilde dijital taraftaki projelere odaklanıyor. 2018’de bu çalışmalarımızın devamı gelecek.

Yeni dönemde yatırım ve istihdamınız nasıl sürecek?

Yatırım ve istihdam tarafında da durmuyoruz. Özellikle yurtdışı yatırımlarına eğilmeyi planlıyoruz. Hem yeni pazarlara açılacağız hem de satış noktalarımızın sayısını artıracağız. Türki Cumhuriyetler ve Orta Doğu’da daha fazla noktada olacağız. Suudi Arabistan’ın en büyük kenti Cidde’de ikinci mağazamızı açacağız. Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki farklı bölgelerden aldığımız teklifleri değerlendireceğiz. Hindistan ve Balkanlar bölgesi de fırsatları değerlendirmeye açık olduğumu yerler. Yurtiçinde 15, yurtdışında 10 mağaza açmayı hedefliyoruz. Böylelikle 2018 sonunda Türkiye’de 240, yurtdışında ise 35 noktaya ulaşmış olacağız. Yeni gelişmelerle birlikte, 150-200 kişi arasında yeni istihdam sağlayacağız.

TÜRKİYE’NİN MARKASI OLARAK BÜTÜN DÜNYADA ANILMAK İSTİYORUZ

Globalde özetle neler yapacaksınız?

Yurtdışı faaliyetlerimiz mağaza yatırımlarıyla sınırlı olmayacak. Markamızın konumlandırmasını da güncellemeyi planlıyoruz. Bildiğiniz gibi ülkemizde “Türkiye’nin erkek giyim markası” şeklinde konumlanıyoruz. Yurtdışında da artık “Made in Turkey” değil, “Brand of Turkey”, yani “Türkiye’nin markası” algısıyla anılmak için çalışmalar yürüteceğiz.

Kalıcı ve sürdürülebilir tedbirlerinizden söz eder misiniz? Beklentileri ve belirsizlikleri nasıl yönetiyorsunuz?

Bizim tedbirlerimiz Kiğılı’nın kurum kültüründe saklı. Bizler yatırımcı ruha sahip bir firmayız. Kiğılı markası, hiçbir dönemde yatırım yapmayı durdurmamış. Bu nedenle her daim Türkiye için jeneratör görevi gören markalardan biri olmuş. Öte yandan esnek bir yapımız var. Değişimlere direnmek yerine, onları kabul edip, süreci kendimiz için en iyi olan şekilde yönetmeye çaba gösteriyoruz. Bu özelliklerimiz, aldığımız tedbirlerin de temelini oluşturuyor. Ayrıca, Abdullah Kiğılı Bey’in sektörde 50 yılı aşan tecrübesi markaya büyük değer katıyor. Belirsizlikleri ve beklentileri yönetirken, bu tecrübeden hepimiz faydalanıyoruz.

CEO’LAR DİJİTAL VE TEKNOLOJİK YENİLİĞİ FIRSAT OLARAK GÖRÜYOR

CEO’lar yapay zekayı konuşuyor. CEO’lara göre yapay zekanın ülkemizde de yeni yollar açacağı aşikar. Keza makroskoplar, çipler ve akıllı sensorler ile nesnelerin birbiri ile konuşması, sağlık ve çevre alanlarında köklü değişiklikler, gelecek 5 yılı şekillendirecek önemli konu başlıkları. Özellikle genç nüfusu sayesinde değişime hızla ayak uyduran Türkiye’nin daha da inovatif bir hale geleceği söylenebilir.

Sanayi şirketi olarak görülen, ama geri planda üretimini outsource ya da proje yönetimi olarak yaptıran gerçek anlamda kendi operasyonu olmayan, ama B2B iş yapan ve sanayici olarak tanımlanabilecek şirket sayısı hızla artıyor. Sonuçta bu bir model meselesi. CEO’lar ‘müşteriyi anlamanız, müşteriye çözüm üretebiliyor olmanız, müşteriye gerçek değerin ürettiğiniz ürünün yanı sıra servisin de olduğunu aksettiriyor olmanız, son derece kritik öneme sahip’ diyor.

‘’PROJELER DAHA DA AKILLANACAK VE HAREKETLENECEK’’

Nef İcra Kurulu Başkanı Erden Timur, “Sektörümüz için de gelişen teknolojinin, iş yapış biçimlerini doğrudan etkilediği düşünerek, ortalama bir karma projenin bitiş süresi daha da kısalacak.” diyor. Timur’a göre, projeler daha da akıllanacak ve hareketlenecek.

2018 yılına ilişkin öngörülerinizden kısaca söz eder misiniz?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın başlattığı kentsel dönüşüm sürecinin, geliştirilecek yasa ve teşviklerle hız kesmeden devam etmesini bekliyoruz. Başta İstanbul olmak üzere, ülkenin her kentinde büyük çaplı kentsel dönüşüm hamlelerinin atılacağını düşünüyoruz. Faizlerin daha da inmesi her sektörde olduğu gibi, gayrimenkul sektöründe de canlılık yaratacak ve tüketicinin konut alma eğilimini pozitif etkileyecektir. Her yıl kendi rekorunu kıran sektörümüzden 2018’de çok daha umutluyuz. 2017 yılından daha hızlı büyüyeceğini öngörüyoruz.

Türkiye’nin büyüme performansı, büyüme ihtiyacına cevap veriyor mu?

Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte, yüzde 11.1 büyüyerek son altı yılın en yüksek çeyreklik büyümesini gerçekleştirdi. Çift haneli büyüme ivmesi tüm tahminleri aşmış oldu ve Türkiye’yi büyümede dünya liderliğine getirdi. Sektörün, yıl sonunda yüzde 10 civarında bir büyümeyle kapatmasını öngörüyoruz. Ülke ekonomi yönetiminin doğru para politikaları, kararlı ve sıkı duruşu doğrultusunda 2018 büyüme beklentimizde yüzde 4 ve üstü olması yününde. Ülkemiz, sahip olduğu genç ve dinamik nüfus yapı ile büyüme potansiyelini korumaya devam edecek.

Nef özelinde ve sektörlerinizde karlılıklar nasıl sürüyor?

Gayrimenkul, Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan bir sektör olduğu için her sene sürdürülebilir bir şekilde büyümesi gerekiyor. 2016 ve 2017’de karşılaşılan ekonomik ve siyasi dalgalanmalara rağmen büyümenin devam etmesi için gayrimenkuller firmaları bir anlamda elini taşın altına koydu ve fiyatları artırmadan satışa yöneldi. Aynı dönemde döviz kurlarındaki artış ise TUİK raporlarına göre maliyetleri ciddi bir oranda artırdı. Sektöre de bu nedenle karlılıklarda düşüş var. Nef özelinde ise farklı finansman enstrümanlarını kullanmış olmamız ve inşaat öncesi ciddi oranda ön satış yaparak müşteri finansmanı sağlayabilmemiz nedeniyle karlılıklarımızı istenen seviyede tutabildik.

Dövizin bu seviyesi sizi memnun ediyor mu?

Döviz kurundaki dalgalanmalar ve sektör girdilerinde yaşanan hızlı maliyet artışı gayrimenkul sektörünü de etkilemiş durumunda. Ülke olarak geçirdiğimiz zor günleri bertaraf edebilmek adına sektörümüz yükselen maliyetleri ve döviz artışını konut satış fiyatlarına yansıtmadan enflasyonun altında ilerletti. Ancak 2018 yılı itibari ile bunların piyasaya yansıyacağını ve belirli bölgelerde buna bağlı olarak konut satışlarında düşüş yaşanacağını düşüyoruz.

ERDEN TİMUR’UN 2018 HEDEF VE YATIRIM PLANLARI
 
2018’de hayata geçireceğimiz projelerle 3.9 milyar TLlik yeni yatırım yapacağız.
Yeni yılda, İstanbul’un sayfiyesi olarak bilinen Bayramoğlu’nda büyük bir projeye imza atacağız.
‘Luxury Living’ konseptinde geliştirdiğimiz projelerimize, İstanbul’da Kandilli’de ve Bodrum’da Gölköy’de devam edeceğiz.
Ünlü mimar Emre Arolat’ın üstlendiği her iki proje de, “ulaşılabilir lüks”ün farklı bir yorumu olacak.
Beykoz, Beylerbeyi ve Nakkaştepe’de inşaatına başlayacağımız projelerimizi de 2018’in ikinci yarısında odak noktamıza alacağız.
2018 aynı zamanda, Avrupa Kalkınma Bankası (EBRD) ile Nef’in kurmuş olduğu ortak şirket kapsamında da markalı öğrenci yurdu Novu projelerini geliştireceğimiz bir yıl olacak.
600 yatak kapasiteli ikinci Novu projemize önümüzdeki yıl Sütlüce’de başlayacağız ve Eylül 2019’da yatırımımızı hayata geçireceğiz.

Kalıcı ve sürdürülebilir tedbirlerinizden söz eder misiniz?

Sürdürülebilir karlılık her zaman olduğu gibi şu an için de şirketimizin odak noktası. Döviz endeksli maliyetlimizi, kontrol altına alarak, katma değerli projeler sunarak müşteri başına düşen satış ciromuzu artırmayı hedefliyoruz. Ayrıca satışımızı güçlendirmek için yeni satış kanalları oluşturuyoruz.

Peki! Beklentileri ve belirsizlikleri nasıl yönetiyorsunuz?

Oldukça esnek ve kısa dönemli değişen konjonktüre uyum sağlayabilen bir şirket yönetim stratejisi belirledik. İcra kurulu olarak daha sık toplantılar yapıp haftalık planları belirliyoruz ve bu planlara göre aksiyonlar alıyoruz. Proje geliştirme aşamasında fizibilite kriterlerimizi değiştirdik, bu döneme uygun projeler geliştirmek için rotamızı değiştirdik. Ayrıca sürekli Pazar araştırması yapıp müşteri beklentisini ve endişelerini de ölüyoruz.

CEO’LAR KUR TAHMİNLERİNİ GÜNCELLEMEK DURUMUNDA KALIYOR

Kur tarafında bir tahmin yapmanın ne kadar zor olduğunu bu yıl içerisinde herkes tekrar gördü. CEO’lar şirketlerinin 2018 bütçeleri için kur tahminlerini birkaç kez güncellemek durumunda kalıyor. Özellikle ihracat tarafında kurdaki zayıflıkla rekabet avantajı kazanan üretici şirketlerin CEO’ları bu sıkıntıları birebir yaşayıp, takip ediyor. TL’de yaşanan değer kaybı ihracat pazarlarımızın büyümesine destek verecek ve bununda ekonomiye pozitif bir katkısı olacak. CEO’lar, ihracat pazarlarının geliştirilmesine ve iş alanlarımıza uygun coğrafyalarda organik/inorganik yatırım fırsatlarının değerlendirilmesine büyük önem veriyor.

2018 büyüme beklentisi 3,3%'ten 3,5%'e yükseldi

En son paylaşılan TÜİK 3. çeyrek büyüme rakamları, Merkez Bankası’nın yayınladığı beklenti anketi ve IMF’in Türkiye ile ilgili beklentileri tarafında yaptığı güncelleme (Türkiye için bir önceki raporunda yüzde 2,5 olarak açıklanan 2017 büyüme öngörüsü,  yüzde 5'e çıkarıldı. Kuruluş, Türkiye için 2018 büyüme beklentisini ise yüzde  3,3'ten yüzde 3,5'e yükseltti) ülkemizin büyüme sürecine yönelik gelişmeleri destekler nitelikte.

Türkiye’nin, 2000’li yılların başından itibaren, 1-2 yıl hariç, yıllık GSMH büyümesi %5’lerin altında kaldı. Bu büyüme, Türkiye’nin her yıl 1 milyon’u aşkın gencin istihdamını sağlamasına katkıda bulunacak bir büyüme hacmi değil.

‘’ DEĞİŞİMİ ÖN PLANA KOYDUK’

 Kibar Holding CEO’su Tamer Saka, “Büyüme platformumuzu yurtdışında görüyoruz.” diyor.  Saka, faizlerin artması veyüksek enflasyon konularının büyümeye ciddi manada tesiri olacağına dikkat çekiyor.

2018 yılına ilişkin öngörülerinizden kısaca söz eder misiniz?

2018 için en kritik ekonomik risklerden birinin yüksek faiz olacağı kanısındayız. Global merkez bankalarının faiz artışları ve bilanço normalizasyonu ile birlikte bütün dünyada faizler doğal olarak artacaktır. Bizim buradaki dezavantajımız yüksek enflasyon. Mevcut enflasyon Türkiye’de faizlere daha sert bir baskı oluşturacaktır.

Ülkemizde üretime odaklanıp ekonomiyi güçlendirmek, işsizliği azaltarak kısa vadede sanayide katma değer sağlayabilecek alanlara yönelmek, büyümemize ciddi katkıda bulunan turizm sektörünü rehabilite etmek önceliklerimiz arasında olmalıdır.

Türkiye’nin büyüme performansı, büyüme ihtiyacına cevap veriyor mu?

Türkiye’nin büyüme ihtiyacına baktığımız zaman zannediyorum ki; bu performanslar gerçek anlamda yeterli performanslar değil. Daha hızlı koşmamız gereken bir dönem diye düşünüyorum, hem bizler hem de Türkiye için. 2017’de devreye alınan Kredi Garanti Fonu (KGF) KOBİ’ler için piyasada ciddi bir likidite yaratmıştır.

Bu bir yandan reel sektöre önemli bir katkı sağlarken aynı zamanda tüketici güvenini artırıcı bir etki de sağlamıştır. Buradan elde edilen destek sayesinde sene başında büyüme ile ilgili oluşan tereddütlerimiz, gerçekleşen rakamların ışığında, kaybolmuştur. KGF’nin 2017 yılında daha çok çalışma sermayesi fonlaması ve tüketime gittiğini gözlemliyoruz. Beklentimiz bu kullanımın 2018’de makine ve teçhizat yatırımlarına yön vermesi şeklindedir. Bu yeni yılda ekonomimizin büyümesine önemli katkılar sağlayacaktır.

‘’BÜTÇEMİZİ TUTTURUYORUZ’’

Grubunuzda ve sektörlerinizde karlılıklar nasıl sürüyor?

2018 yılında ise Holding olarak büyüme trendimizi sürdürmeyi hedefliyoruz. Grubumuzun yer aldığı sektörlerde ya bir ya da iki numarada yer alıyoruz. Bu pozisyonumuzu korumamız bizim için çok önemli. Ama büyüme platformumuzu daha çok yurtdışında görüyoruz. 2018 yılında bununla ilgili çalışmalara yoğunlaşacağız. Amerika pazarı bizim ürünlerimiz açısından önemli bir pazar. Orada bir oluşuma gittik. Yeni bir yapı kurduk. Önce satış sonra da üretim ile ilgili fırsatlara bakıyoruz.

KİBAR HOLDİNG’İN 2018 YATIRIM ROTASI ABD

Amerika pazarı bizim ürünlerimiz açısından önemli bir pazar. Orada bir oluşuma gittik. Yeni bir yapı kurduk.
Önce satış sonra da üretim ile ilgili fırsatlara bakıyoruz.
Ambalaj sektörüne yönelik bir yatırımda yaptık. Orada da büyümeye devam edeceğiz.
Portföy anlamında da önümüzdeki dönemde biraz daha odaklı bir yapı hedefliyoruz.
 Değişimi ön plana koyduk. Her alanda farklı düşünmemiz gerektiğini tanımladık.

Kalıcı ve sürdürülebilir tedbirlerinizden söz eder misiniz?

Türkiye’nin tüm önde gelen kuruluşları gibi Kibar Holding olarak bugüne kadar yakaladığımız başarılarımızı sürdürülebilir kılmamız, karlı bir büyüme için tüm kaynaklarımızı etkin kullanmamız ve dijitalleşme çağının getirilerini hızlı bir şekilde iş alanlarımıza entegre etmemiz gereken bir döneme girmiş bulunmaktayız. Bu dönem, büyümeyi sağlıklı yönetebilen, tüm taktiksel kararları zamanlı alabilen, riskleri zamanında görebilen ve stratejilerimizi daha etkin uygulayabilen yöntemlerle çalışmayı kaçınılmaz kılmaktadır.

CEO’LAR YATIRIMLARDA TEDBİRLİ DAVRANIYOR

Genel olarak ekonomideki ve sektörlerdeki gelişmeleri değerlendiren CEO’lar yatırımlarda tedbirli olmaya özen gösteriyor. Muhtemel riskleri karşılayabilir olmayı önceliyorlar.

CEO’LARA GÖRE DEĞİŞİM VE GELİŞİM EĞİTİMDE

Ülke olarak önceliklerimiz arasında gençlerimizin iyi eğitim alması gerektiğine inanan CEO’lar, ‘ekonomide verimliliği artırabilmemiz için çok iyi yetişmiş, konusunda uzman, teknik bilgilere hakim gençlerimizi istihdam etmeliyiz’ diyorlar. Böylece ekonomide ara teknik eleman sıkıntısının da  giderileceğine inanıyorlar. Üreticiler olarak hepimiz daha katma değerli ürünler ihraç etmeliyiz diyorlar. CEO’lar ancak böyle rekabetçi fiyatlarla üretim yapabilmemiz mümkün diyor.

"KATMA DEĞERLİ ÜRÜN İHRACATI HIZLA ARTMALI"

İstihdam problemini çözmenin yolunun büyümeden geçtiğine inanan Yataş Grup Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Altop, 2018 büyüme oranını yüzde 5 olarak bekliyor. Altop, “Türkiye’nin ihracat gelirlerini katma değerli ürünler ihraç etmek kaydıyla hızla arttırması gerekiyor” diyor.

2018 yılına ilişkin öngörülerinizden kısaca söz eder misiniz?

2018 yılı gerek dış ülkeler gerekse Türkiye ekonomisi bakımından kolay bir yıl olmayacağa benziyor. Dolayısıyla 2018 yılında Türkiye’nin büyüme oranının yüzde 5 seviyelerinde kalacağını tahmin ediyorum. Ülkelerarası ilişkiler bugüne kadar olmadığı şekilde ihtilaflı olacak gibi görünüyor. ABD’nin Kudüs ile ilgili kararı 2018 yılında Ortadoğu’yu devamlı bir mücadele içinde tutacaktır. Bu da Türkiye’nin Ortadoğu’daki komşularıyla ilişkilerini negatif yönde etkiler diye düşünüyorum.

Türkiye’nin büyüme performansı, büyüme ihtiyacına cevap veriyor mu?

Türkiye’nin yıllık ortalama yüzde 6 ile yüzde 7 arasında büyümesi gerekir ki istihdam problemini yoluna sokabilsin. Tabi ki refahın artışı, ekonomik büyümeyle de ilgili olduğuna göre Türkiye’de refah artışı ve bu artışın hissedilebilir seviyede olması için minimum yüzde 7 büyüme gerekmektedir. Bunun üstündeki büyüme oranları Türkiye’yi hemen dış ticaret açığı ile karşı karşıya getirmekte ve alınan tedbirlerle ertesi yılın büyümesi daha düşük oranlara indirilmektedir. Türkiye’nin ihracat gelirlerini katma değerli ürünler ihraç etmek kaydıyla hızla arttırması gerekiyor ki, Türkiye böyle bir dış ticaret açığıyla karşılaşmasın.

Grubunuzda ve sektörünüzde karlılıklar nasıl sürüyor?

Sektörümüzdeki eski karlılıkların aranır hale geldiğini ifade etmek gerekir. Çünkü sektörde çok sayıda üretici var ve bu oranda talep olmayışından dolayı bütün üreticiler, birbirleriyle rekabet ederek kar marjını aşağılara çekmektedir. Yataş Grup’a dahil şirketlerimizin de bu şartlar içerisinde mücadelesini devam ettirme mecburiyeti var. Ancak Türkiye’nin en iyi tanınan markası olmamızın yanı sıra en iyi, en trend koleksiyonlara ve mağaza konseptlerine sahip olmamızdan dolayı bizler sektördeki bu mücadelenin kısmen dışında kalarak ekonomik büyümemizi sürdürüyor ve hedeflerimize yönelik gerekli aşamaları kaydedebiliyoruz.

Dövizin bu seviyesi sizi memnun ediyor mu?

Dövizin bu seviyesinin hiç kimseyi memnun ettiğini düşünmüyorum. Çünkü dövizin yüksekliği maliyetin artışına, girdilerin artışına dolayısıyla üretim maliyetlerini yükselterek fiyatların artışına yol açıyor. Bu da vatandaşımızın satın alma gücünü zorlayacak seviyelere getiriyor ve harcama limitini düşürüyor. Neticede, üretim hacminde gerilemeye ve işsizliğin artışına yol açacağı için bu gelişmeler kimseyi memnun etmez diye düşünmekteyim.

Yeni yıla ait hedef ve yatırım planlarınız nelerdir?

2018 yılı bizim için 400 civarında mağazamız ile 1,2 milyar’a yakın ciro yaparak, sektör liderliğimizi taçlandıracağımız bir yıl olacak. Bu liderliği koruma ve geliştirme stratejilerimizle 2016 ve 2017’de yaptığımız yatırımların meyvesini alacağız.

EK TESİS VE YATIRIMLARLA DAHA DA BÜYÜMEK İSTİYORUZ

Büyüme nereden gelecek?

Hem Yataş Bedding hem de Enza Home konsept ürünlerinin trend ve ulaşılabilirliği sayesinde Türkiye'de iller haricinde birçok ilçeden de çok fazla sayıda bayilik talebi alıyoruz. Yurtdışında da 29 ülkede 52 mağazamız var. Bu sayı, yılsonunda 60'a ulaşacak. Turquality Programı'na dahil olduk. Alacağımız bu destekle yurtdışında mağaza sayımızı daha da artıracağız. Aynı zamanda fabrikalarımıza yaptığımız 40 milyon TL'lik ek tesis ve makine parkı yatırımlarıyla kapasitemizi artırarak, daha da büyümeyi hedefliyoruz.

İç pazarda yatak grubunuza nasıl projeler geliyor?

Ülkemizde büyük montajlı pek çok şehir hastanesi kuruluyor. 2018 yılında hastane yatağı üretme hedefimiz var. Bu amaçla yurtdışı fuarlardan seçimlerimizi yaparak ve ön ödemelerimizi gerçekleştirerek 18 yeni makine daha aldık. Bu makinelerden iki tanesi geldi. Makinelerimizin tamamının gelmesi ve montajının 2018 yılı Şubat sonunu bulacağını düşünüyoruz. Bu 18 makinenin 5 tanesi ise robot. Tamamı öz kaynak olmak üzere toplam 25 milyon TL’lik bir yatırım daha yaptık. Böylece yatak üretim kapasitemiz de yüzde 15 artacak.

Kalıcı ve sürdürülebilir tedbirlerinizden söz eder misiniz?

Her yıl yatırımlarımızı planlarken ekonomik gelişmeler ile ilgili öngörülerimizi tartışırız ve nasıl tedbirler alacağımızın planlamasını yaparız. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler zaten belirsizlikler içinde büyüme mücadelesini veren ülkelerdir. Türkiye bu ülkelerin başında geliyor. Dolayısıyla Türkiye ekonomik durgunlukları ve belirsizlikleri, gelişmiş ülkelere nazaran daha kolay ve kısa sürede aşma noktasında yeterli tecrübeye sahiptir diye düşünüyorum.

İNOVASYAN VE AR-GE’DEN VAZGEÇİLMEZ

CEO’ların son dönem en önemli gündem maddeleri arasında elbette sektörde Ar-Ge ve inovasyonda fark yaratmak ve dijitalleşme var. Teknolojik altyapı geliştirmek, tedarik zincirlerinden son tüketiciye kadar uzanan aşamada her iş artık dijitale evriliyor. Bu her şirketin kendini yeniden keşfi demek. İnovatif ürün, Ar-Ge’ye dayalı büyüme stratejileri CEO’ların zorlandığı ancak alanlarında başarılı olduklarında fark attıkları noktalar.

Uzmanların tespitiyle, dijital dönüşümün en önemli yanı, getirdiği yüksek verimliliğin, performans artışının yanı sıra büyük ölçüde tasarruf da sağlaması. Şirketler güvenli-güvenilir iş ortağını bularak bunu kolayca yapabiliyor. Dönüşüme adım atmayan şirketler ileride rekabette zorlanacak  ve hatta yetişemeyecek.  Bu süreçte şirketlerin güvenilir iş ortağı olarak, inovasyona açık proje ve ortaklıklara ihtiyacı var.

"HEDEFİMİZ MAĞAZALARIMIZI 600’E CİROMUZU 1.2 MİLYARA ÇIKARMAK"

Türkiye’nin lider markası Penti, 2017 yılında yüzde 33 büyümeyle cirosunu 850 milyon TL’ye çıkardı. 2018 yılında 50 milyon TL yatırım gerçekleştirecek olan Penti, 134 yeni mağaza açarak toplam mağaza sayısını 600’e çıkarmayı, ek 1.500 kişilik istihdamla toplam 5000 kişiye istihdam sağlamayı hedefliyor. Penti Yönetim Kurulu Başkanı Sami Kariyo, 2018 ajandasını anlattı.

Yeni yıla ait hedef ve yatırım planlarınız nelerdir?

2018 yılında gerek üretim gerekse mağazalaşma anlamında yurtiçi, yurtdışı yatırımlarımıza hız vereceğiz. 50 milyon TL yatırım gerçekleştireceğiz ve 2018 yılında 1.2 milyar TL ciro hedefliyoruz.

‘’2018’de mağaza sayısı 600’e çıkacak’’

Şuanda yurt içinde 62 ilde 328, yurtdışında ise Avrupa’dan Kuzey Afrika’ya 34 farklı ülkede 138 olmak üzere toplamda 466 mağazamız var. 2018 yılı sonuna kadar yurtiçi ve yurtdışı toplam mağaza sayımızı 600’e çıkarmayı hedefliyoruz.

Dijital dönüşüm stratejik hedeflerinizin neresinde?

2018 yılı aynı zamanda Penti için dijitalleşme yolunda büyük projelerin yılı olacak. Bu kapsamda bir taraftan teknolojik alt yapısını geliştirmek için SAP ile birlikte Türkiye’de benzeri olmayan bir proje gerçekleştirirken diğer taraftan da tedarik zincirindeki karar destek süreçlerimizi verilere dayanarak yöneteceğimiz ve mükemmelleştireceğimiz ayrı bir projeye imza atacağız.

Yurtdışı yatırımlarınızla birlikte ihracat payınız ne kadar olacak?

Yıllık cirosu içerisinde ihracat payı yüzde 20’ye çıkacak.  İhracatımızın yüzde 58’ini Batı Avrupa ülkelerine, yüzde 14’ünü Orta Doğu ülkelerine, yüzde 13’ünü Uzak Doğu ve Asya ülkelerine, kalan yüzde 15’ini ise Amerika, Avustralya ve Kuzey Afrika ülkelerine gerçekleştiriyoruz. Marks&Spencer, H&M, Primark, Boots gibi dünyaca ünlü birçok markanın üreticisi konumundayız. Avusturalya’da da ciddi bir pazar payımız var.

ÇALIŞAN SAYIMIZI 5 BİNE ÇIKARMAK İSTİYORUZ

Yeni dönemde yatırım ve istihdamınız nasıl sürecek?

Gelecek yıl güçlü mağazalaşmanın da etkisiyle 1.500 kişiye yeni istihdam olanağı yaratacağız. Merkez ofis, fabrika ve mağazalarımızda bugün itibariyle toplam 3 bin 500 kişiye istihdam sağlıyoruz. Gelecek yıl 1.500 kişiye yeni iş olanağı yaratarak çalışan sayımızı 5 bine çıkarmayı hedefliyoruz. Penti olarak çalışanlarımızın yüzde 82’si kadın, mağaza çalışanlarında ise bu oran yüzde 96 civarında.

“2022’de 3 milyar TL ciro hedefliyoruz”

Türkiye’nin yanı sıra global olarak da güçlü büyümemizi sürdüreceğiz. 2022 yılında toplamda 3 milyar TL cirolu bir şirket olmayı ve 1100 mağaza ulaşmayı hedefliyoruz.