2025, iletişimin kurumun değerlerini ve topluma bıraktığı etkiyi görünür kılan bir yapıya dönüştüğünü gösterdi. 2026’da iletişimin odağında şeffaflık, güven ve paydaşlarla kurulan gerçek bağlar olacak. IC Holding Grup Kurumsal İletişim ve Sosyal Etki Direktörü Aslı Ünlü, “gerçek hikayeler peşindeyiz” diyor. TAB Gıda Kurumsal İletişim Koordinatörü Aslı Tanrıverdi Engin, marka değerini bütüncül yaklaşımla güçlendirdiklerini söylüyor. İDA Yönetim Kurulu Başkanı Burçak Taşkın Yurdakul, “mesleğin geleceğini birlikte inşa edeceğiz” diyor. KİD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Göllü, iletişimle dünyanın daha güzel ve daha adil olacağını söylüyor. Uludağ Enerji Kurumsal İletişim Direktörü Yusuf Ziya Yüce, “yerel paydaş ilişkilerinin önemi artacak” diyor. İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen, gelecek odaklı yaklaşımlarını anlatıyor. Mado Pazarlama Kurumsal İletişim Direktörü Tuğba Şen Demirci, “tüketici artık abartı istemiyor” diyor. Tatilsepeti Pazarlama Direktörü Canan Demir, sürekli yenilenmeden bahsediyor. Turkcell Kurumsal İletişim, Medya ve Marka Yönetimi Direktörü Mustafa Alcan, “iletişim birlik duygusuyla güçleniyor” diyor. Türk Telekom Kurumsal İletişim Direktörü Arif Sancaktaroğlu ise geleceğe katkı misyonlarından bahsediyor.
SEYFETTİN BAYRAM I s.bayram@businesslife.com.tr
Uzun yıllar iletişimi “anlatma sanatı” olarak gördük. Sonra fark ettik ki asıl mesele kendini ne kadar iyi anlattığın değil. Bugün kurumsal iletişim liderlerinin önünde duran tablo net. Finansal sonuçlar tek başına yetmiyor, parlak kampanyalar yetmiyor, ödüller de yetmiyor. Paydaşın sorduğu soru basit: “Bana ne kattın, topluma ne kattın, geleceğe ne bıraktın?”
2025, tam da bu yüzden iletişimin vitrin düzenlemekten çıkıp kurumun vicdanı ve aklı haline gelmesi gereken bir yıl oldu. Enerjiden bankacılığa, gıdadan teknolojiye farklı sektörlerde gördüğümüz şey aynı. İtibar, yalnızca mesajla değil yönetişimle, şeffaflıkla, veriyle, çalışan bağlılığıyla, toplumsal etkiyle birlikte anlam kazanıyor. Kısacası iletişim, işin arkasından gelen bir destek değil işin bizzat tasarım unsuru olmak zorunda. Bu dosyada yer alan CCO’lar ve kurumsal iletişim liderleri, kuruluşlarının tam da bu eşikte nasıl pozisyon aldığını anlatıyor. Kimisi yatırımcıya, kimisi çalışana, kimisi tüketiciye, kimisi gençlere dönüp aynı sorunun peşinde. “Biz bu ekosisteme hangi değeri kalıcı olarak bırakıyoruz?” Bu sayfalarda, sloganla değil sistemle konuşan kurumların yol haritasını okuyacaksınız.
ASLI TANRIVERDİ ENGİN I TAB GIDA KURUMSAL İLETİŞİM KOORDİNATÖRÜ
“MARKA DEĞERİNİ BÜTÜNCÜL YAKLAŞIMLA GÜÇLENDİRİYORUZ”

“Markamızın değerini, çalışan bağlılığından tüketici güvenine uzanan bütüncül bir yaklaşımla güçlendiriyoruz. Güvene dayalı yaklaşımımızı yalnızca dış paydaşlarımıza değil kurum içindeki en değerli kaynağımız olan çalışanlarımıza da taşıyoruz.”
TAB Gıda olarak 1.900’den fazla restoranımız, her gün ağırladığımız 1 milyondan fazla misafirimiz ve geniş paydaş ekosistemimizle iletişim yaklaşımımızı yalnızca bir bilgi aktarımı olarak değil güvenin ve sürdürülebilir değerlerin temel unsuru olarak konumlandırıyoruz. 2025 yılını bu yaklaşımı tüm iş süreçlerimize yansıttığımız ve somut uygulamalarla güçlendirdiğimiz bir dönem olarak görüyoruz. Bu anlayışın en görünür çıktılarından biri ise itibarımızı güçlendiren “Ne Yediğini Bil” platformumuz oldu. Ürün içeriklerini, tedarik zinciri bilgilerini ve sertifikaları misafirlerimize şeffaf bir şekilde sunan bu platform, değişen tüketici beklentilerine verdiğimiz net bir yanıt niteliği taşıyor. Şeffaflığın artık bir tercih değil güvenin temel ölçütü haline gelmesi bizi daha proaktif ve ayakları yere basan adımlar atmaya yönlendiriyor. Platformu hayata geçirmemiz ve sürekli geliştirmemiz ise gıda güvenliğine yönelik kararlılığımızın somut bir göstergesi.
“DURUŞUMUZ ŞEFFAFLIĞA DAYALI”
Şeffaflığa dayalı duruşumuzu kamuoyuyla kurduğumuz iletişimde de aynı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bilgiyi en açık, en doğru ve en denetlenebilir haliyle paylaşmanın kısa vadeli beklentilerden çok daha kalıcı bir değer yarattığına inanıyoruz. Bu ilke kurum içi ve kurum dışı tüm temas noktalarımızda rehberimiz olmaya devam ediyor. Güvene dayalı yaklaşımımızı yalnızca dış paydaşlarımıza değil kurum içindeki en değerli kaynağımız olan çalışanlarımıza da taşıyoruz. 22.000’den fazla çalışma arkadaşımızı markamızın en güçlü elçileri olarak görüyoruz. TAB Akademi çatısı altında sunduğumuz eğitimler ve kariyer gelişim olanaklarımız bu yaklaşımın somut yansımaları. Çalışan bağlılığının itibarımızın en güçlü ve en kalıcı yansıması olduğuna inanıyoruz. Tüm bu çalışmalar kurumsal iletişimin artık bütünleşik bir yapıya dönüştüğünü açık biçimde gösteriyor. İtibar, iç iletişim ve toplumsal etki aynı bütünün birbirini tamamlayan parçaları haline geliyor. Bu bütünün merkezinde ise somut adımlarla beslenen ve ölçülebilir sonuçlara dayanan bir itibar anlayışı yer alıyor. TAB Gıda olarak bu dönüşümün öncüsü olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Markamızın değerini operasyonlarımızdan insan odaklı uygulamalarımıza, tüketici deneyiminden toplumsal taahhütlerimize uzanan bütüncül bir bakış açısıyla güçlendirmeye devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki geleceğin iletişim pusulasını şeffaflığa, güvene ve insana odaklanan markalar belirleyecek.
ASLI ÜNLÜ I IC HOLDİNG GRUP KURUMSAL İLETİŞİM VE SOSYAL ETKİ DİREKTÖRÜ
İTİBAR ARTIK İNSAN HİKAYELERİYLE YAZILIYOR

Bugün dünyada iletişimin yönü çok net: Artık büyük sözlerden çok gerçek insanların hikayeleri değer görüyor. Bizim için de asıl itibar, dev projelerimizin yanı sıra bu projelerin hayatlara nasıl dokunduğunu gösterebildiğimiz noktada oluşuyor.
Bugün artık dünya, şirketleri ve kurumları yalnızca finansal büyüklükleriyle değil iş yapış biçimlerinin toplumsal etkiyle kurduğu denge üzerinden değerlendiriyor. Bu nedenle finansal büyümemizin yanında insana, topluma ve geleceğe nasıl değer kattığımızı görünür kılmak bizim için stratejik bir öncelik haline geldi. Bu anlayış doğrultusunda mühendislik gücümüzün uluslararası başarılarıyla birlikte eğitimde fırsat eşitliği, gençlerin ve kadınların istihdama katılımı, bölgesel kalkınma ve sürdürülebilirlik programlarımızı anlattığımız bütünsel bir iletişim dili yarattık. Çünkü IC Holding’i yalnızca eser inşa eden bir yatırım grubu olarak değil ekonomik büyümeyi insan gelişimi ve toplumsal faydayla üreten bir kurum olarak konumlandırmak istiyoruz.
“GERÇEK HİKAYELER PEŞİNDEYİZ”
Tüm bunları yaparken -mış kültüründen uzak, gerçek hikayeler peşinde koşuyoruz. İbrahim Çeçen Vakfı’nın 20 bini aşkın öğrenciye sağladığı burslar, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nin 17 bini aşkın öğrencisiyle bölgesel kalkınmanın sembolü haline gelmesi, IC Kariyer Köprüsü kapsamında öğrencilerin profesyonellerle buluştuğu yüzlerce saatlik mentorluk ve teknik atölyeler, üç yılda 350 öğrenciyi nitelikli mutfak eğitimleriyle güçlendiren Zirvenin Şefleri programı, deprem bölgesindeki kadınlara mesleki beceri kazandıran İskenderun Yaşam Atölyeleri ve eşitliği kurumsal kültüre dönüştüren DENK programı çalışmalarımızla iletişimde iş, insan ve fayda üçgenini görünür kılıyoruz.
Hayata geçirdiğimiz bu bütüncül iletişim yaklaşımı ise bize gerçek iletişim fırsatlarının tek bir proje ya da başarıda olmadığını gösteriyor. İletişimdeki asıl fırsatımız IC Holding’in ekonomik kalkınmayı insan gelişimiyle birlikte güçlendiren değerler sisteminden doğuyor. Kısacası, ekonomik güç ve insan gelişimi yan yana geldiğinde, IC Holding'in hikayesi kendiliğinden daha güçlü, daha geleceğe dönük bir anlatıya dönüşüyor.
ŞEFFAF VE TUTARLI İLETİŞİM
IC Holding olarak çok coğrafyaya yayılan bir yapıda bilgi akışını hızlı, şeffaf ve tutarlı bir iletişim mimarisiyle yönetmemiz kritik önem taşıyor. Bu nedenle operasyonel çeşitliliğimiz arttıkça hem kamuoyuna hem paydaşlarımıza doğru bilgiyi en hızlı şekilde sunan ve onlarla erken, açık ve düzenli iletişim kuran bir yaklaşım benimsedik. Paydaş güvenimizi pekiştiren temel unsur ise söylemlerden çok uygulamalarımızla konuşan, performans kadar yöntemi ve ilkeleri de görünür kılan bir duruş sergilememiz oldu.
2026'ya yaklaşırken iletişim başlıklarımızın birbirinden bağımsız değil, aynı hikayeyi güçlendiren bir bütün olarak ilerlediğini görüyorum. İtibar yönetimi, iç iletişim, toplumsal etki ve sürdürülebilirlik iletişimi artık birbirine paralel değil; aynı hedefe odaklanan, birbirini besleyen bir yapıda konumlanacak. İletişimde “ne anlattığımız kadar nasıl anlattığımız” da belirleyici olacak. Her paydaş için doğru içerik, doğru mecra ve doğru ton üçlüsünü yönetebilmek; IC Holding'in iletişim yolculuğunun temel ekseni olmaya devam edecek.
CANAN DEMİR I TATİLSEPETİ PAZARLAMA DİREKTÖRÜ
“KENDİMİZİ SÜREKLİ YENİLİYORUZ”

“Tatilsepeti olarak değişen eğilimi okuyor, analiz ediyor, bu doğrultuda kendimizi sürekli yeniliyoruz. Tatille ilgili akla gelen her türlü alternatifi sunan bir platform olarak her talebe, ihtiyaca, her trende göre kendimizi güncelliyoruz.”
Bir önceki yıl, 20. yılımızı geride bırakırken çalışanlarımızı da dahil ettiğimiz kapsamlı bir reklam kampanyasıyla takipçilerimizin karşısına çıkmıştık. Bitirmekte olduğumuz yıl ise bu güçlü anlatımın devamı olarak dijital platformlarda, açık havada ve eş zamanlı olarak radyo ve TV’de yer aldığımız yeni reklam kampanyamızla sektördeki gücümüze ve farklılıklarımıza dikkat çekmiştik. Üç seri film halinde yayınlanan kampanyada, ürün çeşitliliğimiz, 20 yılı aşkın bir süredir sektörde varlık göstermemizin verdiği güven ve erken rezervasyon temalı 3 farklı imaj filmimizle 2025 kampanyamızı işledik. Bunu yaparken kendimizi sembolize ettiğimiz seyahat sepetini filmlerimizde kullandık. Bizi rakiplerimizden ayıran en belirgin yönümüzün sepet mantığıyla çalışmamız olduğunu ifade etmek isterim. Tatilsepeti markamızın ilk çıkış noktası da bu idi. Diğer bir ifadeyle sepetin seyahate dair her türlü ürün ve kampanyanın birleşim noktası olması. Sektörde de turizm profesyonelleri arasında “sepet” olarak adlandırılmamızdan da ilham aldık. Gerçek anlamda bir tatil sepeti olduğumuza dikkat çekme çabamız bu kampanyayla kitlelere ulaştı.
“SEYAHAT KÜLTÜRÜ DİJİTAL ETKİ ALTINDA”
Seyahat kültürü dijitalleşmenin de etkisiyle sürekli gelişiyor. Tüketiciler yeni deneyimleri merak ediyor, alternatif peşinde ve yeni yerler keşfetme eğilimindeler. Çocuklu ailelerin de artık farklı deneyimlere açık olduğunu görüyoruz. Sakin tatil, sessiz tatil, iyi yaşam tatili, macera odaklı tatil gibi sıklıkla yeni trendler oluşuyor. Solo seyahat, yerel kültür odaklı deneyimler, otantik tatil anlayışı, gastronomi, sakin-sessiz tatil, iyi yaşam tatili gibi özgün deneyimleri geliştirerek klasik deniz-kum tatili dışında alternatif tatil arayanlara cevap vermek gerekiyor. Tatilsepeti olarak bu değişen eğilimi okuyor, analiz ediyor, bu doğrultuda kendimizi sürekli yeniliyoruz. Tatille ilgili akla gelen her türlü alternatifi sunan bir platform olarak her talebe, ihtiyaca, her trende göre kendimizi güncelliyoruz. Henüz internet alışverişi davranışı dahi oluşmamışken ilk online seyahat acentesi olarak kurulmuş olmamız, bugün ulaştığımız yere teknolojik vizyonumuzla geldiğimizin ispatı niteliğinde. Bu vizyonu hiçbir zaman bırakmadık. Dolayısıyla zorlanmadan her tür değişimi, davranışı çözümleyerek sistemimize uyarlıyoruz. Tatilsepeti müşterisi de bunun farkında. Bu sayede de tüketici nezdinde güçlü bir güven duygusu yarattık. Her çeşit bütçeye, her çeşit talebe, çok çeşitli tatil türüne yanıt veriyor olmamız müşteri profilimizin de zenginliğini ve bağlılığını gösteriyor.
“HEDEF YÜZDE 100 MİSAFİR MEMNUNİYETİ”
Bir yılı daha geride bıraktığımız şu günlerde yaptığımız değerlendirmelerin başında misafir memnuniyeti geliyor. Bu konuya önem veren ve turizmde zor olsa da yüzde 100 misafir memnuniyetini hedefleyen bir şirketiz. Dijitalde doğan bir şirket olarak bu hedefimize ulaşırken de dijitalin gücünü en verimli şekilde kullanıyoruz. 2024’te tanıtımını yaptığımız yapay zeka destekli dijital asistanımız Tassis ile 2025 yılında misafirlerin aradıkları bilgiye çok hızlı bir şekilde ulaşabilmelerini sağladık. Rezervasyon sonrası tüm bilgi akışını tek merkezde toplayarak süreci otomatize ettik ve evrak iletimi, tur programı paylaşımı, destinasyon bilgilendirmeleri ve hatırlatmaları dijitalleştirdik. Bununla birlikte operasyon tarafında önemli bir oranda hızlandık ve tekrarlayan çağrıların büyük bölümünü Tassis üzerinden karşıladık. Sistemde 300.000’e yakın mesaj üretildi. Bot yardım oranının her ay bir önceki ayın yüzde 50’si oranında artması Tassis’in artık tek seferlik bir deneme aracı değil düzenli kullanılan bir dijital tatil asistanı haline geldiğini kanıtladı. Misafirler ihtiyaç duydukları bilgiye saniyeler içinde ulaştığı için memnuniyet skorlarımız da yükseldi. Yine Tassis üzerinden misafirlerimize ilettiğimiz anketlere katılım oranının yüzde 50–60 seviyelerine çıkması ise geri bildirim sürecini güçlendirerek tur ve tesis hizmet kalitesine doğrudan katkı sağladı.
ARİF SANCAKTAROĞLU I TÜRK TELEKOM KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ
“TEKNOLOJİYİ TOPLUMSAL FAYDAYA DÖNÜŞTÜRÜYORUZ”

Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden bir şirket olarak teknolojinin toplumsal gelişim için taşıdığı dönüştürücü güce inanıyoruz. Hayata geçirdiğimiz ‘Türkiye’ye Değer’ projelerle kadınların dijital ekosistemde daha güçlü bir şekilde yer almasını önceliklerimizden biri olarak görüyoruz. ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesiyle 2019’dan bu yana binlerce girişimci kadına dijital becerilerini geliştirmeleri, markalarını büyütmeleri ve işlerini geleceğe taşımaları için hem eğitim hem de rehberlik sağlıyoruz.
GELECEĞE KATKI
‘Dünya Girişimci Kadınlar Günü’nde projenin hibe programının, kadınların dijital dünyada kendi başarı hikayelerini yazmaları için yeni bir kapı açmalarına olanak tanımasını diliyoruz. Daha fazla kadının hayallerini gerçeğe dönüştürmesine destek olarak ülkemizin geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz. Eğitimler, mentorluk ve hibe programı süreci ile girişimci kadınlar dijitalde güçleniyor. Yıl sonuna kadar 81 ilde 15 bin kadına ulaşılması planlanan proje kapsamında, 18 yaş ve üzeri, dijital pazarlama eğitimi ve tasarım odaklı düşünme atölyesine katılmış, girişimci kadınlar arasından belirlenen 40 girişimci, 2 hafta süren mentorluk desteğinden yararlandı.
MUSTAFA ALCAN I TURKCELL KURUMSAL İLETİŞİM, MEDYA VE MARKA YÖNETİMİ DİREKTÖRÜ
“İLETİŞİM BİRLİK DUYGUSUYLA GÜÇLENİYOR”

Ata Demirer’le sürdürdüğümüz reklam serimiz, izleyiciler tarafından büyük bir ilgiyle takip ediliyor. Seriye yeni kampanyamız ‘Avantajın Kralı’ filmiyle devam ediyoruz. Turkcell olarak iletişimin sadece teknolojiyle değil, birlik duygusuyla da güçlendiğini düşünüyoruz. Turkcell Ailem platformunu tanıttığımız bu filmle paylaşmanın, bir arada ve birlikte olmanın değerini anlatıyoruz. Yüz kişilik bir ekibin emeğiyle, iki günde tamamladığımız çekimler, kız isteme merasimini eğlenceli bir anlatımla ekrana taşıyor.
YARATICILIK ÖNEMLİ
Detaylı ve titiz bir prodüksiyon süreci geçirdik. Her zaman, kreativiteyi iş sonuçları kadar önemsediğimizi en başından beri söylüyoruz. Turkcell Ailem iletişimimizde de bu yaklaşımın bizi mutlu eden başarılı bir sonucunu görmüş oluyoruz. Son dönemde yaptığımız filmlerimizin neredeyse tamamının genel bilinirlikte ilk sıralarda olması da yaklaşımımızın karşılığını almamız açısından sevindirici.
TUĞBA ŞEN DEMİRCİ I MADO PAZARLAMA KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ
“TÜKETİCİ ARTIK ABARTI İSTEMİYOR”

“2026’da iki trend öne çıkacak. Sadelik ve marka duruşu. Tüketici artık abartı istemiyor. Netlik, doğallık ve tutarlılık talep ediyor. Bu nedenle iletişimimizi daha yalınlaştırıyor, ürünlerimizin kökenini daha açık anlatıyoruz.”
2025’te marka gücümüzü en çok artıran hamle, kültürel köklere dönüş üzerine kurduğumuz iletişim yaklaşımı oldu. Biz bu yıl yalnızca ürün anlatmadık. Salep, Maraş dondurması ve Anadolu tatlı kültürünün arkasındaki mirası yeniden sahneye koyduk. MADO zaten geçmişi güçlü bir marka. Bizim yaptığımız bu geçmişi günümüzün iletişim diline yeniden uyarlamak oldu. Sosyal medyada markanın kültürel hikaye anlatıcısı rolünü yükselttik ve genç kitleyle organik etkileşim oranını artırdık. Kısacası 2025’te biz kendi hikayemizi yeniden merkeze aldık. Sadece ürün değil, miras ve kültür konuşturduk.
“DİKKAT SÜRESİ KISALDI”
Bu yıl en belirgin zorluk, tüketicinin dikkat süresinin dramatik biçimde kısalmasıydı. İçerikler, duygular ve kararlar artık saniyeler içinde tüketiliyor. Bu nedenle anlatımımızın hızını artırırken özümüzü kaybetmeden daha net bir iletişim kurmak zorundaydık.
Diğer kritik değişimse tüketicinin fiyat odaklı bakıştan çıkarak “Bu marka bana ne hissettiriyor?” sorusuna yönelmesiydi. Bu noktada büyük söylemler yerine yalın ama güçlü bir duygu iletişimi benimsedik. Mağaza içi deneyimi öne çıkararak marka ile tüketici arasındaki bağı güçlendirdik. Sonuç olarak hızın baskısına teslim olmadık, ritmimizi doğru noktaya taşıdık.
“DENEYİM SKORLARIMIZ YÜKSELDİ”
Marka değeri yalnızca bilinirlik veya kampanya görünürlüğüyle ölçülemez. Biz 2025’te algı derinliğini ve davranış dönüşümünü referans aldık. Tekrar ziyaret oranımız arttı. Yani tüketici bir kez deneyip geçmedi, markayı hayatına yerleştirdi. Mağaza deneyim skorlarımız yükseldi. Bu, sadece ürünü değil hissettirdiğimiz duyguyu iyileştirdiğimizi kanıtladı. 2026’da iki trend öne çıkacak. Sadelik ve marka duruşu. Tüketici artık abartı istemiyor. Netlik, doğallık ve tutarlılık talep ediyor. Bu nedenle iletişimimizi daha yalınlaştırıyor, ürünlerimizin kökenini daha açık anlatıyoruz.
MURAT GÖLLÜ I KİD YÖNETİM KURULU BAŞKANI
“İLETİŞİMLE DÜNYA DAHA GÜZEL VE DAHA ADİL OLABİLİR”

Kurumsal İletişimciler Derneği (KİD) tarafından düzenlenen KİD CommsCamp# 2025, 12-14 Kasım tarihlerinde Brand Week İstanbul kapsamında rekor katılımla gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen 241 üniversiteliyi sektörün önde gelen iletişim profesyonelleriyle buluşturan etkinlik alanında uzman 37 konuşmacı ve 9 oturumla gençlere bilgi, ilham ve dayanışma dolu üç gün yaşattı.
“İLHAM VE UMUT AKTARDIK”
Etkinlikte konuşma yapan KİD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Göllü, “KİD CommsCamp# 2025, genç iletişimcilerle sadece bilgi paylaşmakla kalmayıp, onlara ilham, umut ve dayanışmayı da aktardığımız bir platform. Her yıl gençlere iletişim dünyasındaki değişimleri yakından gözlemleme ve pratiğe dönüştürme imkanı sunuyoruz.
“DİNLEYEREK ANLAM YARAT”
Öğrenci sayımız giderek artıyor, bu yılki rekor katılımdan dolayı çok mutluyuz. KİD CommsCamp# 2025’in mottosu çok güçlü üç kelimeden oluşuyor: Listen, Communicate and Impact. Yani önce dinle, sonra iletiş ve sonucunda da etki yarat. Bu üç kelime, aslında kurumsal iletişimin yolculuğunu da anlatıyor. Çünkü artık kurumlar sadece konuşarak değil dinleyerek anlam yaratıyor. Dinlemek insanı, paydaşları ve veriyi anlamak demek.
İŞİN KALBİ
Dinlemenin önemine vurgu yapan bu yaklaşım, sektörün geleceği için biz iletişimcilerin de birbirini dinlemesi gerektiğini gösteriyor. Diğer bir deyişle, dayanışma ve bilgi paylaşımının kültüre dönüşmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Çünkü iletişim, işin kalbi, iletişim sadece bir meslek değil çok büyük bir güç. Bu güçle dünyayı daha anlaşılır, daha adil ve daha güzel bir yer haline getirebiliriz. Bu kültürü gençlerle inşa etmenin sektörün geleceğine yapılacak en değerli yatırım olduğuna inanıyoruz. Bu inançla, KİD olarak gençlere ilham vermeyi ve sektörle aralarındaki bağı güçlendirmeyi, gelecek yıllarda da aynı kararlılıkla sürdüreceğiz.”
BURÇAK TAŞKIN YURDAKUL I İDA YÖNETİM KURULU BAŞKANI
“MESLEĞİN GELECEĞİNİ BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ”

İletişim danışmanlığı sektöründeki şirketlerin Türkiye’deki tek temsilcisi olan İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği’nin (İDA) Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Genel Kurul’da iki yıl süreyle görev yapacak olan yeni yönetim kurulu, denetim kurulu ve etik kurul üyeleri seçildi. İDA’NIN YENİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI Burçak Taşkın Yurdakul oldu. Excel İletişim CEO’su olan Burçak Taşkın Yurdakul ile birlikte yönetim kurulundaki asil üyeler; Medyaevi İletişim Genel Müdürü Faris Seven, Brandworks İletişim Danışmanlığı Ajans Başkanı Güneş Özkan, Essance İstanbul İletişim Danışmanlığı Ajans Başkanı İlke Düzgün ve Lorbi PR Ajans Başkanı Mustafa Kaya oldu.
SÜRDÜRÜLEBİLİR EKOSİSTEM
İDA Yönetim Kurulu Başkanı Burçak Taşkın Yurdakul, 10. dönem yönetim kuruluna tüm üyeler adına teşekkür ederek “Önümüzdeki dönemde amacımız yalnızca sektörümüzün güncel ihtiyaçlarını karşılamak değil aynı zamanda Türkiye’de iletişim mesleğinin geleceğini birlikte inşa edecek sürdürülebilir bir ekosistem oluşturmak. Yeni dönemde önceliklendireceğimiz konular titizlikle üzerinde durduğumuz yetenek kazanımı, etik standartların yükseltilmesi, uluslararası etkileşimin artırılması ve sektörümüzün saygınlığının daha da pekiştirilmesi olacak” dedi.
DUAYENLER DE YÖNETİMDE
İDA’nın 11. döneminde yönetim kurulunda yedek üye olarak görev alacak isimler Banu Kurt (İz iletişim), Barış Karcıoğlu (MESE İletişim), Dilan Baransel Türkalp (Dilan Baransel), Duygu Çavdar (Ogilvy PR) ve Orkide Gökhan (Contactplus) belirlendi. Denetim Kurulu asil üyeleri Işıl Arıdağ (ÜNİTE Edelman), Meral Saçkan (MPR) ve Necla Zarakol (Zarakol); yedek üyeleri ise Feray Alpay (Promedia), Seda Yalçın Ulusoy (Weber Shandwick) ve Yasemin Manisalı (L’appart İstanbul) olarak belirlendi. Etik Kurulu asil üyeleri Ergun Gümrah (GoodWorks), Esra Şengülen Ünsür (Artı İletişim) ve Özge Uzun (Lobby İletişim); yedek üyeleri ise Ahu Parlar (LEA İstanbul), Bilal Boğa (Walther Kranz) ve Filiz Burhan (MSL Türkiye) oldu.
YUSUF ZİYA YÜCE I ULUDAĞ ENERJİ KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ
“DENGEYİ SAĞLIKLI BİÇİMDE KURDUK”

2025’te kurum itibarımızı en çok etkileyen iletişim fırsatı, bölgesel yatırımlarımızı ve sürdürülebilirlik projelerimizi bütünsel bir çerçevede kamuoyuna taşıyabildiğimiz dönem oldu. Enerji dönüşümünün sadece teknik değil toplumsal bir dönüşüm olduğunu anlatmak bölge halkıyla şeffaf ve açık bir iletişim kurduğumuzu göstermek bizim için belirleyiciydi.
HIZLI, DOĞRU VE ANLAŞILIR
Şeffaflık ve hız dengesini yönetirken temel ilkemiz ‘doğru bilgiyi en kısa sürede paylaşmak’ oldu. Kritik konularda proaktif açıklamalar yaparak belirsizliği azaltmaya, aynı zamanda paydaşlarımızın ihtiyaç duyduğu tüm veriyi anlaşılır bir dille sunmaya özen gösterdik. Dijital kanallarımızı güçlendirmemiz, bu dengeyi sağlıklı biçimde kurmamızı kolaylaştırdı.
Çocuklar bizim geleceğimiz ve geleceğe değer katan işlerle ilerliyoruz. Çocuklarda enerji verimliliği ve tasarrufu, doğal varlıklar ve çevre bilinci gibi toplumsal konularda farkındalık oluşturmak için ‘Enerjini Geleceğe Taşı’ projesini hayata geçirdik. Bu projede MEB ile güzel bir iş birliği sağlandı. Bu sayede dijital seminerlerden mobil oyunlara ve VR teknolojisinin kullanımına kadar birçok faaliyet gerçekleştirdik. Proje, günümüzden 100 yıl sonrası tasarruf yapılmış ve yapılmamış olarak 2 farklı senaryoyu canlandırarak tasarruf ve verimliliğin önemini eğlenceli ve interaktif yollarla anlatan oyun, öğrencilere keyifli anlar yaşatıyor. Bu proje ve iş birliğiyle binlerce çocuğa ulaşarak doğru bilinci aşıladık.
“YEREL PAYDAŞ İLİŞKİLERİNİN ÖNEMİ ARTACAK”
2026’ya baktığımızda kurumsal iletişimin önceliklerinin daha da farklılaşacağını düşünüyorum. İtibar yönetimi elbette temel eksen olmaya devam edecek ancak iç iletişimin güçlendirilmesi ve toplumsal etki stratejilerinin görünür kılınması çok daha önemli hale gelecek.
REKABETTE ANA UNSURLAR
Çalışan bağlılığı, sürdürülebilirlik yatırımlarının iletişimi ve bölgesel değer yaratma perspektifi, kurumların rekabet avantajını belirleyen ana unsurlar olacak. Enerji sektöründe özellikle toplumsal fayda odaklı projelerin, şeffaf veri paylaşımının ve yerel paydaş ilişkilerinin önemi daha da artacak.