CTO Bakışıyla Yeni Dönem

CTO’lar 2025’i değer üreten projelerin, yapay zeka ve otomasyonun ölçeklendiği, siber güvenliğin ise bu dönüşümün ayrılmaz bir parçası haline geldiği bir eşik yıl olarak tanımlıyor. 2026’da ajandalarında “no use case, no AI” yaklaşımı, agentic AI, veri odaklı karar mekanizmaları ve iş süreçlerini kendi kendine çalışabilir hale getiren akıllı platformlar var. Kibar Holding BT Başkan Yardımcısı Metin Erhan, “değer üreten projeler yapmak çok kritik” diyor. Pegasus Hava Yolları BT Genel Müdür Yardımcısı Barış Fındık, katma değerli alanları açıklıyor. Sanko Holding CIO’su Köksal Küçükada, “yeni bir teknoloji tasarımına odaklandık” diyor. Setur CIO’su Nilay Azizoğlu, inovasyon ve güvenlik arasında stratejik bir senkronizasyon kurduklarını söylüyor. Allianz Türkiye BT Genel Müdür Yardımcısı Evren Ayorak, yapay zekanın geniş etki alanına dikkat çekiyor. Ipekyol Group CTO’su Şevket Süreyya Çelikkanat, “değişim çok hızlı” diyor.

ERKAN ASAK I e.asak@businesslife.com.tr

Teknolojinin hem iş modellerini hem rekabet kurallarını baştan yazdığı bir dönemden geçiyoruz. Artık hiçbir sektör BT’yi yalnızca altyapı sağlayıcısı olarak tanımlamıyor tam tersine, büyüme stratejilerinin, maliyet optimizasyonunun ve sürdürülebilirliğin merkezine konumlandırıyor. Bu tabloda CTO’ların rolü, “sistemi ayakta tutan teknik lider” olmaktan çıkıp, şirketin geleceğini tasarlayan iş ortağına dönüşmüş durumda. Bu sayıda Kibar Holding BT Başkan Yardımcısı Metin Erhan, Pegasus Hava Yolları BT Genel Müdür Yardımcısı Barış Fındık, Sanko Holding CIO’su Köksal Küçükada, Setur CIO’su Nilay Azizoğlu, Allianz Türkiye BT Genel Müdür Yardımcısı ve İcra Kurulu Üyesi Evren Ayorak ve Ipekyol Group CTO’su Şevket Süreyya Çelikkanat ile konuştuk. Hiper otomasyondan agentic AI’a, omni-kanal deneyimden siber güvenlik mimarisine kadar uzanan geniş bir yelpazede, 2025’in en çok değer yaratan projelerini ve 2026’ya damga vuracak önceliklerini masaya yatırdık. Ortak payda net: Sadece “trend” olduğu için teknoloji kullanma dönemi bitti. Gerçek iş ihtiyacından doğan, ölçülebilir değer üreten, veriyi karar mekanizmasının merkezine koyan projeler yeni normal. CTO’lar, teknolojiyi artık beş yıllık planlarla değil kısa döngülerle sonuç üreten çevik yapılarla yönetiyor. İnovasyon ile güvenliği aynı denklemde ele alarak şirketlerinin dijital olgunluğunu bir üst seviyeye taşıyorlar.

 

BARIŞ FINDIK I PEGASUS HAVA YOLLARI BT GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

“GERÇEK KULLANIM AMACI OLMAYAN TEKNOLOJİYİ ÖLÇEKLEMİYORUZ”

“2025’te gördüğümüz en büyük katma değer, teknolojiyi iş birimleriyle birlikte tasarladığımız ve gerçek iş ihtiyaçlarından beslenen kullanım senaryolarında ortaya çıktı. Bizim için artık temel prensip net: “No use case, no AI.” Yani içinde gerçek bir kullanım amacı olmayan hiçbir teknolojiyi ölçeklemiyoruz.”

Operasyonların öngörülebilirliğini artıran çözümler, misafir temaslarında hız ve kişiselleştirme sağlayan dijital yetkinlikler ve veri merkezli karar alma kültürünün güçlenmesi gerçek iş ihtiyaçlarından ortaya çıktı. Burada önemli bir gerçeklik de şu: Teknoloji artık çok daha hızlı evriliyor. Bugün başlattığınız bir proje, altı ay sonra anlamını kaybedebiliyor. Bu yüzden yatırım kararlarını statik bir teknoloji yol haritasıyla değil esnek ve iş çıktısı odaklı bir yaklaşımla yönetiyoruz. 2025’te elde ettiğimiz sonuçlar da bu esnekliğin doğru karar olduğunu gösterdi.

BÜTÜNLEŞİK YAPI

Yapay zeka ve siber güvenlik alanlarını birbirinin alternatifi olarak hiç görmedik. Yapay zeka işimizi daha akıllı hale getiriyor. Güvenlik ise bu dönüşümü sürdürülebilir ve kontrollü kılıyor. Dolayısıyla burada bir “dengeden” ziyade, bütünleşik bir yapıdan söz ediyoruz. 2025 boyunca dijital çözümlerimizin çoğunda güvenlik mimarisi en baştan entegre edildi. Veri yönetişimi ve erişim hakları, yapay zekanın ölçeklenmesindeki en kritik unsurlardan biri haline geldi. İnsan-makine iş birliğinde şeffaflık ve kontrolü artıran mekanizmalar tasarlandı. Bu yaklaşım sayesinde hem yenilikçi olabildik hem güvenlik çıtasını yükselttik. 2025’in en büyük öğretisi, teknolojinin etkisinin sadece BT’den değil tüm organizasyondan geldiğiydi. İş birimleri artık teknolojiyi kendi iş modellerinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. Bu sahiplenme, dönüşümün hızını belirleyen temel faktör haline geldi. Bu da 2026 için üç net öncelik ortaya koyuyor: Gerçek iş ihtiyacından doğan kullanım senaryolarını merkezde tutmak. “No use case, no AI” prensibi aynen devam ediyor. Süreçlerde daha yüksek otonomi sağlamak. Sistemlerin öneri sunabildiği, iş akışlarının kendi kendine ilerleyebildiği çözümler artacak. Veriyi stratejik bir varlık olarak daha etkin kullanmak. Gerçek zamanlı analiz, otomasyon ve karar destek sistemleri çok daha olgun bir seviyeye taşınacak. Teknoloji planlanabilir bir çizgiden ziyade doğru zamanda doğru değer yaratmaya odaklanan çevik bir yapıda yönetiliyor.

“İŞ SÜREÇLERİ AKILLANACAK”

2026’da standartlaşmasını beklediğim şey tek bir teknoloji değil; iş süreçlerinin daha akıllı ve daha fazla kendi kendine işleyebilir hale gelmesi. Bu hem operasyonlarımızda hem misafir temaslarında hem de arka ofis süreçlerinde çok daha görünür olacak.

TEMEL YANSIMALAR

Dijital asistanların kullanıcı deneyiminin doğal bir parçası olması, operasyonel karar destek sistemlerinin gerçek zamanlı analizlerle öneri üretebilmesi, tekrarlayan iş yüklerinde otomasyonun doğal bir çalışma modeli haline gelmesi bunun temel yansımaları olacak.

KRİTİK ROL

Bu dönüşümün 2026’da daha hızlı ilerlemesini sağlayacak önemli yapılardan biri de Innovation Lab. Bu merkez hem global teknoloji ekosistemlerinden beslenen hem şirket içindeki kullanım senaryolarını sistematik olarak olgunlaştıran ana damarlarımızdan biri. 2025’te olduğu gibi 2026’da da yeni çalışma modelleri ve yeni yetkinliklerin şirket geneline yayılmasında kritik rol oynayacak.

 

NİLAY AZİZOĞLU I SETUR CIO’SU

“İNOVASYON VE GÜVENLİK ARASINDA STRATEJİK BİR SENKRONİZASYON KURDUK”

“Önceliğimiz inovasyon ve güvenliği aynı anda güçlendiren bir mimari kurmaktı. Yapay zeka yatırımlarını hızlandırırken siber güvenliği koruyucu kalkan değil entegre bir mimari olarak konumlandırdık. Zero Trust yaklaşımı ve AI destekli tehdit algılama sistemleriyle inovasyon ve güvenlik arasında stratejik bir senkronizasyon kurduk.”

2025’te en yüksek katma değeri yapay zeka odaklı iş süreçleri otomasyonu ve öngörüsel analitik sağladı. Beklentimiz operasyonel hızlanma ve yaygınlaştırma şeklindeydi ancak teknoloji ve dönüşüm hızıyla sonuçlar bunun ötesine geçti. Yapay zeka yalnızca süreçleri hızlandırmakla kalmadı öngörü kabiliyetiyle karar alma kültürünü de dönüştürdü. Bu, şirket içinde veri odaklı refleksleri kurumsal kültüre entegre etme ve rekabet avantajı sağlama yolunda önemli bir kilometre taşı oldu.

“TEKNOLOJİ KÜLTÜR YATIRIMIDIR”

2025 bize şunu öğretti: Teknoloji yatırımı artık sadece araç değil, kültür yatırımıdır. 2026’da öncelik AI’ın insan merkezli kullanımını kurumsal DNA’ya yerleştirmek olacak. Agent tabanlı yapılar, iş akışlarını yeniden tanımlarken, etik ve sorumlu AI uygulamaları rekabet avantajının temel belirleyicisi olacak. Agent tabanlı yapay zeka ekosistemlerini pilot olarak deniyoruz. Bu yapı, 2026’da müşteri deneyiminden tedarik zincirine kadar tüm süreçlerde otonom ve işbirlikçi bir standart haline gelecek. Bu dönüşüm yalnızca teknolojiyi değil kurumsal kültürü de yeniden şekillendirecek.

 

EVREN AYORAK I ALLIANZ TÜRKİYE BT GENEL MÜDÜR YARDIMCISI VE İCRA KURULU ÜYESİ

“PROJELERİMİZİ DAHA GENİŞ ALANLARA YAYGINLAŞTIRACAĞIZ”

“Yapay zeka pek çok sektörde önemli bir rol oynamaya başladı. Allianz olarak bu dönüşüme yıllar önce başladık. Bugün çoğu şirket yapay zeka ve özellikle üretken yapay zeka ve agentic AI entegrasyonuna yeni adım atarken biz Smart STP projemiz de dahil olmak üzere diğer projelerimizle de tüm branşlarda müşteri deneyimini uçtan uca yeniden tasarladık. Son üç yılda başarıyla hayata geçirdiğimiz projeleri önümüzdeki dönemde daha geniş alanlara yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.”

Yeni nesil veri odaklı bir kurum olma hedefiyle uzun yıllar önce başladığımız dijitalleşme yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu yolculukta yapay zekayı teknolojiden öte görüyoruz. Sigorta sektörü fazlasıyla insana temas eden bir sektör. Dolayısıyla teknolojiyi öncelikle insana değer katmak ve sektörün ekonomik çıktılarını yeniden şekillendirmek için kullanıyoruz. Bu vizyonla veriyi daha iyi kararlara dönüştüren bir organizasyon olmak için yapay zeka projelerine son 3 yılda önemli yatırımlar yaptık. Projelerimizle paralel olarak yatırımlarımız da her yıl katlanarak artıyor.

“DENEYİMİ DEĞERE DÖNÜŞTÜRÜYORUZ”

Bugüne kadar yaptığımız yatırımlar sayesinde edindiğimiz deneyimi değere dönüştürmeye başladık. Yapay zeka bizim için bir araç olmaktan öte sorumluluk paylaştığımız en önemli paydaş. 300 kişiye yakın BT ekibimizin desteğiyle çeviklik, dayanıklılık ve teknik modernizasyonu yönetme performansımız çok yüksek. Allianz Türkiye olarak geliştirdiğimiz Smart STP projemiz, sağlık sigortası provizyon süreçlerinde karar verme mekanizmasını yüzde 92 otomasyona çıkartan Türkiye’deki ilk yapay zeka destekli sistem olarak bu yıl büyük bir etki yarattı. Söz konusu sistem, bu ölçek ve etki düzeyiyle sadece Allianz bünyesinde değil sigorta sektöründe de bir dönüşüm gerçekleştirdi. Derin öğrenme algoritmalarından bulut tabanlı mimariye kadar uzanan güçlü teknik altyapısı sayesinde sürekli kendini geliştiren ve ölçeklenebilen bir sistem olarak konumlanan Smart STP, Allianz Grubu içinde örnek gösterilen bir başarı öyküsüne dönüştü.

 

KÖKSAL KÜÇÜKADA I SANKO HOLDİNG CIO’SU

“YENİ BİR TEKNOLOJİ TASARIMINA ODAKLANDIK”

“Yeni dönemde teknoloji tüketen şirketler değil teknolojiyi entegre ederek kendi sistemlerini kuran şirketler öne çıkacak. Bu nedenle 2026 için öncelikli yaklaşımımız Agentic AI modellerimizi ölçekleyerek süreçlerimizin daha büyük kısmını kendi kendine karar alabilen yapılar haline getirmek. İnsan–makine iş birliğini güçlendiren, operasyonları sadece hızlandırmakla kalmayıp yeniden şekillendiren bir teknoloji tasarımına odaklanıyoruz.”

2025 bizim için yalnızca bilgi teknolojileri altyapımızı güçlendirdiğimiz bir yıl değil aynı zamanda veri, otomasyon ve yapay zeka odaklı iş modellerinin ve çözümlerinin temelini attığımız bir dönüm noktası oldu. RPA ve AI teknolojilerini birleştirdiğimiz AgenticAI projelerimiz en yüksek verimlilik elde ettiğimiz çalışmalar arasında yer alıyor. Bu dönemde, ekiplerimizle yalnızca Ar-Ge seviyesinde kalmayıp sahada, şirketlerimizde uygulanabilir birçok ürün geliştirdik. SAP verileriyle konuşabilen, dokümantasyon bilgisini öğrenen ve akıllı sorgulamalar yapabilen SANWise; İSG ihlallerini anlık tespit eden SANVision; üretimde kalite kontrol, defo analizi, sayım ve malzeme doğrulama süreçlerini otomatikleştiren görüntü işleme çözümlerimiz, somut çıktılarımızdan bazıları oldu. Ayrıca tekrarlayan rutin işleri yazılım robotlarımıza devrederek bugün 10’dan fazla robotumuzun 7/24 çalışmasını sağladık ve bu sayede insan kaynağımız stratejik önemi yüksek konulara odaklandı.

AYNI DENKLEMDE İKİ STRATEJİK ÖNCELİK

Tüm operasyonlarımızı dijitalleştirdiğimiz bir dönemde, siber güvenlik ve yapay zekayı birbirinden ayrı değil aynı denklemde ele alınması gereken iki stratejik öncelik olarak konumlandırdık. Çünkü bugün yapay zeka şirketlere hız kazandırırken tehdit aktörleri de benzer teknolojileri kullanarak yeni saldırı vektörleri geliştiriyor. Sanko olarak tüm fonksiyonlarımızı dijital ortamda yönetiyoruz. Bu durum kapsamlı ve dayanıklı bir siber güvenlik altyapısını zorunlu kılıyor. Bu doğrultuda uzun zamandır hem altyapı yatırımlarımızı güçlendiriyor hem özellikle yedekleme sistemlerimizin her koşulda erişilebilir ve güvenli olduğundan emin olacağımız yapılar geliştiriyoruz.

 

METİN ERHAN I KİBAR HOLDİNG BT BAŞKAN YARDIMCISI

“DEĞER ÜRETEN PROJELER YAPMAK ÇOK KRİTİK”

“Sanayi şirketleri açısından zor bir dönemden geçiliyor. Bu nedenle teknoloji yatırımlarının verimliliği ve ürettiği değer kapasitesini iyi hesaplamak gerekiyor. Moda veya trend olduğu için değil de değer üreten projeler yapmak çok kritik. Maliyetlerin döviz bazında ulaştığı bu seviyelerde rekabetçiliği koruyabilmek için hiper otomasyon, yapay zeka, ileri analitik ve özellikle üretim sahasında ve lojistik hizmetlerinde optimizasyon, hız ve verimlilik sağlayan projeleri yapmaya devam etmek, şirketlerin sürdürülebilirliği açısından da çok kritik.”

2025’te teknoloji yatırımlarımız arasında birçok domain’de önemli optimizasyon ve verimlilik değeri yaratıldığını söyleyebilirim. Bunlar arasında hiper otomasyon, ileri analitik, altyapı konsolidasyon/optimizasyon ve taleplerin/projelerin ağırlıklı olarak inhouse kaynaklarla kotarılabilir hale gelmesi bir adım öne çıkabilir. Tüm topluluk şirketleri için oluşturduğumuz stratejik yol-haritasıyla bu öncelikler halihazırda uyuştuğu için beklentilerin önemli ölçüde karşılandığını söyleyebilirim.

YAPAY ZEKA VE SİBER GÜVENLİK ZORUNLU

Yapay zeka ve siber güvenlik teknolojileri domain’inin paralel olarak yürütülmesi günümüz şartlarında bir zorunluluk. Her yıl dijital altyapımızı güçlendiriyoruz ve buna uygun stratejik yatırımlarımıza devam ediyoruz. Tabii ki özellikle yapay zeka ve ileri analitik önemli bir odak noktamız. Biz de bu nedenle topluluk genelinde bu bağlamdaki kullanıcı örenği sayısını artırmaya çalışıyoruz. Bir boyutuyla dijitalleşme momentumu bu kadar artmışken siber güvenlik konusundaki yatırımlarımızı azaltmamız mümkün değil. Periyodik olarak yaptığımız benchmark çalışmaları da olgunluk seviyemizin iyi bir seviyede olduğunu bize gösteriyor. Bizim gibi sanayi gruplarında özellikle OT güvenliğinin her geçen gün önemini artırdığını da not etmek gerektiğini düşünüyorum.

“SANAYİ İÇİN ZOR DÖNEMDEYİZ”

Sanayi firmaları için zor bir dönemden geçiliyor bu nedenle yapılan teknoloji yatırımlarının verimliliği ve ürettiği değer kapasitesini iyi hesaplamak ve ölçmek gerekiyor. Moda veya trend olduğu için değil de değer üreten projeler yapmak çok kritik. Maliyetlerin döviz bazında ulaştığı bu seviyelerde rekabetçiliği koruyabilmek için hiper otomasyon, YZ/İleri Analitik ve özellikle üretim sahasında ve lojistik hizmetlerinde optimizasyon, hız ve verimlilik sağlayan projeleri yapmaya devam etmek, şirketlerin sürdürülebilirliği açısından da çok kritik. Ayrıca ERP sistemlerinin verimliliği ve sürekliliği halen birçok kurum için hayati önemini koruyor. 2026’da özellikle Agentic-AI (YZ ajanları) ve ISG ve Kalite kontrol süreçlerini adresleyen görüntü işleme bazlı YZ uygulamaları artık standart hale geliyor.

 

ŞEVKET SÜREYYA ÇELİKKANAT I IPEKYOL GROUP CTO’SU

“DEĞİŞİM ÇOK HIZLI”

“Teknoloji artık beş yıllık stratejilerle yönetilebilecek bir alan değil. Değişim o kadar hızlı ki planlamayı kısa periyotlarla, sonuç üreten döngülerle yapmak zorundayız. Bu yıl en çok değer yaratan projelerin kapsamı doğru belirlenmiş ve altı ay içinde hayata geçebilen işler olduğunu gördük.”

2025 yılında en yüksek katma değeri, mağazalar, depolar ve dijital kanallar arasında tam entegrasyon sağlayan omni-kanal altyapımızda gördük. Çünkü perakendenin artık tek bir kanaldan akmadığını, müşterinin markayla temas ettiği her noktada aynı deneyimi beklediğini hep birlikte gözlemledik. Bu sistem, stokları tek merkezden yönetebilmemizi, “yok satışı” büyük ölçüde azaltmamızı ve müşterinin online gördüğü bir ürünü mağazadan aynı hızda ulaşılabilir kılmamızı sağladı. Bu yapının hem müşteri deneyimine hem operasyonel verimliliğe bu kadar hızlı etki etmesi bizi memnun etti, beklentilerimizle oldukça örtüştü.

“İKİ KATMANLI DÜŞÜNDÜK”

2025’i planlarken teknolojiyi iki katmanlı düşündük: Biri “güvenli ve kesintisiz altyapı”, diğeri “işi dönüştüren yeni teknolojiler.” Siber güvenlik ve altyapı dayanıklılığı bu nedenle yılın ilk yarısında en kritik başlığımızdı. Çünkü gelişmiş uygulamalar ancak sağlam bir sistem üzerinde anlamlı hale geliyor. Bu güvenli temeli sağladıktan sonra işimizi hızlandıran ve geliştiren yapay zeka destekli projelere yöneldik. Özellikle yazılım geliştirme hızının artması, veri kullanımının daha sistematik hale gelmesi ve operasyonel kararların daha akıllı mekanizmalarla desteklenmesi bizi önemli bir seviyeye taşıdı. Dolayısıyla bu iki alanı karşı karşıya koymak yerine birini diğerinin ön koşulu olarak konumlandırdık.

BÜTÜNÜN ANALİZİ

2025 bize şunu çok net öğretti. Teknoloji artık beş yıllık stratejilerle yönetilebilecek bir alan değil. Değişim o kadar hızlı ki planlamayı kısa periyotlarla, sonuç üreten döngülerle yapmak zorundayız. Bu yıl en çok değer yaratan projelerin kapsamı doğru belirlenmiş ve altı ay içinde hayata geçebilen işler olduğunu gördük. Ayrıca süreçlere parça parça bakmanın yerine, işin bütün akışını analiz ederek karar vermenin sonuçları çok daha güçlü oldu.

BUSINESS LIFE