KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM: IMF, DÜNYA BANKASI, OECD VE BÜYÜK RESİM

PROF. DR. EMRE ALKİN I EKONOMİST / İSTANBUL TOPKAPI ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ

Küresel ekonomi karmaşık bir yapı. Her gün farklı değişkenler birbirini etkiliyor ve ülkelerin ekonomik dengelerini yeniden şekillendiriyor. Bu nedenle yalnızca makro göstergelere bakmak yeterli değil uluslararası kurumların yayımladığı raporlar da bu değişimi anlamak açısından kritik önem taşıyor. Bu kez IMF, Dünya Bankası, OECD ve diğer uluslararası finans kuruluşlarının 2026 yılına yönelik öngörülerini, bazı ülkelerin performanslarıyla birlikte karşılaştırmak istiyorum. Tabloya ABD ve Euro Bölgesi’ni de eklediğimizde resim daha da ilginç hale geliyor.

IMF: TEMKİNLİ İYİMSERLİK

Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel ekonominin 2026 yılında yaklaşık yüzde 3,3 büyümesini bekliyor. Bu öngörü, 2025’te başlayan toparlanmanın küresel ticaret ve gelişmekte olan ülkeler üzerinden devam edeceğine işaret ediyor. Ancak IMF’nin altını çizdiği önemli bir risk var: Enflasyon. Gelişmiş ülkelerde merkez bankalarının sürdürdüğü sıkı para politikaları büyümeyi baskılayabilir. Özellikle ABD’de bu etkinin daha net hissedilmesi bekleniyor. FED’in enflasyonu kontrol altına almak için faizleri yüksek tutması, hem tüketici hem yatırımcı kararlarını belirsizliğe sürüklüyor. Bu da büyüme açısından kırılgan bir zemin yaratıyor.

DÜNYA BANKASI: DAHA İHTİYATLI BİR ÇERÇEVE

Dünya Bankası ise 2026 için küresel büyüme tahminini yüzde 3,1 olarak açıklıyor. Özellikle gelişmekte olan ekonomilere dikkat çeken kurum, jeopolitik riskler, iklim değişikliği ve küresel tedarik zincirlerindeki yeniden yapılanmanın büyümeyi sınırlayabileceğini vurguluyor. Düşük gelirli ülkeler açısından tablo daha zor. Buna karşın ABD ekonomisinin gücü ve Euro Bölgesi’nin entegrasyon kapasitesi, küresel sistemde dengeleyici bir rol oynayabilir.

OECD: GELİŞMİŞ ÜLKELERDE YAVAŞLAMA

OECD’ye göre gelişmiş ekonomilerde büyüme yüzde 2,5 civarında kalacak. Avrupa ve Kuzey Amerika’da tüketici harcamalarının zayıflaması ve iş gücü piyasalarındaki sorunlar büyümeyi aşağı çekiyor. Euro Bölgesi’nde enerji fiyatları kaynaklı enflasyon baskısı sürerken bu durum ekonomik aktiviteyi sınırlıyor. Buna karşılık dijital dönüşüm ve teknoloji yatırımları uzun vadede pozitif bir etki yaratabilir. ABD’nin teknoloji alanındaki liderliği, bu açıdan küresel yenilik kapasitesini destekleyen bir unsur olarak öne çıkıyor.

ÜLKELER BAZINDA GÖRÜNÜM

Uluslararası finans kuruluşlarının verileri, gelişmekte olan ülkeler açısından farklı hikayeler sunuyor:

Hindistan: IMF’ye göre Hindistan’da 2026’da yüzde 6,1 büyüme bekleniyor. Genç nüfus ve dijitalleşme, Hindistan’ı küresel ekonomide önemli bir merkez haline getiriyor.

Çin: IMF yüzde 4,5, Dünya Bankası ise Çin için 4,2 büyüme öngörüyor. Altyapı yatırımları ve yeşil enerji dönüşümü, yavaşlamayı dengelemeye çalışıyor.

ABD: Yaklaşık yüzde 2 büyüme bekleniyor. Enflasyon kontrol altına alınamazsa bu oran daha da düşebilir. Ancak geniş iç pazar, ekonomiye dayanıklılık kazandırıyor.

Euro Bölgesi: Bölgenin büyüme tahmini yüzde 1,5 civarında. Yüksek enerji maliyetleri ve arz sorunları büyümeyi zorluyor. Buna rağmen Avrupa Yeşil Mutabakatı uzun vadede olumlu bir potansiyel sunuyor.

Türkiye: IMF 2026 için yüzde 4, Dünya Bankası ise yüzde 3,5 büyüme öngörüyor. Enflasyon ve cari açık temel riskler. Buna karşılık iç talep ve ihracat büyümeyi destekliyor. Genç nüfus, doğru politikalarla önemli bir avantaja dönüşebilir.

Brezilya: IMF’ye göre yüzde 2,3, Dünya Bankası’na göre yüzde 2,1 büyüme bekleniyor. Tarım ve madencilik büyümeyi desteklerken, sosyal eşitsizlikler risk oluşturmaya devam ediyor.

BÜYÜME VAR AMA KOLAY DEĞİL

Görüldüğü gibi kurumların tahminleri birbirine yakın ama vurguları farklı. IMF daha iyimser bir tablo çizerken Dünya Bankası gelişmekte olan ülkelerin sorunlarına dikkat çekiyor. OECD ise gelişmiş ekonomilerdeki yavaşlamayı öne çıkarıyor. ABD ve Euro Bölgesi’nde tartışmaların merkezinde para politikaları var. FED ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz artırımları enflasyonu kontrol etmeyi amaçlasa da tüketici güveni ve harcamalar üzerinde baskı yaratıyor. Sonuç olarak 2026’ya ilişkin büyüme beklentileri genel olarak pozitif. Ancak jeopolitik belirsizlikler, iklim krizi ve sosyal eşitsizlikler birçok ülkenin büyüme potansiyelini tehdit ediyor. Hindistan gibi ülkeler fırsat sunarken, gelişmiş ekonomilerdeki yavaşlama küresel istikrar açısından soru işaretleri yaratıyor. Kısacası, büyüme var ama kolay değil.

BUSINESS LIFE