Global 100 Türk Markası & Pazarlamaya Yön Veren 50 CMO

ARAŞTIRMA NASIL YAPILDI?

- Global 100 Türk Markası ve Pazarlamaya Yön Veren 50 CMO, The Best CompanIes and ExecutIves araştırması kapsamında, BUSINESS LIFE dergisi adına ResearchMate tarafından Şubat-Mart 2026 döneminde gerçekleştirilen nicel araştırma sonuçlarına dayanarak belirlenmiştir.

- Araştırma kapsamında 34 sektörden 218 şirketin yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyeleri, CEO ve diğer C level yöneticilerine anket gönderildi. Ankete katılım oranı yüzde 76 oldu.

- Saha çalışması sonucunda 2.248 katılım elde edilmiş, bunların 1.416’sı geçerli kabul edilerek analiz kapsamına alınmıştır.

- Objektifliği sağlamak amacıyla katılımcıların kendi kurumlarına ve kendi kurumlarının PAZARLAMA liderlerine verdikleri oylar analiz dışı bırakılmıştır.

- Elde edilen veriler anonimleştirilmiş, bireysel yanıtlar gizli tutulmuş ve bulgular yalnızca toplu veri analizleri üzerinden raporlanmıştır. Sonuçlar, geçerli örneklem üzerinden yapılan istatistiksel değerlendirmeler doğrultusunda oluşturulmuştur.

- Araştırmada markalar ve CMO’lar; yalnızca finansal başarılarıyla değil aynı zamanda stratejik bakış açıları, değişime uyum kabiliyetleri ve inşa ettikleri sürdürülebilir değer üzerinden çok boyutlu kriterlerle değerlendirildi. Bu kapsamda öne çıkan temel kriterler şunlar oldu:

HANGİ KRİTERLERLE ÖNE ÇIKTILAR?

- Markanın küresel ölçekte rekabet gücü: 84%

- Rekabeti ve trendleri izleyip doğru zamanda aksiyon alma becerisi: 79%

- Değişim ve dönüşüme hızla uyum sağlayabilen yönetim anlayışı: 65%

- Güçlü pazarlama stratejisi ile sürdürülebilir ürün/hizmet kalitesi: 54%

- Dinamik, vizyoner ve yenilik odaklı marka kültürü: 52%

- Değişim ve dönüşüm süreçlerinde sektöre yön veren öncü yaklaşım: 51%

- Benzersiz müşteri deneyimi sunarak marka sadakati oluşturma başarısı: 47%

- Doğru kanal yönetimi, stratejik iletişim tonu ve tutarlı marka dili: 46%

- Yenilikçi iş modeli ve çözümlerle geniş kitlelere dokunma kabiliyeti: 39%

- Empati kurabilen, kapsayıcı ve toplumsal duyarlılığa sahip yaklaşım: 32%

 

- Bu çok katmanlı değerlendirme modeliyle hem “Global 100 Türk Markası” hem “Pazarlamaya Yön Veren 50 CMO” listelerinde yer alan isimler; iş dünyasında fark yaratan, dönüşüme liderlik eden ve sürdürülebilir değer üreten yapılarıyla öne çıktı.

 

 

The Best CompanIes & ExecutIves 2026’ araştırması kapsamında, Global 100 Türk Markası’nı ve Pazarlamaya Yöne Veren 50 CMO’yu açıkladığımız araştırmada yer alan liderlerin değerlendirmeleri; yapay zeka, veri ve hızın dönüştürdüğü pazarlama dünyasında asıl farkın insan odaklı deneyim, güçlü marka hikayesi, güven inşası ve stratejik öngörüyle yaratıldığını ortaya koyuyor.

GÜVEN BORÇA I g.borca@businesslife.com.tr

CMO’LAR İÇİN ZOR BİR DÖNEM

Dünya var olduğundan beri sürekli bir dönüşüm içinde. Ancak geçmişte bunlar binlerce, yüzlerce yıllık süreçlerde yaşanırken son dönemde her yıl, hatta her ay ciddi değişimler yaşıyoruz. Yapay zeka bunun en iyi örneği. Türkiye’de medya 70’lerde, marketleşme 80’lerde, AVM gelişimi 90’larda, sosyal medya ve e-ticaret 2000’lerde gelişti. Çoğu pazarlama yöneticisi bunları yakından takip edip stratejiler geliştirdi. Ancak yapay zeka ile ilgili hemen her hafta yeni şeyler görüp şaşırıyoruz. Neleri çözüp neleri çözemeyeceği iş dünyasının en önemli sorularından biri oldu. Dünya siyaseti ve ekonomisi de öyle. Her gün haberlere bakıp acaba diyoruz. Petrol ne olacak, altın nereye gidecek, yeni savaşlar mı çıkacak?

Açıkçası CMO’lar için zor bir dönem. Öte yandan gelişmelerle ilgili doğru öngörülerde bulunup yenilikçi iş modelleri kuranlar ve yerinde önlemler alanlar da bunu fırsata çeviriyor. Ülkemizde bununla ilgili iyi örnekler görüyoruz.

 

 

EKMEL BAYDUR I MİGROS GRUBU PAZARLAMA İCRA KURULU ÜYESİ

“MİGROS ARTIK BİR PERAKENDE TEKNOLOJİ ŞİRKETİ”

“Perakende ile teknoloji arasındaki sınırların ortadan kalktığı bir dünyada Migros’un bir perakende şirketinden, müşteriyi merkezine alan bir perakende teknoloji şirketine dönüşümünü net bir şekilde ortaya koyduk.”

Migros olarak yıllara yayılan teknoloji yatırımlarımızla güçlendirdiğimiz fiziksel mağazalardan online kanallara, ödeme sistemlerinden sadakat programımıza, perakende medyadan yeşil enerji çözümlerine uzanan geniş hizmet çeşitliliğimizle entegre bir ekosisteme sahibiz. Migros Sanal Market, Migros Hemen, Migros Yemek, Migros Ekstra, Macroonline, Tazedirekt, Petimo ve Mion dikeylerimizin bir arada olduğu Migros uygulamamızla müşterilerimizin her türlü ihtiyacını bize ihtiyaç duydukları her yerde karşılıyoruz.

ONLINE’IN PAYI YÜKSELDİ

Bu hizmet çeşitliliği içerisinde insanların mide payında kendimize bir yer açmak istiyoruz. Bunun için de müşterilerimize dilerseniz mağazalarımızdan market alışverişinizi yapın ya da Gurmepack ile sağlıklı hazır yemek seçeneklerimizden faydalanın, dilerseniz Migros Yemek ile geniş restoran seçeneklerinden faydalanarak evinizde yemeğinizin tadını çıkarın diyoruz. 2025 yıl sonu itibarıyla, Migros Yemek üzerinden verilen sipariş adedi 20 milyonu aşarken tütün ve alkollü içecekler hariç tutulduğunda, online kanalların toplam satışlar içindeki payı yüzde 21 seviyesine ulaştı. Tüm formatlarımızın ve online uygulamamızdaki hizmetlerimizin yanında, ekosistemimizi daha da güçlendiren Nakitera ve MoneyFinans gibi her bir yeni iştiraklerimiz birbirini besliyor, sahip oldukları dinamiklerle toplam dijital ekosistemimizi genişletiyor.

“MÜŞTERİ DENEYİMİNİ SÜREKLİ GELİŞTİRİYORUZ”

Biz Migros olarak ekosistemimizde şekillendirdiğimiz dijital dönüşümü yalnızca kanal çeşitliliği olarak değil; müşteri deneyimini veri, yapay zeka ve büyük veri analitiğiyle sürekli geliştiren bir yapı olarak ele alıyoruz. Yaklaşık 14 milyon aktif üyesiyle Türkiye’nin en büyük programı Money’nin sunduğu içgörülerle desteklenen kişiselleştirilmiş kampanya modellerimizle her müşteriye özel bir deneyim kurguluyoruz. Bu kapsamda geçtiğimiz yıl 5,5 milyon özel tekliften faydalanıldı. Migros uygulamamızda ise müşterilerimizin geçmiş alışverişlerden beslenen özel “Hazır Sepet” önerileri ve yine uygulama içindeki deneyimlerini öğrenerek öneri ve ipuçları sunan akıllı yaşam asistanımız MAYA gibi uygulamalarla müşterilerimize asistan mantığında öneriler sunuyoruz.

 

ELİF GÖKTAŞ I BEYMEN PAZARLAMA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

“ODAĞIMIZDA 360 DERECE LÜKS DENEYİMİ VAR”

“Pazarlama yaklaşımımızın merkezinde, Beymen’i yalnızca bir moda perakendecisi olarak değil; kültür, sanat, gastronomi, dijital deneyim ve sürdürülebilirliği kapsayan 360 derece lüks deneyimi sunan bir marka olarak konumlandırmak yer alıyor.”

50 yılı aşkın mirasımızdan aldığımız güçle Beymen’i dünya modası ile Türkiye arasında güçlü bir köprü olarak konumlandırıyor ve müşterilerimize bütünsel bir lüks deneyimi sunmaya devam ediyoruz. Bugün “yeni lüks” anlayışı, sahip olmaktan çok deneyim yaşamaya ve değer yaratmaya odaklanıyor. Lüks yalnızca bir ürün ya da etiket değil kültürle, sanatla, gastronomiyle ve iyi yaşamla iç içe geçmiş bir bütün olarak tanımlanıyor. Tüketiciler yalnızca ürünün kendisiyle değil markanın duruşu, kültürel katkısı ve sürdürülebilirlik yaklaşımıyla da ilgileniyor. Bu doğrultuda mağazalarımızı alışveriş yapılan yerlerin ötesine taşıyarak farklı deneyimlerin bir araya geldiği sürekli yaşayan social hub’lar olarak kurguluyoruz. Birkaç ay önce hayata geçirdiğimiz ve Beymen’in son yıllardaki en büyük yatırımlarından biri olan Beymen Tersane, geçmişin mirasını geleceğe taşıyan vizyoner bir adım olarak lüks moda, sanat, tarih, kültür ve gastronomiyi bir araya getiren yeni nesil bir deneyim alanı olarak bu yaklaşımın güçlü örneklerinden biri.

“beymen.com’U BÜYÜTÜYORUZ”

Dijitalde ise Türkiye’nin ilk ve tek dijital lüks platformu beymen.com’u büyütmeye devam ediyoruz. Geniş kategori ve marka kürasyonu, gelişmiş teknoloji altyapısı ve omnichannel yaklaşımımız sayesinde müşterilerimize fiziksel ve dijitalin bir bütün olduğu kesintisiz bir alışveriş deneyimi sunuyoruz. Sürdürülebilirlik iş yapış biçimimizin merkezinde yer alıyor. Beymen Promise kapsamında yürüttüğümüz çalışmalarla döngüsel modada öncü bir rol üstlenirken, bu yaklaşımı lüks ikinci el platformumuz Beymen Reborn ile müşteri deneyiminin doğal ve ayrılmaz bir parçası haline getiriyoruz.

Beymen Beauty Studio (BBS) lansmanı ile modadan ilham alan bir kozmetik dünyası yarattık ve mağazalarımızda benzersiz bir deneyim sunuyoruz. Tüm bu çalışmaların ortak amacı, Beymen’i yalnızca ürün sunan bir markanın ötesinde müşterilerine farklı temas noktalarında ilham veren, yaşayan ve çok katmanlı bir lüks deneyim markası olarak konumlandırmak. Bugün Beymen’i farklılaştıran en önemli unsurun güçlü marka mirasımızı yenilikçi deneyim anlayışı ve dijital dönüşümle birleştirerek müşterilerimize ilham veren bir lüks ekosistemi sunabilmek olduğuna inanıyorum.

GELECEĞİN TRENDLERİ

Önümüzdeki dönemde pazarlama stratejilerini şekillendirecek birkaç temel trend görüyoruz. Bunlardan ilki deneyim odaklı lüks. Müşteriler artık sadece ürün değil markanın yarattığı atmosferi, hikayeyi ve deneyimi satın alıyor. Bu nedenle mağazalarımızı modanın yanında sanat, kültür, gastronomi ve farklı deneyimlerin bir araya geldiği sosyal alanlar olarak kurguluyoruz. İkinci önemli trend dijitalleşme ve yapay zeka destekli kişiselleştirme. Müşteriler tüm kanallarda aynı kalite standartlarında, hızlı ve kendilerine özel deneyimler bekliyor. Veri analitiği ve dijital araçlar bu beklentileri karşılamada her geçen gün daha kritik hale geliyor.

“LÜKS TÜKETİM Z VE Y’DEN GELECEK”

Mağazacılık teknolojilerine yatırım yapmaya devam ediyoruz. 2024’te devreye aldığımız bulut teknolojisi üzerinden çalışan reyonda ödeme hizmetimiz Beymen Pay ile mağazalarımızdaki tüm satış ve ödeme işlemlerini tek cihaz üzerinden satış temsilcilerimiz ile kasaya gitmeye gerek kalmaksızın yönettiğimiz yeni bir bulut teknolojisi hayata geçirdik.

SILVER GEN

Kuşaklar arası değişimi de yakından takip ediyoruz. Araştırmalar önümüzdeki yıllarda lüks tüketimin büyük bölümünün Z ve Y kuşakları tarafından yapılacağını gösteriyor. Bununla birlikte “Silver Generation” olarak adlandırılan yaş ortalaması daha yüksek müşteri kitlesi de lüks tüketimde önemli bir yer tutmaya devam ediyor. Dolayısıyla markaların hem genç kuşaklarla bağ kurabilmesi hem deneyim ve kalite odaklı beklentilere sahip bu müşteri kitlesine hitap edebilmesi büyük önem taşıyor.

 

GÜLİZAR ÖCAL DOĞAN I BESLER PAZARLAMA, İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKTEN SORUMLU BAŞKAN YARDIMCISI

“DÖNÜŞÜMÜMÜZÜN MERKEZİNDE İÇGÖRÜ VAR”

“Tüketici satın alma kararını verirken yalnızca bir ürün değil hız, kolaylık, ilham ve anlam arıyor. Markaların da bu beklentiye cevap verebilmesi için hayatın akışına gerçekten dahil olması gerekiyor. Bu dönüşümün merkezinde ise içgörü yer alıyor. En güçlü iletişimlerin gerçek hayatın içinden çıktığına inanıyoruz.”

Bugün pazarlama dünyasında asıl rekabet anlamlı, tutarlı ve sürdürülebilir bir değer üretebilmekle tanımlanıyor. Besler olarak biz de son bir yılda markalarımızı yalnızca iletişimle değil tüketicinin hayatındaki gerçek anlara dokunan bütüncül deneyimlerle büyütmeyi odağımıza aldık.

2025, bu yaklaşımı somut olarak hayata geçirdiğimiz bir yıl oldu. Pazarlama anlayışımızı tek yönlü mesaj veren bir yapıdan çıkarıp tüketici davranışlarını derinlemesine analiz eden ve bu davranışların içine doğal şekilde entegre olan bir sisteme dönüştürdük. Biliyoruz ki bugün tüketici satın alma kararını verirken yalnızca bir ürün değil hız, kolaylık, ilham ve anlam arıyor. Markaların da bu beklentiye cevap verebilmesi için hayatın akışına gerçekten dahil olması gerekiyor. Bu dönüşümün merkezinde ise içgörü yer alıyor. En güçlü iletişimlerin gerçek hayatın içinden çıktığına inanıyoruz. SuperFresh için hayata geçirdiğimiz “Dolapta Ne Var?” kampanyası bu yaklaşımın en net örneklerinden biri oldu. Tüketicinin günlük hayatında sıkça sorduğu “Akşama ne yiyeceğiz?” sorusundan yola çıkarak outdoor, mağaza ve dijital dünyayı entegre eden bir deneyim tasarladık. Benzer şekilde “Tarımın Kadın Yıldızları” projemizle sürdürülebilirliği somut bir değere dönüştürdük. En önemli paydaşlarımızdan biri olan kadın çiftçilerimizin emeğini görünür kılarken, bu emeği ürüne ve deneyime taşıyarak toplumsal katkıyı hikayemizin ayrılmaz bir parçası haline getirdik.

İÇERİKLE ŞEKİLLENEN İŞ MODELİ

Yağ kategorisinde ise köklü markalarımızı günümüz tüketicisiyle yeniden buluşturduk. Terem ile ürünün yarattığı farkı güçlü ve yaratıcı bir anlatımla sahiplenirken, Bizim Yağ ile dijitalde kurduğumuz içerik ekosistemini bir üst seviyeye taşıdık. “Hamur Bizim İşimiz” platformunun 1,6 milyona ulaşan abonesiyle Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise ikinci en büyük markalı YouTube kanallarından biri haline gelmesi, içerikle şekillenen iş modelinin nasıl güçlü bir sinerji yaratabileceğini gösteren önemli bir örnek oldu.

“VERİ ANALİTİĞİ VE KİŞİSELLEŞTİRME BÜYÜK FIRSATLAR SUNACAK”

Yapay zekanın standartlaşmasıyla birlikte rekabetin odağı teknoloji değil onu markanın DNA’sına ne kadar doğru entegre edebildiğiniz olacak. Veri analitiği ve kişiselleştirme markalara büyük fırsatlar sunarken, bunun, doğal ve “native” bir deneyim olarak kurgulanması gerekecek. Bizim yaklaşımımız bu noktada çok net: Tüketiciye anlaşıldığını hissettirmek. Bununla birlikte perakende medyasının yükselişi, içerik ve ticaretin giderek daha fazla iç içe geçmesi ve markalardan beklenen sorumluluğun güçlenmesi yine pazarlamanın yeni yapı taşlarını oluşturuyor.

GÜVEN İNŞA ETMEK

Tüm bu dönüşümün merkezinde değişmeyen tek bir gerçek var: Güven. Tüketici artık daha seçici, daha sorgulayıcı ve daha bilinçli. Markalardan sadece söylem değil; şeffaflık, tutarlılık ve gerçek değer üretimi bekliyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde en güçlü rekabet alanı, güven inşa edebilen markalar arasında olacak. Bugün pazarlama liderlerinin rolü de bu doğrultuda yeniden tanımlanıyor.

DEĞER YARATAN DENEYİMLER

Artık mesele teknolojiyi doğru kullanan, veriyi anlamlandıran, ekipleri doğru içgörüler etrafında hizalayan ve markayı hayatın içindeki doğru anlara yerleştiren bir yönetim modeli kurabilmek. Besler olarak biz, veriyi ve teknolojiyi yalnızca verimlilik için değil daha anlamlı, insana dokunan ve değer yaratan deneyimler tasarlamak için kullanmaya devam edeceğiz. Çünkü inanıyoruz ki güçlü markalar, yalnızca akılda kalmaz; hayatın tam merkezinde konumlanır.

 

CANER ALPASLAN I TAB GIDA CMO’SU

GELECEĞİN PAZARLAMA DİLİ: VERİYİ STRATEJİYE DÖNÜŞTÜRMEK

“Geleceğin pazarlama liderinin profilini şöyle tanımlıyorum: Teknolojiyi özgüvenle kullanan, veriyi stratejik bir dile çevirebilen ama aynı zamanda marka ruhunu ve insan bağını koruyabilen lider. Teknoloji olmadan rekabet edemezsiniz ama teknoloji tek başına sizi farklılaştırmaz. Fark yaratan, bu ikisini birleştirme becerisidir.”

Son yıllarda pazarlamaya sorduğumuz sorular bizimle birlikte dönüştü. 'Ne söylüyoruz'dan önce artık 'neden, kime ve ne zaman' sorularını soruyoruz. Bunu yapabilmek için önce ekip yapılarımızı yeniden tasarladık. Veri analitiği, dijital medya ve marka yönetimi eskiden ayrı ritimlerle çalışan üç ayrı dünyaydı. Bugün aynı masada, aynı veriye bakarak karar alıyorlar. Bu basit bir organizasyon değişikliği gibi görünebilir ama pratikte tüketici içgörülerine verdiğimiz tepki süresini aylardan günlere indirdi. Bir kampanya fikrinin masadan hayata geçmesi artık bambaşka bir hız taşıyor. Dijitalleşmeyi de bu çerçevede yeniden konumlandırdık. Dijital, pazarlamanın bir kolu ya da “gençlere yönelik kanal” olmaktan çıktı; stratejinin omurgasına oturdu. Ama asıl önemli olan dijital kanalların payını artırmak değildi; o kanalları kişiselleştirilmiş deneyimin taşıyıcısı haline getirmekti. Bugün hedefimiz net. Geniş kitlelere aynı mesajı vermek değil her müşterimizle ona özel hissettiren bir ilişki kurmak.

BÜTÜNLEŞİK EKOSİSTEM

Tüketici davranışları değişiyor dediğimizde çoğu zaman bunu soyut bir gözlem olarak bırakırız. Oysa somutlaştırmak gerekirse bugünün tüketicisi bir markayı yalnızca ürünüyle değil o markayla kurduğu tüm temas noktalarının toplamıyla değerlendiriyor. TAB Gıda olarak bu gerçeklikten hareketle dijital altyapımızı restoran operasyonuyla bütünleşik bir ekosistem olarak tasarladık. Online sipariş platformları, mobil uygulama, kiosk sistemleri ve restoran içi deneyim artık ayrı kanallar değil aynı veri omurgasına bağlı, birbirine dokunan temas noktaları.

KİŞİSELLEŞTİRME, PHYGITAL VE GÜVEN

Önümüzdeki döneme bakıldığında üç trendin sektörü şekillendireceğini düşünüyorum. Birincisi hiper kişiselleştirme ve bunu “ismiyle selamlama” düzeyinin çok ötesinde, gerçek anlamda bireysel bir değer önerisi olarak tanımlıyorum. İkincisi, “phygital” modeller yani fiziksel ve dijital deneyimin artık ayrı kutuplar değil iç içe geçmiş bir süreklilik oluşturduğu yapılar. Üçüncüsü ve belki de en kritik olanıysa güven. Tüketici verisinin bu denli değerli hale geldiği bir dünyada markalar neyi, neden topladıklarını ve nasıl kullandıklarını açıkça ortaya koymak zorunda. Şeffaflık artık bir markanın tercihi değil, marka için varoluşsal bir zemin.

 

BORA IŞIK I MULTINET UP CMO’SU

“PAZARLAMAYI STRATEJİK BÜYÜME MOTORUNA DÖNÜŞTÜRDÜK”

“Son bir yılda odağımız pazarlamayı iş sonuçlarını doğrudan büyüten stratejik bir alan haline getirmek oldu. Veri, içgörü ve yapay zeka temelli yaklaşımımızla hem büyümeyi hızlandırdık hem ölçülebilir başarı elde ettik.”

Veri, içgörü ve yapay zeka temelli altyapımızla karar süreçlerini hızlandırıp ölçülebilir hale getirdik. Araştırma verilerini kurum içi deneyimle birleştirerek AI destekli bir kurumsal hafıza oluşturduk. 300’ün üzerinde yapay zeka aracını kullanarak operasyonel yükü azaltıp odağımızı strateji ve yaratıcılığa yönlendirdik. Bu yaklaşım sayesinde her ay yaklaşık 28 bin nitelikli lead üreterek çapraz satışı yüzde 18, satış performansını ise yüzde 25’e kadar artırdık. Aynı dönemde net satışlarımız yüzde 47 büyürken, MultiNet yemek kartı markamız toplam bilinirlikte üst üste dördüncü kez liderliğini korudu. Bu yıl da finansal büyümenin yanı sıra çalışan deneyimini, verimliliği ve sürdürülebilirliği birlikte güçlendiren bir ekosistem yaratmaya odaklanıyoruz.

VERİ VE ESNEKLİK

Teknolojinin gelişimiyle birlikte yalnızca tüketici davranışları değil çalışan beklentileri de hızla değişiyor. Yan haklarda esneklik, sürdürülebilirlik bilinci ve çeşitlenen ihtiyaçlar bu alanın yeniden kurgulanmasını zorunlu kılıyor. Multinet Up olarak bu dönüşümü pazar araştırmaları ve kullanıcı davranışı analizleriyle veri ve içgörü üzerinden yönetiyoruz. İşverenlere operasyonel kolaylık ve maliyet avantajı sağlarken, çalışanlara daha esnek ve kişiselleştirilmiş bir deneyim sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde pazarlama stratejilerini veri analitiği, yapay zeka destekli karar mekanizmaları, kişiselleştirme ve sürdürülebilirlik trendlerinin şekillendireceğini öngörüyoruz.

ÖNGÖRÜ ODAKLI PAZARLAMA

Yapay zekanın pazarlamaya en büyük etkisi hızdan çok öngörü tarafında ortaya çıkıyor. YZ, markaların müşteriyi daha iyi anlamasını, ihtiyaçları önceden görmesini ve doğru deneyimi doğru anda tasarlamasını mümkün kılıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde pazarlama liderleri için fark yaratan unsur, doğru veriyle beslenen yapay zeka sistemleri olacak. Bu sistemler; ihtiyaçları daha hızlı analiz etmeyi, güçlü içgörüler üretmeyi ve daha kişiselleştirilmiş deneyimler tasarlamayı sağlayacak.

 

GAMZE GÜRKAN NUMANOĞLU I AKTİF BANK MÜŞTERİ DENEYİMİ VE İLETİŞİM GRUP BAŞKANI

“DOĞRU ANDA DOĞRU BAĞLAMDA TUTARLI DENEYİM SUNABİLMELİ”

“Pazarlama köklü bir değişimden geçiyor. Artık görünürlük odaklı bir yaklaşım yerini deneyim odaklı bir yapıya bırakıyor. Kısa form içerikler, etkileşimli medya ve yeni iletişim biçimleri dikkat ekonomisini yeniden tanımlarken markalar için asıl rekabet alanı, doğru anda, doğru bağlamda ve tutarlı bir deneyim sunabilmek haline geliyor.”

Aktif Bank olarak değer yaratmayı müşteri deneyimi, marka, teknoloji ve iş sonuçlarını aynı potada eriten bütüncül bir yapı olarak ele alıyoruz. Son bir yılda en kritik odağımız, müşteri deneyimini pazarlamanın tamamlayıcısı olmaktan çıkarıp doğrudan işin ve marka stratejisinin merkezine konumlandırmak oldu.

STRATEJİNİN MERKEZİNDE

Bu dönemde markalarımız tarafındaki en önemli gelişme ise Passo’nun yeniden konumlandırılması ve güçlü bir lansmanla pazara sunulması oldu. Passo’yu yalnızca bir biletleme platformu olmaktan çıkararak kullanıcıların uçtan uca deneyim yaşadığı bir yaşam markasına dönüştürdük. Bu lansman, ekosistem içinde doğrudan son kullanıcıyla kurduğumuz teması güçlendirirken, marka bilinirliği ve etkileşim açısından da önemli bir ivme yarattı. Aynı zamanda N Kolay ve Passo başta olmak üzere ekosistem markalarımıza yaptığımız yatırımları veriyle beslenen, ölçülebilir ve entegre iletişim stratejileriyle destekleyerek sürdürülebilir büyüme ve güven oluşturduk.

Bankamızın sürdürülebilirlik yaklaşımı da uzun vadeli değer yaratma hedefimizi somut adımlarla desteklememizi sağlıyor. Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir başlık olarak değil yönetişimden toplumsal etkiye uzanan bütüncül bir yaklaşım olarak ele alıyoruz. Bu yıl oluşturduğumuz merkezi yapılanmayla tüm iş birimlerinde ortak bir sürdürülebilirlik kültürü oluşturmayı hedefliyoruz.

“OYUNUN KURALLARI YENİDEN DEĞİŞTİ”

2026 perspektifinden baktığımızda, pazarlama ve müşteri deneyimi dünyasında oyunun kurallarını değiştiren asıl dönüşümün teknolojinin kendisinden ziyade, teknolojiyi anlamlı bir deneyime dönüştürme becerisi olduğunu görüyoruz. Voice of Customer altyapımızla farklı temas noktalarından gelen geri bildirimleri anlık analiz ediyor, hizmetlerimizi bu içgörülerle yeniden tasarlıyoruz. Bu yaklaşım sayesinde NPS’te yaklaşık yüzde 100 artış sağlarken müşteri aktifliği ve organik büyümede de güçlü bir ivme yakaladık. Bununla birlikte pazarlama da köklü bir değişimden geçiyor. Artık görünürlük odaklı bir yaklaşım yerini deneyim odaklı bir yapıya bırakıyor. Kısa form içerikler, etkileşimli medya ve yeni iletişim biçimleri dikkat ekonomisini yeniden tanımlarken markalar için asıl rekabet alanı, doğru anda, doğru bağlamda ve tutarlı bir deneyim sunabilmek haline geliyor. Öte yandan sürdürülebilirlik ve toplumsal katkı da markalar için bir iletişim başlığından öte, samimiyetin ve güvenin en önemli göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu yeni dönemde deneyim kalitesi; fiyat ya da ürün özelliklerinden çok daha güçlü bir farklılaşma unsuru olacak.

“DÖNÜŞÜMÜ FIRSAT OLARAK GÖRÜYORUZ”

Yapay zeka ve veri analitiği, pazarlamayı görünürlük odaklı bir yapıdan deneyim odaklı bir yapıya taşıyor. Biz de bu dönüşümü, müşteri deneyimini daha öngörülü ve proaktif hale getiren bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Aktif Bank’ta teknoloji destekli analiz sistemleri ve Speech Analytics ile müşteri etkileşimlerini derinlemesine analiz ediyor, memnuniyetsizlikleri erken aşamada tespit ediyoruz.

PROAKTİF MODEL

EEG ve prototip testleriyle müşterilerin yalnızca söylediklerini değil hissettiklerini de anlamaya odaklanıyoruz. Orta vadede ise yeni nesil teknolojilerin getirdiği fırsatlarla öngörümüzü artırmak ve proaktif yapıda bir deneyim modeli kurgulamak üzerinde çalışıyoruz. Amacımız; teknolojinin hızını insani bağla dengeleyen, veriyi değere ve deneyimi güvene dönüştüren bir finansal ekosistem inşa etmek.

 

ÖZDEŞ DÖNEN ARTAK I McDONALD’S TÜRKİYE CMO’SU

“GLOBAL GÜCÜMÜZÜ YEREL HİKAYELERLE ANLATIYORUZ”

“McDonald’s Türkiye olarak global bir markanın yerel hayata temas eden yüzünü görünür kılmayı önceliklendirdik. ‘Yan Yana’ kampanyamızla çalışanlarımızdan çiftçilerimize uzanan değer zincirimizi gerçek hikayelerle anlatırken misafirlerimizle daha güçlü bir bağ kurduk.”

McDonald’s Türkiye olarak son bir yılda değer yaratma odağımız, global bir markanın yerel pazardaki etkisini daha güçlü ve samimi bir şekilde anlatmak oldu. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz “Yan Yana” kampanyamızla çalışanlarımızı, çiftçilerimizi ve tedarikçilerimizi gerçek hikayeler üzerinden görünür kıldık. Geniş bir etki yaratan bu kampanya, yüzde 98 yerli tedarik yapımızı da güçlü biçimde öne çıkardı. Markamızın Türkiye ile kurduğu bağ, sosyal fayda çalışmalarımızda da kendini gösterdi. Özellikle deprem bölgesi odağımızı sürdürerek Ramazan ayında 15 bin kişiye iftar yemeği ulaştırdık. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde ise KEDV iş birliğiyle, başta depremden etkilenen kadın üreticiler olmak üzere hazırlanan 45 bin özel tasarım çantayı misafirlerimizle buluşturduk. Bununla birlikte kültürel iş birliklerini de önceliklendirdik. Minecraft ve Friends gibi global fenomenleri Türkiye’ye taşıyarak markamızın eğlenceli ve güncel yüzünü güçlü kampanyalarla destekledik.

DİJİTAL DENEYİM VE KİŞİSELLEŞTİRME ODAKTA

Tüketici davranışlarındaki dönüşümü, misafir deneyimini uçtan uca yeniden tanımlayan bir süreç olarak ele alıyoruz. Bu doğrultuda hem restoran içi deneyimde hem dijital kanallarda yenilikçi adımlar atıyoruz. Kiosk sistemlerimizle sipariş süreçlerini hızlandırırken, mobil uygulamamızla misafirlerimizle kurduğumuz ilişkiyi daha kişisel bir zemine taşıyoruz. Bugün 8 milyon indirmeye ulaşan uygulamamız, kullanıcılarımızın tercihlerini daha iyi anlamamıza ve onlara alışkanlıklarına uygun teklifler sunmamıza olanak sağlıyor. Önümüzdeki dönemde CRM yatırımlarının ve dijital yakınlaşmayı güçlendiren teknolojilerin pazarlama stratejilerinde belirleyici rol oynayacağına inanıyoruz.

“YARATICILIĞI GÜÇLENDİRİYOR”

Yapay zeka, pazarlamanın çalışma biçimini hızla dönüştürüyor. Biz bu dönüşümü ekiplerin karar alma süreçlerini hızlandıran, veriyle daha derin içgörüler elde etmeyi sağlayan ve misafirlerimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olan stratejik bir fırsat olarak görüyoruz. Süreçlerin otomasyonu, veri analizi, içerik üretimi ve kişiselleştirilmiş iletişimde sağlanan hız, pazarlama ekiplerine yeni bir yaratıcı alan açıyor. Bu sayede ekipler, zamanlarını daha fazla içgörü üretmeye, yaratıcılığa ve marka deneyimini geliştiren fikirlere ayırabiliyor. Gelecekte pazarlama ekiplerinin en büyük farkı teknolojiyi doğru kullanarak insan odaklı, anlamlı ve güçlü deneyimler tasarlayabilme becerileri olacak.

 

MİNE MAVİ ARIKAN I SANİPAK CMO’SU

“HAYATA DOKUNAN MARKALAR YARATIYORUZ”

“Sanipak olarak odağımız kullanıcı ihtiyaçlarını doğru anlayan, gerçek değer üreten ve günlük hayata doğal şekilde entegre olan markalar geliştirmek. İnovasyonu ürün, ambalaj ve iletişimin merkezine alarak güçlü markalarımızı sürekli yeniliyoruz.”

Türkiye’nin öncü kişisel hijyen kuruluşu Sanipak olarak güçlü markalara ve köklü bir geçmişe sahibiz. Bizim için en önemli öncelik her zaman kullanıcıyı dinlemek ve ihtiyaçları öngörmek oldu. Odağımız markalarımızın kullanıcı ihtiyaçlarıyla güçlü bağ kuran, gerçek değer üreten ve akılda kalıcı konumunu sürdürmesi.

“YENİLENMEK ZORUNLU”

Değişen sosyoloji, farklılaşan kullanım alışkanlıkları, gelişen alışveriş kanalları ve artan rekabet markaların sürekli kendini yenilemesini zorunlu kılıyor. Bu doğrultuda portföyümüzdeki ana markalarda üründen ambalaja, iletişimden satış kanallarına kadar kapsamlı bir dönüşüm süreci yürüttük. Amacımız, güçlü markalarımızı inovasyonlarla ayrıştırırken onları kullanıcıların günlük hayatına doğal şekilde dahil etmekti. Selpak’ta günlük kişisel hijyen alışkanlıklarından doğan ihtiyaçlara odaklandık. Modern yaşam temposuna uyum sağlayan Selpak GO çek-al havluyu geliştirirken, Türkiye’nin ilk kağıt ambalajlı tuvalet kağıdı ve Kaşmir Özlü Serimizle sürdürülebilirlik ve yumuşaklık vaadimizi güçlendirdik. Solo’da pratik ve fonksiyonel çözümleri ön plana çıkardık. Solo Cam Yüzeylere Özel Temizlik Havlusu, AquaBlock teknolojisiyle temizlik sonrasında da koruma sağlayarak fark yarattı. Solo Asılabilir Kağıt Havlu ise geniş kullanım alanıyla temizlik alışkanlıklarına yeni bir bakış açısı getirdi. OKEY markamızda ise ürün inovasyonunu iletişimle güçlü şekilde destekledik. Zero Tenn için geliştirdiğimiz yaratıcı iletişim çalışmalarıyla ürünün #gerçektenhissi vaadini deneyim odaklı bir şekilde öne çıkardık.

İNSAN ODAKLI VE ANLAMLI İLETİŞİM

Tüketici davranışlarındaki dönüşüme uyum sağlarken çıkış noktamız her zaman insan ve ihtiyaçları oluyor. Yalnızca görünür olmak yerine kullanıcılarla samimi ve anlamlı bir bağ kurmayı hedefliyoruz.

“PAZARLAMANIN AYRILMAZ PARÇASI”

Teknoloji ve yapay zeka artık pazarlamanın ayrılmaz bir parçası. Sanipak olarak bu araçları içgörüyü daha iyi anlamak, ihtiyaçları daha erken yakalamak ve daha güçlü ürünler geliştirmek için kullanıyoruz. Önümüzdeki dönemde pazarlama liderleri için odağın yine insan olacağına inanıyoruz. Bununla birlikte içgörüden ürün geliştirmeye, ambalaj tasarımından fiyatlandırmaya kadar birçok alanda veri ve yapay zekâ destekli analizler daha belirleyici hale gelecek.

 

ZEYNEP YENİGÜN TURAY I IPEKYOL GROUP CMO’SU

“İLHAM VEREN MARKA HİKAYESİ ŞEKİLLENDİRİYOR”

“Bugün marka değerinin yalnızca satış performansıyla değil ilham veren bir marka hikayesi, güçlü bir topluluk ve müşterilerle kurulan sürdürülebilir bir ilişkiyle şekillendiğine inanıyoruz.”

Öncelikli odağım, grubun güçlü marka mirasını ve bugüne kadar oluşturduğu değeri daha ileriye taşıyacak pazarlama yaklaşımını güçlendirmek. Bu doğrultuda müşteri verisini daha iyi analiz eden, farklı temas noktalarını bir araya getiren ve kişiselleştirilmiş deneyimler sunan bir pazarlama yaklaşımını daha da geliştirmeyi öncelikli alanlarımızdan biri olarak görüyoruz. Aynı zamanda grubun uluslararası büyüme hedefleri doğrultusunda markalarımızın global algısını güçlendiren iletişim çalışmalarına da odaklanıyoruz. Bugün marka değerinin yalnızca satış performansıyla değil; ilham veren bir marka hikâyesi, güçlü bir topluluk ve müşterilerle kurulan sürdürülebilir bir ilişkiyle şekillendiğine inanıyoruz.

TÜKETİCİ DAVRANIŞLARININ YÖNÜ

Tüketici davranışlarındaki dönüşümün merkezinde artık hız, kişiselleştirme ve deneyim beklentisi yer alıyor. Moda sektöründe müşteriler yalnızca ürün satın almıyor aynı zamanda markayla bir bağ kurmak ve kendilerini ifade edebilecekleri bir dünya arıyorlar. Bu nedenle pazarlama stratejilerimizi veri odaklı içgörülerle desteklerken aynı zamanda güçlü bir hikaye anlatımı ve deneyim tasarımı üzerine kuruyoruz. Dijital platformlar, sosyal medya ve içerik ekosistemi bu hikayenin önemli bir parçası haline geldi.

Önümüzdeki dönemde pazarlama stratejilerini en çok etkileyecek başlıkların başında içerik ekonomisinin büyümesi, topluluk odaklı marka stratejileri ve yapay zeka destekli kişiselleştirme geliyor. Markaların yalnızca ürün anlatan değil kültür üreten ve ilham veren bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

“DÖNÜŞÜM SADECE TEKNOLOJİYLE İLGİLİ DEĞİL”

Yapay zeka pazarlamada büyük bir dönüşümün kapısını aralıyor. Bugün yapay zeka sayesinde müşteriyi daha iyi anlayan, daha hızlı karar alan ve çok daha kişiselleştirilmiş deneyimler sunabilen bir pazarlama dünyasına doğru ilerliyoruz.

DUYGUSAL BAĞ

Ancak bu dönüşümün yalnızca teknolojiyle ilgili olmadığını düşünüyorum. Yapay zeka markalara veri ve hız kazandırırken, yaratıcılık, hikaye anlatımı ve marka vizyonu hala insan tarafından şekilleniyor. Bu nedenle geleceğin pazarlama liderlerinin hem teknolojiyi iyi kullanan hem güçlü bir marka perspektifi geliştirebilen liderler olması gerekecek.

 

ALPER EROĞLU I ETİ GLOBAL PAZARLAMA BAŞKANI

“KİTLELERİN YERİNİ MİKRO TOPLULUKLAR ALIYOR”

“Geniş kitlelere hitap eden iletişimden, daha niş ve anlamlı bağların kurulduğu mikro topluluklara doğru bir kayma var. Tüketiciler artık daha samimi, daha gerçek ve kendilerine değer katan içeriklerle bağ kuruyor”

ETİ olarak değer yaratma yaklaşımımızın merkezinde iki temel unsur yer alıyor: Güçlü inovasyon kültürü ve tüketiciyle kurduğumuz derin bağ. İnovasyon bizim için güçlü bir tüketici içgörüsünden beslenen, doğru konumlandırılmış ve anlamlı bir hikayeyle desteklenen bütünsel bir değer yaratma süreci. Bu nedenle tüketiciyi anlamayı, onun hayatına gerçek anlamda dokunan deneyimler tasarlamayı ve her temas noktasında güven inşa etmeyi önceliklendiriyoruz. Bu yaklaşımın en güzel örneği ETİ Burçak kampanyası oldu.

BİZİ BİZ YAPAN DEĞERLER ÜZERİNE

ETİ Burçak, bu topraklara ait duygu ve değerlerin taşıyıcısı olan bir marka. Kampanyamızı bizi biz yapan değerler üzerine inşa ettik ve usta oyuncu Şener Şen ile iş birliği yaparak bir reklam filmi hazırladık. Hem duygusal bağ kurma hem marka değerini güçlendirme açısından çok olumlu geri dönüşler aldık. İhtiyaç ve beklentileri doğru analiz ederek, veriye dayalı içgörülerle anlamlı ve kusursuz deneyimler tasarlıyoruz. Dijital platformları bu anlamda sadece bir iletişim kanalı olarak değil tüketiciyi gerçek zamanlı dinlediğimiz, anladığımız ve etkileşim kurduğumuz bir ekosistem olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde pazarlama dünyası için en önemli trendlerden biri, hiper kişiselleştirme ve veri kullanımı. Yapay zeka sayesinde tüketiciyi çok daha derinlemesine anlayabiliyor, daha doğru ve anlamlı deneyimler tasarlayabiliyoruz. Bunun yanı sıra geniş kitlelere hitap eden iletişimden, daha niş ve anlamlı bağların kurulduğu mikro topluluklara doğru bir kayma var. Tüketiciler artık daha samimi, daha gerçek ve kendilerine değer katan içeriklerle bağ kuruyor.

“FARKI ÖZGÜN HİKAYELER YARATACAK”

Yapay zeka ve yeni teknolojilerle birlikte pazarlamanın doğasında çok katmanlı bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşümün merkezinde ise veri, hız ve anlamlı deneyim tasarımı yer alıyor. Artık en kritik yetkinlik tüketiciyi gerçekten dinleyebilmek, doğru içgörüyü hızlıca aksiyona dönüştürebilmek ve bunu ölçekleyebilmek. Bununla birlikte tüketiciler artık ürün ve hizmet seçimlerinde dijital asistanlardan yararlanıyor. Bu da markalar için yeni bir gereklilik doğuruyor. Sadece tüketicinin zihninde değil, dijital platformlarda ve algoritmaların dünyasında da doğru şekilde konumlanmak.

 

MERT KOKULU I GÜZEL ENERJİ AKARYAKIT PAZARLAMA DİREKTÖRÜ

“YAPAY ZEKA PAZARLAMA LİDERİNİ DÖNÜŞTÜRÜYOR”

“Önümüzdeki dönemde pazarlamayı en çok kişiselleştirme, çoklu kanal deneyimi ve hız kolaylığına odaklanan çözümler şekillendirecek. Yapay zeka dönüşümü, pazarlama liderlerini sadece iletişim yöneten değil veri ve teknolojiyle büyüme yaratan stratejik iş ortaklarına dönüştürüyor.”

Son bir yılda en kritik aksiyonum TotalEnergies istasyonlarımızda misafir deneyimini mükemmelleştirecek programları devreye almak oldu. Bi’Güzel lansmanıyla tüm akaryakıt dışı servislerimizi, kahve ve yeme içme servislerini kendi markamız altında bütünleştirdik. Club sadakat programımızla 1 milyon üyeye ulaştık, onlarca marka iş birliği ile aktif ve akaryakıt alışverişlerinden avantaj sunan bir değer zinciri yarattık. Ayrıca madeni yağ ve akaryakıt istasyonu olarak 25 yıllık bir geçmişe sahip olan M Oil markamızın kurumsal kimlik dönüşümünü tamamladık.

“ÖZELLEŞMİŞ ÇÖZÜMLER SUNUYORUZ”

Amacımız hem iş ortaklarımız hem tüketicilerimizin içgörülerine özelleşmiş çözümler sunmak, tutarlı ve istikrarlı bir tavır sahiplenmek. Veri odaklı karar alma, sadakat programları ve istasyon deneyimini zenginleştiren servisleri birleştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde pazarlamayı en çok kişiselleştirme, çoklu kanal deneyimi ve hız kolaylığına odaklanan çözümler şekillendirecek. Yapay zeka dönüşümü, pazarlama liderlerini sadece iletişim yöneten değil, veri ve teknolojiyle büyüme yaratan stratejik iş ortaklarına dönüştürüyor.

 

FİGEN BİLGEN I ABDİ İBRAHİM REÇETELİ ÜRÜNLER PAZARLAMA VE SATIŞ GRUP BAŞKANI

“BÜTÜNCÜL BAKIŞ AÇISIYLA LİDERLİĞİ YÖNETİYORUZ”

“Bizi başarılı kılan güçlü portföy yönetimi, saha mükemmeliyeti, uluslararası perspektif ve insan odağını merkeze alan kurum kültürünü aynı stratejik çerçevede yönetebilmemiz. Bu bütüncül bakışın Abdi İbrahim’i uzun yıllardır sektörün lider ve en değerli şirketlerinden biri olarak konumlandırdığına inanıyorum.”

Abdi İbrahim olarak Türk ilaç sektöründe 24 yıldır kesintisiz pazar lideriyiz. Sektörün rekabetçi ve dinamik yapısı düşünüldüğünde bu kadar uzun süre liderliği koruyabilmek güçlü bir stratejik yaklaşım ve yüksek bir organizasyonel disiplin gerektiriyor. Son bir yılda odağımız, liderliğimizi sürdürülebilir kılan alanları daha da güçlendirmek oldu. Güçlü ve dengeli ürün portföyümüzü doğru konumlandırmaya, farklı tedavi alanlarında sağlık profesyonellerinin ihtiyaçlarına daha hızlı ve etkili çözümler sunmaya ve Türkiye’nin en geniş pazarlama ve satış organizasyonlarından biri olan saha yapımızın etkinliğini daha da artırmaya odaklandık.

Uluslararası pazarlardaki büyümemizi destekleyen marka ve ürün portföyümüzü güçlendirmeye devam ederken, biyoteknoloji yatırımlarımızın pazara erişimini destekleyen çalışmalar yürüttük. Bu stratejinin arkasındaki en büyük güç ise ekiplerimiz. Merkez ve saha ekiplerimizin birlikte oluşturduğu güçlü organizasyon yapısı, sağlık profesyonelleri ve iş ortaklarımızla kurduğumuz güven ilişkisini sürdürülebilir kılıyor.

ÇOK PAYDAŞLI YAPI

İlaç sektöründe pazarlama, diğer sektörlerden farklı olarak yalnızca tüketici davranışlarıyla değil hekimler, eczacılar, hastalar ve düzenleyici otoritenin birlikte şekillendirdiği çok paydaşlı bir yapı içinde ilerliyor. Bu nedenle teknoloji ve dijital platformların yarattığı dönüşümü de bu geniş paydaş yapısının değişen beklentileri üzerinden okumak gerekiyor. Dijital sağlık çözümleri ve gerçek yaşam verisinin giderek daha fazla önem kazandığını görüyoruz. Hastaların tedavi süreçlerinden elde edilen bu veriler, hasta yolculuğunu daha iyi anlamamıza ve sağlık iletişimini daha doğru kurgulamamıza yardımcı oluyor. Pazarlamanın odağı da giderek yalnızca ürün değil hastaların tedavi yolculuğunun tamamına değer katan çözümlere kayıyor.

PAZARLAMANIN YENİ SORUMLULUK ALANI

İlaç sektörü doğası gereği teknolojiyi ve veri temelli yaklaşımları en hızlı benimseyen sektörlerden biri. Bilim, Ar-Ge ve veriyle iç içe çalışan bir alan olduğumuz için yeni teknolojiler de iş yapış biçimlerimize çok hızlı şekilde entegre oluyor. Abdi İbrahim de her alanda olduğu gibi bu dönüşümü erken benimseyen ve teknolojiyi iş yapış biçimlerine hızla entegre eden öncü şirketlerden biri. Teknolojideki bu dönüşüm markalar için daha hızlı öğrenen ve daha çevik hareket eden bir pazarlama anlayışını mümkün kılıyor. Pazarlama liderleri açısından ise yeni bir sorumluluk alanı ortaya çıkıyor. Teknolojiyi doğru kullanabilen, veriyi stratejik bir avantaja dönüştürebilen, ekiplerini bu yeni çalışma biçimine hazırlayabilen ve tüm bu dönüşümü güçlü bir insan odağıyla yönetebilen organizasyonlar kurmak.

 

SULTAN KÖSE I KARACA MARKA VE ÜRÜN PAZARLAMA DİREKTÖRÜ

“GÜÇLÜ HİKAYE VE İŞ BİRLİĞİ YILIYDI”

“Karaca, ürünün merkezde olduğu bir marka. Bu nedenle pazarlama, yalnızca iletişimi yöneten bir fonksiyon değil ürünün fikir aşamasından başlayarak tüm geliştirme sürecine yön veren stratejik bir rol üstleniyor. Son bir yılda bu yaklaşımı daha da ileri taşıyarak ürünlerimizi sadece fonksiyonel özellikleriyle değil güçlü hikayeler ve doğru iş birlikleriyle konumlandırdık.”

2025’te lansmanlarımızda, ürünün ruhunu en doğru yansıtan isimlerle çalışmaya odaklandık. Örneğin hem Türk kahvesi hem espresso hazırlayabilen Hatır Perfetto için bu iki kültürü birleştiren güçlü bir figür olan Fatih Terim ile Plasma Steel lansmanımızda ise “Çelik” ismiyle ikonik bir bağ kurarak dikkat çekici bir iletişim kurgusu oluşturduk. Bizi farklı kılan yaklaşım; ürünü doğru hikaye ve  doğru iş birliği ile buluşturmak. Karaca bugün yaşam tarzı, deneyim ve kültür yaratan global bir marka.

“İÇERİK VE PLATFORM ODAKLIYIZ”

Tüketici artık tek bir yol izlemiyor; keşif, ilham ve satın alma süreçleri iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle biz de always-on, içerik ve platform odaklı bir yapı ile ilerliyoruz. Creator iş birliklerini de bu doğrultuda yalnızca bir iletişim alanı değil marka anlatımımızın en güçlü ve en etkili taşıyıcılarından biri olarak konumlandırıyoruz. Pazarlamayı şekillendirecek trendlerin başında creator economy’nin yükselişi, içerik odaklı iletişimin güçlenmesi ve tüketiciyle kurulan bağın daha da kişiselleşmesi geliyor.

Yapay zeka ve yeni teknolojiler pazarlamayı sadece hızlandırmıyor, tüketiciyle kurulan ilişkiyi yeniden tanımlıyor. Asıl fark, markaların tüketiciyi daha iyi anlayıp daha kişiselleştirilmiş deneyimler sunabilmesi. Biz de bu dönüşümü aktif kullanan bir marka olarak geliştirdiğimiz yapay zeka destekli alışveriş asistanımız AIDA ile kullanıcıya daha hızlı, kolay ve akıcı bir deneyim sunuyoruz. Pazarlama liderleri için ise rol artık sadece iletişimi yönetmek değil teknoloji, veri ve yaratıcılığı bir araya getirerek daha anlamlı marka deneyimleri tasarlamak.

 

CRISTINA POLINI I PENTİ CMO’SU

“ASIL BAŞARI GÜVEN BAĞINI DİJİTALDE DE SÜRDÜREBİLMEK”

“Pazarlama liderleri için asıl başarı, teknolojiyi reddetmeden ama insan emeğinin sıcaklığını ve marka değerlerini koruyarak, tüketiciyle kurulan o hassas güven bağını dijital dünyada da sürdürülebilir kılmakta gizli.”

Geçtiğimiz yıl odağımız, Penti’nin kadınlarla kurduğu bağı güçlendirirken çok kanallı ve veri odaklı dönüşümümüzü hızlandırmak oldu. Kadınlara dair içgörülerimizi derinleştirerek bunları daha alakalı koleksiyonlara, iletişimlere ve deneyimlere dönüştürdük. Böylece ürün odaklı yaklaşımdan gerçek anlamda tüketici merkezli bir marka yolculuğuna geçtik. Kampanyalarımız ve iş birliklerimizle çeşitlilik, özgüven ve özgünlük değerlerini yansıtarak duygusal bağımızı güçlendirdik. CRM, analitik ve performans pazarlaması yatırımlarıyla pazarlama verimliliğimizi artırırken marka tutarlılığımızı koruduk. Penti olarak yalnızca tercih edilen değil gerçekten sevilen bir marka inşa ediyoruz.

TEMKİNLİ TÜKETİCİ VE GÜVEN KRİZİ

Önümüzdeki dönemin pazarlama stratejilerini, ekonomik belirsizliklerin yarattığı “temkinli tüketici” ve dijital gürültüden doğan “güven krizi” şekillendirecek. Tüketicinin harcamalarını artık hem duygusal hem finansal bir yatırım olarak yaptığı bu yeni dünyada, vaatlerin ötesine geçen “kanıtlanmış değer” odaklı anlatılar öne çıkıyor. Biz de markamızın bu sürece uyumunu, güveni sadece anlatarak değil deneyimle inşa ederek sağlıyoruz. Bu doğrultuda Penti Lab ile kalite ve test süreçlerimizi tüketicinin bizzat doğrulayabileceği şeffaf kanıtlara dönüştürüyoruz. Sadakat dünyasındaki kalabalığa karşı Penticlub ile klasik “harca-kazan” mantığının ötesine geçiyor; fiziksel perakendenin dokunsal tecrübesini kişiselleştirilmiş bir sadakat bağıyla birleştirerek dijitalde kopyalanamayacak, yaşayan bir marka dünyası inşa ediyoruz.

TİCARETİN ANA ALTYAPISI

Yapay zeka, modanın ve pazarlamanın sadece bir parçası değil artık ticaretin ana altyapısı haline geldi. Pazarlama liderleri için bu dönüşüm, tüketicinin karar yorgunluğunu azaltan ve “doğru şeyi görme” arzusuna hizmet eden bir rehberlik dönemi vadediyor. 2026’da yapay zeka ajanları, ürünlerin teknik detaylarından bakım talimatlarına kadar her veriyi işleyerek tüketiciye en sağlıklı öneriyi sunacak. Ancak bu teknolojik güç, beraberinde “insan dokunuşu” ihtiyacını her zamankinden daha kritik kılıyor. Pazarlama liderleri için asıl başarı, teknolojiyi reddetmeden ama insan emeğinin sıcaklığını ve marka değerlerini koruyarak, tüketiciyle kurulan o hassas güven bağını dijital dünyada da sürdürülebilir kılmakta gizli.

 

SENCAN TAŞÇI I İDO PAZARLAMA VE  KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ

“İDO’YU DENEYİM  EKOSİSTEMİNE DÖNÜŞTÜRDÜK”

“Başarımızı yalnızca yolcu sayısı ya da ciro artışıyla değil kullanıcı deneyimini uçtan uca yeniden tasarlamak ve yeni talep alanları yaratmak üzerinden değerlendiriyoruz. Bugün İDO yalnızca güçlü bir marka değil talep yaratan, yönlendiren ve deneyim kurgulayan bir ekosistem oyuncusu.”

Son bir yılda İDO olarak attığımız en kritik adım, markamızı klasik bir ulaşım sağlayıcısından çıkararak entegre bir mobilite ve turizm platformuna dönüştürmek oldu. Değer yaratmayı yalnızca sayısal büyüme üzerinden değil kullanıcı deneyimini uçtan uca yeniden kurgulamak ve yeni talep alanları oluşturmak üzerinden ele alıyoruz. Bu doğrultuda Yunan Adaları operasyonlarımızı başlatarak mevcut talebi karşılamanın ötesine geçtik; yeni bir pazar yarattık ve deniz turizminin canlanmasına katkı sağladık. Aynı zamanda dijital kanallarımızı yeniden yapılandırdık, ek hizmet kategorilerini sistemimize dahil ederek yeni gelir modelleri oluşturduk. Bugün kullanıcılarımız yalnızca bilet satın almıyor; vize süreçlerinden sigortaya, bağlantılı hizmetlerden destinasyon deneyimine kadar tüm yolculuğu tek platform üzerinden yönetebiliyor. Bu dönüşümün temelinde üç ana yaklaşım yer alıyor: alternatif pazarlar yaratarak ürün ve gelir çeşitliliğini artırmak, veri odaklı karar alma ve deneyim tasarımı merkezli pazarlama anlayışı geliştirmek ve değişen dünya koşullarına hızla uyum sağlamak. Bugün geldiğimiz noktada İDO, yalnızca bir ulaşım markası değil deneyim tasarlayan ve talep yaratan bir ekosistem oyuncusu haline geldi.

HIZ, ERİŞİLEBİLİRLİK VE KİŞİSELLEŞTİRME

Tüketici davranışlarındaki dönüşümün en belirgin özelliği hız ve erişilebilirlik beklentisinin ciddi ölçüde artması. Kullanıcılar artık hızlı, kişiselleştirilmiş ve sorunsuz bir deneyim talep ediyor. Biz bu dönüşüme üç temel eksende yanıt veriyoruz. İlki, tüm temas noktalarını tek bir dijital ekosistemde birleştirdiğimiz dijitalleşme ve platformlaşma yaklaşımı. İkincisi, kullanıcı davranışlarını analiz ederek daha anlamlı ve hedefli teklifler sunmamızı sağlayan kişiselleştirme. Üçüncüsü ise fiziksel ve dijital kanallar arasında kesintisiz bir deneyim sunan omnichannel yapı.

Önümüzdeki dönemde pazarlama stratejilerini şekillendirecek en önemli trendlerin yapay zeka destekli hiper kişiselleştirme, platform ekonomisi ve süper app modelleri, deneyim odaklı marka konumlandırması ile sürdürülebilirlik ve değer odaklı tüketim olacağını düşünüyorum. Artık rekabet ürünler arasında değil deneyimler ve ekosistemler arasında yaşanıyor. Bu nedenle markaların ne sunduğundan çok nasıl bir deneyim yarattığı belirleyici olacak.

YENİ KIRILMA NOKTASI

Yapay zeka pazarlamayı yalnızca optimize eden bir araç değil stratejiyi yeniden tanımlayan bir kırılma noktası. Veri analitiği, içerik üretimi, müşteri segmentasyonu ve talep tahmini gibi birçok alanda pazarlama ekiplerine hız, doğruluk ve ölçeklenebilirlik kazandırıyor. Ancak kritik nokta şu: Yapay zeka markaların yerini almayacak fakat onu doğru kullanan markalar rekabette öne geçecek. İDO olarak yapay zekayı talep öngörüsü ve dinamik fiyatlama, müşteri ve pazar analizi ile kişiselleştirilmiş iletişim, operasyonel verimlilik ve insan kaynağı optimizasyonu gibi alanlarda aktif olarak kullanıyoruz.Gelecekte pazarlama liderlerinin rolü de dönüşecek. Artık CMO’lar teknoloji, veri ve deneyimi bir araya getirerek büyümeyi yönlendiren stratejik liderlerdir. Bu yeni dönemde başarılı olacak markalar değişime hızlı uyum sağlayan, veriden anlamlı içgörüler üreten, teknolojiyi stratejiyle entegre eden ve insan odaklı deneyimi merkeze koymayı sürdüren markalar olacak. İDO olarak biz de bu dönüşümü bir tehdit değil rekabet avantajı yaratan stratejik bir fırsat olarak görüyoruz.

 

HANDE YAĞCI I ALTERNATİF BANK MARKA İLETİŞİM SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE MÜŞTERİ DENEYİMİ MÜDÜRÜ

“STRATEJİMİZİN MERKEZİNDE İNSAN VAR”

“Marka stratejimizin merkezinde insan odaklı yaklaşım, güçlü müşteri deneyimi ve kapsayıcı değerler yer alıyor. Bu doğrultuda 'danışman ve sorumlu bankacılık' anlayışıyla hareket ederek müşterilerimizin ihtiyaçlarını anlayan ve hayat döngülerine eşlik eden bir çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz.”

Bankacılığı herkes için erişilebilir kılma hedefimiz kapsamında Engelsiz Bankacılık yaklaşımımızla hizmetlerimizi toplumun tüm kesimleri için daha ulaşılabilir hale getiriyoruz. Marka değerimizi destekleyen bir diğer unsur ise çok kanallı ve entegre iletişim stratejimiz. Tüm temas noktalarında müşterilerimizle tutarlı, güçlü ve güvene dayalı bir iletişim kurmaya odaklanıyoruz.

MÜŞTERİ YOLCULUĞU ODAKTA

Bugün tüketiciler için ürün ve hizmetlerin dijital kanallarda var olması temel bir beklenti. Bu nedenle dijitalleşmeyi müşteri ilişkimizin merkezine yerleştiriyor, süreçlerimizi müşteri yolculuğunu odağa alarak sade, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir şekilde tasarlıyoruz. Teknolojinin sağladığı verimliliği danışmanlık yaklaşımıyla birleştiren hibrit bir deneyim sunmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de pazarlama stratejilerini kişiselleştirme, veri analitiği ve yapay zeka destekli müşteri deneyimi şekillendirirken, güven ve insan odaklı yaklaşım markalar için belirleyici olmaya devam edecek.

“PAZARLAMA EVRİLİYOR”

Yapay zeka ve yeni teknolojiler pazarlamayı köklü biçimde dönüştürerek veri ve müşteri deneyimini merkeze taşıyor. Markalar artık yapay zeka sayesinde müşteri davranışlarını daha iyi analiz edebiliyor, ihtiyaçları öngörebiliyor ve kişiselleştirilmiş deneyimler sunabiliyor. Bu da pazarlamanın kitlesel iletişimden veri temelli ve bireyselleştirilmiş ilişki yönetimine doğru evrildiğini gösteriyor. Ancak bu dönüşümle birlikte veri güvenliği, şeffaflık ve etik kullanım da kritik önem kazanıyor. Gelecekte pazarlama başarısı; teknolojiyi ve veriyi yaratıcı yaklaşımlarla birleştirirken insanı ve güven unsurunu merkeze koyabilen markaların olacak.

 

MURAT GÜN I RAMSEY VE KİP PAZARLAMA VE E-TİCARET DİREKTÖRÜ

“BÜTÜNCÜL PAZARLAMA YAKLAŞIMIYLA DEĞERİ GÜÇLENDİRDİK”

“Son bir yılda odaklandığımız en önemli konu, markalarımızın uzun vadeli değerini güçlendiren daha bütüncül bir pazarlama yaklaşımını hayata geçirmek oldu. Bu yaklaşım sayesinde markalarımızı sadece tercih edilen değil kullanıcıların hayatında yer eden, hissedilen ve deneyimlenen birer yaşam dünyasına dönüştürdük.”

Ramsey ve KİP gibi farklı konumlandırmaya sahip iki güçlü markayı yönetirken temel önceliğimiz, her markanın özgün kimliğini koruyarak tüketiciyle kurduğu bağı derinleştirmek ve bu bağı tüm temas noktalarında tutarlı bir marka deneyimine dönüştürmek oldu. Bu doğrultuda marka yönetimi, müşteri deneyimi ve veri odaklı karar alma süreçlerini birbirinden ayrı çalışan yapılar olmaktan çıkarıp tek bir stratejik çatı altında entegre ettik. Mağaza içi deneyimden dijital kanallara, iletişim dilinden ürün hikayesine kadar uzanan tüm ekosistemde, markalarımızın konumlandırmasını daha net, daha güçlü ve daha hissedilir kılmaya odaklandık.

DİYALOG BAZLI TİCARET

Ramsey’de zamansız ve rafine stil anlayışını güçlü bir marka deneyimiyle desteklerken, KİP’te daha dinamik bir marka diliyle tüketiciyle kurduğumuz bağı güçlendirmeye odaklandık. Bu iki farklı dünyayı tek bir stratejik çatı altında yönetmek sadece marka algımızı güçlendirmekle kalmadı, müşteri bağlılığında da muazzam bir derinleşme sağladı. Bizim için gerçek başarı, kısa vadeli ticari grafiklerin çok ötesinde bir anlam taşıyor. Biz, markalarımızın gelecekte de anlamlı kalmasını sağlayacak, her adımda uzun vadeli itibara yatırım yapan bir yönetim mimarisi inşa ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki günün sonunda sadece iyi bir ürün değil iyi tasarlanmış bir his baki kalır. Tüketici dünyasında artık sadece bir değişimden değil alışverişin tüm kodlarının yeniden yazıldığı bir dönemden bahsediyoruz. Yapay zekanın hayatımızın her anına nüfuz etmesiyle bildiğimiz o klasik müşteri yolculuğu yerini 'Diyalog Bazlı Ticaret' dediğimiz yepyeni bir deneyim modeline bıraktı. Bugün artık pek çok kullanıcı, bir ihtiyacı için arama motorlarında kaybolmak yerine yapay zeka platformlarıyla doğrudan sohbet ederek sanki karşısında bir stil danışmanı varmışçasına bir keşif süreci başlatıyor. Biz de bu dönüşümü çok yakından takip ediyor, özellikle dijital ekosistemimizde yapay zeka kaynaklı trafiğin hızla arttığını gözlemliyoruz. Daha da önemlisi bu trafiğin dönüşüm performansının diğer kanalların üzerinde olması, bu alanın stratejik önemini net biçimde ortaya koyuyor. Bu nedenle LLM tabanlı platformlarda görünür olmayı ve bu yeni keşif alanında güçlü bir varlık göstermeyi öncelikli yatırım alanlarımızdan biri olarak konumluyoruz. Öte yandan, değişen müşteri davranışlarını doğru okumak için veri analitiği ve içgörü üretimini pazarlama kararlarımızın merkezine yerleştiriyoruz. Bu analitik yaklaşım, tüketicinin henüz telaffuz etmediği beklentilerini bile doğru okumamıza olanak tanıyor. Sonuç olarak müşterilerimizin serüvenindeki tüm pürüzleri henüz oluşmadan öngörüyor ve onlara tamamen kişiselleştirilmiş, pürüzsüz ve optimum bir deneyim sunuyoruz.

“YAPAY ZEKA AKIL ORTAĞIMIZ”

Yapay zeka bizim için sadece bir teknoloji güncellemesi değil pazarlamanın tüm katmanlarını yeniden tasarlayan stratejik bir 'akıl ortağı'. Bugün stratejinin oluşturulmasından, oluşturulan senaryoların test edilmesine, hedef kitle tespitinden bir sonraki en iyi aksiyonun belirlenmesine kadar her aşamada yapay zeka ekibimizin vazgeçilmez bir parçası konumunda.

HASSAS DENGE

Ancak burada en kritik eşik, teknolojinin hızıyla markanın ruhu arasındaki o hassas dengeyi kurabilmek. Yapay zekayı kullanırken üretilen çıktıların Ramsey ve KİP’in yıllardır titizlikle inşa edilen kimliklerine ve uzun vadeli vizyonlarına kusursuzca uyum sağlaması bizim en büyük önceliğimiz. Bu sebeple, yapay zeka araçlarımızın eğitim ve adaptasyon süreçlerine çok ciddi bir mesai harcadık. Markalarımızın kimliğini bu yeni teknolojik evrene hatasız bir şekilde kodlamayı başardık. Önümüzdeki dönemde pazarlama liderleri için en belirleyici başlıklardan birinin, yapay zekayı ne kadar kullandıkları değil onu marka stratejisiyle ne kadar uyumlu, kontrollü ve anlamlı bir şekilde entegre edebildikleri olacağına inanıyorum.

 

ORÇUN DOĞAN I ŞÖLEN CMO’SU

“ODAĞIMIZ ANLAMLI VE KALICI DENEYİM”

“Fewer, Bigger, Better yaklaşımıyla kaynaklarımızı doğru alanlara odakladık. Odağımız, markalarımızla tüketiciye yalnızca ürün değil anlamlı ve kalıcı deneyimler sunmak. Teknolojiyi, tüketiciyle kurduğumuz anlamlı ve sahici bağı derinleştiren bir araç olarak kullanıyoruz.”

Son bir yılda değer yaratma yaklaşımımızı üç temel prensip üzerine kurduk. İlki, “Fewer, Bigger, Better” yaklaşımıyla daha az ama daha etkili işlere odaklanmak oldu. Bu sayede daha hızlı, daha sonuç odaklı ve tüketici merkezli aksiyonlar aldık. İkinci olarak portföy stratejimizi tüketici deneyimi odağında yeniden şekillendirdik. Her markamızın tüketicinin hayatındaki rolünü netleştirerek yalnızca ürün değil gerçek ihtiyaçlara çözüm ve anlamlı deneyimler sunmaya odaklandık. Üçüncü olarak pazarlama organizasyonumuzu daha entegre ve çevik bir yapıya dönüştürdük. Global ekiplerle marka tutarlılığını güçlendirirken yerel ekiplerin esnek ve hızlı hareket edebildiği bir yapı kurduk. Bu stratejik yaklaşımın sahaya yansımasını ise başarılı kampanyalarla gördük. Luppo, genç hedef kitleyle güçlü bir bağ kurduğumuz “Nasıl daha iyi miyiz?” kampanyasıyla büyük ses getirdi. Ozmo, “Çocukların sevdiği, annelerin güvendiği marka” vizyonuyla çocuklara oyun eşliğinde kodlama eğitimi sunduğumuz Ozmo App’i hayata geçirdi. Uygulama sadece iki ayda 400 binden fazla aktif kullanıcıya ulaştı ve aile ve eğitim kategorisinde birinci sıraya yerleşti. Biscolata ise Ice ve Fire lansmanıyla yetişkin atıştırmalıklarında “soğuk dolap” kategorisinde yeni bir alan yaratmaya başladı.

“TÜKETİCİ BAĞI HİSSETMEK İSTİYOR”

Yeni dünyada tüketicinin markalardan beklentileri köklü biçimde değişti. Artık yalnızca ürün ya da fonksiyonel fayda aramıyorlar; markanın sunduğu deneyime ve yarattığı duyguya odaklanıyorlar. Bir ürünün teknik üstünlüğünden çok tüketicide bıraktığı his belirleyici hale geliyor. Bu hızlı dönüşümde her yeni trendin peşinden koşmak yerine, pazarlamanın değişmeyen temelini doğru anlamamız gerektiğine inanıyorum. Biz stratejimizi bu değişmeyenleri birer “kutup yıldızı” olarak konumlandırarak şekillendiriyoruz. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin pazarlamanın amacı aynı. Tüketiciyle anlamlı ve farklı bir bağ kurmak. Bugün tüketiciler de markalarla bu bağı çok daha sahici biçimde hissetmek istiyor. Dijital teknolojiler ve yapay zeka bu noktada büyük bir fırsat sunuyor. Bu araçlar sayesinde tüketiciyi çok daha derinlemesine anlayabiliyor ve onlarla daha kişiselleştirilmiş bir ilişki kurabiliyoruz.

BUSINESS LIFE