PROF. DR. SİNAN CANAN I AÇIKBEYİN KURUCU BAŞKANI / YAZAR
Her şeyimizin olduğu bir çağda neden hiçbir şeyimiz yokmuş gibi hissediyoruz? Bugün, insanlık tarihinin en büyük paradoksuyla karşı karşıyayız: Teknolojimize bakarsanız, bir kaç nesil önceki atalarımıza nazaran adeta tanrısal güçlerle bezendik, organizasyonlarımızla devasa birer süper-organizmayı andırıyoruz ancak biyolojik donanımımızla hala 200 bin yıl önceki o avcı-toplayıcı atamızla tıpatıp aynıyız. Cebimizde tüm dünyanın bilgisini taşıyoruz ama o bilgiyi işleyecek olan zihnimiz, hala bir çalılığın arkasından fırlayacak aslanın korkusuyla yani "hayatta kalma" refleksiyle yönetiliyor.
2021 yılında yayınladığım İnsanın Fabrika Ayarları başlıklı kitabımda hepimizin biyolojik ve psikolojik olarak yüz binlerce yıllık bir geçmişin silinmez izlerini taşıdığımızı ve bunun günlük hayatımızdaki tüm sorunların da nedeni olduğunun altını detaylı biçimde çizmeye çalıştım. Bu ve bundan sonraki seri yazılarımda, siz BUSINESS LIFE okurları için bu yeni ve çılgınca büyüyen dünyada, arkaik donanımımızla insanca yaşayabilmek için gerekli becerileri ve bunların hayatımızda nasıl bir fark yaratacağını anlatmaya gayret edeceğim.
HIZ VE BOLLUK TUZAĞI
Son otuz yılda dünyayı, biyolojik evrimimizin milyonlarca yılda hazırladığı kapasitenin çok ötesinde bir hızla değiştirdik. Artık veriler ışıktan hızlı akıyor, algoritmalar saniyede milyonlarca karar veriyor. Ancak beynimizdeki bir nöronun ateşlenmesi, bir duygunun sindirilmesi veya bir bilginin bilgeliğe dönüşmesi hala milyonlarca yıldır nasılsa, aynı süreyi gerektiriyor. Biz, analog bir donanımla dijital bir evrende var olmaya çalışan "biyolojik sürgünler" gibiyiz. İletişim teknolojilerinde zirvedeyiz fakat dünyanın en önemli sorunu artık yalnızlık. Haber alma kaynaklarımızdan her an, taptaze ve sınırsız haber alabiliyoruz fakat en fazla yanıldığımız, gerçeklik algımızı yitirdiğimiz zaman dilimi de tam olarak bu zaman. Bilgi artık her yerde. Parmaklarımızın ucunda insan türünün hiç görmediği kadar bilgi var fakat en fazla cahilleştiğimiz, kafamızın karıştığı ve anlamın kaybolduğu bir dönemi yaşıyoruz. Gıda çeşitliliğimiz atalarımızın hiç görmediği kadar fazla fakat en fazla beslenme sorununu bu dönemde yaşıyor, beslenme uzmanlarının ağzına bakıyoruz. Hiç bir neslin sahip olmadığı kadar çok seçeneğimiz ve yardımcımız var fakat ne yapacağımıza bir türlü karar veremiyoruz.
Teknoloji altımızda devasa bir gemi gibi imkanlar okyanusunda bizi istediğimiz yere, istediğimiz hızda taşıyabiliyor artık fakat çoğumuzun rotasını yitirdiği bir çağda sanki bunun da bir önemi kalmadı. İnsan ömrünü alabildiğine uzattık fakat bu yıllara “hayat” ekleyemedik sadece nefes alabiliyoruz. O da şimdilik…
Neden?
Biyoloji bilimi bize insanın aslında nasıl bir mirasla bugüne geldiğini yüz yıldır gayet açık bir biçimde anlatıyor ama biz onu duyamayacak kadar meşgulüz. Özetle insan yokluklar devri için yapılmış bir canlı ama son bir kaç yüzyıldır, özellikle de son 50 yılın içinde yarattığı çokluklar dünyası içinde işkence çekiyor. Donanımını bilmiyor ve kullanamıyor. Bu kaotik denizde boğulmamak için tek bir çaremiz var: Kendi iç pusulamızı onarmak. İşte bu yüzden bugün “yeni” becerileri konuşma zamanı.
AçıkBeyin olarak 2025 yılında itibaren ana konumuzu Yeni Dünya Becerileri olarak belirledik ve bu becerilerin çok önemli bir kısmı aslında binlerce yıldır insana sürekli olarak hatırlatılan kadim görevlerin günümüz versiyonları. Bu yazı dizimizde bu garip dünyada insanca yaşamak için bir biyolog ve sinirbilim uzmanı gözüyle nelere dikkat etmemiz gerektiğini sizinle paylaşacağım.
Ele alacağım bu beceriler kendini tanımak-bilmek, zaaflarını fark etmek, çabasız yaşamayı öğrenmek, yavaşlamak, durmak, odaklanma, öz disiplin, duygu farkındalığı ve kontrolü, kendini ifade edebilme, zihinsel dönüşüm, bağlantısallık, belirsizlikle yaşamak, dil becerileri, kendine iyi bakabilme, hayal kurma ve teknoloji kültürü gibi başlıklardan oluşacak. Bu başlıklar altında bizden, insandan ve kendi elimizle kendimize ettiklerimizden nasıl kurtulabileceğimizden hatta bunları nasıl faydaya dönüştürebileceğimizden bahsedeceğiz.
AMAÇ
Bu yazı dizisi boyunca ele alacağımız başlıklar, size daha fazla para kazanmanın, daha fit ve güçlü olmanın, yaşlanmayı engellemenin veya daha başarılı bir kariyer yaratmanın yollarını vaat etmiyor. Bunlar zaten doğru yaşamanın yanında doğal olarak gelen ödüller. Asıl vaadim şu: İnsan kalabilmenin yollarını hatırlayacağız. Hızın, gürültünün ve yapay zekanın her şeyi standartlaştırdığı bir çağda biricikliğimizi korumak, zihnimizi özgürleştirmek ve bu kısacık hayatta sadece "izleyici" değil, "idrak sahibi bir yolcu" olmamıza bir nebze de olsa yardımcı olmak temel amacım. Kadim bilgelik ve modern bilimi aynı masaya koyma ve buradan işe yarar fikirler çıkarma çabalarımız sonucunda keşfettiklerimizi birlikte düşünürken kendi hayatımızla ilgili de çok farklı şeyler keşfedeceğiz. Elbette yazıların bir sınırı var ama her sayıda sizinle paylaşmaya çalışacağım kavramları hayatınıza nasıl entegre edebileceğinizi keşfetmek için AçıkBeyin eğitim platformunu takip ederek daha fazla deneyim edinebilirsiniz.
Hazırsanız, dışarıya değil içeriye doğru bu yolculuğa hoş geldiniz.