ALTIN GİBİ PARLAYAN BİR MARKA

İSGOLD Altın Rafinerisi, 2011 yılında Erdoğan Aşık tarafından kuruldu. Rafinasyon, gram altın üretimi, ayar evi, altın bankacılığı yapıyor. Aynı zamanda darphane yetkili kıymetli maden ekspertizi. Yıllık 125 ton altın işleme kapasitesine sahip, 50 ton da gümüş işliyor. Aralık 2021'de Borsa İstanbul rafineriler listesine kaydoldu. Asıl hedef, Londra Külçe Piyasası Birliği'ne (LBMA) üye üçüncü altın rafinerisi olmak. İSGOLD'un Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı ve CEO'luk görevini, ikinci kuşaktan Erdem Aşık üstleniyor.

İngiltere Newcastle Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi alan Aşık, bölüm birinciliği ile mezun olmuş. 32 yaşında olmasına karşın, iş dünyası açısından çok olgun bir profil çiziyor. Sektörde adı geçince akla inovasyon, yenilik ve güvenin geldiği İSGOLD’un yolculuğunu, baba ve oğul Aşık’lardan dinledik. İSGOLD yönetim kurulunda yer alan anne Dilek Hanımefendi’nin de güler yüzü ve pozitif enerjisiyle eşlik ettiği söyleşimizde, Erdem Bey’in ablası Miray Hanım’ın da sıkça kulaklarını çınlattık...

9 YAŞINDA İKEN GİTTİĞİM İSVİÇRE’DE 26 YIL YAŞADIK 
Aşık ailesinin Makedonya’dan Türkiye’ye, Erdoğan Aşık’ın ise İsviçre’ye göçten tekrar vatana uzanan azim dolu hayat hikâyesini anlatır mısınız?  
Babam 1956’da, Makedonya’dan vatana gelmiş. 1964’te İstanbul’da doğdum. 9 yaşına, 3. sınıfa kadar Türkiye’de okudum. Avrupa o dönem zanaatkarları çağırırken, elektrik teknikeri olan babam da 1970’te İsviçre’ye gitti. Aile olarak da 1973’te göç ettik. “İlkokul, ortaokul, işletme, ekonomi” derken, hayatımın akademik bölümünü tamamladım. Tabii Türk insanı olarak kanımızda işletmecilik ruhu var. O anlamda hiç rahat durmadık, hep bir şeyler peşindeydik. İsviçre’de çok büyük bir holdingin yönetiminde “satış direktör yardımcısı” oldum. İmza yetkisine sahiptim. Yetmedi, kendi işimizi kurduk. 
Çocukları yurt dışından, belirli bir yaştan sonra getirmenin zorluğunun bilincinde olan rahmetli babam “Yeter artık, vatanımıza dönelim” dedi. Kızım Miray 11, oğlum Erdem de 8 yaşındaydı. Türkiye’de yaşam çok daha güzel, sonuçta orada yabancıyız. 1989’da Türkiye’de ilk kuyumcu dükkanını, Bayrampaşa’da biz açtık. Aslında altın ile alakamız da orada başlıyor. Tabii, 26 yıl İsviçre’de yaşadıktan sonra Türkiye’ye ayak uydurmak çok da kolay değildi.

HEDEFİM, TÜRKİYE İLE BERABER BÜYÜMEKTİ 
Türkiye’ye hangi hayâller, hedefler ile döndünüz?

Hedefim, Türkiye ile beraber büyümekti. “Türkiye’ye bir şeyler katabilirim” fikrindeydim. Yurt dışında, kariyer açısından çok fazla yükselme imkânı yok. “Kuyumcu dükkanlarımızın sayısını 2, 3 yaparız, derken büyürüz” öngörüsüyle Türkiye’ye geldik; ama elbette her zaman düşündüğünüz olmuyor. Türkiye’ye 1997’de temelli geldikten sonra Kaş’ta butik otel işlettik ki, bizim için bir deneyimdi. “Herhalde Türkiye’de başarılı olamayacağız” düşüncesine kapıldık. 1998’de Türkiye’yi terk etmek üzere plan yaptık. 

AVRUPA’YA, 10 TONDAN FAZLA GRAM ALTIN SATTIK
Temellerini 2011’de attığınız İSGOLD Altın Rafinerisi’nin kuruluş öyküsünü paylaşır mısınız?

12 yıl bir altın rafinerisinde "Genel Müdür"lük yaptım, ardından kendi şirketimizi kurduk. Yıllarca yatırım altını üreterek, yurt dışına sattık. İşimiz hiç kolay değildi. Düşünün; rafineriniz olmadan, Avrupa’ya altın satıyorsunuz... Almanya’da, İsviçre’de karşılaşıyoruz, gurur duyuyoruz. Bizim ürünümüzü “En güvenli, en sağlam ürün” olarak gösteriyor. 2009’dan beri Avrupa’ya, toplamda 10 tonun üstünde gram altın satmışızdır. 

MİLLİ SEFERBERLİK ŞART 
“Yastık altı”ndaki 5 bin ton altının Türkiye ekonomisine kazandırılması kapsamında neler yapıyorsunuz/yapacaksınız?

Anlaştığımız kuyumcu sayısını, yıl sonunda 500’e ulaştırmayı planlıyoruz; ancak odak noktamız kuyumcular değil. Bu, sırf onlar ile olacak bir iş değil. Bankalar olmazsa bu altınların ekonomiye kazandırılması güç. 4-5 rafineri de yetmez. Milli seferberlik şart. Ülke olarak el ele verirsek, bütün zorlukları aşabiliriz. 

ERDOĞAN AŞIK’IN EN KIYMETLİ BAŞARISIZLIĞI
- Türkiye’ye gelme planları bambaşka iken çok yerlerde buldum kendimi. İşte, Kaş’taki butik otel işletmeciliği... İnsanın kamçılanması gerekiyor demek ki!  
- Çocuklara “Ne olacaksın? Doktor mu, mühendis mi?” diye sorarlar. Ben onu diyemedim. Her seferinde farklı yerlerde buluyordum kendimi. 
- İsviçre’de çok güzel bir ortamdaydım. Beni zorlamışlar ve “Türkiye’ye gel, uğraş” gibi oldu.
- Bazen düşünüyorum... “İsviçre’de rahat bir yaşam sürerken neden döndüm? diye. Ama tabii vatan aşkı var ki, bu çok önemli.

ERDOĞAN AŞIK’IN ‘İTİBAR’LI BAKIŞI
- İtibar, öncelikle dürüstlükten geçer. Dürüstseniz piyasaya verdiğiniz bütün hizmetler, sizin itibarınızı yükseltir. Dürüst değilseniz, kazandığınız itibar çok sürmüyor. Söz, senettir.

İSGOLD’TA ‘KADIN’ DEĞERİ
- Çalışanlarımızdan %30-35’i kadın. 
- İdari kadromuzda, Genel Koordinatörümüz Figen Dilaver ve İnsan Kaynakları Uzmanımız Yeliz Can da dahil olmak üzere, kadınların sayısı daha fazla.
- Paketlemede çalışan arkadaşlarımızın hepsi kadın. Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ahmet Güven Pado, bizi ziyaretinde bunu görünce çok etkilenmişti. 
- “Özel bir sebebi var mı?” diye sormuştu. Biz de “Paketleme bizim için çok önemli. Kadınlar daha estetikler” yanıtını verince tebrik aldık.

ERDEM AŞIK’A ‘BABA’ ÖĞÜDÜ
- Çok basit aslında; ama birçok nasihatı olunca hangisini seçeceğimi düşündüm.
- Babam her zaman “Türk insanı duygusaldır. Bu özellik maalesef hata yaptırır. Ticarette sakın duygusal olmayın” der. Ama kendisi de çok duygusaldır (tebessüm ediyor).

İSGOLD’UN YATIRIM PLANI
- Ajandamızın “Yatırım” başlığının ilk sırasında; iki yıl içerisinde, ilk fırsatta müstakil bir fabrikaya geçiş var. 
- Borsa İstanbul üyeliğimiz sonrası hızlı bir şekilde bankalar ile anlaşma imzaladık. Bankalar açısından 3. alternatif rafineri olduk ve bazı konularda eksik bilgi birikimlerinin olduğunu fark ettik. O yüzden, yapısı kuvvetli anlaşmaları tercih ediyoruz.
- Sadece altın toplama değil, daha kapsamlı ve faydalı sistemler üzerine çalışıyoruz. 
- Tabii ki Londra Külçe Piyasası Birliği’ne (LBMA), bizim için en önemlisi.