ALLIANZ’ın Dönüşüm Yolculuğu

Allianz Türkiye CEO’su Tolga Gürkan, yıllar önce yeni nesil dijital bir sigorta şirketi olma hedefiyle yola çıktıklarını söylüyor ve “Son beş yılda dijital dönüşüme 200 milyon Euro’nun üzerinde yatırım yaptık. Süreçlerin yüzde 92’sini otomasyonla yönetiyoruz. Bizim için sektör dönüşümü, yapay zekayı verimlilikten öte insan hayatına somut değer katan bir güce dönüştürmekle başlıyor” diyor.

SEYFETTİN BAYRAM I s.bayram@businesslife.com.tr 
 

Sigorta sektörü uzun yıllar boyunca hasar gerçekleştiğinde devreye giren, görünmez ama vazgeçilmez bir güven mekanizması olarak konumlandı. Ancak artan belirsizlikler, karmaşıklaşan riskler ve hızla değişen müşteri beklentileri bu tanımı yetersiz kılıyor. Bugün sigortacılık riskleri yalnızca telafi eden değil onları öngören, yöneten ve toplumsal dayanıklılığı güçlendiren bir yapıya dönüşüyor. Allianz Türkiye CEO’su Tolga Gürkan’a göre bu dönüşümün merkezinde teknoloji kadar zihniyet değişimi de yer alıyor. Dijitalleşme, çeviklik ve sadeleşme adımları sigortayı ürün odaklı bir modelden çıkarıp uzun vadeli bir yaşam ortaklığına dönüştürüyor. Yapay zeka ise bu dönüşümde insan hayatına doğrudan değer katan stratejik bir güç olarak konumlanıyor.

Allianz Türkiye CEO’su Tolga Gürkan, “Yapay zeka destekli sistemlerle çekirdek mimarimizdeki karmaşıklığı yüzde 75 azalttık. Süreçlerin yüzde 92’sini otomasyonla yönetiyoruz. Dönüşüm yapay zekayı verimlilikten öte insan hayatına somut değer katan bir güce dönüştürmekle başlıyor” diyor. Allianz Türkiye CEO’su Tolga Gürkan ile risklerden dönüşüme geniş bir perspektifte sohbet ettik.

- Sektörünüzde oyunun kurallarını değiştiren dönüşümü başlatma ihtiyacını ilk ne zaman fark ettiniz?

Sigortacılığı yalnızca hasar ödeyen bir sektör olarak tanımlamak, bugünün dünyasını açıklamak için artık yeterli değil. Biz bu ihtiyacı, sigortanın riskleri öngören, yöneten ve toplumsal dayanıklılığı güçlendiren bir yapı olması gerektiğini fark ettiğimiz anda net biçimde gördük. Teknolojik dönüşümün hızlandığı, müşteri beklentilerinin kökten değiştiği bu dönemde yalnızca ürün sunan değil hayatın bütününe dokunan çözümler geliştiren bir sigorta anlayışına geçmenin zorunlu olduğunu çok erken aşamada fark ettik. Bu, yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil aynı zamanda zihniyet değişimi gerektiriyordu. Allianz Türkiye olarak bu nedenle yıllar önce yeni nesil, dijital bir sigorta şirketi olma hedefiyle yola çıktık.

- Dijital dönüşüme ne kadar yatırım yaptınız?

Son beş yılda dijital dönüşüme 200 milyon Euro’nun üzerinde yatırım yaptık. Tüm süreçlerimizi uçtan uca dijitalleştirerek müşterilerimize daha hızlı, daha kolay ve kesintisiz hizmet sunmayı başardık. Bugün geldiğimiz noktada müşteri odaklı hizmet anlayışı, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve inovasyon alanlarında yalnızca kendi dönüşümümüzü gerçekleştirmekle kalmıyor, sektörümüze de yön veren bir rol üstleniyoruz.

- Bu dönüşüm sürecinde en güçlü direnç noktaları nelerdi?

Sigortacılık doğru risk seçimi, doğru fiyatlama ve güçlü hasar yönetimi gibi yüksek disiplin gerektiren bir değer zinciri üzerine kurulu. Bu zinciri sürdürülebilir biçimde yönetebilmek için yapay zeka ve veri analitiği bugün artık bir tercih değil, zorunluluk. Bu dönüşüm sürecindeki ilk ve en önemli direnç noktası, müşteriyle kurulan ilişkinin giderek fazla teknik bir dile ve süreçlere hapsolmasıydı. Teknoloji geliştikçe sigortacılığı müşteriler için daha anlaşılır kılmak yerine, farkında olmadan daha karmaşık ve mesafeli hale getirme riski ortaya çıktı. Bu durum, hızdan çok güveni ve netliği zedeleyen bir unsur haline gelmişti.

İkinci önemli direnç noktası ise teknoloji odaklılığın kendi içinde yeni bir karmaşıklık üretmesiydi. Yıllar içinde biriken sistemler, alışkanlıklar ve süreçler sadeleşmek yerine karmaşıklığı artırıyor, organizasyonda hantallık yaratıyor ve dönüşüm hızını düşürüyordu. Büyük ve köklü yapılarda bu durum, teknolojiyi bir hızlandırıcı değil zaman zaman bir yavaşlatıcıya dönüştürebiliyor.

- Bunları nasıl aştınız? Karmaşayı aşabildiniz mi?

Bu noktada şunu çok net gördük: Bu dönüşüm yalnızca teknoloji yatırımlarıyla değil bir zihniyet değişimiyle mümkün olabiliyordu. Çeviklik bizim için bir metodoloji ya da organizasyon modeli değil müşteri ihtiyaçlarını daha hızlı anlayabilmenin ve daha doğru cevap verebilmenin bir yolu. Bu anlayışla karar alma süreçlerini sadeleştiren, ekipleri güçlendiren ve müşteriye daha yakın çalışan bir yapıya geçtik. Biz bu dirençleri aşmanın yolunun sadeleşme, çeviklik ve müşteri odağını birlikte ele almaktan geçtiğini gördük. Dönüşümün en başında otomasyonu yalınlıkla birlikte ele alarak çekirdek sistemlerimizi yeniden yapılandırdık ve yıllar içinde oluşan karmaşıklığı yaklaşık yüzde 75 oranında azalttık. Bu sadeleşme yalnızca süreçlerimizi hızlandırmakla kalmadı aynı zamanda ciddi bir maliyet avantajı da sağladı. Yaklaşık 7 yıl önce attığımız bu adım sayesinde bugün teknolojik gelişmelere çok daha hızlı uyum sağlayabilen, çevik ve geleceğe hazır bir organizasyon haline geldik. Amacımız eski mimarilerin yarattığı hantallığı azaltırken, gelişen teknolojiyi süreçlerimize hızla entegre etmek ve müşterilerimizin Allianz ile temas ettiği her noktayı pürüzsüz, anlaşılır ve güven veren bir deneyime dönüştürmek.

- Bugün geriye baktığınızda, sektörünüz adına kalıcı olarak değiştiğini düşündüğünüz başlıklar hangileri?

Yapay zeka bizim için yalnızca bir teknoloji değil sigortacılığa yeni bir düşünme biçimi kazandıran bir zemin. Bu zemini “insan dokunuşunu koruyarak daha fazlasını sunmak” anlayışıyla kullanıyoruz. Bu yaklaşımın en somut yansımalarını sağlık sigortasında görüyoruz. Biz sağlık sigortasını, müşterilerimizin yalnızca bugünü için değil tüm yaşam döngüsü boyunca yanlarında olduğumuz bir ortaklık olarak konumluyoruz.

- Sağlık sigortasında müşteri sayınız kaç? Sadakat oranlarınız nasıl?

Bugün Allianz’ı tercih eden yaklaşık 2,5 milyon sağlık sigortalımızın şirketimizle geçirdiği ortalama süre 15 yıl civarında. Bu, binlerce müşterimizin yaşamlarının farklı evrelerinde Allianz’a güvenmeye devam ettiğinin çok güçlü bir göstergesi. Bu alandaki tüm süreçlerimizi yapay zekayla optimize ediyor, müşteri temas noktalarının büyük bölümünü otomatik ve kişiselleştirilmiş şekilde yönetiyoruz.

- Yapay zeka sayesinde sadeleşen ve hızlanan süreçleriniz neler oldu?

Smart STP projemiz bunun en güçlü örneği. Sağlık provizyon süreçlerinde karar mekanizmasını yüzde 92 oranında otomasyona taşıyan ilk yapay zeka destekli sistem olarak 100 milyonuncu provizyon onayına ulaştık. Bu başarı, teknolojiyi yalnızca verimlilik için değil insan hayatına değer katmak için kullandığımız vizyonun somut bir yansıması.

- Bireysel emeklilik sisteminde (BES) nasıl bir dönüşüm yaşanıyor?

Orada da benzer bir dönüşüm yaşanıyor. Artık BES yalnızca bir birikim aracı değil uzun vadeli bir yatırım ve gelecek güvencesi olarak görülüyor. Allianz Türkiye olarak yıllardır yürüttüğümüz farkındalık çalışmaları, geniş fon yelpazemiz ve finansal danışmanlık yaklaşımımız sayesinde sistemin algısını fiyat odaklı bir yapıdan, deneyim ve değer odaklı bir yapıya dönüştürdük. Bugün sektörde standart olarak kabul edilen pek çok uygulamanın, Allianz Türkiye’de ilk kez hayata geçirildiğini görüyoruz. Bu da bizi, sektörü dönüştürme misyonumuzu sürekli bir adım ileri taşımaya motive ediyor.

- Yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılan Allianz Risk Barometresi 2026’da neler öne çıktı?

Allianz Commercial’ın her yıl küresel iş dünyasının önündeki riskleri belirleyen Allianz Risk Barometresi’ne göre küresel iş dünyası için en büyük risk yine siber olaylar, Türkiye’de ise makroekonomik gelişmeler. Global iş dünyasının 2026’ya dair risk sıralamasında bu yıl üst üste beşinci kez siber olaylar birinci olurken yapay zeka rekor bir yükselişle 10. sıradan ikinci sıraya çıktı. Türkiye’de ise bu yıl makroekonomik gelişmeler ilk sırada yer alırken geçen yıl yedinci sırada yer alan siber olaylar ikinci en büyük risk faktörü oldu. Yapay zeka da Türkiye risk sıralamasına bu yıl ilk kez girerek yedinci sıraya yerleşti.

- Bu araştırma kaç ülkede yapıldı?

Allianz Risk Barometresi’nin 15’incisi yayımlandı. 97 ülke ve bölgeden, 23 farklı sektörden 3 bin 338 risk yönetimi uzmanının görüşleriyle hazırlandı. 2026 yılı için siber olaylar, özellikle de fidye yazılımı saldırıları, her büyüklükteki şirket için art arda beşinci kez 1 numaralı risk olarak belirlendi. Yapay zeka en büyük yükselişi göstererek 10. sıradan 2. sıraya yükseldi. Bu yükseliş, neredeyse tüm sektörlerdeki şirketler için yapay zekanın yükselen bir risk olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların yarıya yakını, yapay zekanın sektörleri için riskten daha fazla fayda sağladığına inanıyor. Ancak beşte biri bunun tam tersini söylüyor.


- İş kesintileri ilk sıralarda olurdu. Değişen ne?

Allianz Risk Barometresi’nde iş kesintisi, ilk kez en büyük iki risk arasında yer almayarak 3. sıraya geriledi. Yine de bu risk ilk 10'daki diğer risklerin bir sonucu olabileceği göz önüne alındığında, önemli bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Doğal afetler bu yıl 5. sırada yer alırken siyasi riskler ve şiddet ise global çapta şimdiye kadarki en yüksek konumuna yükselerek 7. sıraya yerleşti.

- Türkiye’de en büyük riskler neler?

Türkiye’de iş dünyasının risk sıralamasının geçen yılkine göre epey farklılık gösterdiği dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıl 2. sırada yer alan makroekonomik gelişmeler, bu yıl yüzde 50 oyla en büyük risk faktörü olurken geçtiğimiz yıl 7. sırada yer alan siber olaylar bu yıl ilk kez yüzde 46 oy ile 2. sıraya yerleşiyor. Siyasi riskler ve şiddet 3. sırada yer alırken, geçtiğimiz yıl en büyük risk olarak zirveye yerleşen doğal afetler ise bu yıl 4. sıraya geriledi. Türkiye’de bu yıl dört yeni risk faktörü listeye dahil oldu. Global çapta en büyük 2. risk olan yapay zeka Türkiye’de de listeye ilk kez girerek yüzde 15 oyla 7. sırada yer aldı. Yetenek ve işgücü sorunları, itibar veya marka değerinin kaybı ve pazar gelişmeleri de bu yıl listedeki yeni risk faktörleri olarak öne çıktı.

- Risk yönetiminin önemi arttı mı?

Riskler daha karmaşık ve birbirine bağlı hale geldikçe risk yönetiminin önemi anlaşılıyor. Ülkemizde de her sektör ve ölçekten şirketler yapay zekayı sadece bir stratejik fırsat olarak değil aynı zamanda karmaşık bir operasyonel, yasal ve itibar riski kaynağı olarak da görmeye başladı. 2026'da şirketler bir yandan yapay zekayı sistemlerine entegre etmeye çalışırken diğer yandan giderek artan oranda sistem güvenilirliği ve veri kalitesi sorunları, entegrasyon zorlukları ve nitelikli yetenek eksikliği ile karşı karşıya kalmak durumunda kalacak. Bu yıl ilk kez yetenek ve işgücü sorunlarının Türkiye’de yeni bir risk faktörü olarak ilk 10’a girmesi, dijital beceri açığının kritik rolüne dair dünyada olduğu gibi ülkemizde de farkındalığın arttığını gösteriyor.

- Dikkatinizi başka hangi sonuçlar çekti?

Türkiye’de geçtiğimiz yıl 8. sırada yer alan iklim değişikliğinin bu yıl 5. sıraya yükselmesi de toplumda risk farkındalığının arttığına dair önemli bir gösterge. Ülkemizde de dünyada olduğu gibi doğal afetler, geçtiğimiz yıla göre birkaç sıra geriye düşse de ilk 10 risk arasında yerini koruyor. Bununla birlikte doğal afetlerden kaynaklanan sigortalı kayıplar, art arda altı yıldır 100 milyar dolara ulaştı. Riskler daha karmaşık ve birbirine bağlı hale geldikçe, entegre dayanıklılık stratejileri geliştirmenin ve risk yönetiminin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Şirketlerin artık riskleri yönetmek için ileriye dönük yaklaşımlara sahip olmaları gerekiyor. Yapay zeka da bir fırsata dönüştürülerek değişen risk ortamına uyum sağlamada önemli bir enstrüman olarak kurumlara yardımcı olabilir. 

DÜNYADA İLK 10 RİSK SIRALAMASI

Risk
Oran (%)
Siber olaylar 
42
Yapay zeka  
32
İş kesintisi 
29
Mevzuat ve yönetmeliklerdeki değişiklikler
26
Doğal afetler 
21
İklim değişikliği
19
Siyasi riskler ve şiddet
15
Makroekonomik gelişmeler
14
Yangın ve patlama
13
Pazar gelişmeleri 
13

Not: Oranlar, bir ülkede tüm yanıtların yüzdesi olarak bir riskin ne sıklıkla seçildiğini gösterir. Katılımcılar en fazla üç risk seçebildiğinden, rakamların toplamı yüzde 100 olmamaktadır.

 

TÜRKİYE’DE İLK 10 RİSK SIRALAMASI

Risk
Oran (%)
Makroekonomik gelişmeler
50
Siber olaylar
46
Siyasi riskler ve şiddet 
35
Doğal afetler
27
Mevzuat ve yönetmeliklerdeki değişiklikler 
19
İklim değişikliği 
19
Yapay zekâ 
15
Yetenek ve işgücü sorunları 
15
İtibar veya marka değerinin kaybı
8
Pazar gelişmeleri 
8

Not: Oranlar, bir ülkede tüm yanıtların yüzdesi olarak bir riskin ne sıklıkla seçildiğini gösterir. Katılımcılar en fazla üç risk seçebildiğinden, rakamların toplamı yüzde 100 olmamaktadır.

 

TOLGA GÜRKAN’IN DİKKAT ÇEKTİĞİ 10 BAŞLIK

1- Sigortacılık artık sadece hasar ödeyen DEĞİL riskleri öngören ve toplumsal dayanıklılığı artıran bir yapı olmak zorunda.

2- Allianz Türkiye dijital dönüşüm ihtiyacını erken fark ederek yıllar önce yeni nesil, dijital sigorta şirketi olma hedefiyle yola çıktı.

3- Son beş yılda dijital dönüşüm için 200 milyon Euro’nun üzerinde yatırım yapıldı.

4- Yapay zeka ve veri analitiği sigortacılıkta artık bir tercih DEĞİL sürdürülebilirlik için zorunluluk.

5- Teknolojik dönüşümün en büyük riski, müşteriyle kurulan ilişkinin karmaşık ve mesafeli hale gelmesi oldu.

6- Yıllar içinde biriken sistemler ve alışkanlıklar, büyük kurumlarda teknolojiyi hızlandırıcı değil yavaşlatıcıya dönüştürebiliyor.

7- Bu dirençler, teknolojiyle birlikte sadeleşme, çeviklik ve müşteri odağını aynı anda ele alarak aşıldı.

8- Çekirdek sistemlerin yeniden yapılandırılmasıyla organizasyonel karmaşıklık yaklaşık yüzde 75 oranında azaltıldı.

9- Yapay zeka, ALLIANZ'DA verimlilikten öte insan hayatına değer katan bir düşünme zemini olarak konumlanıyor.

10- Sağlık ve BES başta olmak üzere sigorta artık ürün değil, uzun vadeli ortaklık ve yaşam boyu değer sunma anlayışıyla ele alınıyor.

BUSINESS LIFE