Türk Hava Yolları bugün yalnızca Türkiye’nin değil dünyanın en büyük markalarından biri. 2025 yılında 24 milyar doların üzerindeki geliri, yaklaşık 2,9 milyar dolarlık net kârı ve 92,6 milyon yolcuyla ulaştığı ölçek, onu küresel havacılık liginde en üst sıralara taşıyor. Bu rakamlar, sadece güçlü bir büyümeyi değil aynı zamanda sürdürülebilir bir başarı modelini de ortaya koyuyor. Türk Hava Yolları için hedef yalnızca büyümek değil oyunun kurallarını değiştirecek bir güce ulaşmak. Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, bunu tek bir cümleyle ifade ediyor: “2033’te dünyanın ilk 5 havayolu arasında olacağız.”
SEYFETTİN BAYRAM I s.bayram@businesslife.com.tr
FOTOĞRAFLAR: NECDET KÖSEDAĞ I necdet@yeryuzuiletisim.com
Türk Hava Yolları, bugün dünyanın en dikkat çeken havacılık markalarından biri. 2025 yılı itibarıyla 24 milyar doların üzerindeki geliri, 2,9 milyar dolarlık net kârı ve 92,6 milyon yolcusuyla şirket, küresel havacılık sektöründe üst ligde konumlanırken bu performansın arkasında İstanbul merkezli hub modeli, genişleyen uçuş ağı ve çok katmanlı gelir yapısı bulunuyor. Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat ile şirketin genel merkezindeki ofisinde gerçekleştirdiğimiz görüşme, bu büyümenin arka planını anlamak açısından önemli ipuçları sunuyor. Bolat, operasyonel verimlilikten filo stratejisine, kargo yapılanmasından küresel rekabete kadar geniş bir çerçevede şirketin bugününü ve yarınını değerlendirirken, Türk Hava Yolları’nın büyürken ölçeğini de yeniden tanımlayan bir oyuncu haline geldiğini vurguluyor. 2033’e ilişkin hedefler de bu dönüşümün somut göstergeleri. 813 uçaklık filo, 170 milyonu aşacak yolcu sayısı, 50 milyar doların üzerine çıkması planlanan gelir ve kargoda küresel liderlik iddiası, şirketin büyümesini yeni bir faza taşıyor.
Bu stratejinin merkezinde ise İstanbul’un küresel bir aktarma merkezi olarak daha da güçlendirilmesi ve dijitalleşme alanında dünyanın ilk 3 havayolundan biri olma hedefi yer alıyor. Tüm bu çerçevede Bolat’ın ortaya koyduğu vizyon oldukça net: Türk Hava Yolları için hedef, mevcut konumunu korumak değil küresel ölçekte yeni bir referans noktası oluşturmak. Ve bunu şu sözlerle ifade ediyor: “2033’te dünyanın ilk 5 havayolu arasında olacağız.”
Türkiye’de ilk kez bir ekonomi ve iş dünyası dergisine konuşan Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, BUSINESS LIFE’ın sorularını şöyle yanıtladı:
- 2025’te Türk Hava Yolları önemli bir büyüme performansı göstermişti. Buradan başlamak isterim. Bu önemli performansı nasıl değerlendiriyorsunuz?
2025’te Türk Hava Yolları olarak toplam yolcu sayımızı yüzde 8,8 artırarak 92,6 milyona çıkardık. Aynı dönemde arz edilen koltuk kilometremizi yüzde 7,5 artışla 273,2 milyara yükselttik; yolcu doluluk oranımızı da yüzde 83,2’ye taşıyarak rekor seviyeye ulaştırdık. Dıştan dışa transfer yolcu sayımız yüzde 12,8 artışla 35,7 milyon oldu, taşınan kargo ve posta hacmimiz ise yüzde 8,4 artışla 2,2 milyon ton seviyesine çıktı. Elbette bu performansı değerlendirirken yalnızca kendi büyümemize değil sektörün genel seyrine de bakmak gerekir. IATA verilerine göre 2025 yılında küresel yolcu trafiği büyümesi yaklaşık yüzde 5,2 seviyesinde gerçekleşti ve sektör doluluk oranı yüzde 83,6 civarında oluştu. Bizim yolcu büyümemiz yüzde 8,8 ile bu oranın belirgin şekilde üzerinde gerçekleşirken doluluk oranımız da yüzde 83,2 ile küresel zirve seviyelerine çok yakın seyretti. Yani kapasite artışını verimlilikten ödün vermeden yönettik. Burada özellikle dış hat ve transfer yolcusundaki büyüme, İstanbul merkezli hub modelimizin güçlendiğini ve uçuş ağımızın uluslararası talebi daha fazla kapsadığını gösteriyor. Yıl sonunda 133 ülkede 358 noktaya ulaşarak dünyada en fazla ülkeye uçan havayolu konumumuzu koruduk.

- 2025 yılını finansal performans açısından nasıl özetlersiniz?
2025 yılında gelir tarafında güçlü, faaliyet kârlılığı tarafında ise dayanıklı bir tabloyu geride bıraktık. Konsolide gelirlerimizi yıllık bazda yaklaşık yüzde 6 artırarak 24,1 milyar doların üzerine taşıdık. Yolcu gelirlerimiz 19,8 milyar dolara yükseldi; kargo gelirlerimiz yaklaşık 3,4 milyar dolar, diğer gelirlerimiz ise 906 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Faaliyet kârımız 2,2 milyar dolar, net kârımız ise 2,9 milyar dolar oldu. 2025’te 5,1 milyar dolar FAVÖK yarattık; FAVKÖK 5,7 milyar doları ve marjı yüzde 23,7 seviyesinde gerçekleşti. Operasyonlardan 4,5 milyar dolar nakit akışı ürettik. Serbest nakit akışımız 2,8 milyar dolara ulaştı ve bu da bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 45 artış anlamına geliyor. Yıl sonunda nakit, nakit benzerleri ve finansal yatırımlarımız yaklaşık 9 milyar dolar seviyesine çıktı. EBITDAR marjımız yüzde 23’ün üzerinde kaldı ve sektör benchmark’larının önünde seyretti. IATA verilerine baktığımızda 2025 yılında küresel havayolu sektörünün faaliyet kâr marjı yaklaşık yüzde 6,6 seviyesinde. Türk Hava Yolları’nın küresel sektörden pozitif ayrıştığını net biçimde görüyoruz.

- Sizi en çok ne zorladı?
2025, maliyet ve dış çevre açısından kolay bir yıl değildi. Uçak teslimat gecikmeleri, motor kaynaklı operasyonel sorunlar, jeopolitik gerilimler ve enflasyonist baskılar maliyet yönetimini zorlaştırdı. Personel başta olmak üzere yakıt dışı maliyetlerde artış gördük. Kargo tarafında ise hacim güçlü kalmasına rağmen küresel ticaretteki yavaşlama ve tarife gerilimleri nedeniyle gelir tarafı baskı altında kaldı; kargo gelirimiz yaklaşık yüzde 3 geriledi. Euro’nun güçlenmesi operasyonel kârlılık açısından bize destek oldu çünkü Euro bazlı gelirimiz, Euro bazlı giderimizin üzerinde. Ancak bilanço tarafında Euro ve Japon yeni cinsi uçak finansmanı nedeniyle finansal sonuçlar üzerinde dalgalanma yaratabilecek bir yapı söz konusu. Buna rağmen doğal hedge mekanizmalarımız ve seçici risk yönetimi yaklaşımımız sayesinde bu etkileri dengeli biçimde yönettik. Özetle 2025’i, gelir üretiminde güçlü, faaliyet kârlılığında disiplinli, nakit yaratımında ise oldukça başarılı bir yıl olarak görüyoruz. Zorlayıcı dış koşullara rağmen finansal dayanıklılığımızı koruduk. Daha da önemlisi bu performansı gelecekteki büyümeyi destekleyecek yatırımlarla birlikte ürettik.
- Üçüncü çeyrekte rekor yaklaşık 1,1 milyar dolar esas faaliyet kârı elde ettiniz. Bunu neyle ilişkilendiriyorsunuz?
Altını çizdiğiniz bu konu için teşekkür ederim Seyfettin Bey. Bu konu, Türk Hava Yolları’nın sadece güçlü bir yolcu talebi yakalamasıyla değil gelir kompozisyonunu çok katmanlı hale getirmesiyle ilgili. Kârlılığımızı tek bir gelir kalemine yaslamıyoruz. Yolcu gelirleri ana omurgayı oluşturmaya devam ederken kargo, teknik bakım, dijital satış kanalları, yan gelirler ve iştirak ekosistemi bu yapıyı dengeleyen tamamlayıcı sütunlar haline geliyor. 2025 geneline baktığımızda da bu resmi net görebiliriz. Toplam gelirlerimiz 24 milyar doları aşarken yolcu gelirlerimiz yaklaşık yüzde 7 artış gösterdi. Buna karşılık kargo gelirleri zorlu küresel ticaret koşulları nedeniyle yaklaşık yüzde 3 geriledi. Fakat aynı dönemde Turkish Technic’in gelirleri yüzde 21 artarak 2,7 milyar dolara ulaştı. Yani bir iş kolunda baskı oluştuğunda, diğer iş kollarımız bu etkiyi dengeleyebilecek bir ölçeğe ve olgunluğa sahip. Özellikle teknik bakım tarafının katkısı çok önemli. Üretici teslimatlarındaki gecikmeler ve filoların daha uzun süre kullanımda kalması, bakım-onarım talebini artırdı. Bu ortamda Turkish Technic’in dış teknik gelirleri yıl genelinde yüzde 25, dördüncü çeyrekte ise yüzde 44 arttı. Turkish Technic’in kârlılığı, Türk Hava Yolları toplam faaliyet kârının yaklaşık yüzde 10’unu oluşturdu. Bu, havayolu faaliyetimizin etrafında kurduğumuz entegre ekosistemin marjları desteklediğini açık biçimde gösteriyor. Küresel rekabet açısından bakıldığında, dış hat koltuk kapasitesinde yüzde 3,5, yolcu trafiğinde ise yüzde 3,4’lük pazar payı ile dünyanın en büyük ilk üç havayolu arasındaki konumumuzu koruyoruz. Bunun yanında 2025 yılı küresel hava kargo trafiği yüzde 3,4 oranında büyüme sağlarken Turkish Cargo olarak yüzde 10,7’lik büyüme ve yüzde 6,1’lik küresel pazar payı ile dünyada üçüncü sıradaki yerimizi pekiştirdik.

- En büyük filo sıralamasında güncel rakamlarınız nereye ulaştı?
Dünyanın 9’uncu en büyük filosuna sahip havayolu olarak yeni nesil uçak teslimatlarıyla filomuzu istikrarlı ve disiplinli bir şekilde büyütüyoruz. Avrupa’daki benzer ölçekli network taşıyıcılar arasında hem filo yaşı hem yeni nesil uçak oranı bakımından lider konumda yer alıyoruz. 2025 yılını 516 uçaklık filo büyüklüğüyle tamamladık. Mart 2026 itibarıyla 14’ü geniş gövde, 359’u dar gövde ve 28’i kargo uçağı olmak üzere toplam 531 uçaktan oluşan, ortalama yaşı 9,8 ve yüzde 41’i yeni nesil uçaklardan oluşan bir filoya ulaşmış bulunuyoruz. İnsan kaynağımız da bu gelişime paralel olarak güçlenmeye devam ediyor. Ana ortaklık bünyesinde çalışan sayısı 36 binin üzerine çıkarken, 19 iştirakimiz dahil toplam çalışan sayımız önceki yıla oranla yüzde 5,3 artarak 100 bine ulaştı.
- 2025’te en çok talep gören rotalar ve pazarlar hangileriydi, özellikle uluslararası talepte ne tür değişimler gözlediniz?
Uzak Doğu bölgesi, 2025 yılında yüzde 13,2 yolcu artışı ve yüzde 13 trafik büyümesi ile en güçlü talep artışı gördüğümüz pazarlardan biri. Afrika, 2025 yılında yüzde 20,7 yolcu artışı ile en hızlı büyüyen bölgemiz oldu. Kuzey Amerika pazarında daha dengeli ancak sürdürülebilir bir büyüme gözlemledik. Yolcu sayısında yüzde 6,2, ÜYK tarafında yüzde 6,4 artış sağlanırken, doluluk oranının yüzde 84,4 seviyesinde korunması, uzun menzil ve premium talebin güçlü yapısını devam ettirdiğini gösteriyor. Doluluk oranlarının yüksekliği bizi bu pazardaki yatırımımızı artırma konusunda cesaretlendiriyor. Avrupa pazarı, yüzde 9,4 yolcu artışı ve yüzde 9,1 trafik büyümesi ile istikrarlı ve sürdürülebilir performansını koruyor. Özellikle Almanya hatları ağımızın en yüksek frekanslı ve verimli koridorları arasında yer almaya devam ediyor. İspanya pazarındaki varlığımız ise Sevilla hattında başlattığımız yeni operasyonların yanı sıra Air Europa’ya yönelik stratejik yatırım değerlendirmemiz ile daha da güçlendi.
- İstanbul Havalimanı’nın kapasitesini daha etkin kullandığınız bir yıl oldu mu? Aktarma merkezi stratejisi global rekabet gücünüze ne kadar katkı sağladı?
Aslında bunu tek bir yıl üzerinden değerlendirmekten ziyade, büyük taşınmadan bu yana devam eden bir dönüşüm süreci olarak görmek daha doğru olur. İstanbul Havalimanı’na geçiş, Türk Hava Yolları açısından sadece bir lokasyon değişimi değil ölçeklenebilir büyümeyi mümkün kılan bir altyapı sıçramasıydı. O günden itibaren her yıl operasyonel verimlilikte ve ağ genişliğinde kademeli ama çok net bir ilerleme görüyoruz. Dar gövde uçak menzilinde dünya nüfusunun yaklaşık yarısına ve küresel ticaret hacminin önemli bölümüne erişim sağlayabiliyoruz. Yeni havalimanı bu potansiyeli gerçek kapasiteye dönüştürdü. Filomuzun yaklaşık yüzde 70’ini oluşturan dar gövde uçaklarla 220’nin üzerinde uluslararası noktaya erişebilmemiz, aktarma modelimizin sürdürülebilirliğini güçlendirdi.

- 2026 nasıl gidiyor? Bugün kaç ülkeye, kaç şehre, kaç noktaya doğrudan ve dolaylı uçuyorsunuz?
Türk Hava Yolları olarak 6 kıtada, 133 ülkede toplam 358 noktaya uçuş gerçekleştiriyoruz. Bu kapsam bizi yalnızca dünyanın en fazla ülkesine değil aynı zamanda en fazla uluslararası destinasyona uçan havayolu konumuna taşıyor. 2012 yılından bu yana sürdürdüğümüz bu liderliğimizi istikrarlı şekilde pekiştiriyoruz. Mevcut hatlarımızda da frekans derinliğini artırarak bağlantı imkanlarımızı sürekli geliştiriyoruz. Bu sayede sunduğumuz toplam bağlantı opsiyonlarını 60 binin üzerine taşıyarak yolcularımıza çok daha esnek ve erişilebilir bir seyahat deneyimi sağlıyoruz. İstanbul Havalimanı’nın küresel hub bağlantısallığında dünya liderliğine yükselmesi, Türk Hava Yolları’nın ağ gücünün ve İstanbul’un stratejik konumunun somut bir yansımasıdır. 2025 yılı içerisinde Ohrid, Sevilla, Port Sudan ve Phnom Penh gibi yeni destinasyonları uçuş ağımıza dahil ederek özellikle Afrika ve Asya-Pasifik bölgelerindeki varlığımızı güçlendirdik. Yıl içinde Hong Kong, Çin, Singapur, Endonezya, Fransa ve İspanya olmak üzere Asya, Afrika ve Avrupa’da elde ettiğimiz ilave frekans hakları, yeniden başlattığımız Londra Stansted ve ilk kez açtığımız Erivan gibi hatlar ile Doğu Avrupa’daki kapasite artışları sayesinde küresel uçuş ağımızın erişimini ve bağlantı gücünü yeni bir seviyeye taşıdık. Önümüzdeki dönemde ise Tamışvar, Monroviya, Bissau ve Çengdu gibi yeni hatlarla bu ağı daha da genişletmeyi planlıyoruz. Bununla birlikte, kod paylaşımı ve joint venture anlaşmalarımız sayesinde yalnızca doğrudan uçtuğumuz noktalarla sınırlı kalmayıp, 62’ye ulaşan kod paylaşım iş birliklerimiz ile uluslararası uçuş ağımızı 530 noktaya ulaştırdık.
- 2033’te dünyanın ilk beş havayolu arasında yer alma hedefinize ulaşma planınızın adımları nasıl?
2033’te dünyanın tahmini ilk beş havayolu arasında yer alma hedefimizi, sadece kapasite artırma hedefi olarak değil uçuş ağı derinliği, filo kompozisyonu, operasyonel verimlilik, iştirak ekosistemi ve finansal dayanıklılık üzerinden tanımlanmış bütüncül bir dönüşüm programı olarak görüyorum. Bugün geldiğimiz noktada 516 uçaklık filoya, 92,6 milyon yolcuya ve 24,1 milyar dolar gelire ulaşmış durumdayız. Bu ölçek, bir sonraki faz için güçlü bir başlangıç zemini oluşturuyor. 2033 yılı itibarıyla filomuzu 813 uçağa çıkarma hedefimiz var. Bu filonun en az yüzde 90’ını yeni nesil uçaklardan oluşturmayı, 2035’e kadar ise filonun tamamını yeni nesil uçaklara dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bu hedefin arkasında çok net bir sipariş ve tedarik planı bulunuyor. 2023-2033 Stratejik Planı çerçevesinde Airbus’a 355 uçaklık, bunun 125 adedi opsiyonel olmak üzere tarihimizin en büyük siparişlerinden birini verdik. Buna ek olarak 2025’te 75 adet B787 için satın alma anlaşması imzaladık. Ayrıca 100 adedi kesin, 50 adedi opsiyon olmak üzere toplam 150 adet 737-8 ve 737-10 MAX sürecini de ilerlettik. Bunlara ilave olarak 2026-2030 döneminde teslim alınmak üzere yaklaşık 150 adet uçağı lessor’lardan kiraladık. Bu siparişlerin stratejik anlamı uzun menzilde büyüme, dar gövdede verimlilik, kargoda ölçek ve tüm filoda yakıt etkinliği.

- Bu dev yatırımı nasıl finanse ediyorsunuz?
Küresel ölçekte güçlü ve çeşitlendirilmiş bir finansör ağıyla çalışıyoruz. Farklı para birimlerinde, mümkün olan en düşük maliyetli yapıları kurguluyoruz. Son 10 yılda yaklaşık 20 milyar dolar, son 20 yılda ise 30 milyar doların üzerinde uçak finansmanı gerçekleştirdik ve toplamda 377 uçağı finanse ettik. Bu işlemleri 4 kıtada, 110’dan fazla aktif finansörle, 5 farklı para biriminde ve 30’dan fazla finansman yapısıyla tamamladık. Sektörde 12 yeni finansman yapısına öncülük ettik ve 30’dan fazla uluslararası finansman ödülüne layık görüldük. Maliyet avantajı için finansman kaynaklarımızı ve kullandığımız para birimlerini sürekli çeşitlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de yeni finansör ve yatırımcıları portföyümüze dahil etmeyi, ürün çeşitliliğimizi artırmayı ve Airbus ile Boeing siparişlerimizi en rekabetçi maliyetlerle finanse etmeyi hedefliyoruz.
- Kargo taşımacılığı için SmartIST 2.0 tesisi gündeme geldi, bu proje global lojistik hedeflerinizi nasıl destekleyecek?
Şu an tek çatı altında Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise 3. en büyük hava kargo terminali olan SmartIST’te hizmet veriyoruz. Geçtiğimiz ay temelini attığımız tesisimizin 2. fazı olan SmartIST 2.0, 2028 yılında tamamlandığında yıllık kargo elleçleme kapasitemiz 2 katına çıkararak 4,5 milyon tona ulaşacak ve dünyadaki tek çatı altında hizmet veren en büyük hava kargo terminaline sahip olacağız. SmartIST 2.0 ile birlikte ülkemizin ihracatını daha da güçlendirecek stratejik bir adım atarken, ortaklığımızın 2033 hedeflerine giden yoldaki yerini de sağlamlaştıracağız.
- Havayolu şirketleri arasında artan maliyet ve yakıt fiyatları baskısı devam ediyor. Bu maliyet baskılarıyla sürdürülebilir büyümeyi nasıl dengeliyorsunuz?
Akaryakıt maliyeti şirketimizin tek başına en büyük maliyet kalemi olup akaryakıt fiyatı ise son yıllarda gerek arz/talep koşulları, gerekse de jeopolitik gelişmelerle birlikte son derece dalgalı bir seyir izliyor. Fiziki tarafta birim maliyetimizi azaltmak adına filo modernizasyonu, rota optimizasyonu, kapasite planlaması, tedarikçi çeşitlendirmesi gibi çok çeşitli alanlarda çalışmalar yapıyoruz. Finansal tarafta ise ana motivasyonumuz sadece fiyat yükselişine karşı tedbir almaktan ziyade yakıt fiyatının nakit akım ve kârlılığımıza olabilecek olumsuz etkilerini minimize etmek. Finansal türev ürünleri kullanarak riskten korunma (hedging) işlemleri yapıyoruz. Gelir tarafında olduğu gibi çeşitlendirilmiş bir maliyet yapısıyla faaliyet göstermemiz enflasyonun olumsuz etkilerinin bir kısmını hafifletmemize yardımcı oluyor. Diğer taraftan, esnek kapasite yönetimiyle birlikte yürüttüğümüz operasyonel verimlilik projeleri ve İstanbul Havalimanı’nın büyüklüğüyle getirdiği ölçek ekonomisi sayesinde maliyet avantajımızı koruyarak sürdürülebilir büyümemizi devam ettiriyoruz.

- Jeopolitik risklerin ve küresel ekonomik belirsizliklerin uçuş planlama ve havacılık talebi üzerindeki etkilerini nasıl yönetiyorsunuz?
Jeopolitik riskler ve küresel ekonomik belirsizlikler, havacılık sektöründe talep dinamiklerini ve operasyonel planlamayı doğrudan etkileyen temel faktörler arasında yer alıyor. Ağ yapımızı ve kapasite dağılımımızı, talepteki bölgesel değişimleri anlık olarak analiz eden ileri analitik modellerle sürekli optimize ediyor; gerektiğinde frekans, hat ve uçak tipi bazında hızlı aksiyon alabiliyoruz.
- Yeni istihdam planınızda neler var?
2036 yılına kadar yaklaşık 14.510 yeni kabin memurunu, 5.150 cadet pilot ve 4.655 yer çalışanı istihdam etmeyi planlıyoruz.
- 2026 ve sonrası için en iddialı büyüme alanınızı ve bu alanın THY’nin global konumuna katkısını nasıl tanımlarsınız?
Türkiye'nin sahip olduğu turizm potansiyelini dünyayla buluşturmak ve ülkemize gelen turist sayısını artırmaya yönelik çalışmalarımız, hedeflerimiz arasında önemli bir yer tutuyor. Hizmet ihracatıyla sağlayacağımız bu katkının 2033 yılında 40 milyar doları aşmasını bekliyoruz. Gelecek projeksiyonumuzda yolcu sayımızı 171 milyon seviyesine çıkarmayı ve 2031 yılına geldiğimizde tarihimizin 2 milyarıncı yolcusunu ağırlamayı arzu ediyoruz. Filomuza katacağımız uçakların oluşturduğu bu devasa yapıyla kapasitemizi 2003'e göre 21 katına çıkarırken, toplam uçuş ağımızı 400 destinasyona çıkararak ve uluslararası kapasitede 2’nciliğe yükseleceğiz. Tüm bu adımlarla birlikte şirketimizin doğrudan gelirlerini 50 milyar doların üzerine taşımayı ve bu büyük ölçek ekonomisinin getireceği avantajlarla kârlılığımızı en üst seviyelerde korumayı planlıyoruz.

“10 YILDA 70 MİLYAR DOLAR YATIRIM YAPACAĞIZ”
Henüz imzalanmamış Boeing 737-8 MAX anlaşmasını da dahil edersek sözleşmesel yükümlülüklerimizin önümüzdeki 5 yıl için yaklaşık 20 milyar dolar olacağını öngörüyoruz.
DEV YATIRIM
Daha uzun vadede, 10 yıllık perspektifte kesin siparişi bulunan uçaklarımızın toplam yatırım tutarının yaklaşık 50 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Opsiyonlu uçakların da dahil edilmesi halinde ise toplam potansiyel yatırım gereksinimi 70 milyar dolara yaklaşabiliyor.
TÜRK HAVA YOLLARI’NIN 2033 HEDEFLERİ
1- 2033’te dünyanın tahmini ilk 5 havayolu arasında yer alacağız.
2- 2033 yılı itibarıyla filomuzu 813 uçağa çıkarma hedefimiz var. Bu filonun en az yüzde 90’ını yeni nesil uçaklardan oluşturmayı, 2035’e kadar ise filonun tamamını yeni nesil uçaklara dönüştürmeyi hedefliyoruz.
3- Yolcu sayımızı 171 milyon seviyesine çıkarmayı ve 2031 yılına geldiğimizde tarihimizin 2 milyarıncı yolcusunu ağırlamayı arzu ediyoruz.
4- Toplam uçuş ağımızı 400 destinasyona çıkararak dünyada en çok noktaya uçan hava yolu ünvanımızı pekiştireceğiz.
5- Şirketimizin doğrudan gelirlerini 50 milyar doların üzerine taşımayı ve bu büyük ölçek ekonomisinin getireceği avantajla kârlılığımızı en üst seviyelerde korumayı planlıyoruz.
6- Dijitalleşme alanında dünyadaki ilk 3 hava yolundan biri olmayı hedefliyoruz.
7- Kargoda uçuş ağımızı 150 noktaya çıkararak 3,9 milyon tonluk taşıma hacmiyle dünyada ilk 3'te yer alacağız.
8- Katma değeri yüksek özel kargoların oranını yüzde 55'e çıkararak birim gelirlerimize ve kârlılığımıza pozitif bir katkı sağlamış olacağız.
9- 2023-2033 yılları arasında Türkiye ekonomisine toplamda 1,1 trilyon dolarlık bir katkı sağlamış olacağız.
10- 2050'de karbon nötr olma vizyonuyla, geleceğin havacılık ekosistemini yönlendiren öncü güç olacağız.
“TÜRKİYE EKONOMİSİNE 1,1 TRİLYON DOLARLIK KATKI SAĞLAYACAĞIZ”
Küresel rekabette markamızı bambaşka bir noktaya taşıyacak odak alanlarımızdan bir diğeri ise teknoloji. Gelirimizin bir kısmını doğrudan Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarına ayırarak, dijitalleşme alanında dünyadaki ilk 3 hava yolundan biri olmayı kararlılıkla hedefliyoruz.
KARGODA İLK 3 HEDEFİ
Sadece yolcu taşımacılığında değil, kargoda da iddiamızı büyütüyoruz. Lojistik ekosistemimizi e-ticaret yatırımlarıyla destekleyip uçuş ağımızı 150 noktaya çıkararak, 3,9 milyon tonluk taşıma hacmiyle dünyada ilk 3'te yer alacağız. Ayrıca, katma değeri yüksek özel kargoların oranını yüzde 55'e çıkararak birim gelirlerimize ve kârlılığımıza pozitif bir katkı sağlamış olacağız.
GURURLA ZİRVEYE
Operasyonel başarılarımızın ve sürdürülebilir kârlılığımızın bir yansıması olarak, 2023-2033 yılları arasında Türkiye ekonomisine toplamda 1,1 trilyon dolarlık bir katkı sağlamış olacağız. Türk Hava Yolları, 2050'de karbon nötr olma vizyonuyla, yenilikçi dijital altyapısıyla ve her geçen gün genişleyen küresel ağıyla, geleceğin havacılık ekosistemini yönlendiren öncü güç olarak ülkemizi gururla zirveye taşıyacaktır.