İNSAN NEDEN YETİNMEZ? AÇGÖZLÜLÜĞÜN NÖROPSİKOLOJİSİ

PROF. DR. ACAR BALTAŞ I PSİKOLOG - BUSINESS LIFE BAŞYAZARI

İnsan neden sahip olduğunun fazlasını ister? Bunun altında yatan psikolojik ve nörolojik süreç nasıl işler? Açgözlülük kutsal kitaplarda insan ahlakı açısından zina, hırsızlık ve cinayetle eş değer bir günah sayılır. Ancak insan beyninin yapısını ve işleyişini inceleme teknikleri geliştikçe ve bu konuda yapılan araştırmalar çoğaldıkça herkesin bu günahı işlemeye düşünülenden daha hazır olduğunu söylemek abartı sayılmaz.

İnsan beyni verdiği tepkileri ve aldığı kararları iki ayrı bölgede işlemden geçirir. Bunlardan biri “düşünen beyin”dir. Son yıllarda pek çok yayına konu olduğu gibi düşünen beyin akıllı, planlayan, yönlendiren, uzun vadeye odaklanan, çalışkan, kontrollü, düşünceli ancak zayıf ve yavaştır. Diğeri ise “hisseden beyin”dir.

Hisseden beyin kısa vadeye odaklı, tembel, heyecanlı, düşüncesiz ancak güçlü ve hızlıdır. Hisseden beyinden çıkan kararlar, evrimin daha eski aşamalarında oluşmuş yapılarda gerçekleşen ve kişinin hayatta kalmasını birinci öncelik alan otomatik tepkilerdir. Özellikle haz, çıkar, fırsat, tehlike ve tehdit içeren durumlarda kararlarımızı, bilinç düzeyine (düşünen beyne) çıkmadan, bir anlamda otomatik pilota bağlanarak veririz. Bunun sonucunda düşünen beynin işlevi, güçlü ve hızlı hisseden beynimizle verdiğimiz ani kararları doğrulayacak kuvvetli gerekçeler üretmek olur.

PARANIN KOKUSUNU ALMAK

Beyin araştırmaları günümüzde functional magnetic resonance imaging (fMRI) adı verilen bir araçla yapılıyor. Bu araç belirli durumlarda beyindeki hangi bölgelerde kan akımının arttığını saptayarak görüntüye dönüştürür. Stanford Üniversitesi’nden Brian Knutson fMRI’ı kullanarak yaptığı araştırmada1 kazanmayı temsil eden bir daire ve kaybetmeyi temsil eden bir kare kullanmıştır. Her şeklin içinde yer alan bir dikey çizgiyle (soldaysa 0 dolar, ortadaysa 1 dolar, sağdaysa 5 dolar) kazanılacak veya kaybedilecek miktar belirtilmiştir. Sonra bu şekiller değişik kazanma veya kaybetme kombinasyonlarıyla art arda deneklere gösterilir. Amaç, deneklerin önlerindeki düğmeye tam zamanında basıp ödülü kazanmasıdır. Geç veya erken düğmeye basmak ödülü kaçırmaya veya kayba neden olur. Denek ne kadar sakin olmaya çalışırsa çalışsın, arka arkaya birkaç kez kazanma fırsatını kaçırdığında veya kaybettiğinde, sükunetini ve denetimini kaybeder ve adeta makineyle savaşmaya başlar. Bunu izleyen başarılar, deneğe büyük bir haz verir ve ona “Evet, başardım” duygusu yaşatır. Knutson’un deneyi, beynin 5 dolar kazanma ihtimaline 1 dolar kazanmaya kıyasla iki kere daha güçlü tepki verdiğini de ortaya koyar. Beklentinin doğurduğu ödül heyecanını tetikleyen bölge olan akümben çekirdeği (nucleus accumbens)2, hisseden beynin önemli bir parçasıdır ve gözlerin arkasında, beynin derinlerinde yer alan bir yapıdır. Bu bölge aynı zamanda cinsel hazzın da yaşandığı bölgelerden biridir.

Harvard Tıp Fakültesi’nden Hans Breiter3, ödülün verdiği hazzın iki şekilde yaşandığını söylemiştir. Bunlardan ilki ödül beklentisiyle oluşan heyecanın verdiği haz, ikincisi de ödül elde edildiğinde duyulan hazdır. Breiter, bu duruma en iyi örnek olarak cinselliği verir. Hazzın gerçekten yaşandığı süre doyumdan çok, heyecanın hakim olduğu beklenti içinde geçen dönemdir. Aynı durum maddi kazanç için de geçerli. Para kazanma beklentisi, gerçekten para kazanmaktan daha haz verici. Kumarhanelerin büyük kârlar elde etmesinin en başta gelen nedeni de budur.

FIRSATI KAÇIRMA KORKUSU

1990 yılında Cisco şirketinin hisseleri, arka arkaya üç çeyrek Wall Street ortalamasının üzerinde seyrederken, yatırımcılar büyük bir heyecanla bu şirketin hisselerine hücum eder ve şirketin hisseleri kısa sürede yüzde 10,5 yükselir. Sonunda Cisco şirketinin hisseleri 2002 yılında pazar değerindeki 400 milyar dolarlık bir düşüşle adeta değersiz bir kağıda dönüşür. Daha sonra yapılan değerlendirmede bu süreçte yatırımcıların Cisco’nun fiyatlarının neden yükseldiğini kendilerine sormadıkları, sadece “herkes aldığı için” alım yaptıkları, şirketin geleceğinin sadece “herkes iyi dediği için” iyi olduğunu düşündükleri ortaya çıkar(4). Bu araştırmalar geçmişten bugünün ekonomisine yön veren büyük düşünürlerin ileri sürdüğünün tersine, insanların kendilerine dönük yararı en üst düzeye çıkarma (ekonomistlerin sevdiği deyimle maksimize etme) peşinde koşan ve böylece ekonomiye dinamizm getiren canlılar olmadıklarını, kendilerine sunulan ödülün peşinde, akıl ve mantık süzgecinden önce duygularının etkisiyle hareket eden varlıklar olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle de kendilerine bir ödül (çıkar, yarar, para) sunulduğunda “Ödülü elde etme ihtimali nedir?” diye sormak yerine “ödülün büyüklüğü nedir?” diye sorarlar. Ödülün büyüklüğünün gözü boyadığı ve riskleri sildiği durumlarda da harekete geçen mekanizma, bu büyük fırsatı kaçırma korkusudur.

SONUÇ

Açgözlülük duygusunun esiri olmamak için bu duygunun içinizde kabardığını hissettiğiniz durumlarda, kendinize en saçma gelen soruları sormaktan çekinmeyin. Böylelikle vereceğiniz her cevap, düşünen beyninizin, karar sürecinizi etkileyen baskın duyguları geçerli kılmak amacıyla yarattığı “mantıklı” bahanelerin içini boşaltacaktır.

(*) Bu yazı, Remzi Yayınevi tarafından yayınlanan “Akılsız Duyguların Cezasını Kararlar Çeker” kitabından bazı değişiklik ve katkılar yapılarak alınmıştır.

Kaynakça:

1. Knutson B ve ark. Distributed neural representation of expected value. The Journal of Neuroscience 2005; 25(19): 4806-4812.

2. Ikemoto S, Panksepp J. The role of nucleus accumbens dopamine in motivated behavior: a unifying interpretation with special reference to reward-seeking. Brain Research Review 1999; 31(1): 6-41.

3. Breiter HC, Gasic GP. Makris N. Imaging the neural systems for motivated behavior and their dysfunction in neuropsychiatric illness. Kitap bolumu: T. S. Deisboeck, J.Y. Kresh eds. Complex systems science in biomedicine. Springer; 2006.

4. Zweig J. Your money and your brain. Simon & Schuster; 2007.

BUSINESS LIFE