50 Şirketin Yönetim Kurulunda Kadın Gücü

BUSINESS LIFE, Türkiye’de yönetim kurulunda kadın tablosunu ortaya koydu. Liderler, kadınların yönetim kurullarında daha güçlü yer almasının demokrasi, sürdürülebilir kalkınma ve küresel rekabet için stratejik bir zorunluluk olduğunu vurguluyor. Vakko Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko, yönetimde kadın temsiliyetinin ülke ekonomisine de değer kattığını söylüyor. Boyner Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, kadınların karar mekanizmalarında daha fazla yer alması gerektiğini söylüyor. Fiba Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ayşecan Özyeğin Oktay, ev içi bakım emeği ve zihinsel yükün kadınlar üzerinde orantısız baskı yarattığını, eşitliğin ancak bu yük paylaşılırsa sağlanabileceğini belirtiyor. Pegasus Hava Yolları Ceo’su Güliz Öztürk, yönetim kurullarında kadın varlığının karar kalitesini artırdığını ifade ediyor. Şölen CEO’su Erdoğan Çoban, fırsat eşitliğinin kurumsal öncelikleri arasında yer aldığını dile getiriyor. Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç ise insan odaklı liderliğin dönüşümün anahtarı olduğunu söylüyor.

DR. BAHADIR KALEAĞASI I b.kaleagasi@businesslife.com.tr

YÖNETİM KURULLARI HANGİ ÇAĞDA?

Yapay zeka çağına son sürat geçerken şirketlerin yönetim kurulları hala demode zeka çağında mı? İyi bir yönetim kurulunda eğitim, deneyim, yaş çeşitliliği ve jeopolitik akıl artık kaçınılmaz başarı kriteri. Yönetim kurullarında kadın konusu ise bu çeşitlilik etkeninin çok ötesinde, zeki şirket olmanın doğal gereği. Toplumda kadınlar ve erkeklerden oluşan cinsiyet eşitliğinden kopuk tek sesli masalar risk üretir; çok sesli masalar değer üretir. Küresel rekabet çağında farklı deneyimler aynı stratejide buluştuğunda kurumlar daha sağlam, daha öngörülü ilerler.

Türkiye Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) halka açık şirketlerin yönetim kurullarında en az bir kadın üye olmasını ve yüzde 25 hedefi belirlemeyi tavsiye ediyor. Yetersiz fakat yine de faydalı bir hedef. Yönetim Kurulunda Kadın Derneği (YKKD), Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu, Argüden Yönetişim Akademisi, %30 Kulübü, Yanındayız ve TÜSİAD gibi bir çok etkili kurum bu alanda seferber.

Her alanda cinsiyet eşitliği ülkemiz için bir küresel rekabet ve uygarlık hedefidir.

 

CEM HAKKO I VAKKO YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“KURUMSAL MİRASIMIZA YAKIŞANI YAPIYORUZ”

“Vakko, kuruluşundan bu yana kadın emeğinin, kadın estetiğinin ve kadın sezgisinin çok güçlü olduğu bir marka. Kurumsal mirasımıza yakışır şekilde, yetkinlik ve değer odaklı bir yönetim anlayışını benimsiyoruz. Kadınların yönetimde daha fazla yer almasının, yalnızca şirketler için değil ülke ekonomisi için de önemli bir kazanım olduğuna inanıyorum.”

Vakko Tekstil ve Hazır Giyim Sanayi İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulumuz toplam 8 üyeden oluşuyor. Bugün itibarıyla 3 kadın, 5 erkek üyemiz bulunuyor; bu da yüzde 37,5 kadın temsiline karşılık geliyor. Kadın üyelerimizden Jaklin Güner, aynı zamanda Vakko CEO’su olarak icranın başında görev yapıyor ve yönetim kurulumuzda aktif rol üstleniyor. Vakko’nun ilk kadın CEO’su olarak üstlendiği bu sorumluluk, kurumumuzda kadın liderliğinin yalnızca temsili değil karar verici ve dönüştürücü bir güç olarak konumlandığının da önemli bir göstergesi. Diğer kadın üyelerimiz ise bağımsız üye statüsünde yer alarak kurumsal yönetim ilkeleri doğrultusunda yönetim kurulumuza farklı perspektifler ve objektif değerlendirmeler kazandırıyor.

KÜLTÜRÜN DOĞAL BİR YANSIMASI

Bizim için kadın temsili yalnızca sayısal bir gösterge değil kurumsal kültürümüzün doğal bir yansımasıdır. Vakko, tarihsel olarak kadın emeğinin, kadın estetiğinin ve kadın bakış açısının güçlü olduğu bir kurum. Yönetim kurulumuzda yer alan kadın üyelerimiz de hem stratejik karar süreçlerine hem kurumsal sürdürülebilirliğe önemli katkılar sunuyor. Hedefimiz, cinsiyet dengesi başta olmak üzere farklı deneyim, uzmanlık ve bakış açılarını bir araya getiren daha kapsayıcı bir yapı oluşturmak. Bu konuyu bir zorunluluk değil, güçlü ve sağlıklı kurumsal yapının temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Vakko, kuruluşundan bu yana kadın emeğinin, kadın estetiğinin ve kadın sezgisinin çok güçlü olduğu bir marka.

“KADINLARIN VARLIĞIYLA YÖNETİM KURULLARI DAHA GÜÇLÜ”

Kadın temsiline önem veren şirketlerin genellikle üç alanda daha güçlü olduğunu düşünüyorum: Kurumsal itibar, sürdürülebilirlik ve insan kaynağı yönetimi. Kadınların yer aldığı yönetim yapıları daha kapsayıcı bir kurum kültürü oluşturuyor. Bu da hem çalışan bağlılığını hem marka algısını güçlendiriyor. Özellikle yeni nesil çalışanlar için çeşitlilik ve eşitlik, tercih sebebi haline gelmiş durumda.

DAHA DENGELİ

Ayrıca kadın temsili yüksek şirketlerin sosyal sorumluluk, etik yönetim ve uzun vadeli strateji konularında daha dengeli bir performans sergilediğini görüyoruz. Bu da sadece finansal başarıyı değil, kalıcı kurumsal değeri beraberinde getiriyor.

 

ÜMİT BOYNER I BOYNER HOLDİNG YÖNETİM KURULU ÜYESİ

“KADINLARIN KARAR MEKANİZMALARINDA YER ALMASI LAZIM”

“Özellikle kadınların karar mekanizmalarında yer alması lazım. Kadınlar karar mekanizmalarında ne kadar etkili olursa Türkiye’nin önü özlediğimiz, amaçladığımız yere gitmesi açısından o kadar daha fazla açılacak diye düşünüyoruz.”

Kadının ekonomiye katılımı elbette ekonomik kalkınma açısından önemli ama biz bunu bir insan hakkı olarak ele alıyoruz. Bu aynı zamanda bir demokrasi meselesi. Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından kadınların karar mekanizmalarında daha fazla yer alması olmazsa olmaz.

“MESELE SADECE RAKAMLAR DEĞİL”

Bugün çalışma hayatında kadınların katılım oranı yüzde 34 civarında. Dünyada ise bu oran yüzde 50’lerin üzerinde. Yönetim kurullarında ve üst yönetimde kadın temsili arttıkça bu tabloyu değiştirme imkanımız da artıyor. Biz kurum içinde cinsiyet eşitliğini sağlamaya odaklandık; bugün çalışan kadın oranımız yüzde 48, üst yönetimde yüzde 49 ve yönetim kurullarında yüzde 50 seviyesine ulaştık. Bunlar elbette sevindirici ama yeterli değil. Çünkü mesele sadece rakamlar değil kadınların gerçekten söz sahibi olduğu, karar süreçlerinde etkili olduğu bir yapı kurabilmek. Kadınlar karar mekanizmalarında ne kadar güçlü olursa, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınma yolculuğu da o kadar güçlenecektir.

BAŞLANGIÇ ÇİZGİSİNİN GERİSİNDE

Zaman içinde pek çok alanda beklentilerin gerisinde kaldık. Maalesef kadınlar da kapsayıcılık ve eşitlik anlamında geri kaldı. Sanki hayata başlarken bile başlangıç çizgisinin biraz gerisinden başlıyoruz. Dünyada yaşanan gelişmeler de kadınları bir miktar daha geriye itti. Evet, daha fazla kadın işini kaybetti. Yeni iş modelleri belki kadınların tekrar işe dönüşünü kolaylaştırabilecek imkanlar sunuyor ancak katetmemiz gereken hala uzun bir yol var.

Biz aslında sosyal sorumluluk çalışmalarıyla yola çıktık. O dönem sürdürülebilirlik çok bilinen bir kavram değildi ama çalışma hayatında kadının eksik olduğunu görüyorduk. KAGİDER’i kurarken bizi motive eden en önemli nedenlerden biri buydu: İş yerinde ne yapabiliriz, kendi kurum kültürümüzde bu konuda nasıl bir dönüşüm sağlayabiliriz?

“İNSANA YATIRIM YAPILMALI”

Genel olarak yapılması gereken insana yatırım. Burada kurumlara, şirketlere ve elbette hükümetlere büyük görev düşüyor. Biz bir kurum olarak kendi çalışanlarımız için ne yapabiliriz, toplum için ne yapabiliriz, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınmasına nasıl katkı sağlayabiliriz diye düşündük ve çalışmalarımıza bu perspektifle başladık.

KURUM İÇİ EŞİTLİK

Çalışmalarımızı iki ana başlıkta ele alıyoruz. Birincisi kurum içi eşitlik çalışmaları. Kendi iş modellerimizde ve iş yerimizde cinsiyet eşitliğini sağlamak önceliğimiz oldu. Çalışma ve aile hayatını dengeleyici programlar geliştirdik.

TOPLUMSAL EŞİTLİK

Toplumdaki en dezavantajlı kesimlerden biri olarak yetiştirme yurdunda büyüyen genç kadınlara odaklandık. “Nar Taneleri” projesi kapsamında Çocuk Esirgeme Kurumu ve Birleşmiş Milletler ile iş birliği yaptık.

 

GÜLİZ ÖZTÜRK I PEGASUS HAVA YOLLARI CEO’SU

“BU ŞİRKETTE İLERLEMENİN CİNSİYETİ YOK”

“Yönetim kurulunda kadınların varlığı, organizasyonun tamamına güçlü bir mesaj veriyor. ‘Bu şirkette ilerlemenin cinsiyeti yok’ mesajı, özellikle genç çalışanlar için çok kıymetli. Bu da yetenek çekme ve elde tutma açısından ciddi bir avantaj yaratıyor.”

Pegasus, yönetim kurulu yapısına kapsayıcı perspektifle yaklaşan bir şirket. IATA üyesi hava yollarının sektördeki kadın temsilini 2025 yılına kadar yüzde 25 veya en az yüzde 25 oranında artırmayı hedefleyen 25by2025 taahhüdünü dünyada ilk imzalayan havayollarından biriyiz. Sözleşmeyi ilk imzaladığımız günden bu yana kadın temsilini artırmayı hedeflediğimiz tüm alanlarda yüzde 25 üzeri veya yüzde 25 artış olacak şekilde hedeflerimizi başarmış durumdayız.

ÖNEMLİ EŞİK

Bugün itibarıyla yönetim kurulumuzda 2 kadın üye yer alıyor: Zeynep Bodur Okyay ve Ayşegül İldeniz. Bunu bir “hedef tamamlandı” noktasından öte bir eşik olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde amacımız, kadın temsilini kademeli biçimde artırmak ve bunu sürdürülebilir bir yönetim pratiği haline getirmek. Bunun için liderlik pozisyonlarındaki kadın temsiliyetini düzenli olarak izliyor; terfi, gelişim ve yedekleme süreçlerinde de bu dengeyi bilinçli şekilde takip ediyoruz. Cinsiyet kapsayıcılığı sağlanmış, deneyim çeşitliliği yüksek bir kurul yapısı karar kalitesini doğrudan etkiliyor. Çeşitlilik arttığında tartışmalar derinleşiyor, varsayımlar daha fazla sorgulanıyor ve riskler daha erken görünür hale geliyor. Havacılık gibi volatiliteye açık, hızlı refleks gerektiren bir sektörde bu fark çok net hissediliyor. Alternatif senaryoların daha kapsamlı ele alınması, dengeli risk yönetimi ve uzun vadeli bakış açısı, kurumsal dayanıklılığı güçlendiriyor. Biz son yıllarda hem güçlü bir büyüme performansı sergiledik hem operasyonel kârlılığımızı koruduk.

“KARARIN RENGİ MASADAKİLERLE ŞEKİLLENİYOR”

Bence mesele aslında çok basit: Masada kimler oturuyorsa, kararın rengi de ona göre şekilleniyor. Çeşitlilik olduğunda perspektif genişliyor. Kadın temsiline önem veren şirketlerde çeşitlilik sayesinde özellikle yenilikçi bakış açısının daha fazla yer aldığını, farklı fikirlerin tartışmaya açılabildiğini ve kapsayıcı bir yaklaşımın kültür olarak yerleşebildiğini gözlemliyorum. Sorular farklı yerlerden geliyor, alternatif senaryolar konuşuluyor. Bu da kararların daha sağlam zemine oturmasını sağlıyor.

YETENEK ÇEKME VE ELDE TUTMADA AVANTAJ

Bir diğer fark kurum kültüründe ortaya çıkıyor. Yönetim kurulunda kadınların varlığı, organizasyonun tamamına güçlü bir mesaj veriyor. “Bu şirkette ilerlemenin cinsiyeti yok” mesajı, özellikle genç çalışanlar için çok kıymetli.

 

AYŞECAN ÖZYEĞİN OKTAY I FİBA GRUBU YİNETİM KURULU BAŞKAN YARDIMCISI

“KADINLARIN ÜZERİNDE ORANTISIZ YÜK VAR”

“Toplumsal cinsiyet rolleri bakım emeğinin ve zihinsel iş yükünün nasıl dağıldığını belirlemeye devam ediyor. Bu da kadınların omzuna fazladan sorumluluk yüklüyor. Ortak yaşam anlayışının önündeki en büyük engel, bu yükün paylaşılmaması. Eşitliği ancak bu konuyu hep birlikte sahiplenerek ve güç birliği yaparak sağlayabiliriz.”

Kadınların zihinsel iş yükü evlendikten sonra yüzde 23 artıyor. Ev içi bakım emeği ve zihinsel iş yükü kadınlar üzerinde orantısız bir yük oluşturuyor. Fiba Grubu ve Özyeğin Üniversitesi olarak gerçekleştirdiğimiz araştırmanın sonuçları böyle. Bu durum çalışma hayatındaki eşitsizliğin nedenlerinden biri.

BEYAZ YAKADA EŞİTLİK

Fiba Grubu olarak Özyeğin Üniversitesi iş birliğiyle yürüttüğümüz araştırmayla beyaz yakalı çalışanlar arasında bakım emeği ve zihinsel iş yükünün etkilerini inceledik. “Yük Olmasın” projesinin ikinci yılında elde edilen bulguları paylaştık. Toplumsal cinsiyet eşitliği, sürdürülebilir kalkınmanın temel taşlarından biri. Kadınların iş gücüne katılımı ve yönetim kademelerinde daha fazla yer almaları Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek en önemli unsurlardan biri. Kamu, özel sektör ve sivil toplumun bu konuda ortak hareket etmesi gerekiyor. Fiba Grubu’nun eşitlik inisiyatiflerini yönetiyorum. Toplumsal cinsiyet rolleri bakım emeği ve zihinsel iş yükünün nasıl dağıldığını belirlemeye devam ediyor. Bu da kadınların omzuna fazladan sorumluluk yüklüyor. Ortak yaşam anlayışının önündeki en büyük engel, bu yükün paylaşılmaması. Eşitliği ancak bu konuyu hep birlikte sahiplenerek ve güç birliği yaparak sağlayabiliriz. Fiba Grubu olarak farkındalık yaratacak ve somut etki sağlayacak yeni uygulamaları hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Toplumda farkındalık artsa da toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda hala kat edilmesi gereken uzun bir yol var.

YÜK OLMASIN ARAŞTIRMA SONUÇLARI

İş hayatının temposuna ayak uydurmaya çalışan beyaz yakalı çalışanlar için ev içi bakım emeği ve zihinsel iş yükü büyük bir görünmez maliyet yaratıyor. Özyeğin Üniversitesi’nin Fiba Grubu desteğiyle yürüttüğü ve Frekans Araştırma tarafından gerçekleştirilen yeni çalışma, bu yükün bireyler ve iş dünyası üzerindeki etkilerini ortaya koyuyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’de başlayan saha çalışması, Türkiye genelinde 11 şehre yayılarak toplamda 2.104 kişiyle yüz yüze görüşmelerle tamamlandı. Bulgular, iş dünyasının göz ardı edemeyeceği çarpıcı gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor.

ERKEKLERİN SORUMLULUĞU

Erkekler ev içi sorumlulukların ancak üçte birini üstleniyorlar. Araştırma, ev içi bakım emeği ve zihinsel iş yükünün kadınlar ve erkekler arasında eşitsiz dağıldığını gösteriyor: Kadınlar, bakım emeği ve zihinsel iş yükü açısından erkeklere kıyasla çok daha fazla sorumluluk üstleniyor. Kadınların algıladığı bakım emeği, erkeklerden yaklaşık 25 yüzde puan, zihinsel iş yükü ise 15 yüzde puan daha yüksek.

YAŞ İLERLEDİKÇE

Yaş ilerledikçe bu yük daha da artıyor ve kadınlarda daha belirgin hale geliyor. Kadınların bakım emeği ve zihinsel iş yükü ortalamaları hiçbir yaş grubunda yüzde 55’in altına düşmezken, erkeklerin zihinsel iş yükü algısı yalnızca yüzde 50’nin üzerine çıkıyor.

 

ERDOĞAN ÇOBAN I ŞÖLEN CEO’SU

“KADIN KATILIMINI ARTIRMAK ÖNCELİĞİMİZ”

“Kadınların iş yaşamına katılımı yalnızca bir eşitlik meselesi değil sürdürülebilir kalkınmanın, güçlü ekonomilerin ve refah toplumlarının temel koşulu. Şölen olarak kadınların iş gücüne katılımını artırmak, adil ücret ve yan haklara erişimlerini güvence altına almak, kişisel gelişim ve kariyer fırsatlarını güçlendirmek her zaman önceliğimiz.”

Kadınların iş hayatındaki varlığını güçlendirme hedefiyle hareket ediyoruz. Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ne (WEPs) imza attık. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sürdürülebilir büyüme stratejimizin merkezine yerleştirerek kadınların iş gücüne katılımını artırmayı hedefliyoruz. Bu imza toplumsal eşitlik taahhüdümüzün küresel ifadesidir.

KADIN ORANI HER YIL ARTIYOR

WEPs imzamız şirketin uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisinin doğal bir adımı. Kadınların iş yaşamına katılımı yalnızca bir eşitlik meselesi değil sürdürülebilir kalkınmanın, güçlü ekonomilerin ve refah toplumlarının temel koşulu. Şölen olarak kadınların iş gücüne katılımını artırmak, adil ücret ve yan haklara erişimlerini güvence altına almak, kişisel gelişim ve kariyer fırsatlarını güçlendirmek her zaman önceliğimiz oldu. Sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda farklılıklardan beslenen, ortak aklı teşvik eden, çok sesli ve şeffaf bir çalışma kültürünü destekliyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın bireysel deneyimlerinin ve yeteneklerinin kurum kültürümüzün en güçlü unsuru olduğuna inanıyoruz. 2030 yılına kadar kadın çalışan oranımızı beyaz yakada yüzde 45’e, toplam kadın çalışan sayımızı yüzde 10 artırmayı hedefliyoruz. WEPs Destek Beyanımızla bu kararlılığımızı global ölçekte kayıt altına alıyor; iş yerinde ve toplumda cinsiyet eşitsizliğini sona erdirmek için Birleşmiş Milletler ile dayanışma içinde olduğumuzu beyan ediyoruz. Bu imza toplumsal eşitlik taahhüdümüzün küresel ifadesidir.

“FIRSAT EŞİTLİĞİNİ ÖN PLANDA TUTUYORUZ”

Sürdürülebilirlik stratejimizde çeşitlilik, kapsayıcılık ve ortak akıl ilkelerini merkeze alıyoruz. İşe alımdan kariyer gelişimine kadar her aşamada fırsat eşitliği odaklı politikalar yürütüyoruz. Kadın çalışanlara yönelik eğitim programları, farkındalık projeleri ve mentorluk çalışmalarıyla eşitliği destekleerken kadınların bilgi, yetenek ve deneyimleriyle hem yerelde hem uluslararası arenada güçlü bir varlık göstermelerini hedefliyoruz. Bu adım yalnızca kurumsal bir imza değil aynı zamanda iş dünyasında kadın emeğine verilen değerin ve kapsayıcı büyümenin somut bir göstergesi.

YOL HARİTASI

Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri - WEPs, UN Women ve UN Global Compact iş birliğiyle özel sektöre kadınların ekonomik yaşamdaki konumunu güçlendirmeye yönelik bir yol haritası sunuyor.

 

DR. ÖZLEM KOÇ I BAHÇEŞEHİR KOLEJİ GENEL MÜDÜRÜ

“KOLEKTİF AKLA YATIRIM YAPTIM”

“Her zaman merkezde insan odaklı liderliği tutuyorum. Empatiyle yönetmeye, farklı yetenekleri ortak bir amaç etrafında buluşturmaya ve kolektif bir akıl yaratmaya yatırım yaptım.”

Bahçeşehir Koleji’nde 2016 yılından bu yana genel müdür olarak görev yapıyorum. Bu rol Türkiye genelinde büyüyen bir eğitim ekosisteminin vizyonunu şekillendirme görevi anlamına geliyor. Bugün 58 ilde, 143 kampüste ve yaklaşık 100 bin öğrencinin bulunduğu çok geniş bir yapıyı yönetiyoruz.

GENİŞ KAPSAM

Görev alanım akademik vizyonun belirlenmesinden dijital dönüşüm projelerine, öğretmen gelişiminden uluslararası iş birliklerine kadar oldukça geniş bir çerçeveyi kapsıyor. Eğitimde yenilikçi modeller geliştirmek, teknolojiyi öğrenme deneyiminin doğal bir parçası haline getirmek ve öğrencilerimizi küresel ölçekte rekabet edebilecek bireyler olarak yetiştirmek bu sorumluluğun en önemli parçaları arasında yer alıyor.

ÜÇ YATIRIM ALANI

Temelde üç ana eksene yatırım yaptım. Birincisi, yaşam boyu öğrenme disiplini. Hedefim kendimi sürekli geliştirmek, yeni bakış açılarına açık kalmak ve öğrendiklerimi düşünme biçimime katmak oldu. İkincisi, dönüşüm yönetimi. Bunu değişime tepki vermekten ziyade belirsizliği doğru okumak, öncelikleri netleştirmek ve zor zamanlarda bile sakin, kararlı bir yön duygusunu korumak olarak ifade edebilirim. Üçüncü ise her zaman merkezde tuttuğum insan odaklı liderlik. Empatiyle yönetmeye, farklı yetenekleri ortak bir amaç etrafında buluşturmaya ve kolektif bir akıl yaratmaya yatırım yaptım.

DÖNÜŞTÜRÜCÜ GÜCÜN İZİNDE

2026 ajandamızın merkezinde eğitimde teknolojinin dönüştürücü gücünü daha ileriye taşımak var. Yapay zeka destekli öğrenme platformlarımızı geliştirerek öğrencilerimize daha kişiselleştirilmiş ve daha zengin bir eğitim deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Bununla birlikte yenilikçi düşünme, eleştirel bakış açısı, sürdürülebilirlik ve küresel farkındalık gibi başlıkları eğitim modelimizin merkezine daha güçlü şekilde yerleştiriyoruz. Öğretmenlerimizi yeni nesil pedagojik araçlarla desteklemek, öğrencilerimizi dünyanın farklı kültürleriyle buluşturmak ve uluslararası iş birliklerini genişletmek de önümüzdeki dönemin öncelikleri arasında.

BUSINESS LIFE