ÜRETMEK YETMEZ MARKA OLMAK GEREK!

SEYFETTİN BAYRAM I BUSINESS LIFE GENEL YAYIN YÖNETMENİ

Bir ülkenin gerçek değeri dünyaya kazandırdığı markalarla, dünyaya sunduğu hikayelerle ölçülür. Ne kadar çok dünya markası yaratabiliyorsanız o kadar güçlü bir algı ve sürdürülebilir bir değer inşa edersiniz. Nitekim Bain & Company’nin çalışmaları, güçlü markaların yalnızca şirket performansını değil ülkelerin rekabet gücünü, ihracat kapasitesini ve küresel algısını da doğrudan yukarı taşıdığını ortaya koyuyor. Türkiye açısından bu tablo oldukça öğretici. Yıllarca fason üretimle büyüyen sektörlerde, küresel dengeler değiştiğinde üretimin Mısır gibi alternatif pazarlara kayması, markasız büyümenin ne kadar kırılgan olduğunu net biçimde gösterdi. Çünkü üretim yer değiştirir; maliyet avantajı geçicidir. Oysa marka kalıcıdır, değer üretmeye devam eder. Bugün artık mesele katma değer yaratmak, hikaye inşa etmek ve bunu dünyaya anlatabilmek.

GLOBAL 100 TÜRK MARKASI & PAZARLAMA YÖN VEREN 50 CMO

BUSINESS LIFE’ın Nisan sayısında bu dönüşümü çok boyutlu şekilde ele alıyoruz. 
The Best Companies & Executives 2026 serimizin bu ay açıklayacağımız araştırmalarından “Global 100 Türk Markası”, Türkiye’nin marka gücünü verilerle ortaya koyarken hangi sektörlerin öne çıktığını ve markalarımızın küresel rekabetteki konumunu analiz ediyor. “Pazarlamaya Yön Veren 50 CMO” araştırmamız ise pazarlama liderlerinin değişen rolüne ve iş dünyasının dönüşümüne ışık tutuyor. Bu iki güçlü araştırmayı okuyucularımızla ve iş dünyasıyla paylaştığımız için son derece onurluyum. ResearchMate’in gerçekleştirdiği araştırma ile iş dünyasının güncel beğeni karnesini de ortaya koymuş olduk.

AHMET BOLAT SADECE BUSINESS LIFE’TA

Bu sayımızda Türkiye’nin küresel ölçekte en güçlü markası Türk Hava Yolları’nın Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi de yer alıyor. İlk kez BusIness LIfe’a konuşan Bolat, Türk Hava Yolları’nın dünya liginde nasıl konumlandığını ve sürdürülebilir başarının arkasındaki stratejiyi paylaşıyor. Tüm bunları konuşurken, küresel belirsizlikleri ve yoğun gündemi de görmezden gelmek mümkün değil. Ancak her zorlu dönemin aynı zamanda yeni bir inşa fırsatı sunduğuna inanıyorum. Umudu, aklı ve barışı önceleyen bir perspektifle ilerlemek hepimizin ortak sorumluluğu.

Mayıs’ta görüşmek üzere

Keyifli okumalar

BUSINESS LIFE