Liderin Jeopolitik Aklı

Liderin jeopolitik aklı artık yalnızca bilanço ve kâra değil bilim, diplomasi, teknoloji ve sürdürülebilirliğin iç içe geçtiği yeni dünya düzenine hakim olmaya dayanıyor. Bu dosya, değişen güç dengelerinde şirketlerini küresel rekabetin ön saflarına taşıyan Türk iş dünyası liderlerinin stratejik bakışını ve oyunun kurallarını yeniden yazan liderlik aklını mercek altına alıyor. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, “dünya düzeni büyük ölçüde değişiyor” diyor. Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Feyhan Yaşar, her zaman daha üst sıralara çıkmayı hedefe koyuyor. Fiba Holding Yönetim Kurulu ve İcra Kurulu Başkanı Murat Özyeğin, “ikinci dalgaya daha iyi hazırlanmalıyız” diyor. Gürmen Group Yönetim Kurulu Başkanı Yasemin Gür Solmaz geleceğe bakışını anlatıyor. Dosyamızda 2025’e iz bırakan liderler hakkında da özel analiz yazılarımız bulunuyor. işte bu isimler… Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, Kazancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Kazancı, Vakko Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko, Esas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı, Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık, Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Enver Yücel, Rixos Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince, Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tevfik Nane, Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut Ve Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Bodur Okyay.

DR. BAHADIR KALEAĞASI I b.kaleagasi@businesslife.com.tr

2025’E İZ BIRAKANLAR

“Hayatta hiçbir şeyden korkulmamalı, her şey anlaşılmalıdır.”

Modern bilimin öncülerinden, iki kez Nobel ödülüne layık görülen Marie Curie’nin bu sözleri, derin dönüşümlerin yaşandığı toplumsal kaygıların siyasal tepkilere dönüştüğü günümüzde güçlü bir yankı buluyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün vurguladığı gibi hayatta en hakiki mürşid yani mentor ilimdir. Aynı zamanda, kopuşların ve karşılıklı bağımlılıkların yumak haline geldiği bir çağda yaşıyoruz. Bilim ve diplomasi, ekonomi ve jeopolitik artık ayrılmaz bir bütün.

Küreselleşme artık sadece bir ilerleme hikayesi değil risklerin, kırılganlıkların ve rekabetlerin de adı. Uluslararası değer zincirleri aynı zamanda risk zincirlerine dönüştü. Yarı iletkenler ve nadir mineraller yeni rekabet alanları. Siber alem ve uzay altyapıları hem refahın motoru hem çatışmanın hedefi. Yapay zeka ise çok yakında belki kuantum bilişim ve nörobilimle tetiklenecek, belirsiz ama büyüleyici bir geleceği şekillendiriyor. Böylesi bir dünyada artık iş kararları yalnızca ekonomik değil aynı zamanda jeostratejik. Jeopolitik ve jeoekonomik öngörü her yönetim kurulunun pusulası haline geldi. İş dünyası artık yalnızca kâr ve zarar tablolarıyla değil diplomasi, güvenlik, ekoloji ve teknoloji denkleminde alınan kararlarla şekilleniyor. Küresel rekabet, şirketleri de tıpkı devletler gibi jeopolitik aktörler haline getirdi. Enerji güvenliği, elektrik üretimi, gıda güvenliği, küresel sağlık, eğitimin geleceği, iklim değişikliği… Hiçbiri tek başına çözülemez.

İş dünyasının, şirketlerin 21. yüzyılın ikinci çeyreğinde rekabet gücünü belirleyecek önemli bir yetenek sınavı var: "Jeopolitik akıl" geliştimek ile "işine, gücüne odaklanmak" gereğinin eşzamanlı yönetimi yeteneği.

 

ÖMER M. KOÇ I KOÇ HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“DÜNYA DÜZENİ BÜYÜK  ÖLÇÜDE DEĞİŞİYOR”

“Dünyada uzun süredir belirsizlik devam ediyor. Bilhassa pandemi sonrasında uluslararası siyasete hakim olan dinamikler açık gösteriyor ki İkinci Dünya Harbi sonrasında tesis edilen dünya düzeni büyük ölçüde değişiyor. Tüm zorluklara rağmen Koç Topluluğu, bayilerinin de gayretiyle başarılı sonuçlar elde etmeyi sürdürdü.”

Pandemi sonrasında uluslararası siyasete hakim olan dinamikler açık gösteriyor ki İkinci Dünya Harbi sonrasında tesis edilen dünya düzeni büyük ölçüde değişiyor. Sulhün en kıymetli müşterek menfaat olmaktan çıktığı, uluslararası ilişkilerde istişarenin yerini kaba kuvvetin aldığı, ikili çıkar uzlaşılarının çok taraflı stratejik ittifaklara tercih edildiği, al-ver pazarlıklarının değerlerin önüne geçtiği, serbest ticaretin değil jeopolitik hesaplarla belirlenen gümrük vergileri ve kısıtlamaların esas olduğu, maalesef gittikçe artan risklerle dolu bir dünya düzeni oluşuyor.

“TÜRKİYE’NİN YARINLARINA YATIRIM YAPIYORUZ”

Tüm zorluklara rağmen Koç Topluluğu, bayilerinin de gayretiyle başarılı sonuçlar elde etmeyi ve Türkiye’nin yarınlarına yatırım yapmayı sürdürüyor. Toplam kombine gelirimiz, gayri safi yıllık hasılanın yüzde 7'sini aşıyor. Şirketlerimiz de ülke ihracatının yüzde 7'sinden fazlasını gerçekleştiriyor. Topluluk şirketleri tarafından ödenen vergilerin, devletin vergi gelirleri içerisindeki payı yüzde 8 mertebesinde. Ciro büyüklüğü ve ihracat hacmine göre ülkemizin en büyük 10 şirketi arasında Tüpraş, Arçelik ve Ford Otosan olmak üzere üç lîder şirketimiz bulunuyor. Borsa İstanbul'da halka açık şirketlerimizin piyasa değeri ise toplam piyasa değerinin yüzde 17’sini oluşturuyor. Dünyanın en büyük şirketlerinin listelendiği Fortune Global 500’de bu yıl da ülkemizi tek temsil eden şirket Koç Holding.

2026 yılında Koç Topluluğu 100’üncü yaşını kutlayacak. Cumhuriyet’le birlikte var olduk, Cumhuriyet’le geliştik ve büyüdük. İkinci yüzyılımızda da bayilerimizle yan yana yürüyeceğiz. Yüz yıldır olduğu gibi yurdun dört bir yanında yine bayilerimizin varlığınızdan cesaret alıyoruz, bayilerimizin gücünü gücümüz sayıyoruz.

 

CEMİL KAZANCI I KAZANCI HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI

SAKİN AMA KARARLI

Cemil Kazancı, Türkiye’nin enerji ve sanayi alanındaki en köklü gruplarından biri olan Kazancı Holding’in büyüme yolculuğunda belirleyici bir rol üstlenen, sakin ama kararlı liderlik yaklaşımıyla tanınan bir iş insanı. Onun yönetim anlayışı, hızlı kararlar yerine uzun vadeli planlama, hesaplanmış risk yönetimi ve operasyonel disiplin üzerine kurulu.

Enerji üretimi, dağıtımı ve altyapı yatırımları gibi zorlu alanlarda grubun istikrarlı biçimde büyümesi, Cemil Kazancı’nın teknik bilgiye verdiği önem, sahaya hakimiyeti ve işin mutfağını bilen yönetim tarzının bir sonucu. Aile şirketi kültürünü korurken profesyonelleşmeyi güçlendirmesi, grubun sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu kurumsal yapısının oluşmasını sağladı.

HESAPLANMIŞ RİSK

Kazancı’nın liderliğini farklılaştıran temel unsur, hesaplanmış cesaret olarak tanımlanabilecek dengeli yaklaşımı. Ne aşırı agresif ne fazla temkinli piyasa gerçeklerini dikkate alan, kontrollü ve rasyonel bir büyüme modeli benimsiyor. Cemil Kazancı, etkisi güçlü, operasyonel derinlik ve stratejik tutarlılığı ön plana alan bir lider. Enerji sektörünün karmaşık dinamikleri içinde sürdürülebilir değer üretmeye odaklanan yaklaşımı, Kazancı Holding’in bugünkü konumunun en önemli belirleyicilerinden biri.

 

BÜLENT ECZACIBAŞI I ECZACIBAŞI HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI

YÜKSEK SESLE DEĞİL YÜKSEK ETKİYLE YÖNETEN LİDER

Bülent Eczacıbaşı, Türkiye iş dünyasının en çok konuşulan liderlerinden biri değil çünkü buna hiç ihtiyaç duymadı. O, yüksek sesle değil yüksek etkiyle yönetir. Kelimeleri değil, tercihleri konuşur. Tam da bu yüzden iz bırakır. Eczacıbaşı Topluluğu’nun 80 yılı aşkın mirasını geleceğe taşırken kurduğu köprü, gürültüsüz ama olağanüstü sağlamdır. Bir grubun kaderini sadece stratejiyle değil zihniyetle değiştiren ender liderlerden biri.

GELECEĞİ OKUMAK

Bülent Eczacıbaşı’nın dünyasında iş yalnızca bilanço okumaktan ibaret değil geleceği okumak daha önemli. Teknolojiyi sadece bir araç olarak görmek yerine insanla birleştiğinde anlam kazanan bir dönüşüm gücü olarak tanımlar. Onun için dijitalleşme bir moda değil; şirketi geleceğin DNA’sına hazırlayan uzun soluklu bir kültür yatırımı. Eczacıbaşı Topluluğu’nun teknolojik dönüşümünde görülen sakin ama kararlı adımlar bunun kanıtı. Dışarıdan bakıldığında yavaş gibi görünür içeride ise kusursuz bir sistem inşa edilir. Bu liderliği en iyi tanımlayan şeylerden biri, Türkiye’ye bakışıdır. Ekonomik dalgalanmaların arasında bile Eczacıbaşı, Türkiye’nin potansiyelini bir fırsatlar ülkesi olarak görmeye devam eder. Onun gözünde Türkiye’nin en büyük gücü ne yeraltı zenginliği ne de büyüklüğü genç nüfusun yaratıcılığıdır. Bu bakış açısı Eczacıbaşı’nın kültür-sanat alanına yaptığı yatırımın da arka planıdır. İstanbul Modern yalnızca bir müze değildir, toplumsal dönüşümün mümkün olduğuna dair bir manifestodur. Çünkü o toplum kültürel olarak gelişmeden, ekonomik kalkınmanın tam anlamına ulaşamayacağını bilir.

CESARETİ KARARLARINDA

Eczacıbaşı’nın liderlik yaklaşımında dikkat çeken bir başka unsur, sükunetle uygulanan keskin bir zekadır. O, krizleri yüksek tansiyonla değil, yüksek berraklıkla yönetir. Uzun vadeli düşünme yeteneği, kısa vadeli dalgalanmaların gürültüsünü bastırır. Bu sakin tutum gerçekte son derece cesur bir vizyonun işareti. Bülent Eczacıbaşı cesareti yüksek sesle değil, doğru zamanda alınan akıllı kararlarda gösterir. Onu farklı kılan bir diğer şey, başarıyı asla sadece kârla ölçmemesidir. İyi şirket olmak Eczacıbaşı için etik davranmak, insan yetiştirmek, topluma değer üretmek ve yenilikçi kapasiteyi sürekli artırmak demek. Kurum kültürüne yüklediği bu anlam, Eczacıbaşı Topluluğu’nun itibarını küresel bir güven markasına dönüştürdü. Bu kültür öylesine köklü ki içeride çalışan herkes kendini büyük bir hikayenin parçası olarak hisseder.

ÜLKENİN DÖNÜŞÜMÜ

Bugün yapay zekadan sürdürülebilirliğe, dönüşen sanayiden dijital ekonomiye kadar her konuda söylediği sözler, Türkiye’nin geleceğini şekillendiren bir perspektif sunuyor. Eczacıbaşı’na göre teknoloji tek başına değil insanla birleştiğinde anlam kazanan bir devrim. Bülent Eczacıbaşı, yüksek volümlü iddiaların değil yüksek etkili kararların lideridir. Şirketlerini yalnızca büyütmez, geleceğe hazırlar. Toplumu yalnızca desteklemez, dönüştürür. Onun liderliği gösterişsiz ama derin, sakin ama keskin, ölçülü ama vizyonerdir. Türkiye’de iş dünyasının nereye evrildiğini anlamak isteyen herkes dönüp mutlaka onun adımlarını takip etmek zorunda. Çünkü Eczacıbaşı’nın hikayesi bir ülkenin dönüşüm hikayesidir.

 

AHMET KOCABIYIK I BORUSAN HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI

BORUSAN 80 YAŞINDA, GÖZÜ 200. YILDA

Borusan’ın 80 yıllık yolculuğu, “80 Yılın İzinde” belgeseliyle izleyicilerle buluştu. Grubun kuruluşundan günümüze uzanan hikayesini anlatan belgesel izleyenleri Borusan’ın geçmişten geleceğe uzanan 80 yıllık tarihinde unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor.

Borusan Grubu, sahip olduğu geleceğe dönük vizyonunu, 80 yıllık deneyimiyle besleyerek bugün de başarıyla hayata geçirmeye devam ediyor. Grup bugün 14 bini aşkın çalışanı ile 3 kıta ve 11 ülkede otomotiv, lojistik, enerji, üretim, makine ve güç sistemleri olmak üzere 5 ana faaliyet alanında küresel bir vizyonla büyümesini sürdürüyor. Borusan, tüm süreçlerine entegre ettiği insan, iklim ve inovasyon odaklı sürdürülebilirlik yaklaşımıyla da köklerini aydınlık yarınlara taşıyor. 80 yıllık köklü geçmişinden aldığı ilhamla Borusan 200 yıl ve ötesinde bir grup olma hedefiyle eşitlikle öne çıkan, sürdürülebilir değerlere katkı sağlayan, kültür ve sanata kalpten destek veren, inovasyonla dönüşüm yaratan ve hayata değer katan bir kurum olarak geleceğe umutla bakmaya devam ediyor.

ÇALIŞKAN OLMA KÜLTÜRÜ

80 yıl önce atılan bir tohum, bugün Türkiye’nin en köklü gruplarından biri haline geldi. Borusan Grubu’nun bu destansı yolculuğu, “80 Yılın İzinde” belgeseliyle izleyicilerin beğenisine sunuldu. “Faydalı olmak, yapabileceğinin en iyisini yapmak, çalışkan olmak...” Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık’ın kurumun kültürünü özetleyen bu sözleriyle başlayan Borusan’ın 80. yıl belgeseli “80 Yılın İzinde”, grubun köklü tarihindeki önemli dönüm noktalarını ve geleceğe yönelik vizyonunu gözler önüne seriyor.

GÜCÜNÜ ÇALIŞANLARDAN ALIYOR

Gücünü çalışanlarından alan ve tüm paydaşlarına fayda yaratma misyonuyla gelişimi hedefleyen Borusan, iş hayatında yollarının kesiştiği her bir kişide derin izler bırakmanın gururunu yaşıyor. Belgeselde şirket hissedarlarının yanı sıra kuruluşundan bugüne kadar emek veren, farklı jenerasyonlardan ve departmanlardan yöneticiler, çalışanlar ve iş ortaklarıyla yapılan röportajlara yer veriliyor. Geçmişte önemli görevlerde bulunmuş isimler ile halihazırda grubun yarınlarını şekillendirmeye devam eden yönetici ve çalışanların samimi anlatımları, belgesele duygusal bir derinlik katıyor.

LİDERLİĞİN TANIMI

Ahmet Kocabıyık, liderliğin anlamı sorulduğunda Borusan’ın geleceğe yönelik vizyonunu da destekleyen şu yanıtı veriyor: “Bana göre lider, etrafına heyecan veren, yol gösteren, bir açıdan onları gelecekte yaşatabilen, geleceği görmelerini sağlayabilen bir kişilik olmalı.” Borusan’ın 80 yıllık tarihindeki güçlendiren ve yol açan liderlik anlayışıyla örtüşen bu yaklaşım, kurum kültürünün temel taşlarından biri olarak çalışanlara aktarılıyor ve şirketin sürekli gelişimine de katkı sağlıyor.

 

FETTAH TAMİNCE I RİXOS HOTELS YÖNETİM KURULU BAŞKANI

VİZYONER VE DÖNÜŞTÜRÜCÜ

Fettah Tamince, Türkiye’nin turizm ve yatırım alanındaki en etkili iş insanlarından biri olarak geliştirdiği projelerle ülkenin küresel ölçekteki marka değerine önemli katkılar sunuyor. Kurucusu olduğu Rixos Hotels, deneyim odaklı turizm yaklaşımı ve uluslararası ortaklıklarıyla Türkiye’nin dünya sahnesindeki konumunu güçlendiren örneklerden biri haline geldi. Tamince’nin vizyonunun en dikkat çekici yansımalarından biri ise Tersane İstanbul. Haliç’teki 600 yıllık tersane alanını modern bir yaşam, kültür, sanat ve turizm merkezine dönüştüren bu proje sadece bir yatırım değil İstanbul’un tarihi dokusunu çağdaş bir deneyimle birleştiren büyük ölçekli bir dönüşüm. Müze, galeriler, gastronomi alanları, otel ve kamusal mekanlarıyla Tersane İstanbul, Tamince’nin “destinasyon geliştirme” anlayışının güçlü bir örneğini oluşturuyor.

YÜKSEK STANDART BELİRLEYİCİ

Rixos, Land of Legends ve Tersane İstanbul gibi projelerde görülen ortak çizgi Tamince’nin uluslararası standardizasyon, yüksek hizmet kalitesi ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımı. Turizmin ötesinde gayrimenkul, deneyim ekonomisi ve eğitim alanlarındaki yatırımları da bu bakış açısını destekliyor. Fettah Tamince, Türkiye merkezli markaları küresel ölçekte konumlandırma hedefiyle hareket eden, turizmi yalnızca konaklama değil bütünsel bir deneyim ekosistemi olarak ele alan bir lider.

 

ENVER YÜCEL I BAHÇEŞEHİR UĞUR EĞİTİM KURUMLARI YÖNETİM KURULU BAŞKANI

STRATEJİK LİDER

Enver Yücel, Türkiye’de eğitimin özel sektörde kurumsallaşmasında önemli bir rol oynayan, girişimcilik refleksini modern eğitim yönetimiyle birleştiren bir lider. Kurucusu olduğu Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları’nı anaokulundan üniversiteye uzanan geniş bir ekosistem haline getirirken vizyonunu uluslararasılaşma, teknoloji ve kalite ekseninde şekillendirdi.

Bahçeşehir Üniversitesi’nin global kampüsleri ve uluslararası iş birlikleri Yücel’in eğitimi dünyanın farklı merkezleriyle entegre etme hedefinin en görünür örnekleri arasında. Dijital öğrenme teknolojilerine yaptığı erken yatırımlar ise kurumun çevik ve yenilikçi yapısını güçlendirdi. Eğitimde fırsat eşitliği, öğretmen gelişimi ve toplumsal katkı projeleri Yücel’in liderlik yaklaşımının önemli parçaları. İnsan odaklı, sürdürülebilir ve uzun vadeli değer yaratmayı önceleyen bu vizyon, grubu Türkiye’nin en etkili eğitim yapılarından biri haline getirdi. Kısacası Enver Yücel, eğitime yatırım yapan bir iş insanından öte, sektörde dönüşümü sistematik biçimde yöneten stratejik bir lider olarak öne çıkıyor.

 

NEZİH BARUT I ABDİ İBRAHİM YÖNETİM KURULU BAŞKANI

ENDÜSTRİYİ YENİLEDİ

Nezih Barut, Türkiye’nin en köklü ilaç şirketlerinden Abdi İbrahim’i yalnızca bir sektör oyuncusu olmaktan çıkarıp bölgesel bir güç merkezi haline getiren vizyoner bir lider. 20 yılı aşkın süredir şirketi globalleşme, Ar-Ge yatırımları, üretim teknolojileri ve marka dönüşümü odağında yeniden konumlandırdı. Onun yönetiminde Abdi İbrahim, modern ilaç üretim tesisleri, biyoteknoloji yatırımları ve ihracat odaklı stratejileriyle hem Türkiye’de hem uluslararası pazarlarda referans şirketlerden biri haline geldi.

Barut’un liderliği, sektöre yalnızca ticari büyüme değil bilimsel kapasite ve inovasyon kültürü kazandırdı. Ar-Ge’ye yapılan sistematik yatırımlar, biyoteknoloji alanındaki uzun vadeli vizyon ve global standartlarda üretim yaklaşımı, şirketin sürdürülebilir başarı çizgisini belirleyen temel adımlar oldu. Ancak Nezih Barut’un iş dünyasındaki etkisi, yalnızca ilaç endüstrisiyle sınırlı değil. O aynı zamanda sanatın güçlü bir destekçisi, yaratıcı dünyanın sessiz ama etkili bir aktörü. Türkiye’nin önemli sanat kurumlarına, genç sanatçılara ve kültür projelerine verdiği destek, onu iş insanı kimliğinin ötesine taşıyor. Sanatı koleksiyonculuk seviyesinde sahiplenmesi, kültürel üretimin sürdürülebilirliğine yaptığı katkılar ve bu alandaki kurumsal himayeleri, onu sanayi ile sanatı buluşturan nadir liderlerden biri yapıyor.

 

MURAT ÜLKER I YILDIZ HOLDİNG YÖNETİM KURULU ÜYESİ

ÖĞRENME MERAKI EN BELİRLEYİCİ UNSURU

Murat Ülker, Türkiye iş dünyasında alışılmış kalıpları bozan, merakıyla yol açan, cesaretiyle hız veren bir figür. Onu farklı kılan şey, Ülker markasının küresel başarısından ibaret değil. Asıl fark, risk alma biçiminde, öğrenme iştahında ve değişimi içgüdüsel olarak önceden sezişinde yatıyor. Murat Ülker’in liderliğinde Yıldız Holding, Türkiye’nin geleneksel sanayi devlerinden biri olmaktan çıkıp dünya sahnesine açıldı. Godiva ve United Biscuits gibi küresel markaların satın alınması; cesaretin, vizyonun ve stratejik özgüvenin bir araya geldiğinde nasıl bir sonuç yaratabileceğinin canlı kanıtı. Yıldız Holding’i alanında global bir oyuncuya dönüştüren adımların ilki 2008’de atıldı. Belçika’nın köklü çikolata üreticisi Godiva’nın satın alınması ile başlayan bu süreç 2013’te çikolata kaplamalı ve atıştırmalık ürünler pazarında ABD’nin önemli şirketlerinden Demet’s Candy’nin satın alınması ile devam etti. Asıl büyük hamle ise İngiliz bisküvi şirketi United Biscuits’in 3,2 milyar dolara satın alındığı 2014’te geldi. 2016’da kurulan Pladis çatısı altında yer alan şirketler, 16 bin kişilik küresel bir ekiple faaliyet gösterdikleri ülkelerde, 4 milyar potansiyel müşteriye ulaşıyor. Yıldız Holding’in 100 farklı pasaport taşıyan 80 binden fazla çalışanı var. Murat Ülker, yüzde 63’e ulaşan doğrudan ve dolaylı hisseleri ile Yıldız Holding’in en büyük hissedarı.

İNSANA BAKIŞI

Ülker’in liderliğinde yönetim masasındaki en belirleyici unsur, öğrenme merakı. Kendisi yıllardır blogunda iş dünyasından psikolojiye, teknolojiden tarihe kadar geniş bir yelpazede içerikler paylaşıyor. Onun yaklaşımında liderlik unvan değil, sürekli öğrenme kapasitesi demek. “Bilmediğini öğren, bildiğini paylaş” prensibi hem kişisel hem kurumsal kültürün temel taşı. Murat Ülker’i tanımlayan bir başka nokta ise insana bakışı. Yıldız Holding’in köklü başarılarının arkasında çok net bir inanç var: “İşi insanlar yapar.” Bu nedenle kültüre, kurum içi gelişime, yetenek yönetimine ve sorumluluk duygusuna sürekli yatırım yapılıyor. Ülker’in aile şirketi gelenekleriyle modern yönetim anlayışını birleştiren yaklaşımı, organizasyonu hem esnek hem dirençli kılıyor.

 

ZEYNEP BODUR OKYAY I KALE GRUBU YÖNETİM KURULU BAŞKANI

SOSYAL ETKİYİ KURUMSALLAŞTIRDI

Zeynep Bodur Okyay, Türkiye’de sanayinin dönüşümüne yön veren en etkili isimlerden biri. Kale Grubu’ndaki liderliği yalnızca üretim gücünü büyütmekle kalmadı Türk sanayisinin teknoloji, tasarım ve küresel rekabet alanlarında yeni bir vizyona kavuşmasını sağladı. Onun yönetiminde şirket, geleneksel sanayi anlayışını ileri üretim teknikleri, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde yeniden kurgulayan bir yapıya dönüştü.

Sanayicilik bakışını toplumsal sorumlulukla birleştiren Okyay, iş dünyasında nadir görülen bir denge kuruyor. Değer üreten işletme modeli ile toplumsal etki yaratan sosyal girişimcilik yaklaşımını aynı çatı altında yürütmek. Kale Grubu’nun insan odaklı dönüşümünün merkezinde onun sosyal vizyonu bulunuyor. Özellikle kadınların üretime ve istihdama katılımını destekleyen projeler, mesleki eğitime yönelik programlar ve yerel kalkınmayı güçlendiren girişimler, Okyay’ın sosyal girişimcilik alanındaki öncülüğünü görünür kılıyor. Kadın ve genç girişimcileri destekleyen platformlar, STEM odaklı eğitim destekleri ve yarattığı sosyal inovasyon ekosistemi, iş dünyasının topluma dokunma biçimini yeniden tanımlıyor.

 

ALİ SABANCI I ESAS HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI

ÇEYREK YÜZYILA İMZASINI ATAN LİDER

Esas Holding bu yıl 25. yılını kutluyor. Çeyrek yüzyıl. Bir şirket için rakamdan fazlası, bir kültürün, bir vizyonun ve bir liderlik felsefesinin zamanla sınanmış hali. Bu yolculuğun merkezinde ise Ali Sabancı var. Ama onu sadece bir “başkan” olarak tanımlamak yeterli değil. Esas Holding’in 25 yılda geçirdiği evrim, Türkiye’de iş yapma biçimlerinin dönüşümünü anlamak için güçlü bir örnek. Çünkü Sabancı, liderlik anlayışını klasik bir sermayedar yaklaşımından çok daha öteye taşımış, cesareti veriye, stratejiyi yalınlığa, büyümeyi ise kültüre dönüştürdü.

HAREKET ETME BİÇİMİNİ DÖNÜŞTÜRDÜ

Pegasus bu liderlik modelinin en görünür, en çarpıcı yansıması. Türkiye’de havacılığın hala yüksek maliyetli, erişimi sınırlı, “lüks” kategorisinde algılandığı bir dönemde Sabancı’nın attığı adım sadece ticari bir hamle değildi. Pegasus’la yapılan şey, aslında toplumun hareket etme biçimini dönüştürmekti. Ulaşımın demokratikleşmesi, havayolunun gündelik hayatın bir parçasına dönüşmesi, Türkiye’nin orta sınıfının ekonomik dinamizminin açığa çıkması. Bunların hepsi bir vizyonun sonuçlarıydı. Bu vizyonun temelinde ise Sabancı’nın kendini tanımlarken sık sık vurguladığı üç yaklaşım vardı. Açıklık, merak ve çalışma disiplini.

Sabancı’ya göre risk, bir duygunun değil bir analizin konusudur. “Risk almak değil, riski anlamak ve hesaplamak önemlidir” der. Pegasus’un başarısını mümkün kılan şey de bu anlayış oldu. Havacılık gibi yüksek maliyetli ve yüksek hassasiyetli bir sektörde, sade operasyon, disiplinli süreç ve şeffaf iletişim kültürü üzerine kurulu bir yapı inşa edildi. Liderlik, onun için sahaya inip işi yapmaktan çok, “işin yapılacağı zemini doğru kurmak” anlamına gelir. Bu nedenle Esas Holding’in 25 yıllık hikayesi aynı zamanda bir kültür inşasının hikayesi.

EN BERRAK OKUMAYI YAPTI

Ali Sabancı’nın en güçlü yönlerinden biri, Türkiye’nin sosyoekonomik nabzını büyük bir berraklıkla okuyabilmesi. Türkiye’nin genç, hareketli, hız odaklı ve fiyat-performansa duyarlı bir toplum olduğunu erken fark etmesi, Pegasus modelinin temelini oluşturdu. Sabancı, tüketiciyi anlamadan hiçbir iş modelinin kalıcı olamayacağını savunur. Bu yaklaşım, holdingin tüm şirketlerinde ortak bir yönetim refleksine dönüştü. Veriye dayalı karar alma, açık iletişim, hızlı geri bildirim ve hatayı saklamayan öğrenme kültürü. Bugün Ali Sabancı’nın iş dünyasına dair öncelik verdiği alanlar ise Türkiye’nin geleceği hakkında da önemli ipuçları taşır. Yapay zekanın yarattığı dönüşümün henüz ilk dalgada olduğumuzu, esas katma değerin ikinci dalgada ortaya çıkacağını sık sık vurgular. Bu nedenle kurumların dijitalleşmeyi bir yatırım değil bir zihniyet değişimi olarak ele alması gerektiğini savunur. Pegasus’un dijital operasyon kabiliyeti, veri merkezli karar mekanizmaları ve teknolojiyle güçlenen yolcu deneyimi tam da bu yaklaşımın somut yansımaları. Ali Sabancı’yı iz bırakan lider yapan şey sadece bir şirketi büyütmesi değil onu bir toplumsal dönüşüm aracına dönüştürmesi. Esas Holding’in 25 yılı, cesaretin sistematik uygulanabilirliğini, kültürün stratejiden daha güçlü olduğunu ve vizyonun ancak insanla hayat bulduğunu kanıtlar. Sabancı’nın liderlik yolculuğu, Türkiye’de modern iş kültürünün nasıl şekillendiğine dair güçlü bir referans niteliği taşır. Ve Pegasus örneği de bu hikayenin en parlak sayfalarından biri.

 

MEHMET TEVFİK NANE I PEGASUS YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“DEĞİŞİME AYAK UYDURANLAR KAZANIR”

Havacılık gibi yüksek rekabet ve dinamizm gerektiren bir sektörde Pegasus’u yenilikçi bir çizgide liderliğe taşımak, Nane’nin vizyoner yönetim anlayışının somut bir yansıması. Operasyonel verimliliğe verdiği önem, dijital dönüşümü kurum kültürüne yerleştirmesi ve çalışan bağlılığını kurumun en kritik değerlerinden biri haline getirmesi, sürdürülebilir başarının anahtarlarını oluşturdu. Uluslararası arenada da Türkiye’yi güçlü şekilde temsil eden Nane, IATA Başkanlığı döneminde sektörün dönüşümünde aktif rol oynadı; küresel havacılık ekosisteminde rasyonel, yapıcı ve yenilikçi bir duruş sergiledi. Bugün Mehmet Tevfik Nane’ye dair en belirgin özelliklerden biri şu: Strateji ile insan odağını aynı potada eritmesi. Bu nedenle yalnızca bir şirketi değil aynı zamanda kurumsal kültürü, güveni ve uzun vadeli vizyonu yönetebilen bir lider olarak anılıyor. Nane’nin son dönemde medyaya yaptığı şu açıklamalar da onun dünyanın geleceğine ilişkin fikirlerini içeriyor:

“BÜYÜK BİR DEĞİŞİM”

“Dünya, yılanın deri değiştirmesi gibi büyük bir değişimden geçiyor. Bu değişim hem fırsatları hem riskleri beraberinde getiriyor. Kriz dediğimiz kavram aslında bir fırsat alanına işaret ediyor. Değişime ayak uyduranlar kazanıyor. Havacılık sektörü ne kadar dönüşürse dönüşsün, insanların seyahat etme ihtiyacı ortadan kalkmayacak. Ulaşım araçları değişebilir, teknoloji değişebilir, sektör dinamikleri değişebilir fakat bir noktadan başka bir noktaya gitme ihtiyacı devam edecek. Başarı güçlü olmaktan değil, değişime uyum sağlayabilmekten geçiyor. Gençlere yönelik olarak mümkünse bireysel yatırımcılığı denemeleri gerektiğini düşünüyorum. ”

 

FEYHAN YAŞAR I YAŞAR HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“HER ZAMAN DAHA ÜST SIRALARA ÇIKMALIYIZ”

“Yaşar Topluluğu olarak 80 yıldır şirketlerimiz ve vakıflarımızla ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sunmayı sürdürüyoruz. Yaşar Topluluğu’nu gelecekte de güçlü kılmak için inanarak, güvenerek çalışmaya, başarmaya devam edeceğiz. Her zaman daha üst sıralara çıkmalıyız. Bunu da tüm çalışanlarımızın desteği ve inancıyla başarabiliriz.”

Türkiye’de gıda, içecek ve boya sanayiinin öncüsü Yaşar Topluluğu olarak 80’inci yılımızı Yaşar Müzesi’nde gerçekleşen törenle kutladık. Törende, Yaşar Topluluğu’nda 5, 10, 15, 20, 25, 30 kıdem yılını tamamlayan çalışanlara sertifika takdim ettik. Yaşar Topluluğu’nun 80 yıllık tarihi, arşivlerdeki fotoğraf ve videoların yapay zeka desteğiyle yeniden düzenlendiği “Tarihçe” filmi ve çalışanlarımızın 80 yılı tek bir kelimeyle özetlediği “Yaşar Topluluğu Çalışanlarının Kelimelerinde 80 Yıl” filmi ilgiyle izlendi.

80 YILLIK KÖKLÜ GEÇMİŞ

Yaşar Topluluğu’nun 80 yıllık köklü geçmişi ve başarılarıyla gurur duyuyorum. Türkiye’ye ve dünyaya katkı sağlamak için kurulmuş bir topluluğuz. 80 yıldır şirketlerimiz ve vakıflarımızla ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sunmayı sürdürüyor, geçmişteki başarılarımızla her zaman gurur duyuyoruz. Kurucumuz babam Selçuk Yaşar ve dedem Durmuş Yaşar, güçlü değerleri olan Yaşar Topluluğu’nu bize emanet etti. Bunun için minnettarız. Biz de Yaşar Topluluğu’nu değerleri, takım ruhu ve ortak hedefe yönelmiş çalışanlarımızla gelecekte çok daha başarılı ve güçlü kılmak için inanarak, güvenerek çalışmaya, başarmaya devam edeceğiz. Gelecek için heyecanlıyım. Tüm çalışma arkadaşlarımın da aynı heyecanı hissetmesini istiyorum.

“ÇALIŞANLARIMIZLA BAŞARIYORUZ”

Her zaman daha üst sıralara çıkmalıyız. Bunu da tüm çalışanlarımızın desteği ve inancıyla başarabiliriz. Önümüzdeki yıllarda daha fazla, daha kârlı ve etkili büyümeliyiz. 80 yıllık tecrübeye sahibiz. Bu tecrübeyle heyecanımızı hiç kaybetmeden çalışmaya devam edeceğimize, Yaşar Topluluğu’nun tüm şirketlerinin kendi sektörlerinde daima en üst sıralarda olacağına inanıyorum.

 

CEM HAKKO I VAKKO YÖNETİM KURULU BAŞKANI

SESSİZ VE GÜÇLÜ

Cem Hakko, Türkiye’de lüksün yalnızca tüketilen bir kavram değil yaşanan bir kültür olduğunu herkese öğreten isim oldu. Vakko’nun başına geçtiği ilk günden itibaren yaptığı şey bir markayı yönetmek değil bir yaşam biçimi tasarlamaktı. Onu diğer liderlerden ayıran tam da bu oldu. İşini yönetmekle kalmayıp işinin içinde yaşamayı seçti. Stil, estetik, disiplin, detay… Hepsi Cem Hakko’nun iş felsefesinin omurgası.

DUYUSAL BİR DENEYİM

Cem Hakko için Vakko sadece bir şirket değil duyusal bir deneyim. Kumaşa dokunan el, rengi seçen göz, mağazanın ritmini belirleyen sezgi. Bunların hepsi onun liderlik stilinin ayrılmaz parçaları. Bir markayı rakamlardan önce ruhla anlayan ender liderlerden biri. Bu yüzden Vakko’nun dünya standartlarında bir moda evi haline gelmesi, yalnızca strateji değil gözün zekasıyla mümkün oldu.

Vakko’nun mağaza mimarisinden ambalaj estetiğine, vitrinden müzik seçimine kadar her detayda Cem Hakko’nun kusursuzluk takıntısını görmek mümkün. O, lüksü yalnızca pahalı olan şey olarak tanımlamaz olabildiğince iyi yapılmış şey olarak tanımlar. Zanaatkârlığı teknolojiyle, gelenekleri modernlikle birleştirmedeki başarısı Vakko’nun zamanın ruhuna uyumlanmasını değil zamanın ruhunu belirlemesini sağlamıştır.

AZ RASTLANAN TUTARLILIK

Cem Hakko’nun liderliğinde Vakko, adeta bir moda markası olmaktan çıkıp referans bir estetik okuluna dönüştü. İş dünyasında az rastlanan bir tutarlılık sergiliyor. Her yıl yenileniyor ama kimliğinden asla ödün vermiyor. Bu dengeyi koruyabilen lider sayısı çok az. Cem Hakko bu anlamda stil sahibi olmakla profesyonel olmak arasındaki çizgiyi silip ikisini tek bir yapı haline getiren bir isim.

Onu farklı kılan bir başka özellik ise yeniliği “cesur ama ölçülü” biçimde yönetmesi. Moda hızlı ama Cem Hakko hızlı değişimi bile sakin bir vizyonla ele alır. Yıllar içinde Vakko’yu gastronomiden yaşam tarzı ürünlerine, eğitimden deneyim mekanlarına taşıyan her dönüşüm; aslında çok daha derin bir şeyin işareti. Markanın hayatın tüm alanlarına nüfuz etmesi.

Vakko’nun marka kültürü zarafet, özen, tutku ve detayda saklı bir kalite algısından oluşuyor. Bu kültür, Cem Hakko’nun senelerce hiç yılmadan aşıladığı bir bakış açısının doğal sonucu.

Kişisel olarak ise Cem Hakko, iş insanlarından çok daha farklı bir profil. Sportif, disiplinli, üretken, yenilik arayışından yılmayan, dünyayı gezen ama her gördüğünü Türkiye’ye uyarlamak için sabırla düşünen bir lider. Enerjisi, işine duyduğu sadakat kadar dikkate değer.

Cem Hakko Türkiye’de iş dünyasının en sofistike liderlerinden biri. Onun hikayesi yalnızca bir markayı büyütmenin değil bir markayı yaşatmanın, ona ruh vermenin, kültüre dönüştürmenin hikayesi. Vakko’nun yıllardır bozulmayan prestijinin arkasında, görünmez ama her yerde hissedilen bir imza var. İşte o Cem Hakko’nun detaylara hükmeden sessiz ama güçlü liderliği.

 

YASEMİN GÜR SOLMAZ I GÜRMEN GROUP YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“BAŞKANLIĞI DEVRALDIM”

“2025 yılı önemli bir dönüm noktası oldu. Bu yıl itibarıyla değerli büyüğümüz Sayın Remzi Gür’den devralarak Gürmen Group Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine atandım. Bu değişimi bir başarı hikayesinin odağı olarak değil köklü kurumsal kültürümüzü geleceğe güçlü bir şekilde taşıma sorumluluğu olarak görüyorum.”

2025’te aldığımız ve şirketimizin yönünü en fazla etkileyen stratejik karar, yönetim değişiminin ötesinde Gürmen’i dijital dönüşüm ve küresel marka vizyonu ekseninde yeniden konumlandırmak oldu. Üretimden tedarik zincirine, satıştan kurumsal yönetime kadar tüm yapı ve süreçlerimizi daha entegre, çevik ve veri odaklı hale getirmeyi hedefledik. Bu dönüşüm sayesinde operasyonlarımızda şeffaflık, hız ve verimlilik belirgin biçimde arttı. Aynı zamanda küresel marka yolculuğumuz da ekiplerimizi ortak bir hedef etrafında birleştirdi. Bugün geriye baktığımızda bu stratejik hamlenin hem iç organizasyonumuzda hem uluslararası pazarlarda somut karşılık bulduğunu görüyoruz. Sonuçlardan memnunuz çünkü bu adım, önümüzdeki yılların sürdürülebilir büyüme yolculuğunun temelini oluşturuyor.

“YÜZDE 45 BÜYÜYECEĞİZ”

2025 yılında büyüme, verimlilik ve sürdürülebilirlik hedeflerimizi birbirini tamamlayan bütüncül bir yapı olarak ele aldık. Önceliğimiz, şirketimizin sağlam ve sürdürülebilir bir büyüme ivmesini devam ettirmekti. 2024’te hem Türkiye’de hem global pazarlarda attığımız adımların etkisiyle satış hacmi, metrekare verimliliği, müşteri sayısı ve pazar konumumuzda güçlü bir artış elde ettik. 2025’i yaklaşık yüzde 45’lik güçlü bir büyüme oranıyla kapatacak olmamız, bu stratejik yaklaşımın ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Bu büyümeyi mümkün kılan en kritik unsur ise verimlilikti. Dijital dönüşüm yatırımlarımız sayesinde süreçlerimiz daha hızlı, entegre ve öngörülebilir hale geldi. Perakende tarafında Kip ile Anadolu’daki yaygınlığımızı artırırken Ramsey ile stratejik lokasyonlarda seçici ve güçlü bir konumlandırma yaptık. CRM yatırımlarımız ve alternatif satış kanallarımızla talep dalgalanmalarını daha etkin yöneterek operasyonel verimliliğimizi artırdık.

STRATEJİNİN AYRILMAZ PARÇASI

Sürdürülebilirlik ise tüm stratejimizin ayrılmaz bir parçasıydı. Yayımladığımız ilk sürdürülebilirlik raporu ile birlikte UN Global Compact (UNGC) ve BM Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs) üyeliklerimiz insan hakları, cinsiyet eşitliği, sorumlu üretim, iklim duyarlılığı ve yönetişim alanlarında şeffaf, hesap verebilir ve uluslararası standartlarla uyumlu bir yapıya yöneldiğimizi gösteriyor. Bu çerçeve, şirketimizin uzun vadeli dayanıklılığını artıran yapısal bir dönüşüm niteliği taşıyor. Önceliğimiz büyüme. Bunu mümkün kılan verimlilik, uzun vadede kalıcı kılan ise sürdürülebilirlik oldu.

2026 AJANDASINDA ÖNE ÇIKANLAR

Gürmen Group olarak işimizin özünde kalite, inovasyon, takım ruhu ve değer üretimi bulunuyor. 2025, bu temel yaklaşımı sürdürülebilirlik ve dijital dönüşümle güçlendirdiğimiz bir yıl oldu. Giyim sektöründe ihracatımızı artırdık hem yurt içinde hem yurt dışında konumumuzu güçlendirdik. Tarım ve enerji alanındaki yatırımlarımızla verimliliği artırırken çevresel etkileri azaltmayı başardık. Teknoloji tarafında ise dijital ikiz uygulamaları ve yapay zeka destekli süreçlerle operasyonel verimliliğimizi daha üst bir seviyeye taşıdık.

DEĞER ODAĞI VE GLOBALLEŞME

Uluslararası pazarlardaki varlığımızı genişleterek şirketimizi daha güçlü bir küresel oyuncu haline getirmek ve sürdürülebilir büyümeyi değer odaklı bir model çerçevesinde sürdürmek önceliğimiz olacak. Mevcut pazarlarda derinleşmeyi ve seçici yeni pazarlara açılmayı hedefliyoruz.

YAPAY ZEKA TEMELLİ UYGULAMALAR

Perakende ve üretim süreçlerinde yapay zeka kullanımını artırarak verimliliği, öngörülebilirliği ve operasyonel kaliteyi en üst düzeye çıkarmayı amaçlıyoruz. Müşteri deneyiminden tedarik zincirine, üretim optimizasyonundan ürün geliştirmeye kadar tüm alanlarda AI’ı stratejik bir kaldıraç olarak kullanacağız.

 

MURAT ÖZYEĞİN I FİBA HOLDİNG YÖNETİM KURULU VE İCRA KURULU BAŞKANI

“İKİNCİ DALGAYA DAHA İYİ HAZIRLANMALIYIZ”

“Asıl katma değerinin ortaya çıkacağı ikinci dalgaya ülke olarak daha iyi hazırlanmalıyız. Kamu, üniversiteler ve iş dünyası kolektif bir farkındalıkla hareket etmek zorunda.”

Yapay zekâ kendisinden önceki internet, mobil ve bulut devrimlerinin toplamından da büyük bir dönüşüm yaratacak. Altyapı teknolojilerinin geliştirildiği ilk dalga beklenenden çok hızlı ilerledi. Asıl katma değerinin ortaya çıkacağı ikinci dalgaya ülke olarak daha iyi hazırlanmalıyız. Altyapıyı her ne kadar dünyanın dev ekonomileri sürüklüyor olsa da bu altyapı üzerine inşa edilecek yapay zeka ekonomisinde pay alma yarışında Türkiye de pek çok ülke ile eşit koşullarda start alıyor. Kamu, üniversiteler ve iş dünyası kolektif bir farkındalıkla hareket etmek zorunda.” Murat Özyeğin’in medyada dile getirdiği diğer önemli açıklamaları ise şöyle:

“DİKKATLE YÖNETİLMESİ GEREKİYOR”

“Yapay zeka başka bir boyutta geliyor. Yapay zekayla çok ilgileniyor, bu alanda çok okuma yapıyorum. Yapay zeka uygulamalarını da kullanıyorum. AI, her anlamda çok anormal bir dönüşümü getirecek ve çok dikkatli de yönetilmesi, regüle edilmesi gereken bir konu. Dünyadaki enerji ihtiyacını çok ciddi artıracak veri merkezleri gerektiriyor. Bir yandan enerji ihtiyacının bu kadar artacağı bir ortamda iklim değişikliğiyle nasıl baş edeceğiz? Küresel gelişmenin dünyaya, topluma, ekonomilere ve bize etkileri sürekli sorgulayacağımız konular olacak. Bu bağlamda her yeni iş modelini ilk kucaklayan gruplardan biri olmak tek hedefim. Grubun yönetim kurulu başkanı ve icra kurulu başkanı olarak benim tek işim bu olmalı.

2026 VE 2027’DA SAĞLIKLI BÜYÜME

Sektörel dengemizden memnunum. Her birinin birbirinden farklı açıları var. Önümüzdeki dönemde tüm şirketlerimiz organik olarak büyüyecek. 2026 ve 2027’de sağlıklı bir büyüme patikasına gireceğimize inanıyorum. Bunun paralelinde de işlerimiz gelişecek. Enflasyonu kontrol altına alma noktasındaki itinamız, dikkatimiz devam etmeli. Buna paralel biz de önümüzü gördüğümüz noktada yatırımlarımızı her alanda sürdüreceğiz. Tüm alanlarda yoğun hazırlıklarımız var. Önümüzdeki 2 yılda başta enerji ve gayrimenkul sektörleri olmak üzere 700 milyon dolar yatırım planlıyoruz. Planlanan yatırımların yüzde 33’ü yurt dışında olacak.

2019 yılında yönetim kurulu başkanlığını devralırken çok büyük değerler ve sorumluluklar da teslim aldım. Kız kardeşim Ayşecan Özyeğin Oktay ve üst yöneticilerimizle birlikte grubumuzu hep daha iyiye götürme noktasında yoğun bir çalışma içindeyiz. Bunu çok yönlü yapmaya çalışıyoruz. Değerlerimizi samimi olarak sırtımızda taşıma, bunların sorumluluğunu alma, değerlerimizi tüm çalışanlarımızla paylaşma çabasındayız.

“HANTALLAŞMAYACAĞIZ”

Vakıflarımızla, sosyal sorumluluk projelerimizle grubumuzu yakınlaştırma noktasında yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Grubumuzun mutlu insanların çalıştığı bir yapı olmasını, çok iyi bir işveren olmayı istiyoruz. İnsanımıza yatırım en büyük önceliğimiz. Bunu hep değerlerimizle bağlantılı yapıyoruz. Girişimlerle iş birlikleri gerçekleştirerek yapıyoruz. Bu noktada önceliğimiz grubumuzun esnek yapısını korumak. Kesinlikle hantallaşmayacağız. Güçlü CEO’larımızın yönettiği şirketlerimize çok alan bırakıyoruz. Şirketlerimizi merkezden yönetmiyoruz. Onlara buradan destek sağlıyoruz. Şirketlerimizin çevik, atak ve esnek olması lazım. Eğer siz grup seviyesinden şirketlerinizi yönetmeye kalkarsanız, onları yavaşlatırsınız.”

BUSINESS LIFE