Abdi İbrahim İK, Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Dr. M. Oğuzcan Bülbül, “iyi bir iz bırakmak önceliğimiz” diyor. Microsoft Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Ayça Turgay, iletişim fonksiyonunu stratejik iş ortağı olarak nasıl konumlandırdıklarını anlatıyor. Pegasus Hava Yolları Kurumsal İletişim Danışmanı Banu Karamuk, “kurumsal itibar dinamik bir sermaye” diyor. Siemens Türkiye İletişim ve Kamu İlişkileri Direktörü Özlem Özkaya ise kurumsal itibara katkıyı anlatıyor.
SEYFETTİN BAYRAM I s.bayram@businesslife.com.tr
ANLAM YOKSA İLETİŞİM DE YOK!
İletişim, artık kararın kendisini etkileyen bir fonksiyon. Bugün kurumlar için mesele daha çok konuşmak değil doğru yerde, doğru tonda ve doğru sebeple konuşmak. Bu da ancak iletişimin yönetim sürecinin içine girmesiyle mümkün. Stratejik iletişim, alınmış kararları süslemekle uğraşmaz. Kararın yaratacağı etkiyi önceden hesaplar. Kime ne kazandıracağını, kime ne kaybettireceğini görür. Riskini söyler, bedelini tarif eder, sonucuna sahip çıkar. Yönetimin önüne yalnızca “ne söyleyelim” sorusunu değil, “bunu yaparsak ne olur” sorusunu koyar. Bu rolde iletişim ekipleri ne reklam yapar ne sadece kriz temizler. Günü kurtarmaya çalışmaz. Kurumun uzun vadeli duruşunu korur. Ne zaman konuşulacağı kadar ne zaman susulacağını da bilir. Kurumun neyi savunduğunu, neyi savunamayacağını ve nerede duracağını netleştirir. Paydaşın algısını ölçer, gürültüyü ayıklar, gerçeği filtrelemeden yönetimin önüne koyar. Alkış beklemez. Rahatsız edici de olsa doğruyu söyler ve “bunun sonucu budur” der. Çünkü iletişimin değeri, yönetime hoş gelen cümleler kurmasında değil yanlış kararın önüne set çekebilmesindedir. Söylenenle yapılan arasındaki mesafe açıldığında, ilk alarmı veren yine iletişim olur. Ve anlam yoksa, iletişim de yoktur.
AYÇA TURGAY I MICROSOFT TÜRKİYE KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ
“İLETİŞİM STRATEJİK İŞ ORTAĞI”

“İletişim fonksiyonunu, yönetim kararlarının sadece duyurulmasını değil anlaşılmasını ve benimsenmesini sağlayan stratejik bir iş ortağı olarak konumlandırıyoruz.”
Microsoft olarak kurumsal itibarı yalnızca iletişim faaliyetlerinin bir çıktısı değil kurumun tüm söylemlerinin ve çalışanlarının iş yapış biçimlerinin bir yansıması olarak ele alıyoruz. Bu nedenle veriye dayalı, paydaş odaklı ve bütünleşik bir iletişim modeli benimsiyoruz.
Her temas noktasında tutarlılığı sağlamak için marka konumlandırmamızla uyumlu, öngörülü ve çevik bir yaklaşım izliyoruz. İtibar unsurlarını itibar endeksleri, güven araştırmaları ve medya algısı gibi ölçümlerle takip ederek stratejilerimizi sürekli optimize ediyor; risk ve fırsatları proaktif olarak yönetiyoruz.
“İNOVASYON VE GÜVEN MERKEZDE”
Herkesin yapay zekanın artı ve eksilerini konuştuğu günümüzden, stratejik odak noktalarımız olan “inovasyon” ve “güveni” merkeze alan bir anlatı çerçevesi oluşturuyor, ürün ve hizmetlerimizi fayda ve etki odaklı, gerçek yaşamdan esinlenen bir hikaye kurgusu üzerinden paydaşlarımızla buluşturuyoruz. İletişim fonksiyonunu, yönetim kararlarının sadece duyurulmasını değil anlaşılmasını ve benimsenmesini sağlayan stratejik bir iş ortağı olarak konumlandırıyoruz. Her paydaşın ihtiyaç, beklenti ve duyarlılıklarını analiz ederek kararların etkisini ve bağlamını doğru bir çerçeveye oturtuyoruz. Ardından içeriklerin tonu, kanalı ve zamanlamasını paydaş segmentlerine göre şekillendiriyoruz. Bunu yaparken yapay zeka uygulamalarını sıklıkla kullanıyoruz. Bu süreçte iletişim ekipleri, üst yönetimin stratejik yönünü iş birimlerine ve dış paydaşlara taşıyan, aynı zamanda sahadan gelen geri bildirimleri yönetime ileterek karar süreçlerini zenginleştiren bir köprü görevi görüyor.
YENİ UYGULAMALAR
İletişimin karar süreçlerine katkı sunan bir fonksiyon olabilmesi için birkaç uygulamayı hayata geçirdik. İçgörü ve veri bazlı planlama: Medya, dijital davranış, paydaş beklentileri ve sosyal medya duygu analizini düzenli olarak yapay zeka uygulamasından alıyor ve otomatikman stratejilerimize ve mesajlarımıza entegre ediyoruz. C-suite konumlandırması: Üst yönetimin teknoloji sektöründeki etkisini güçlendirmek için düşünce liderliği programları yürütüyor, her lider için özgün bir iletişim dili ve görünürlük stratejisi tasarlıyoruz.
Stratejik hikaye anlatımı geliştirme: Kurumun uzun vadeli hedefleriyle uyumlu, gündem belirleyen ve etkisi yüksek bir anlatı kurgusu oluşturarak gerçek iş sonuçlarına dayanan başarı hikayeleriyle ilham veren bir iletişim stratejisi yürütüyoruz. Kriz ve risk yönetimi yetkinliği: Olası itibar risklerini önceden tespit eden, senaryo bazlı ve hızlı karar mekanizmalarını içeren bir iletişim kası oluşturduk. Bu uygulamalar sayesinde iletişim fonksiyonu sadece anlatan değil kurum stratejisini şekillendiren ve iş hedeflerini destekleyen bir değer yaratım merkezi haline geldi.
DR. M. OĞUZCAN BÜLBÜL I ABDİ İBRAHİM İK, KURUMSAL İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GRUP BAŞKANI
“İYİ BİR İZ BIRAKMAK ÖNCELİĞİMİZ”

“Türk ilaç sektörünün 24 yıldır kesintisiz lideri olarak ekonomik faaliyetlerimizi sürdürürken topluma ve içinde yaşadığımız dünyaya ‘iyi’ bir iz bırakmayı her zaman önceliğimiz olarak gördük.”
Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşlar tarafından daha iyi bir dünya için ortaya konan küresel hedeflere katkı sunmayı, kurumsal bir sorumluluk olarak benimsiyoruz. Sürdürülebilirlik stratejimiz kapsamında istikrarlı bir şekilde attığımız adımların bugün karşılık bulmasını görmek, gelecekte atacağımız adımlar için önemli bir motivasyon kaynağı oluşturuyor. Tam 114 yıldır ilaç endüstrisinde pek çok alanda ilklere imza atmış bir şirket olarak, sürdürülebilirlik yaklaşımımızla da sektörümüze öncülük etmekten gurur duyuyoruz. Türk ilaç sektörünün 24 yıldır kesintisiz lideri olarak ekonomik faaliyetlerimizi sürdürürken topluma ve içinde yaşadığımız dünyaya ‘iyi’ bir iz bırakmayı her zaman önceliğimiz olarak gördük.
BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM
İklim riskleri ve doğal kaynaklara erişim giderek daha kritik hale geldi. 2034 ve 2050 sera gazı emisyon azaltımı ve 2050’de net sıfır emisyona ulaşma hedeflerimizi Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi)’ne onaylattık. Hedeflerimiz doğrultusunda; enerji verimliliğinden üretim süreçlerine, kaynak kullanımından tedarik zincirine kadar uzanan kapsamlı bir dönüşümü yönetiyoruz. Bu dönüşümü yalnızca operasyonel iyileştirmelerle sınırlamıyor; risk yönetimi, yönetişim ve şeffaf raporlama ile desteklenen bütüncül bir çerçevede ilerletiyoruz. Bağımsız uluslararası otoriteler tarafından yapılan değerlendirmelerde elde edilen bu sonuçlar attığımız adımların doğruluğunu görmek açısından bizim için son derece anlamlı ve gurur verici.
UZUN VADELİ YAKLAŞIM
Sürdürülebilirlik alanında benimsediğimiz uzun vadeli yaklaşımla 2025 Karbon Saydamlık Projesi (CDP) İklim Değişikliği Programı’nda istikrarlı performansımızı sürdürmeye devam ediyoruz. İş yapış modellerinde çevresel etkiyi önceliklendiren Abdi İbrahim, 2025 CDP İklim Değişikliği Programı’nda A notunu üçüncü kez alarak global iklim liderleri arasındaki yerini pekiştirdi. Su Güvenliği Programı’nda da A seviyesine yükselerek her iki alanda da güçlü bir performans ortaya koyduk. Hayatı ve geleceği iyileştirmek misyonuyla faaliyet gösteriyoruz. Çevresel sorumluluk anlayışımızı karar alma süreçlerinin merkezine yerleştiriyoruz. HEAL2050 sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmayı hedefleyen dönüşüm yolculuğumuzu başarıyla sürdürüyoruz. Bu kapsamda belirlediğimiz sera gazı emisyon azaltımı ve 2050’de net sıfır emisyona ulaşma hedefi için Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi)’nden de onay aldık. Bu yaklaşım, 2025 Karbon Saydamlık Projesi (CDP) sonuçlarımıza da yansıdı. Abdi İbrahim, İklim Değişikliği Programı’nda üçüncü kez A Listesi’nde yer alırken, Su Güvenliği Programı’ndaki notunu A-’den A’ya yükselterek sürdürülebilirlik alanındaki istikrarlı ilerlemesini uluslararası ölçekte bir kez daha teyit etti. Türk ilaç sektöründe bu başarıyı elde eden ilk ve tek şirket olma konumumuzu sürdürüyoruz.
ÖZLEM ÖZKAYA I SIEMENS TÜRKİYE İLETİŞİM VE KAMU İLİŞKİLERİ DİREKTÖRÜ
“SANATA DEĞER KATMAYI ÖNEMSİYORUZ”

“Siemens Türkiye olarak teknolojinin sanatsal üretimi güçlendiren bir araç olduğuna inanıyor ve bu anlayışla sanat camiasına değer katmayı önemsiyoruz.”
Sanatı yıl boyunca destekleyen bir yaklaşımı benimsiyoruz. Siemens Türkiye olarak sadece teknoloji ve inovasyon alanında değil aynı zamanda sanat ve kültür alanında da önemli projelere imza atarak topluma katkıda bulunuyoruz. 1998 yılından beri sürdürdüğümüz Siemens Türkiye Opera Yarışması, Türkiye'nin genç yeteneklerine ışık tutarak, opera sanatının ülkemizde gelişimine büyük katkı sağlıyor. Yarışmamız, Siemens’in kurumsal sosyal sorumluluk projeleri kapsamında, kültürel ve sanatsal gelişimi destekleme misyonunun bir parçası olarak öne çıkıyor.
SÜRDÜRÜLEBİLİR MODEL
İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) ile hayata geçirdiğimiz iş birliği ile sanata yönelik desteğimizi opera yarışmamızın ötesine taşıyarak desteğimizin kapsamını daha da genişletiyoruz. İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliğiyle, Türkiye’de opera alanının en önemli kurumlarından biriyle uzun vadeli ve sürdürülebilir bir destek modeli kuruyoruz. Bu iş birliği, kültür sanat yaklaşımımızı daha bütüncül bir yapıya taşırken; teknik unsurların sahne sanatının yaratıcı dünyasıyla buluşmasına da olanak sağlıyor. Siemens Türkiye olarak, teknolojinin sanatsal üretimi güçlendiren bir araç olduğuna inanıyor ve bu anlayışla sanat camiasına değer katmayı önemsiyoruz.
SANATLA YENİ İŞ BİRLİĞİ
Kültür ve sanata verdiğimiz desteği yeni iş birliğiyle daha geniş bir çerçeveye taşıyoruz. Siemens Türkiye, İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) ile hayata geçirdiği iş birliği kapsamında, 2025-2026 ve 2026-2027 sezonlarını kapsayacak şekilde iki sezon boyunca üç önemli eserin prodüksiyon ve teknik bölümlerine destek verecek. Bu iş birliği çerçevesinde Pinokyo.exe, Lucia di Lammermoor ve Sihirli Flüt yer alacak.
YIL GENELİNE YAYILACAK
Bu kapsamda opera sanatına yönelik desteğimizin kapsamını genişleterek yıl geneline yayılan sürdürülebilir bir iş birliği modeline dönüştürüyoruz. İki sezonu kapsayan iş birliğinin ilk eseri olan Pinokyo.exe, 23 Ocak’taki prömiyerinin ardından 26 Ocak, 3 Şubat ve 6 Şubat tarihlerinde yeniden sahnelenecek. Proje kapsamında yer alan Lucia di Lammermoor mayıs ayında, Sihirli Flüt ise kasım ayında izleyiciyle buluşacak.
BANU KARAMUK I PEGASUS HAVA YOLLARI KURUMSAL İLETİŞİM DANIŞMANI
“KURUMSAL İTİBAR DİNAMİK BİR SERMAYE”

“Pegasus’ta kurumsal itibarı, her gün, her operasyonda ve her temas noktasında yeniden üretilen dinamik bir sermaye olarak görüyoruz. Bu nedenle iletişim modelimizi üç temel sütun üzerinde yükseltiyoruz: Şeffaflık, tutarlılık ve paydaş odaklılık.”
İtibar yönetimi bizim için kriz anlarında devreye giren bir savunma refleksi değil. Şirketimizin uzun vadeli büyüme stratejisinin ayrılmaz bir parçası. Her operasyonel kararın, her yatırımın ve her yeniliğin iletişim boyutunu, henüz planlama aşamasındayken sürece entegre ediyoruz. Bu proaktif yaklaşım, hikayemizi sadece anlatmamızı değil doğru zeminde, havacılık sektörünün gerektirdiği çeviklikle ve sürdürülebilir bir perspektifle sahiplenmemizi sağlıyor.
“SADECE MESAJ AKTARMIYORUZ”
Kurumsal iletişim olarak sadece ‘mesajı aktaran’ bir birim değiliz. Bunun ötesinde kendimizi, paydaşlarla köprü kuran bir stratejik ortak olarak konumlandırıyoruz. Üst yönetimimizin aldığı her stratejik karar, yatırımcıdan misafire, çalışandan kamuoyuna kadar geniş bir yelpazede farklı yankılar bulur. Görevimiz bu kararları doğru bir bağlama oturtmak, mesajın tonunu her paydaşın hassasiyetine göre kalibre etmek ve olası algı risklerini önceden tespit etmek. İletişimi kararın arkasından koşan bir fonksiyon olmaktan çıkarıp kararın etkisini ve meşruiyetini güçlendiren bir strateji merkezi haline getiriyoruz. Böylece iletişim, kararın sadece “nasıl söylendiğini” değil “nasıl anlaşıldığını ve değer yarattığını” da garanti altına alıyor.
“ÖNCELİKLERİ İLETİŞİMLE DESTEKLİYORUZ”
İletişimi sadece destekleyici değil değer yaratan ve stratejiye yön veren bir fonksiyon haline getirmek için öncelikle Pegasus’un stratejik önceliklerini iletişim projelerimizin omurgasına yerleştirdik. Dijitalleşme, sürdürülebilirlik, misafir deneyimi ve erişilebilir seyahat gibi her bir kurumsal önceliği uzun soluklu, ölçümlenebilir iletişim programlarıyla destekliyoruz.
ÇİFT YÖNLÜ MODEL
Kurum içinde güçlü bir bağlılık, net bir amaç birliği ve güven kültürü olmadan dış iletişimin sürdürülebilir olamayacağını biliyoruz. Bu nedenle çalışan deneyimini güçlendiren, katılıma açık ve çift yönlü bir iletişim modelini hayata geçirdik. Bu yaklaşım sayesinde kurumsal iletişim, Pegasus’un vizyonunu besleyen ve iş sonuçlarına doğrudan etki eden bir değer üretim merkezi haline geldi.
TÜRKİYE’NİN EN AKTİF İLETİŞİMCİLERİ BELLİ OLDU
Türkiye’nin 2025 iletişim karnesi belli oldu. En aktif iletişim yapan sektör olarak perakende öne çıktı. Bir gazeteciye yıllık ortalama 7.636 bülten gönderildi.
Faselis medya veritabanı ve basın bülteni dağıtım platformu üzerinden 2025 yılında servis edilen 39.314 basın bülteni, medya dünyasında 67 milyonun üzerinde e-posta hacmine ulaştı. Bu yoğun akışta bir gazeteciye yıllık ortalama 7.636 bülten düşerken perakende sektörü en aktif iletişim yapan sektör olarak öne çıktı. 2008 yılından bu yana PR ajansları ve kurumsal iletişim departmanlarına güncel medya veritabanı ve dağıtım hizmeti sunan Faselis, sektörün 2025 yılı panoramasını ortaya koyan istatistikleri paylaştı. Veriler, dijitalleşen dünyada haber portalı kullanımının zirveye çıktığını ve perakende sektörünün iletişimde liderliği elden bırakmadığını gösteriyor. Faselis verilerine göre 2025 yılında toplam 1.903 marka aktif olarak bülten gönderimi yaptı. Marka başına bir yılda ortalama bülten gönderimi ise 21 oldu. Sektörel bazda bakıldığında perakende ve mağazacılık, en çok iletişim yapan sektör olarak öne çıkarken onu hizmet, finans-bankacılık ve kültür-sanat alanındaki markalar izledi.
DAĞITIM GÜCÜ
Medyanın dijitalleşmesi, dağıtım listelerinde de kendini gösterdi. Markalar ve ajanslar, 2025 yılında en çok “haber portalları” kategorisine gönderim yapmayı tercih etti. Haber portallarına yönelik toplam 20.255 bülten servisi yapıldı. Haber portallarını ise ekonomi, yaşam ve haber listeleri izledi. Faselis’in 2025 verilerine göre yıl boyunca platform üzerinden toplam 39.314 adet basın bülteni servis edildi. Bu gönderimler sonucunda medya mensuplarının e-posta kutularına toplam 67.626.000 adet e-posta teslim edildi. Bu iletişim hacmi, markaların seslerini duyurması konusundaki rekabeti gözler önüne sererken iletişimde sürekliliğin önemine de dikkat çekti.
EN ÇOK BASIN BÜLTENİ GÖNDEREN SEKTÖRLER
| Sektör | Basın bülteni adedi |
| Perakende - Mağazacılık | 4.275 |
| Hizmet Sektörü | 4.084 |
| Finans - Bankacılık | 3.531 |
| Kültür - Sanat | 3.309 |
| Medya - Basın Yayın - Sinema | 3.183 |
| Etkinlik - Eğlence | 2.626 |
| Sağlık - Medikal | 2.609 |
| Gıda - Hızlı Tüketim | 2.353 |
| Bilgi ve İletişim Teknolojileri | 2.287 |
| Tüketici Elektroniği | 2.241 |
| Diğer | 8.816 |