​Yaşadığımız alanlardaki haklarımızı ne kadar biliyoruz?

Yaşadığımız şehirlerin nüfusu arttıkça toplu yaşam alanları da büyümeye, kalabalıklaşmaya başladı. İnsanlar artık çok katlı binalarda bir arada yaşamaya, çalışmaya mecbur durumda. Ancak birçok kişi hâlâ bu alanlardaki haklarından habersiz. Bu ayki yazımda site-bina aidatlarından ve kişilerin sahip oldukları haklardan bahsedeceğim…

Şehirler büyüdükçe yaşamın ve yaşam alanlarının şekli de değişiyor. Özellikle büyükşehirlerde yeni yapılan konutların, çalışma alanlarının büyük bölümü yüksek katlı ve çok haneli yapılardan oluşuyor. Bu yapıların bazılarında ısınma, otopark, temizlik, güvenlik gibi hizmetlerin yanı sıra spor salonu, havuz, hamam, sauna gibi ayrıcalıklar da maliklere imkân olarak sunuluyor. Tabii bu hizmetlerin bir karşılığı var; aidat.

Sitelerde toplanan aidat miktarları kat maliklerinin oluşturduğu genel kurullarda, Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre belirleniyor. Ancak sorun tam olarak bu noktada başlıyor. İlgili kanun en fazla 6-7 katlı, 15-20 haneli yapılar için düzenlenmiş durumda. Birkaç düzenleme yapılmış olsa da hâlâ günümüz yapılarına uygun değil. Günümüz koşulları göz önünde bulundurularak ilgili kanunun acilen yeniden düzenlenmesi gerekiyor.  

1 Liralık Masrafa 50 Liralık Fatura!

Günümüzde yapıların 300-400 haneli şehirlere dönüştüğünü düşünürsek, bu yapılardan toplanan aidat bedellerinin milyarlarca liraya ulaştığını söyleyebilirim.

Siteler büyüdükçe giderler de artıyor olarak düşünülebilir ama yapılan incelemeler durumun hiç de öyle olmadığını gösteriyor. Kat Mülkiyet Kanunu’ndaki boşluklar nedeniyle birçok site yönetimi bunu kötüye kullanabiliyor. Öyle ki 1 lira harcanan yerden 50 lira fatura alınıyor ve aradaki 49 liranın nereye harcandığını kimse belirleyemiyor. Kat malikleri durumun farkına varıp şikâyette bulunsa dahi kanundaki boşluklar nedeniyle yönetime ceza verilemiyor.

Yeni Binalarda 5 Yıl Müteahhit Garantisi Var!

Kat maliklerinin yaşadıkları veya çalıştıkları bu yapılarda sahip oldukları hakları iyi bilmeleri gerekiyor. Örneğin, yeni bir binadan ev ya da iş yeri satın alan bir tüketici, taşınmazın ayıplı veya kusurlu olması halinde, hiçbir bedel ödemeden müteahhit firmadan onarım talep edebilir.

Tüketici Kanunu’na göre binanın çatısı aktığında ya da taşınmazın içerisinde bir sorun çıktığında bu durumdan 5 yıl boyunca müteahhit sorumludur. Ancak ne yazık ki günümüzdeki uygulamalarda tüm masraflar yönetim hesabından karşılanıyor. Bu harcamaların yönetim hesabından karşılanması demek de kat maliklerinin her ay ödedikleri aidatlardan karşılanması demek oluyor. Yani her durumda tüketici bu durumdan zararlı çıkıyor.

Yönetim Planı Dikkatli İncelenmeli!

Tüm bunların yanında kişilerin ev ya da işyeri alırken tapuyla birlikte yönetim planını da dikkatli incelemesi gerekiyor. Bahçe kullanım tahsisinden, ortak alan kullanımına ve aidat bedelinin ne kadar olacağına kadar en önemli yazılı belge yönetim planıdır. Tapuyu aldığımızda yönetim planını da kabul etmiş oluyoruz. Sonrasında da hakkınızı aramanız neredeyse imkânsız oluyor.