Toprakta kalmak için dijital dönüşüm

Gün geçmiyor ki, dünya ve doğamızın karşı karşıya kaldığı yıkımla ilgili bir felaket haberi gündemimize düşmesin. Bu felaket haberlerinden bir tanesi ise geçtiğimiz ay içinde Almanya'dan geldi. Yenilenebilir enerji, kürsel ısınmayla mücadele gibi konularda aktif rol oynayan, hatta başı çeken Almanya'da yapılan araştırmalar son 25 yılda Almanya’da uçan böceklerin sayısının yüzde 75 oranında düştüğünü ortaya çıkardı. Şimdi böcek sayısının azalmasının nasıl bir felaket senaryosu olduğunu sorabilirsiniz. Kısaca konuyu açıklamak gerekirse azalan böcek sayısı, böceklerle beslenen kuşların azalmasına bu da tüm besin zincirinin ve doğa dengesinin sarsılmasına yol açabilecek bir gelişme. Hatta başka bir araştırma Almanya'daki kuş nüfusunun yüzde 15 azaldığını ispatlıyor.

EKOLOJİK ARMAGEDON’A DOĞRU

Araştırmayı yürütenlerden Dava Goulson konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Böcekler, Dünya’daki canlı yaşamının üçte ikisini oluşturuyor, fakat sayılarında inanılmaz bir düşüş yaşandı. Belli ki onların yaşam alanlarını tahrip ediyoruz, ekolojik bir Armageddon’un eşiğindeyiz. Eğer böcekler yok olursa bütün sistem çöker” diyor. Korkunç!!!

Böcek nüfusunun azalmasındaki en büyük etkenlerde ise küresel ısınma ve tarım ilaçlarının yanlış kullanımı, tarım alanlarının tahribi ve iklim değişikliği yüzünden böceklerin ortadan kalkması olarak gösteriliyor. Yani tamamen insan kaynaklı nedenler.

Peki Endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm çalışmalarıyla üretim ve tüketim kültürünü kökten değiştiren Almanya'nın karşı karşıya kaldığı sonucu yaşamamak için Türkiye olarak biz ne yapmalıyız? Elbette elimizde böceklerle ilgili yapılmış ve yüzde kaçının günümüze ulaştığı hakkında yapılan bir araştırmamız mevcut değil. Bu yüzden belki de Almanya'dan çok kötü durumda olmamıza rağmen hala bunun farkında bile olmayabiliriz.

ENDÜSTRİ 4.0 VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Aslında yukarıda sorduğumuz ne yapmalıyız sorusunun cevabının önemli bir kısmı yine aynı cümle içinde geçmekte. Bu da endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm. Nasıl mı? Geçen ay yine bu sayfalarda tarımdaki dijital dönüşüme dikkat çekmiş ve bizlere sunduğu avantajlardan bahsetmiştim. Tarımda dijital dönüşüm ve sensörlerin devreye girmesiyle birlikte,  çiftçilere hangi alanlara ne kadar ve ne tür gübre koymaları gerektiği, hava koşulları, bitkilerin ihtiyacı olan mineraller ve sulama, toprağın durumu, tahmini hasat zamanını detaylı ve gerçek zamanlı bir şekilde gösterilebilmekte. Bu da çiftçiler açısından en büyük gider kalemlerinden biri olan gübrenin gereksiz ve fazladan kullanılmasının önüne geçmekte. Miktarında kullanılan gübreyle birlikte de toprağın zarar görmesi ve günden güne zehirlenmesi engellenmekte. Böylece hem sürdürülebilir tarım hem de sürdürülebilir doğa sağlanmakta.

Hem çiftçinin verimini yükselten hem de doğaya fazla atık çıkarmasına engel olan uygulamalar, yalnızca tarımın geleceğini değil dünyamızın ve doğamızın da kötü gidişine son vermek için bize şans tanıyor. Diğer yandan özellikle drone'lar sayesinde git gide azalan ormanlarımız için de yeni bir umut doğmuş durumda.

AĞAÇ DİKMEK İÇİN  DRONE ORDUSU

DroneSeed adındaki ABD’li bir şirket iklim değişikliğini azaltmak amacıyla ağaç dikmek üzere kullanılacak bir drone ordusu kurdu. Kulağa çok güzel geliyor değil mi? Şirket geliştirdiği dronelar  kapsamında ağaçlandırma çalışmalarına devam ederken ormancılık şirketleri ve çevreyle ilgili sivil toplum örgütleriyle işbirliği halinde.

SAATTE 800 FİDAN DİKEBİLİYORLAR

On bir litrelik su taşıma kapasitesine sahip olan dronelar, her bölgeye kolaylıkla erişebiliyor ve ağaç dikimini gerçekleştirebiliyor. Bu dronelar aynı zamanda arazilerin üç boyutlu haritalarını da çıkararak ağaç yetiştirme için en elverişli alanları tespit edebiliyor. Dronelar ağaç dikme bölgesine giderken saatte 384 km hıza çıkabiliyor ve şirket verilerine göre saatte 800 fidan dikebiliyorlar. Muazzam bir rakam.

YILDA 15 MİLYAR AĞAÇ YOK EDİYORUZ

İnsanların yılda 15 milyar ağacı yok ettiği ve onların yerine sadece 5 milyar kadar ağaç diktiği tahmini üzerinden hareket edersek ağaç diken drone ordularının sayısının artmasının önemini de kavrayabiliriz.

Bu verilerden hareketle, insanlığın 11 bin yıl önceki son buzul çağından bu yana 3 trilyon civarında ağacı yok etmiş olabileceği öngörülüyor. Yani, ormanlardan çok daha fazlasını insanlık olarak katlettik ve katletmeye de devam ediyoruz.

TÜRKİYE HER YIL  KAYSERİ BÜYÜKLÜĞÜNDE BİR ORMAN ALANINI  KAYBEDİYOR

Türkiye'de 2012 yılında yayınlanan bir rapora göre ise Ocak 2000-Aralık 2012 tarihleri arasında ülkemizdeki net orman kaybı 164 bin 222 hektar. Bu da Kayseri kadar bir alana karşılık geliyor. Yetiştirdiğimiz ağaçların kapladığı alan ile ilgili bir bilgimiz mevcut değil.

Doğal güzelliklerimizi, ormanlarımızı, arılarımızı, böceklerimizi, kuşlarımızı ve bakınca canımıza can katan eşsiz güzellikteki doğamızı çocuklarımıza miras bırakmak istiyorsak şapkayı önümüze koyup sil baştan düşünmemiz gerektiği açık. Önce doğasını koruyan bilinçli bir toplum yaratmalı ve ardından teknolojiyi sadece maddi açıdan değil, dünyamızı ve doğamızı koruyacak şekilde tasarlamalıyız. Dijital dönüşüm bu anlamda hem gübre fiyatlarının altında ezilen çiftçimiz, hem de her geçen gün tahrip olan doğamız için bize yeni bir şans tanıyor.

Dünyanın en güçlü ağaç diken drone ordusuna sahip olabilmek dileğiyle...