“Şirketlerin Büyümesini Hızlandırıyoruz”

Multinet Up bugün 1,5 milyondan fazla kart kullanıcısı, 50 bini aşkın kurumsal müşterisi ve 130 bini aşan üye iş yeri ağıyla güçlü bir ekosisteme sahip. Multinet Up CEO’su Ali Emre Sever, ekosistem büyüklüğünü sürdürülebilir rekabet avantajının temel yapı taşlarından biri olarak gördüklerini söylüyor ve “Şirketler artık yalnızca büyümeye değil bu büyümeyi ne kadar verimli yönettiklerine odaklanıyor. Çalışan tarafında da tablo net: Maaşın ötesinde, hayatı kolaylaştıran, esnek ve kişisel çözümler talep ediliyor. Yeni dönemde asıl farkı yaratan, tek tek ürünler değil bu çözümlerin bir araya gelerek oluşturduğu ekosistem gücü olacak” diyor.

SEYFETTİN BAYRAM I s.bayram@businesslife.com.tr 
FOTOĞRAFLAR: NECDET KÖSEDAĞ  I necdet@yeryuzuiletisim.com

MultiNet çözümü bugün 51 bini aşkın noktada kullanılırken MultiGift ise 50 bine yakın üye iş yerinde geçerli. Bu yaygınlık hem işveren hem çalışan tarafında erişilebilirliği ve kullanım esnekliğini ciddi şekilde artırıyor. Multinet Up CEO’su Ali Emre Sever, “Kullanıcıya ‘her yerde benimle’ hissini veren bu yapı, deneyimi doğrudan güçlendiriyor. Dolayısıyla biz ekosistem büyüklüğünü sürdürülebilir rekabet avantajının temel yapı taşlarından biri olarak görüyoruz” diyor. Sever, yan haklar dünyasında yaşanan dönüşümüyse “Eskiden yan haklar daha çok destekleyici bir unsur olarak görülürdü; bugün ise doğrudan verimlilik, maliyet yönetimi ve çalışan bağlılığıyla ilişkili bir alan haline geldi” sözleriyle özetliyor.

- Multinet Up ile birçok alanda geniş bir ekosisteme hizmet veriyorsunuz. Ekosisteminizdeki ürün ve hizmetlerden bahsedebilir misiniz?

Bugün Multinet Up’ı anlatırken bir üründen değil bir ekosistemden bahsediyoruz. Şirketlerin çalışana bağlı tüm giderlerini uçtan uca yöneten, bu süreçleri sadeleştiren ve yönetilebilir hale getiren bir platformuz. MultiNet Yemek Kartı ile başlayan yolculuğumuzu kurumsal hediye ve ödüllendirme, akaryakıt, seyahat, filo yönetimi ve esnek yan hak çözümleriyle büyüttük. Buradaki temel yaklaşımımız, şirketlerin farklı ihtiyaçlarını ayrı ayrı çözümlerle değil tek bir entegre yapı içinde karşılamak. Çünkü asıl değer, ürün sayısında değil o ürünlerin birlikte yarattığı operasyonel kolaylıkta, maliyet avantajında ve verimlilikte ortaya çıkıyor. Dolayısıyla biz de Multinet Up olarak iş ortaklarımızın işini kolaylaştıran, çalışan deneyimini güçlendiren ve büyümelerini destekleyen bir çözüm ortağı olarak konumlanıyoruz.

- Artan enflasyon ve yaşam maliyetleri, yan haklar dünyasında işverenlerin ve çalışanların beklentilerini nasıl değiştirdi?

Son dönemde gördüğümüz en net dönüşüm, işverenlerin yan haklara artık çok daha stratejik bir perspektiften yaklaşması. Eskiden yan haklar daha çok “destekleyici” bir unsur olarak görülürdü; bugün ise doğrudan verimlilik, maliyet yönetimi ve çalışan bağlılığıyla ilişkili bir alan haline geldi. Şirketler artık yalnızca büyümeye değil büyürken ne kadar verimli olduklarına odaklanıyor. Bu da onları daha ölçülebilir fayda sağlayan, operasyonel yükü azaltan ve süreçleri sadeleştiren çözümlere yönlendiriyor. Biz de bu dönemde iş ortaklarımızın günlük iş akışına doğrudan dokunan, gerçek fayda üreten çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Bunun karşılığını da özellikle kurumsal seyahat çözümümüz MultiTravel ve kurumsal hediye ve ödüllendirme uygulamalarında kullanılan yan hak çözümümüz MultiGift tarafında son yıllarda daha da ivmelenen büyümede net şekilde görüyoruz. Çalışan tarafında ise beklenti çok daha net ve somut hale geldi. Artık çalışanlar sadece maaşa değil kendilerine sunulan yan hakların hayatlarına ne kadar değer kattığına bakıyor. Esneklik, seçim özgürlüğü ve dijital kullanım kolaylığı bu noktada belirleyici. Özetle, yan haklar dünyası artık standart paketlerden çıkıp kişiselleştirilmiş ve gerçek değer üreten çözümler eksenine doğru evriliyor.

- Peki, yemek kartı ve yan haklar sisteminin bugün yalnızca bir sosyal hak olmaktan çıkıp bir verimlilik ve maliyet yönetimi aracına dönüştüğünü söyleyebilir miyiz?

Seyfettin Bey, kesinlikle söyleyebiliriz hatta bunun çok net bir dönüşüm olduğunu düşünüyorum. Bugün yemek kartı ve yan haklar, sadece çalışana sunulan bir destek değil şirketlerin kaynaklarını daha akıllı yönettiği, maliyetlerini optimize ettiği ve çalışan deneyimini güçlendirdiği stratejik bir araç haline geldi. Özellikle dijitalleşmeyle birlikte bu sistemler çok daha şeffaf, ölçülebilir ve yönetilebilir durumda. İşveren tarafında kontrol ve verimlilik, çalışan tarafında ise esneklik ve kullanım kolaylığı sağlıyor. Dolayısıyla bugün yan haklar şirketlerin hem finansal hem kültürel performansını doğrudan etkileyen bir yapı olarak ele alınıyor.

- Gözlemlerinize göre işverenler yan haklar bütçelerini yönetirken en çok hangi konularda zorlanıyor?

Bugün işverenlerin en büyük zorluğu, yan hakları yalnızca kontrol edilmesi gereken bir maliyet kalemi olarak değil aynı zamanda değer üreten bir yatırım alanı olarak yönetebilmek. Çünkü denge oldukça hassas. Bir tarafta maliyet baskısı var diğer tarafta çalışan bağlılığını ve memnuniyetini koruma ihtiyacı. Aslında bu zorluk sadece bizim gözlemimiz değil, global ölçekte de çok net şekilde ortaya konuyor. Mercer’in 2025 Global Talent Trends araştırmasına göre işverenlerin yüzde 54’ü yan hak bütçelerini sürdürülebilir şekilde yönetmeyi en büyük zorluklardan biri olarak görüyor. Yine Mercer Global Benefits Strategy Report 2024 verilerine baktığımızda, işverenlerin yüzde 46’sı artan sağlık ve wellbeing maliyetlerinin bütçe planlamasını zorlaştırdığını ifade ediyor. Bunun üzerine bir de operasyonel karmaşa eklendiğinde tablo daha da zorlaşıyor. Farklı tedarikçiler, çoklu fatura yapıları, manuel süreçler ve sınırlı görünürlük; aslında bütçe yönetimini zorlaştıran en kritik unsurlar.

Özellikle yemek, seyahat, akaryakıt ve ödüllendirme gibi kalemler ayrı ayrı yönetildiğinde hem kontrol kaybı yaşanıyor hem ciddi bir zaman ve verimlilik kaybı oluşuyor. Bir diğer önemli başlık ise çalışan beklentilerindeki dönüşüm. Dediğim gibi artık çalışanlar daha kişiselleştirilmiş ve esnek yan haklar talep ediyor. Bu da işveren için yeni bir denge ihtiyacı doğuruyor: Aynı bütçeyle hem daha verimli olmak hem daha fazla beklentiye karşılık verebilmek. Biz bu noktada yan hakları sadeleştiren, tek çatı altında toplayan ve görünür kılan bir yapı kurarak işverenlerin bu dengeyi daha sağlıklı yönetmesine destek oluyoruz. Çünkü inanıyoruz ki doğru kurgulanmış bir yan hak yapısı, sadece maliyeti değil kurumun genel performansını da doğrudan etkiliyor.

- Son dönemde ofise dönüşün hızlanmasıyla birçok şirkette yemekhane kullanımı arttı. Bu süreci kayıp- nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu süreci biz bir kayıp-kazanım dengesi üzerinden değil iş dünyasında yemek çözümlerinin çeşitlenmesi ve daha esnek bir yapıya evrilmesi olarak değerlendiriyoruz. Çünkü artık tek bir modelin öne çıktığı bir yapıdan ziyade farklı ihtiyaçlara göre şekillenen çoklu çözümler söz konusu. Güncel pazar verilerine baktığımızda, işletmelerin pek çoğunun yemek ihtiyacını işletme yemekhanesi modeliyle karşıladığını görüyoruz. Bu tercihte hijyen ve maliyet kontrolü gibi faktörler belirleyici oluyor ancak ne var ki yemekhaneler önemli bir maliyet artışını da beraberinde getiriyor. Öte yandan yemek kartı kullanımında da aynı paralelde bir artış söz konusu ve bu modeli tercih eden işletmelerde memnuniyetin oldukça yüksek olduğunu görüyoruz.

- Yemek kartının avantajları olarak neyi görüyorlar?

Yemek kartı kullanımı artışının en temel nedeni, sağladığı operasyonel kolaylık ve esneklik. Pratik bir ödeme yöntemi olması, şirketleri fiş ve fatura toplama yükünden kurtarması, süreçleri dijital hale getirerek takip ve raporlamayı kolaylaştırması yemek kartını güçlü bir alternatif haline getiriyor. Aslında burada net bir tercih değişiminden ziyade, daha hibrit bir yapının oluştuğunu söyleyebiliriz. Çalışanlar ve işverenler tek bir modele bağlı kalmak yerine, ihtiyaca göre farklı çözümleri bir arada kullanmayı tercih ediyor. Biz de Multinet Up olarak bu tabloyu çözüm alanının genişlemesi olarak görüyoruz. MultiNet’i de tam olarak bu esnekliği destekleyen, farklı kullanım senaryolarına uyum sağlayan bir yapı olarak konumlandırıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki gelecekte kazanan, tek bir modele bağlı kalan değil farklı ihtiyaçlara aynı anda cevap verebilen yapılar olacak.

- Çalışan tarafına bakıldığında yan haklara dair en belirgin beklenti değişimi ne oldu?

Çalışan tarafında en belirgin değişimin üç başlıkta toplandığını görüyoruz: esneklik, kişiselleştirme ve güvence ihtiyacı. Artan yaşam maliyetleriyle birlikte çalışan artık yan haklara “ekstra” bir unsur olarak değil toplam deneyimin ve toplam değerin çok somut bir parçası olarak bakıyor. Bu nedenle standart paketler yerine kendi hayatına, ihtiyaçlarına ve yaşam evresine daha iyi uyan çözümler bekliyor. Bu değişimi destekleyen güçlü veriler de var. Willis Towers Watson’ın (WTW) 2024 Global Benefits Attitudes Survey çalışmasında, 29 ülke ve bölgede 45 bin çalışanın görüşü alınmış. Araştırma, çalışanların yan hakları artık hem işe girişte hem işte kalma kararında daha belirleyici gördüğünü ortaya koyuyor. Aynı araştırmada çalışanların yüzde 49’u mevcut işverenini yan hak paketi nedeniyle seçtiğini, yüzde 54’ü ise yine yan hak paketi nedeniyle işvereninde kaldığını söylüyor. Daha da çarpıcısı, çalışanların yüzde 40’ı maaşında değişiklik olmasa bile daha iyi yan haklar için iş değiştirebileceğini belirtiyor. Esneklik tarafında da tablo çok net. WTW verisine göre çalışanların yüzde 66’sı yan haklarda daha fazla seçim alanına sahip olduğunu söylüyor; seçim alanı yüksek olduğunda ise yüzde 76’sı sunulan yan hakların ihtiyaçlarını karşıladığını, yüzde 78’i de işverenini iyi bir iş yeri olarak tavsiye edeceğini ifade ediyor. Bu bize çok net bir şey söylüyor: Çalışan artık tek tip değil, kendisine uyarlanmış bir deneyim istiyor.

- Türkiye cephesinde de benzer bir yönelim var mı?

Elbette. PwC Türkiye’nin 2024 Küresel İş Gücü ESG Tercihleri Araştırması’nda katılımcıların yüzde 75,8’i finansal olmayan ödül ve yan hakları işveren seçiminde önemli bulduğunu söylüyor. Aynı çalışma, çalışan bağlılığı açısından sosyal başlıkların ve wellbeing unsurlarının öne çıktığını gösteriyor. Bu da Türkiye’de çalışan beklentisinin yalnızca ücrette değil yan hakların niteliğinde ve çalışanı ne kadar gözettiğinde yoğunlaştığını teyit ediyor. Benim sahadaki gözlemim de bunu doğruluyor. Çalışan kendisini anlayan, seçenek sunan, hayatını gerçekten kolaylaştıran bir iş yerinde çalışmak istiyor. Dolayısıyla yan haklarda yeni dönemin ana kelimeleri bence çok net. Esnek, kişisel, dijital ve anlamlı. Biz de Multinet Up olarak tam bu dönüşüme cevap veren çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz.

- Dijitalleşme ve veri kullanımı Multinet Up’ın sunduğu çözümleri nasıl dönüştürüyor?

Bizim için dijitalleşme, süreçleri daha akıllı, daha hızlı ve daha öngörülebilir hale getirmek demek. Örneğin bugün kullanıcılarımız fiziksel karta ihtiyaç duymadan ödeme yapabiliyor, işverenler tüm süreçleri tek platformdan yönetebiliyor. Bu, ciddi bir operasyonel hız ve kolaylık sağlıyor. Ama asıl dönüşüm veri tarafında gerçekleşiyor.

- Detaylandırabilir misiniz? Nasıl bir dönüşüm?

Biz veriyi sadece geçmişi görmek için değil geleceği anlamak ve daha doğru kararlar almak için kullanıyoruz. Yapay zeka destekli analizlerle kullanıcı ihtiyaçlarını daha iyi okuyor, çözümlerimizi buna göre şekillendiriyoruz. Kısacası dijitalleşme ve veri, bizim için değer üretmenin merkezinde yer alan bir dönüşüm alanı.

- Mobil uygulamalar ve dijital cüzdanlar üzerinden sunulan hizmetlerin kullanım oranı beklenilen düzeyde mi?

Kullanım oranları birçok alanda beklentinin de üzerinde.

- Peki bu ne anlama geliyor?

Bu da bize kullanıcı davranışının ne kadar hızlı dönüştüğünü çok net gösteriyor. MultiPay mobil cüzdan uygulamamız bugüne kadar 4,5 milyondan fazla indirildi ve 1,5 milyondan fazla aktif kullanıcı tarafından düzenli olarak kullanılıyor. Günlük ortalama işlem sayımız 2 milyona ulaşırken, 2025 yıl sonunda online ödeme işlem sayısında da yüzde 70 artış gerçekleşti. Bu tablo bize şunu çok net gösteriyor ki kullanıcılar yalnızca dijital olmak istemiyor sorunsuz, akıcı ve sezgisel bir deneyim bekliyorlar. Biz de odağımızı tam olarak buraya koyuyoruz. Çünkü dijitalleşme ancak kullanıcı hayatını gerçekten kolaylaştırdığında anlamlı hale geliyor.

- Yapay zeka ve ileri analitik çözümleri harcama davranışlarını analiz etme ve kişiselleştirilmiş teklifler sunma konusunda kullanıyor musunuz?

Yapay zekayı, kullanıcıyı daha iyi anlayan ve deneyimi kişiselleştiren bir yapı olarak konumlandırıyoruz. Harcama davranışlarını analiz ederek kullanıcıların tercihlerini ve eğilimlerini net şekilde ortaya koyabiliyoruz. MultiPay’de yer alan “Bana Özel” alanı bunun en somut örneği. Burada kullanıcıları benzer davranışlara göre segmente ediyor, restoran seçim eğilimlerini analiz ediyor ve bulundukları lokasyona göre ilgilenecekleri restoranları öneriyoruz. Aynı yaklaşımı işveren tarafında da kullanarak harcama eğilimlerini daha görünür hale getiriyor ve daha sağlıklı karar süreçlerini destekliyoruz. Kısacası bizim odağımız veriyi, anlamlı ve kişisel bir deneyime dönüştüren sistemler kurmak.

- Peki üye iş yeri ağı ve ekosistem büyüklüğü, rekabet avantajı yaratma açısından bugün ne kadar belirleyici?

Bugün ekosistem büyüklüğü doğrudan kullanıcı deneyimini ve sunulan değerin derinliğini belirleyen kritik bir unsur. Multinet Up olarak 1,5 milyondan fazla kart kullanıcımız, 50 bini aşkın kurumsal müşterimiz ve 130 bini aşan üye iş yeri ağımızla güçlü bir ekosisteme sahibiz.

MultiNet çözümümüz 51 bini aşkın noktada, MultiGift ise 50 bine yakın üye iş yerinde geçerli. Bu yaygınlık hem işveren hem çalışan tarafında erişilebilirliği ve kullanım esnekliğini ciddi şekilde artırıyor. Kullanıcıya “her yerde benimle” hissini veren bu yapı, deneyimi doğrudan güçlendiriyor. Dolayısıyla biz ekosistem büyüklüğünü sürdürülebilir rekabet avantajının temel yapı taşlarından biri olarak görüyoruz.

- KOBİ’lerden büyük ölçekli kurumlara kadar geniş bir müşteri kitlesine hitap ederken nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz?

Çözümlerimizi belirli bir ölçekten ziyade ihtiyaca göre şekillenen bir yapıyla kurguluyoruz.

Çünkü bugün ister küçük ister büyük olsun tüm şirketlerin ortak ihtiyacı; süreçleri sadeleştirmek, maliyetleri daha iyi yönetmek ve çalışan deneyimini güçlendirmek.

Dolayısıyla bizim yaklaşımımız, tek bir çözümü farklı ölçeklere uyarlamak değil baştan itibaren esnek, modüler ve herkes için erişilebilir bir yapı kurmak. Bu sayede küçük bir işletme de büyük bir kurum da aynı platform üzerinden kendi ihtiyacına uygun şekilde ilerleyebiliyor. Aslında burada en önemli konu şu: Günümüzde rekabet avantajı artık ölçekten değil kullanılan sistemlerin verimliliğinden ve esnekliğinden geliyor. Biz de Multinet Up olarak bu avantajı herkes için erişilebilir kılmayı hedefliyoruz. Odağımız belirli bir segment değil farklı ölçeklerdeki tüm işverenlere aynı çatı altında kolaylık, verimlilik ve güçlü bir deneyim sunmak.

- Sürdürülebilirlik ve sosyal etki uzun vadeli stratejinizde nasıl bir yer tutuyor?

Biz sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin doğal bir parçası olarak görüyoruz. Ekonomik sürdürülebilirlikten sosyal etkiye kadar geniş bir perspektiften bakıyoruz. Özellikle mikro ve küçük işletmelerin verimli ve sağlıklı büyümesini destekleyerek toplumsal ve ekonomik dayanıklılığa katkı sağlamak bizim için çok kıymetli. Çünkü gerçek etki, ekosistemin tamamını güçlendirdiğinizde ortaya çıkıyor. Bu doğrultuda, kadınların modern iş dünyası yetkinlikleriyle yeniden ekonomiye kazandırılması ve küçük işletmelerde kurumsal aidiyetle liderlik pratiklerinin güçlendirilmesi gibi alanlarda da Happy Place to Work ve YenidenBiz ile birlikte projeler geliştiriyoruz. Ayrıca ürettiğimiz kartların artık yüzde 33’ü sanal kart, her yıl artan bir trendle ilerliyoruz. Dijital yatırımlarımızla kağıt kullanımını azaltmak, süreçleri daha yalın hale getirmek de bu yaklaşımın bir parçası. Ama sürdürülebilirliği sadece çevresel etkiyle sınırlamıyoruz aynı zamanda çalışan deneyimini güçlendiren, kaynakları daha verimli kullanan ve daha kapsayıcı çözümler üreten bir yapı kurmayı hedefliyoruz.

- 2026 yılının ikinci yarısında yan haklar ve çalışan deneyimi alanında hangi trendlerin öne çıkmasını bekliyorsunuz?

Önümüzdeki dönemde üç ana trendin çok daha belirginleşeceğini düşünüyorum: esneklik, kişiselleştirme ve dijital deneyim. Çalışanlar artık standart paketlerden uzaklaşıyor, kendi ihtiyaçlarına göre şekillenebilen çözümleri tercih ediyor. Özellikle yeni nesil çalışanlarla birlikte bu beklenti daha da güçleniyor. Bununla birlikte yan haklar, şirketler için sadece bir destek alanı olmaktan çıkıp işveren markasının ve çalışan bağlılığının en güçlü araçlarından biri haline geliyor. Dijital tarafta ise daha hızlı, daha sezgisel ve daha entegre deneyimler öne çıkacak. Yapay zeka destekli, kullanıcıyı anlayan ve ona göre şekillenen sistemler yeni standardı belirleyecek. Tek tip yaklaşımlardan uzaklaşıp çalışanı merkeze alan esnek ve akıllı modellere geçiş hızlanacak. 

“ÜÇ BAŞLIĞA ODAKLANDIK”

YAPAY ZEKA Önümüzdeki dönemde odağımızı üç ana başlıkta topluyoruz. Birincisi, yapay zeka ve otomasyon destekli hizmet modelimizi güçlendirmek. Burada hedefimiz hem kullanıcı deneyimini daha ileri taşımak hem operasyonel verimliliğimizi artırmak.

DAHA GÜÇLÜ PLATFORM İkinci olarak, tam anlamıyla bir B2B2E platform yapısı kurmak. Yani işverenleri, çalışanları ve tedarikçileri aynı ekosistem içinde daha güçlü şekilde buluşturmak.

ÇALIŞAN DENEYİMİ Üçüncü odağımız ise yeni nesil çalışan deneyimi. Daha esnek, daha kişisel ve daha dijital çözümlerle çalışan beklentilerine daha güçlü yanıt vermek. Tüm bu başlıkların ortak paydası ise sürdürülebilir büyüme. Biz büyümeyi sadece ölçek olarak değil kalite, verimlilik ve etki açısından da ele alıyoruz. Amacımız da müşterilerimizin büyümesini bu vizyonla hızlandırmak ve kolaylaştırmak.

MULTINET UP’IN YENİ DÖNEM HEDEFLERİ

1- Yıl sonuna kadar en önemli hedefimiz, büyümeyi sadece rakamsal olarak değil, hizmet kalitesi ve müşteri deneyimi açısından da ileri taşımak.

2- Bu kapsamda teknoloji altyapımıza yaptığımız yatırımlarla daha hızlı, daha kesintisiz ve daha yüksek standartta bir deneyim sunmayı amaçlıyoruz.

3- Müşteri hizmetleri NPS puanımızın 2025 yılının başındaki 60 seviyesinden yıl sonunda 70 seviyesine yükselmiş olması bu alanda attığımız adımların somut karşılığını gösteriyor.

4- 2026 yılında da müşteri deneyiminde yaptığımız yatırımlarla bu olumlu tabloyu daha ileri taşımayı ve NPS performansımızı daha da geliştirmeyi hedefliyoruz.

5- Şikayetvar platformunda son dört yıl üst üste layık görüldüğümüz “Diamond” ödülü de müşteri memnuniyetini kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde güçlendirme kararlılığımızı ortaya koyuyor.

6- Bu yıl sürdürülebilirlik tarafında da ekosistemimizdeki küçük ölçekli işletmeleri ve kadın girişimcileri destekleyen somut adımlar atıyoruz.

7- Hedefimiz müşteri memnuniyetini, operasyonel verimliliği ve sürdürülebilir büyümeyi aynı anda güçlendiren daha sağlam bir yapı kurmak. Çünkü biz başarıyı sadece bugünle değil yarattığımız kalıcı değerle ölçüyoruz.

BUSINESS LIFE