Eğitimi yalnızca bugünün değil geleceğin dünyasına hazırlık olarak konumlandıran Bahçeşehir Koleji, insan odaklı teknoloji, nitelikli insan kaynağı ve uzun vadeli değer üretimi üzerine kurulu bir vizyonla yol alıyor. Bahçeşehir Koleji İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel, “Bahçeşehir Koleji’nin yalnızca Türkiye’de değil küresel ölçekte örnek gösterilen bir eğitim markası olmasını hedefliyorum” diyor.
SEYFETTİN BAYRAM I s.bayram@businesslife.com.tr
FOTOĞRAFLAR: NECDET KÖSEDAĞ I necdet@yeryuzuiletisim.com
Küresel ölçekte belirsizliklerin arttığı, ekonomik dalgalanmaların daha uzun süreli hale geldiği bir dönemde, iş dünyası yalnızca büyümeyi değil dayanıklılığı, mali disiplini ve krizlere hazırlıklı olmayı da yönetmek zorunda kalıyor. Bahçeşehir Koleji İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel’e göre bu yeni dönemde kurumları ayakta tutan en temel unsur, kısa vadeli refleksler yerine uzun vadeli planlarla hareket edebilmek ve belirsizlik anlarında soğukkanlılığını koruyabilmek. Bahçeşehir Koleji, işte bu bakış açısıyla 31’inci yılında faaliyetlerini sürdürüyor. Türkiye’nin 58 ilinde, 150’yi aşkın kampüsü ve yaklaşık 90 bin öğrencisiyle yoluna devam eden kurum, ölçeğini bir büyüklük göstergesi olarak değil üstlendiği sorumluluğun doğal sonucu olarak değerlendiriyor. Akademik başarılar, üniversite yerleşme oranları ve yurt dışı kabul sonuçları; bu sorumluluğun eğitime yansıyan çıktıları olarak öne çıkıyor.
Yücel’in yaklaşımında eğitim, yalnızca bilgi aktarımına dayalı bir süreç değil. Geleneksel modellerin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Yücel, eleştirel düşünebilen, problem çözebilen ve etik değerlere sahip bireyler yetiştirmenin önemine dikkat çekiyor. Yapay zeka ve dijitalleşme ise bu çerçevede, eğitimi kişiye özel hale getiren, ölçme ve değerlendirmeyi güçlendiren ve öğretmenin rehberlik rolünü öne çıkaran stratejik araçlar olarak konumlanıyor. Bahçeşehir Koleji İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel, belirsizlik çağında liderliğin anlamından, sürdürülebilir büyüme anlayışına; eğitimde kalite ve fırsat eşitliğinden, toplumsal faydayı kalıcı etkiye dönüştüren çalışmalara kadar uzanan geniş bir perspektifte
BUSINESS LIFE’ın sorularını yanıtladı.

- 2025 yılını ekonomi ve iş dünyası açısından nasıl değerlendiriyorsunuz, sizin için öne çıkan gelişmeler nelerdi?
Biliyorsunuz, küresel belirsizliklerin tüm sektörlere doğrudan etki ettiği bir yılı geride bıraktık. Dünya genelinde enflasyon, jeopolitik riskler ve finansal dalgalanmalar, iş dünyasını daha temkinli ve stratejik hareket etmeye yönlendirdi. Bu dönemde büyümeden vazgeçmeden, mali disiplini önceleyen bir denge anlayışı öne çıktı. Türkiye özelinde ise enflasyondaki düşüş eğilimi ve üretim gücünün korunması, yeni yıla daha umutlu bakmamızı sağladı. Biz de bu tabloyu, insan kaynağını ve kurumsal sürdürülebilirliği merkeze alan bir yönetim anlayışıyla okuduk. Bahçeşehir Koleji olarak eğitim öğretim yılına öğretmenlerimizi memnun eden bir maaş artışıyla başlamanın mutluluğunu yaşadık. Bu süreçte hızlı ama sağduyulu karar alabilen ve insan kaynağına yatırım yapan kurumların fark yarattığını net biçimde gördük.
- 2025’ten çıkardığınız ve 2026’ya taşımayı planladığınız en önemli ders ne oldu?
Seyfettin Bey, bizim için en önemlisi dayanıklılık oldu. Bu kavram artık bir seçenek değil bir zorunluluk haline geldi. Biz de yalnızca büyümeyi değil krizlere karşı hazırlıklı olmayı yöneten bir anlayışı benimsedik. 2026’ya daha esnek, daha çevik ve daha sade yapılarla girmeyi stratejik bir öncelik olarak ele alıyoruz.
- Küresel ekonomik dalgalanmaların Türkiye’deki iş dünyasına etkisini nasıl okuyorsunuz?
Sizin de defalarca tanık olduğunuz gibi ben Türkiye ekonomisine ve Türk iş insanlarına inanıyorum, güveniyorum. Çünkü burada iş yapan herkes dalgalanmalara alışık. Kısacası, antrenmanlıyız. Bu kez farklı olan dalgaların sürelerinin uzaması. Bu da az önce söylediğim gibi sadece gelişime değil krizlere karşı da bizi hazırlıklı olmaya itiyor. Kısa vadeli refleksler yerine uzun vadeli planlar yapmanın önemi artıyor.
- Bahçeşehir Koleji, 31’inci yılında. Kaç okul ve kaç öğrenciye ulaştınız? Okullarınızın başarı grafiği hakkında neler söylersiniz? Bu ölçeği nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bahçeşehir Koleji olarak Türkiye’deki 58 ilde, 150’ye yakın kampüsümüzde, yaklaşık 90 bin öğrencimizle yola devam ediyoruz. Akademik başarılarımız, ulusal ve uluslararası sınav sonuçlarında, mezunlarımızın üniversite yerleşme oranlarında ve küresel kabul oranlarında net biçimde görülüyor. Son 5 yılda öğrencilerimizin yüzde 98’i üniversiteye yerleşti. LGS’de her yıl kendi rekorumuzu kırıyoruz. Ivy League dahil yurt dışı başarılarımız ülkemizin gururu. Bu ölçeği bir sayıdan çok, sorumluluk olarak görüyoruz.

- Önümüzdeki dönemde Bahçeşehir Koleji bünyesinde yeni okullar açılması planlanıyor mu? Nasıl bir büyüme stratejiniz var?
Elbette ancak ancak nicelikten çok nitelik odaklı bir büyüme stratejimiz var. Yeni kampüsleri yalnızca fiziki mekanlar olarak değil eğitim ekosisteminin güçlü halkaları olarak konumlandırıyoruz. Kontrollü, sürdürülebilir ve yerel ihtiyaçlara duyarlı bir büyüme anlayışımız var. Biz binalarımızla, salonlarımızla, ışıltılı tabelalarımızla övünmüyoruz. Gerçek gurur kaynağımız binalarımız değil hayatları ve geleceğimizi inşa ediyor olmamız.
- 2026 ve sonrasında Bahçeşehir Koleji için öngörülen eğitim yatırımlarının ana başlıkları neler olacak?
Siz de bir velisiniz. Tahmin edersiniz. Velilerimizin, öğrencilerimizin bizden ortak isteği kaliteli eğitim. Evet, belirsizlik dönemlerinde düşündüğümüz, temkinli davranmak zorunda olduğumuz noktalar olabilir ama eğitimde kaliteden ödün vermemek için yaptığımız her yatırım ülkemizin geleceğine yapılan yatırımdır. Kitaplarımız, MetodBox gibi dijital araçlarımız, uluslararası müfredat altyapımız hep bu anlayışın parçası. Bizim işimiz, bilgiye değer katmak ve her çocuğa aynı seviyede eğitim sunmak. Bu yüzden önümüzdeki dönemde de eğitim teknolojileri, öğretmen gelişimi, ölçme-değerlendirme sistemleri ve küresel iş birlikleri öncelikli alanlarımız olacak. Aynı zamanda öğrencilerin sosyal-duygusal gelişimini destekleyen programlara yatırım yapmayı sürdüreceğiz.
- Sizce mevcut eğitim sistemi, geleceğin iş dünyasının ihtiyaçlarını karşılamakta yeterli mi? Siz nereye odaklanıyorsunuz?
Dünya çok hızlı bir değişim yaşıyor. 2025 yılının verileriyle 2026’yı konuşmak çok zor. Meslekler, iş yapış modelleri hatta temelde yaşam formlarımız değişiyor. Teknolojik gelişmeler ve yapay zeka bambaşka açılar sunuyor. Dolayısıyla tüm dünyada öğrenme yöntemlerinde de hızlı bir değişim yaşanıyor. Eğitim sektörü, eğitimciler ellerindeki yeni imkanlara uygun modeller geliştiriyor. Geleneksel eğitim modelleri tek başına yeterli değil. Biz eleştirel düşünebilen, problem çözebilen, etik değerlere sahip bireyler yetiştirmeye odaklanıyoruz. Bilgiye ulaşmaktan çok, bilgiyi anlamlandırabilen bir nesil önceliğimiz.
- Yapay zeka ve dijitalleşme, okul modellerini ve öğrenme süreçlerini nasıl dönüştürüyor?
Yapay zeka ve dijitalleşme, eğitimi tek tip ve merkezden yönetilen bir yapıdan kişiye özel, esnek ve veriye dayalı bir öğrenme sürecine dönüştürüyor. Artık her öğrencinin öğrenme hızı, ilgi alanı ve güçlü yönleri daha doğru analiz edilebiliyor. Bu da öğretim programlarının öğrencinin bireysel ihtiyaçlarına göre uyarlanmasını mümkün kılıyor. Öğretmenlerin rolü de bu dönüşümle birlikte değişiyor. Bilgiyi aktaran konumdan, öğrenmeyi yönlendiren ve rehberlik eden bir role evriliyorlar. Yapay zeka destekli ölçme ve değerlendirme sistemleri sayesinde öğrencilerin gelişimi anlık olarak takip edilebiliyor; eksik alanlara hızlı ve hedefli müdahaleler yapılabiliyor. Biz Bahçeşehir Koleji olarak yapay zekayı bir amaç değil eğitimin niteliğini artıran stratejik bir araç olarak görüyoruz. Teknolojiyi; eleştirel düşünme, yaratıcılık ve problem çözme gibi insani becerileri güçlendiren bir destek unsuru olarak konumlandırıyoruz. Bu dönüşümün merkezinde her zaman öğrenci, öğretmen ve insan odağı yer almalı. Çünkü teknoloji gelişse de eğitimin özü, insanı anlamak ve geliştirmektir.

- Teknoloji odaklı bir gelecekte insani değerleri ve nitelikli insan kaynağını güçlü tutmak için neler yapılmalı?
Bana göre bu dönemde değerler eğitimi, empati, etik ve sorumluluk duygusu her zamankinden daha önemli hale geldi. Teknoloji hız kazandırıyor ancak yönü değerler belirliyor. Eğitimde de bu dengeyi korumak temel görevimiz olmalı.
- Eğitim kökenli bir aileden gelmenin iş dünyasına bakışınıza kattığı en önemli fark sizce ne oldu?
Siz de ailemizi yıllardır tanıyorsunuz. Kârın ötesinde değer üretmeye odaklanmak. Yaptığınız işin topluma ne kattığını sürekli sorgulamak. Bu bizim aile mirasımız.
- 2026 ajandanızın en önemli maddeleri neler?
Eğitim kalitesi, insan kaynağı, kurumsal sürdürülebilirlik ve toplumsal etki öncelikli ajada maddelerim.
- İş dünyasında sizi tanımlayan liderlik anlayışı nedir ve bu yaklaşım bugüne kadar nasıl şekillendi?
Liderlik anlayışımı katılımcı, şeffaf ve sorumluluk alan olarak tanımlarım. Ekiplerin gücüne inanırım; liderliğin tek başına değil birlikte üretmek olduğuna inanıyorum.
- Bugünün belirsizliklerle dolu dünyasında bir liderin sahip olması gereken en kritik yetkinlik sizce hangisi?
Bence soğukkanlılık ve öngörü sahibi olmak en önemlisi. Belirsizlik anlarında sakin kalabilen liderlerin fark yaratabildiğini görüyorum.
- Mevcut ekonomik ortamda şirketlerin sürdürülebilir büyümeyi sağlaması için hangi stratejiler ön plana çıkıyor?
Mevcut ekonomik ortam, şirketleri hızlı büyümeden çok sağlıklı ve dengeli büyümeye odaklanmaya zorluyor. Bu dönemde sürdürülebilirlik yalnızca finansal performansla değil kurumsal dayanıklılık ve uzun vadeli değer üretimiyle ölçülüyor. Bu nedenle ilk öncelik, mali disiplini korurken operasyonel verimliliği artırmak. Veriye dayalı karar alma süreçleri her zamankinden daha kritik hale geldi. Kaynakların doğru alanlara yönlendirilmesi, risklerin erken aşamada öngörülmesi ve esnek senaryolarla ilerlenmesi şirketlere önemli bir avantaj sağlıyor. Aynı zamanda dijitalleşme, süreçleri sadeleştirerek hız ve şeffaflık kazandırıyor. İnsan kaynağına yatırım da sürdürülebilir büyümenin temel taşlarından biri. Nitelikli ekipler, belirsizlik dönemlerinde kurumların en güçlü dayanağı oluyor.
- Risk alma ile kurumsal istikrarı koruma arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?
Hesaplanmış riskler alarak. Veriye dayanmayan hiçbir risk, gerçek anlamda cesaret değildir.
- Günümüzde bir iş insanı için itibar yönetimi neden stratejik bir konu haline geldi?
Sizin de her zaman yazılarınızda vurguladığınız gibi itibar en kırılgan ama en değerli sermaye. Kaybedildiğinde yerine konması çok zor.
- Kriz dönemlerinde hem bireysel hem kurumsal itibarı korumanın temel prensipleri sizce neler?
Bana göre en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir. Bu noktada prensiplerim şeffaflık, tutarlılık ve sorumluluk almak. Sessizlik çoğu zaman en büyük risktir.

- 2026 ve sonrasına baktığınızda ekonomi, eğitim ve iş dünyası adına sizi en çok heyecanlandıran beklenti nedir?
Ben eğitimin, teknolojiyi ve insanı daha dengeli buluşturacağı yeni modellerin yaygınlaşmasını bekliyorum.
- 2026 ve sonrasına dair en önemli hedefiniz ve hayaliniz nedir?
Bahçeşehir Koleji’nin yalnızca Türkiye’de değil küresel ölçekte örnek gösterilen bir eğitim markası olmasını hedefliyorum. Daha nitelikli bireyler yetiştirerek, daha güçlü bir gelecek inşa etmeyi hayal ediyorum.
HÜSEYİN YÜCEL’İN AJANDASINDA ÖNE ÇIKAN 10 BAŞLIK
1- SEY Vakfı ile toplumsal faydayı kalıcı etkiye dönüştürüyoruz
2- Gazze’deki çocuklar da depremzede gençlerimiz de bizim meselemiz
3- Belirsizlik çağının kahramanları soğukkanlı liderler
4- Eğitimin geleceği insan odaklı teknoloji ve yapay zekada
5- Teknoloji gelişse de eğitimin özü, insanı anlamak ve geliştirmek
6- Eğitimde kalite, her koşulda vazgeçilmez bir öncelik
7- Öğretmen mutluluğu ve niteliği, güçlü eğitimin temel taşı
8- Nitelikten ödün vermeyen, kontrollü ve sürdürülebilir büyüme
9- Eleştirel düşünen, etik değerlere sahip bireyler yetiştirmek
10- Bahçeşehir Koleji’ni küresel ölçekte örnek gösterilen bir eğitim markası haline getirmek

“SÜRDÜRÜLEBİLİR FIRSATLAR YARATIYORUZ”
SEY Vakfı’nı toplumsal faydayı geçici yardımlarla değil kalıcı etki yaratan çalışmalarla üretmeyi hedefleyen bir yapı olarak konumlandırıyoruz. Vakfın temel yaklaşımı, ihtiyaçlara kısa vadeli çözümler sunmanın ötesine geçerek bireylerin kendi potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri sürdürülebilir fırsatlar yaratmak üzerine kurulu. Bunun için öğrencilerimizi anasınıfı ve ilkokul kademesinden ailemize katıp ortaokul sonuna kadar okutuyoruz. Hatta bunu depremzede öğrencilerimiz için lisenin sonuna kadar uzattık.
EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ
Bugüne kadar yüzlerce öğrencinin hayatına dokunduk, 500’e yakın çocuğumuza burs imkanı sağladık. Bu noktada Empati Destek Bursumuzu çok önemsiyoruz. Özel gereksinimli çocuklarımız için de taşın altına elimizi koyuyoruz. Temel hedefimiz, eğitime erişimde fırsat eşitliğini güçlendirmek, dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocukların nitelikli eğitim, spor ve kültür olanaklarına ulaşmasını sağlamak. Aynı zamanda psikososyal destek, rehberlik ve kişisel gelişim programlarıyla yalnızca akademik değil bütüncül bir gelişimi destekliyoruz.
“HEPSİ BİZİM MESELEMİZ”
Biliyorsunuz, Bahçeşehir ailesi sporu seviyor ve destekliyor. Vakıf tarafımızda da sporu çocukların disiplin, takım ruhu ve özgüven kazanmasında güçlü bir araç olarak görüyoruz. Bu nedenle spor projeleri, vakfın önemli çalışma alanlarından birini oluşturuyor. Mesela Euroleague One Team sosyal sorumluluk projesi ile daha önce ellerine hiç basketbol topu almamış olan çocuklarımız sporla tanıştı. Bizim odağımız sosyal dayanışmayı artıran, yerel ihtiyaçlara duyarlı ve uzun soluklu projeler. Bizim için toplumsal fayda geleceği değiştirecek kalıcı izler bırakabilmek. Bunun için Gazze’deki çocuklar da depremzede gençlerimiz de bizim meselemiz.