PROF. DR. SİNAN CANAN I AÇIKBEYİN KURUCU BAŞKANI / YAZAR
İş dünyasında ve hayatımızın neredeyse her alanında, yıllardır tek bir kelimenin büyüsüne kapıldık: Dayanıklılık (Resilience). Şirketlerimizi, kariyerlerimizi ve çocuklarımızı “fırtınalara karşı dayanıklı” olsunlar diye yetiştirmeye çalıştık. Ancak dayanıklılık, aslında pasif bir savunma halidir. Dayanıklı bir cisim, darbeye maruz kaldığında şeklini korumaya çalışır tıpkı bir beton blok gibi. Fakat darbe yeterince güçlüyse beton çatlar ve genellikle çevresine de zarar vererek yıkılır. Yani tüm dayanıklı yapılar, önünde sonunda kırılgandır.
Lübnanlı düşünür Nassim Nicholas Taleb’in literatüre kazandırdığı “Anti kırılganlık” (antifragility) kavramı ise bize bambaşka bir ufuk açıyor. Anti kırılgan olan, sarsıntıdan sadece sağ çıkmaz sarsıntı sayesinde güçlenir. Tıpkı stresle güçlenen kas, mikroplarla bağışıklık kazanan çocuk veya orman yangınından sonra filizlenen tohum gibi... Peki, biz iş dünyasının bu duraksız sarsıntıları içinde nasıl "anti kırılgan" hale gelebiliriz? Cevap, yine kadim biyolojik mirasımızda, yani İnsanın Fabrika Ayarları’nda saklı.
KAOSLA BESLENEN DONANIM: İFA VE STRES
Biyolojik olarak biz, stres olmadan gelişemeyen canlılarız. Vücudumuzdaki kemikler baskı gördükçe yoğunlaşır (Wolff Yasası), beynimiz zorlandıkça yeni sinaptik bağlar kurar (Nöroplastisite). İnsanın Fabrika Ayarları (İFA), yokluklar ve zorluklar dünyasında şekillenmiş bir hayatta kalma makinesidir. Bizim donanımımız, öngörülebilir ve steril bir laboratuvar ortamı için değil kaotik, belirsiz ve değişken bir doğa için tasarlanmıştır.
Bugün modern iş hayatının en büyük hatası, sıfır risk ve maksimum konfor odaklı bir yapı kurmaya çalışmasıdır. Ancak biyoloji bize şunu söyler: Aşırı korunan sistemler, en kırılgan olanlardır. Bir sistemi veya bir kariyeri tüm sarsıntılardan yalıtırsanız, en küçük bir “siyah kuğu” (beklenmedik kriz) geldiğinde sistemin çökmesi kaçınılmazdır. Anti kırılganlık, kaosu sevmek değil kaosun içindeki enerjiyi kendi gelişimin için bir kaldıraç olarak kullanabilmektir.
HATA YAPMA LÜKSÜ VE ÖĞRENEN SİSTEMLER
Kırılgan sistemler hatadan korkar ve hatayı gizler. Anti kırılgan sistemler ise küçük hataları bilgi olarak görür. İş dünyası profesyonelleri için anti kırılganlık, küçük ve ucuz hatalar yapma cesareti demektir. Eğer kariyerinizi tek bir beceriye, tek bir sektöre veya tek bir şirkete (yüksek verimlilik ama yüksek kırılganlık) endekslediyseniz, siz artık kırılgan bir yapıya sahipsiniz demektir. Buna karşın, “seçeneklilik” (optionality) sahibi olanlar anti kırılgandır. Farklı alanlarda küçük denemeler yapan, yan projeler yürüten, nöro çeşitlilikten (farklı yetkinlik, beceri ve mizaçlara sahip insanları bir arada tutabilme becerisinden) beslenen takımlar kuran liderler değişim rüzgarı estiğinde daha az savrulur, hatta o rüzgarı yelkenlerine doldururarak hız kazanma şansı yakalar. Biyolojideki çeşitlilik (diversity), biyolojik türlerin anti kırılganlık sigortasıdır. O nedenle biyolojik alemde birbirinin aynısı iki canlı yoktur. Bunu parmak izlerimizden ve biyometrik kimlik belirleme sistemlerinden çok iyi biliyoruz zaten. Dolayısıyla iş dünyasında “tek tip zihniyet” sevdası, kırılganlığın en kısa yoludur. Ve yıkım için tek gereken, yeterince güçlü bir darbe veya beklenmeyen bir değişimdir.
KONFORUN ÖLDÜRÜCÜ ETKİSİ: HORMEZIS
Toksikoloji ve biyolojide “hormezis” denilen bir ilke vardır. Sizi öldürmeyecek kadar küçük dozlardaki stres yapıcılar (soğuk, açlık, fiziksel zorlanma), biyolojik sisteminizi uyandırır ve sizi daha güçlü kılar. Sabahları soğuk duş almanın faydalarını bu aralar çok duyuyor olabilirsiniz. İşte bu hormezis etkisine güzel bir örnektir. Bugün beyaz yakalı dünyasının en büyük dertlerinden birisi, bu “tatlı sert” zorlanmalardan mahrum kalmış olmasıdır. Sürekli klimalı odalar, hareketsiz ofis saatleri, her an ulaşılabilen yüksek kalorili gıdalar ve çatışmasız iletişim ortamları bizi biyolojik olarak gittikçe kırılgan hale getiriyor. Anti kırılgan bir profesyonel, konfor alanını bilinçli olarak terk eden kişidir. Yeni bir teknoloji öğrenmenin verdiği zihinsel acı, belirsiz bir pazarla mücadelenin getirdiği uykusuzluk, aslında sistemin “kas” yapması için gereken hormonal uyarılardır. İFA’da sıklıkla vurgulamaya çalıştığım gibi zorlanmadığınız sürece, gelişmeniz biyolojik olarak mümkün değildir.
TAKIMDAN TOPLUMA: BİRLİKTE GÜÇLENMEK
Geçtiğimiz yazımızda zaaflardan bahsetmiştik. Bireysel olarak her birimiz belli alanlarda zayıfız ve dolayısıyla kırılganız. Ancak anti kırılganlık, kolektif bir beceridir. Farklı zaafları ve farklı güçlü yönleri olan bireylerden oluşan bir takım, homojen bir takımdan çok daha anti kırılgandır. Çünkü sarsıntı geldiğinde, birinin zaafı diğerinin gücüyle dengelenir. Bir liderin en büyük anti kırılganlık hamlesi, kendisine “efendim” diyenleri değil kendisini sorgulayan farklı beyinleri etrafına toplamasıdır.
Sonuç olarak yeni dünya bize “güvende olacağınız bir liman yok” diyor. Bu bir tehdit değil bir davettir. Dalgaların boyu büyüdüğünde gemiyi limana çekmek sizi sadece o an korur, ama geminiz zamanla çürür. Anti kırılganlık ise o dalgalarla sörf yapmayı öğrenmektir. Sarsıntıdan korkmayın; sarsıntının içindeki mesajı okuyun. Çünkü İFA'mızda yazdığı gibi: Biz zorlukla inşa edilen, engelle bilenmiş ve kaosla büyüyen bir türün evlatlarıyız.
Bu Ayın Pratiği: Kariyerinizde veya hayatınızda en çok garantiye aldığınız, hiç risk almadığınız alanı bulun. Oraya küçük, kontrollü ve canınızı acıtmayacak kadar bir belirsizlik dozu enjekte edin. Hiç bilmediğiniz bir konuda bir seminere katılın veya fikrinize tamamen zıt biriyle derin bir sohbete girin. Sistemin o küçük sarsıntıya verdiği “güçlenme” tepkisini izleyin. Belirsizliğin nörobiyolojisini ve kaostan beslenmenin yöntemlerini daha derinlemesine keşfetmek isterseniz, AcikBeyin.com adresimizdeki içeriklere de göz atmanızı tavsiye ederim.