Türkiye’nin En İyi Yönetilen 100 Şirketi

BUSINESS LIFE adına ResearchMate tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’nin En Başarılı 50 CEO’su & En İyi Yönetilen 100 Şirketİ” araştırması, Türk iş dünyasında liderlik performansı ile kurumsal yönetim başarısını aynı çatı altında ele alıyor. Araştırma CEO’ları ve şirketleri finansal sürdürülebilirlik, kurum kültürü, çevik karar alma, teknoloji ve dijital dönüşüm, etik yönetim, küresel rekabet gücü, itibar yönetimi ve ESG performansı gibi başlıklarda çok boyutlu olarak değerlendiriyor.

 

 

SELEN KOCABAŞ I s.kocabas@businesslife.com.tr

ZİRVEDE KOÇ HOLDİNG VAR

İş dünyasında başarı artık yalnızca finansal sonuçlarla ya da pazar büyüklüğüyle açıklanmıyor. Dalgalı ekonomik koşullarda sürdürülebilir performans göstermek, güçlü kurum kültürü inşa etmek, değişime hızlı uyum sağlamak, teknolojiyi iş modeline entegre etmek ve paydaş güvenini korumak, iyi yönetilen şirketleri ayrıştıran temel unsurlar arasında yer alıyor. Kurumlar için kalıcı büyümenin anahtarı; stratejik vizyon, çevik karar alma, etik yönetim, dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve güçlü liderlik anlayışıyla şekilleniyor.

“TÜRKİYE’NİN EN İYİ YÖNETİLEN 100 ŞİRKETİ” araştırmamızın zirvesinde KOÇ HOLDİNG bulunuyor. Şirket, dalgalı ekonomik koşullarda sürdürülebilir finansal performans sağlama, güçlü kurumsal yönetim kültürü ve uzun vadeli stratejik vizyonuyla listenin ilk sırasında yer aldı.

SABANCI HOLDİNG ise dönüşüm odaklı yönetim anlayışı, sürdürülebilir büyüme vizyonu ve değişen rekabet koşullarına uyum gücüyle ikinci sıraya yerleşti. Listenin üçüncü sırasında yer alan TÜRK HAVA YOLLARI, küresel rekabetteki güçlü konumu, uluslararası büyüme stratejileri ve marka değerini dünyaya taşıyan yönetim başarısıyla öne çıktı.

TÜRKİYE İŞ BANKASI, finansal dayanıklılık, dijitalleşme yatırımları, etik yönetim ve paydaş güvenini güçlendiren yaklaşımıyla 4’üncü sırada yer alırken GARANTİ BBVA ise dijital bankacılık, müşteri deneyimi, sürdürülebilir finans ve teknolojik dönüşüm alanlarındaki güçlü performansıyla ilk 5 içinde kendine yer buldu.


ŞİRKETLER HANGİ KRİTERLERLE ÖNE ÇIKTI?

- Global ve yerel ekonomiye yapılan yatırımlarla sürdürülebilir katkı 78,5

- Kurumsal yönetim ilkelerine bağlı, şeffaf, etik, adil ve sorumlu yönetim 70,9

- Çalışan memnuniyeti, bağlılığı ve kurum içi motivasyon düzeyi 67,3

- Dijitalleşme performansı ve teknolojiye uyum kabiliyeti 63,3

- Değer yaratan projeler, hizmet ve ürün kalitesinde mükemmellik 60,2

- Sosyal sorumluluk, çevresel duyarlılık ve sürdürülebilirlikte öncü uygulamalar 46,5

- Belirsizlikler çağında çevik hareket edebilme ve zorluklar karşısında dayanıklılık 41,1

- Paydaşlar nezdinde güçlü itibar ve etkin iletişim yönetimi 40,1

- Çeşitlilik, kapsayıcılık ve eşit fırsat kültürünü benimseyen yaklaşımlar 38,2

- Yatırımcıya değer yaratma, finansal sağlamlık ve risk yönetimi başarısı 38,0


MURAT ORHAN I İDO GENEL MÜDÜRÜ

“GELECEĞİ DE YÖNETMEK ZORUNDAYIZ”

“İDO’yu ‘Türkiye’nin En İyi Yönetilen 100 Şirketi’ arasına taşıyan en önemli unsur; operasyonel mükemmeliyet, insan odaklı yönetim anlayışı ve çevik karar alma kültürünü aynı potada buluşturabilmemiz oldu. Deniz ulaşımı gibi yüksek sorumluluk gerektiren bir sektörde yalnızca bugünü değil geleceği de yönetmek zorundasınız.”

İDO’da geleceği de yönetiyoruz. Biz bu yaklaşımı dijitalleşmeye yatırım yapan, veriyle karar alan, müşteri deneyimini merkeze koyan ve sürdürülebilir büyümeyi odağına alan bir yapı üzerine kurduk. İDO artık turizm, bölgesel kalkınma ve sürdürülebilir mobilite alanlarında da değer üreten bir ekosistem oyuncusu haline geldi.

“YENİDEN KONUMLANDIRDIK”

İDO açısından oyunu değiştiren en kritik hamle şirketi Marmara denizinde sıkışan bir kimliğinin ötesine taşıyarak Ege denizinde uluslararası yeni destinasyonlar, yeni iş modeli inşası ve yeni deneyim alanlarıyla yeniden konumlandırmamız oldu. Özellikle, Yunan Adaları seferlerimiz, ticari büyümenin yanı sıra markamızın uluslararası ölçekte algısını güçlendiren stratejik bir dönüşüm yarattı. Buna ek olarak 0 km araç taşımacılığı modeli de hem ürün çeşitliliği hem kaynak çeşitliliği yaratmakta önemli bir adım oldu. Liderlik ettiğim sürede İDO’da alınan en önemli karar ise hızlı büyüme dönemlerinde dahi hizmet kalitesini iyileştirerek operasyonel disiplinden ödün vermeden ilerlemek oldu. Çünkü kalıcı başarıyı belirleyen şey güvenilirlik, süreklilik ve marka itibarıdır. Bugün İDO’nun hem sektörüne yön veren hem değişimi yöneten bir marka olarak konumlanmasının temelinde bu yaklaşım yer alıyor.

“TEKNOLOJİ DAHA MERKEZDE OLACAK”

Önümüzdeki dönemde en önemli odağımız teknolojiyi daha fazla merkeze alan, çalışan deneyimini güçlendiren ve sürdürülebilirlik ekseninde daha kapsayıcı bir liderlik modeli oluşturmak olacak. Yeni nesil liderlik anlayışında artık yalnızca yöneten değil ilham veren, dinleyen ve birlikte geliştiren yapılar öne çıkıyor.

AMAÇ

Biz de dijital dönüşümü hızlandırırken aynı zamanda insan temasını ve değerlerini koruyan bir marka olmaya devam edeceğiz. Yapay zeka destekli operasyon yönetiminden çevreci ulaşım yatırımlarına kadar birçok alanda dönüşüm planlıyoruz. Amacımız geleceğin mobilite dünyasına yön veren, bölgesel ölçekte örnek gösterilen bir Türk markası haline gelmek.

 

CEM ERİÇ I ESAS GAYRİMENKUL CEO’SU

“SAPMA DEĞİL KÖKLÜ BİR YENİ NORMAL”

“Hem şirket hem CEO olarak en kritik hamlemiz, tüketici davranışlarındaki değişimi bir sapma olarak değil köklü bir yeni normal olarak okumaktı.”

Yönetim modelimizin temelini, belirsizliğin kalıcı hale geldiği bir dönemde katı planlar yerine değişen şartlara hızla uyum sağlayan “senaryo yöneticiliği” oluşturuyor. Şirketimizi “en iyi yönetilenler” arasına taşıyan bu modelin yapı taşları sadece hacme değil verimlilik ve gelir sürdürülebilirliğine odaklanmaktır. Sürdürülebilirliği garanti altına almak için 2026'yı bir geçiş yılı olarak konumlandırıyoruz. Stratejimizi sadece sayısal artış üzerine değil ziyaretçi kalitesi ve sepet tutarı dengesi üzerine kuruyoruz. Ayrıca 2028’e kadar uzanan uzun vadeli projeksiyonlarla bugünden geleceğin büyüme zeminini hazırlıyoruz.

“DEĞİŞİMİ DOĞRU OKUDUK”

Geriye dönüp baktığımızda hem şirket hem CEO olarak en kritik hamlemiz, tüketici davranışlarındaki değişimi bir sapma olarak değil köklü bir “yeni normal” olarak okumaktı. Pandemi sonrası dönemde ziyaretçi trafiğinin yatay seyretmesini bir kriz olarak görmek yerine tüketicinin artık daha az sıklıkla ancak daha hedefli ve ihtiyaç odaklı ziyaretler gerçekleştirdiğini teşhis ettik. Bu farkındalıkla gezme amaçlı ziyaretlerin azalmasını verimlilik, sepet tutarı ve ziyaret kalitesi üzerinden dengeleyen stratejik kararı aldık. Bu yaklaşım bizi sektördeki durgunluktan ayrıştırarak başarıya taşıyan temel kırılma anı oldu.

“MİMAR ROLÜNE EVRİLİYORUM”

Başarıyı kalıcı kılmak adına liderlik anlayışımı, operasyonel yöneticilikten geleceğin büyüme zeminini tasarlayan bir “mimar” rolüne eviriyorum. Önümüzdeki dönemde liderlik odağımız; sadece ziyaretçi sayısını takip etmek değil verimlilik ve sürdürülebilirliği eş zamanlı yürütebilme becerisi olacak.

AJANDANIN İLK SIRASI

Tüketicinin kampanya ve ihtiyaç odaklı yeni davranış kodlarını çözmeyi ajandamızın ilk sırasına koyuyoruz. 2027 ve 2028 sonrası için hedeflenen tam telafi sürecinde, piyasadaki sert değişimleri izleyen temkinli duruşumuzu koruyarak, uzun vadeli toparlanma projeksiyonlarını yönetmeye devam edeceğiz.

 

YURDAER KAHRAMAN I FIBA CP CEO’SU VE YÖNETİM KURULU ÜYESİ

“İYİ YÖNETİMİN 3 TEMEL YAPI TAŞI VAR”

“Fiba CP olarak bizi ‘en iyi yönetilenler’ arasına taşıyan yönetim modelimizin temelinde uzun vadeli, karşılıklı güvene dayalı ve sürdürülebilir iş birlikleri yatıyor. Üç temel yapı taşımız var: Birincisi, stratejik ortaklık anlayışı, ikincisi küresel öğrenmeyi yerel uygulamalarla birleştiren yönetim disiplinimiz, üçüncüsü ise sürekli optimizasyon iştahımız.”

İyi yönetilen şirket olmamızı sağlayan üç temel yapı taşımız var. Birincisi, stratejik ortaklık anlayışı. Alışveriş merkezleri başta olmak üzere ofis, rezidans ve otel projeleri dahil tüm ticari gayrimenkullerimizi yalnızca kiralanabilir alanlar olarak görmüyor, bulunduğumuz bölgelere karşı sorumluluk taşıdığımızın bilinciyle hareket ediyoruz. Konsepte ve hedef kitleye uyacak markalarla bir araya geliyoruz. “Her boşluğu doldurmak” yerine “doğru eşleşmeyi yaratmak” üzerine çalışıyoruz.

YÖNETİM DİSİPLİNİ VE OPTİMİZASYON

İkincisi, küresel öğrenmeyi yerel uygulamalarla birleştiren yönetim disiplinimiz. Çin’den Avrupa’ya, Romanya’dan Moldova’ya uzanan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteriyoruz ve bugün yönettiğimiz alışveriş merkezlerinde doluluk oranlarımız yüzde 99 seviyelerine ulaşıyor. Bu başarıyı yalnızca lokasyon avantajıyla açıklamak mümkün değil. Dünyadaki trendleri yerel dinamiklerle doğru şekilde harmanlayabilme yetkinliğimizin bir sonucu. Üçüncüsü ise sürekli optimizasyon iştahımız. Ticari gayrimenkul projelerimizi renovasyon, yeniden geliştirme ve konsept yenilemeleriyle canlı tutuyoruz. ‘İyinin düşmanı daha iyisidir’ ilkesiyle hareket ederek asla yerimizde saymıyoruz. Finansman şartları ne olursa olsun optimizasyon yatırımlarını ertelemiyoruz.

KAZANDIRAN HAMLELER

Fiba CP olarak oyunu değiştiren en kritik hamlemiz, AVM’leri yalnızca alışveriş yapılan alanlar olmaktan çıkarıp sosyal deneyim üslerine dönüştürmek oldu. Dünyada perakendeciler caddelerden çekilirken Türkiye’de doluluk oranlarını yüzde 100’e yakın seviyelerde tutabilmenin temelinde işlevsel çeşitliliği artıran, deneyim odaklı bir yaklaşım yatıyor. Bu aslında yalnızca fiziksel değil aynı zamanda zihinsel bir dönüşümdü. Bir diğer önemli hamlemiz ise yarı perakendeci, yarı teknoloji şirketi vizyonunu hayata geçirmek oldu. Müşteri deneyimini merkeze alan bu yaklaşım sayesinde ziyaretçi ihtiyaçlarını daha doğru analiz ediyor, operasyonel verimliliği artırıyor ve değişen beklentilere çok daha hızlı uyum sağlayabiliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada bu yaklaşım, bizi sektörde trendleri takip eden değil dönüşüme yön veren oyunculardan biri haline getirdi. Çin’deki inovasyon hızını Doğu Avrupa’daki büyüme potansiyeliyle birleştirmek en büyük hedeflerimizden biri. Fiziksel alanlarda edutainment, gastronomi ve sosyal deneyim odaklı yeni nesil yaşam alanları yaratmaya devam edeceğiz. Türk markalarını Doğu Avrupa’ya taşırken, global markaların Türkiye’ye girişinde stratejik bir köprü olmayı sürdüreceğiz.

 

OZAN KIRMIZI I ALTERNATİF BANK GENEL MÜDÜRÜ

“DENEYİM ODAKLI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR YAPI ÖNCELİĞİM”

“Güçlü bir kurumsal birikimi, sağlam bir bankacılık kültürünü ve müşterileriyle yakın ilişki kuran bir kurumu devraldım. Önceliğim, bu güçlü zemini korurken Alternatif Bank’ı değişen dünyanın ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt veren, deneyim odaklı ve sürdürülebilir bir yapıya taşımak oldu.”

Yönetim anlayışımızın merkezinde güven, sürdürülebilir değer yaratma ve insan odaklılık yer alıyor. Alternatif Bank olarak kendimizi müşterilerimizin uzun vadeli yol arkadaşı olarak konumlandırıyoruz. Bu yaklaşımın temelinde de “danışman bankacılık” modelimiz bulunuyor. Müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini bütüncül bir bakış açısıyla değerlendiriyor, onlara bankamızla ilgili deneyimlerini ve memnuniyetlerini artıracak çözümler sunuyoruz. Böylece bankacılığı işlem odaklı bir hizmetin ötesine taşıyarak, stratejik bir iş ortaklığına dönüştürüyoruz.

KÜRESEL VİZYON KATKISI

Bu yaklaşımı güçlü kurum kültürümüz, çalışanlarımızın gelişimine verdiğimiz önem ve ana hissedarımız Commercial Bank of Qatar’ın küresel vizyonuyla destekliyoruz. Yerel tecrübemizi uluslararası birikimle birleştiren bu yapı, kurumsal yönetişimden risk yönetimine kadar standartlarımızı güçlendirirken müşterilerimiz, çalışanlarımız, hissedarlarımız ve tüm paydaşlarımız için uzun vadeli değer yaratmamızı sağlıyor. Göreve başladığımda güçlü bir kurumsal birikime, sağlam bir bankacılık kültürüne ve müşterileriyle yakın ilişki kuran bir kurumu devraldım. Önceliğim, bu güçlü zemini korurken Alternatif Bank’ı değişen dünyanın ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt veren, deneyim odaklı ve sürdürülebilir bir yapıya taşımak oldu.

Bu süreçte liderliği yalnızca karar veren bir pozisyon değil ortak aklı harekete geçiren, değişimin yönünü belirleyen ve kurum içinde güven duygusunu güçlendiren bir sorumluluk olarak ele aldım. Bugün geldiğimiz noktada başarımızın arkasında tek bir karar değil vizyonu, insanı, teknolojiyi ve sürdürülebilirliği aynı hedef etrafında buluşturan bütüncül bir dönüşüm iradesi var.

“KÜLTÜRÜ DAHA DA GÜÇLENDİRECEĞİZ”

Benim için liderlik insanların potansiyelini ortaya çıkaran, ortak akla alan açan ve kurumun kendi kendini geliştirebilen bir yapıya kavuşmasını sağlayan bir sorumluluk. Bu nedenle başarıyı, liderin tek başına ne kadar yol aldığıyla değil ekibini ve kurduğu sistemi kendisinden bağımsız olarak ne kadar ileri taşıyabildiğiyle değerlendiriyorum. Önümüzdeki dönemde de önceliğim değişimin yönünü okuyabilen, birlikte öğrenen ve sürdürülebilir değer üretebilen bir organizasyon kültürünü daha da güçlendirmek olacak.

 

MAHMUD MUHAMMED TOPBAŞ I BİM YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜMEYİ SAĞLADIK”

“Bence oyunu değiştiren en önemli unsur, yıllar içinde değişmeyen temel prensiplerimize bağlı kalmamız oldu. Sade operasyon yapımızı, maliyet disiplinimizi ve müşteri odaklı yaklaşımımızı koruyarak sürdürülebilir büyümeyi sağladık.”

BİM olarak 30 yılı aşkın süredir temel gıda ve tüketim ürünlerini uygun fiyat ve yüksek kalite anlayışıyla müşterilerimize ulaştırmak için çalışıyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana benimsediğimiz yüksek indirim modeliyle geniş kitlelerin temel ihtiyaç ürünlerine erişimini kolaylaştırmayı hedefledik. Yönetim anlayışımızın temelinde sade, verimlilik odaklı ve sahaya yakın bir yapı bulunuyor. İş modelimizi; sınırlı ürün çeşidi, güçlü maliyet yönetimi ve operasyonel verimlilik üzerine kurduk. Böylece müşterilerimize kaliteli ürünleri sürekli uygun fiyatlarla sunabiliyoruz.

HIZLI UYUM

“Her gün düşük fiyat” politikamız, güçlü tedarik zincirimiz, özel markalı ürünlerdeki deneyimimiz ve finansal disiplinimiz bu yapının temel unsurlarını oluşturuyor. Bunun yanında hızlı karar alma kabiliyetimiz ve çalışanlarımızın kurum kültürünü sahiplenmesi de değişen müşteri ihtiyaçlarına hızlı uyum sağlamamıza katkı sunuyor. Sürdürülebilir başarıyı ise istikrarlı büyüme, operasyonel disiplin ve müşteri memnuniyetini odağa alan yaklaşımımızla sağlamaya devam ediyoruz. Bizim için önemli olan yalnızca büyümek değil doğru iş modeliyle kalıcı değer üretmek. BİM’in en önemli stratejik kararı, gıda perakendesinde uygun fiyatla kaliteli ürünü bir araya getiren iş modelini yaygın mağaza ağıyla geniş kitlelere ulaştırmak oldu.

 

VOLKAN MUMCU I TAVUK DÜNYASI CEO’SU

“BÜYÜMENİN DEĞERİ AYNI DENEYİMİ SUNABİLMEKTE”

“Bizim için büyümenin asıl değeri, her yeni noktada aynı lezzeti, aynı hizmet kalitesini ve aynı misafir memnuniyetini sunabilmekten geçiyor.”

Tavuk Dünyası olarak en önem verdiğimiz konuların başında, büyürken aynı kaliteyi ve aynı misafir deneyimini koruyabilmek geliyor. Bu nedenle yönetim anlayışımızı standartlaşmış kalite, güçlü ekip kültürü ve misafir memnuniyetini odağına alan sürekli gelişim yaklaşımı üzerine kuruyoruz. Bizim için iyi yönetim her restoranda aynı lezzeti, hizmet anlayışını ve güven duygusunu sürdürülebilir şekilde sunabilmek demek. Bu yapıyı da veriye dayalı takip, güçlü operasyon disiplini ve ekiplerimizin gelişimine yaptığımız yatırımlarla destekliyoruz.

STANDARTLAŞMA KRİTİK

En kritik kırılma noktalarından biri, markayı yalnızca restoran sayısıyla büyüyen bir yapı olarak değil deneyimi standartlaşmış ve ölçeklenebilir bir sistem olarak ele almamız oldu. Bizim için büyümenin asıl değeri, her yeni noktada aynı lezzeti, aynı hizmet kalitesini ve aynı misafir memnuniyetini sunabilmekten geçiyor. Bu doğrultuda ürün geliştirme, operasyonel mükemmellik ve marka deneyimine aynı anda yatırım yapmamız oyunu değiştiren önemli adımlardan biri oldu. Bugün geldiğimiz noktada başarımızın arkasında, büyümeyi yalnızca sayısal bir hedef olarak değil kalite, tutarlılık ve deneyim odağıyla yöneten bu bütünsel bakış açısının yer aldığını düşünüyorum.

BUSINESS LIFE