Sürdürülebilirlik artık markalar için somut sonuçlarla desteklenmesi gereken stratejik bir öncelik. Şişecam Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Yılmaz Erceyes, sürdürülebilir ambalaj çözümlerine odaklandıklarını söylüyor. LC Waikiki Müşteri İçgörüleri Ve Pazarlama İletişiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinem Akgül, çocukların gelişimine yapılan yatırımların önemini vurguluyor. Migros Grubu Pazarlama İcra Kurulu Üyesi Ekmel Baydur, yerli hayvancılığı destekleyen yatırımları anlatıyor. Mavi Global CMO’su Işıl Bayraktar Buldur, sürdürülebilirliğin marka değerindeki rolüyle öne çıkıyor. Ülker CMO’su Mustafa Kabakçı, onarıcı tarımın marka güvenine katkısını gündeme taşıyor. Besler Pazarlama, İletişim ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Gülizar Öcal Doğan, kadın çiftçileri destekleyen projelere önem veriyor. Brisa Pazarlama ve Planlama Genel Müdür Yardımcısı Cenk Koçdor, sürdürülebilir tedarik uygulamalarıyla dikkat çekiyor. Boyner Pazarlama ve Marka Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Aslı Demir Gönül, yapay zeka destekli sürdürülebilir perakende dönüşümüyle öne çıkıyor. Hayat Kimya Strateji Ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Aysel Aydın ise kız çocuklarının gelişimini destekleyen sosyal fayda projelerine odaklanıyor.
GÜVEN BORÇA I g.borca@businesslife.com.tr
SÖZ DEĞİL SONUÇ ÖNEMLİ
Sürdürülebilirlikte güçlü söylemlerin dönemi geride kalıyor. Tüketici artık markaların ne vaat ettiğinden çok ne yaptığını ve hangi sonuçları elde ettiğini görmek istiyor. Bu nedenle sürdürülebilir pazarlamanın temelinde ölçülebilir, doğrulanabilir ve kalıcı uygulamalar bulunmalı. Türkiye'deki örnekler bu dönüşümün farklı boyutlarını ortaya koyuyor. Şişecam'ın daha az kaynak kullanan ambalaj çözümleri, Ülker'in onarıcı tarım çalışmaları, Mavi'nin All Blue stratejisi ve Brisa'nın sürdürülebilir tedarik programı çevresel dönüşüme odaklanıyor. Besler'in kadın çiftçileri destekleyen uygulamaları, Hayat Kimya'nın kız çocuklarına yönelik eğitim programları ve LC Waikiki'nin çocukların gelişimine katkı sağlamayı amaçlayan çalışmaları ise sosyal faydanın marka stratejileriyle nasıl buluştuğunu gösteriyor. Burada asıl kritik nokta, faaliyetle sonuç arasındaki farkı ortaya koyabilmek. Kaç kişiye ulaşıldığı, ne kadar kaynak tasarrufu sağlandığı, hangi çevresel etkinin azaltıldığı ve bu çalışmaların ne ölçüde kalıcı değer yarattığı önemli. Üstelik hedeflerle gerçekleşen sonuçları da birbirinden ayırmak gerekiyor. Pazarlama liderlerinin yeni sorumluluğu, sürdürülebilirliği gerçek ve somut çıktıları tüketicinin anlayabileceği bir marka değerine dönüştürmek. Çünkü sürdürülebilirlikte güveni yaratan artık kanıtlanabilir sonuçlar.
MUSTAFA KABAKÇI I ÜLKER CMO’SU
TARLADAN BAŞLAYAN MARKA DEĞERİ

Ülker, Onarıcı Tarım Programı ile COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri'nde sürdürülebilir tarım ve gıda sistemleri kategorisinde ikincilik elde etti. CMO Mustafa Kabakçı'nın pazarlama sorumluluğu açısından bu çalışma, sürdürülebilir hammaddenin tüketici güveni, marka itibarı ve ürün değerine nasıl dönüştürülebileceğini gösteren önemli bir örnek oluşturuyor.
Gıda sektöründe sürdürülebilirlik, üretim tesislerinden çok daha önce, tarım alanlarında başlıyor. Toprağın korunması, doğal kaynakların verimli kullanılması ve tarımsal üretimin uzun vadeli dayanıklılığının artırılması, gıda şirketlerinin gelecek stratejilerinde giderek daha fazla önem kazanıyor. Türkiye'nin köklü gıda markalarından Ülker de bu dönüşümü Onarıcı Tarım Programı üzerinden ele alıyor. Şirketin programı, 2026 COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri'nde sürdürülebilir tarım ve gıda sistemleri kategorisinde ikincilik kazandı. Ödül, tarımsal üretimle gıda sanayisinin sürdürülebilirlik hedefleri arasındaki bağlantıyı görünür kıldı.
HAMMADDEDEN TÜKETİCİ GÜVENİNE
Onarıcı tarım yaklaşımı, yalnızca üretimin çevresel etkilerini azaltmayı değil tarımsal ekosistemlerin iyileştirilmesini de hedefleyen uygulamaları kapsıyor. Bu yaklaşım gıda üreticileri için tedarik güvenliği, kaynak verimliliği ve uzun vadeli üretim kapasitesi açısından önem taşıyor. Pazarlama perspektifinden bakıldığında ise farklı bir değer alanı ortaya çıkıyor. Tüketici, satın aldığı ürünün kalitesi ve fiyatının yanında, üretim süreçlerinin nasıl yönetildiğiyle de ilgilenebiliyor. Bu nedenle tarımsal sürdürülebilirlik çalışmalarının marka iletişiminde doğru biçimde ele alınması, şirketlerin güven ilişkisini güçlendirebilecek bir unsur haline geliyor. Ülker CMO'su Mustafa Kabakçı'nın görev alanı açısından Onarıcı Tarım Programı, şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımının marka değerine nasıl yansıtılabileceğine ilişkin önemli bir örnek sunuyor. Gıda sektöründe sürdürülebilirlik iletişiminin en önemli koşullarından biri, çevresel iddiaların somut uygulamalarla desteklenmesi. Toprağın korunması veya tarımsal üretimin iyileştirilmesi gibi teknik konuların tüketici tarafından anlaşılabilir hale getirilmesi de pazarlama ekiplerinin karşılaştığı önemli görevler arasında. Ülker'in önündeki fırsat, tarımdan başlayan sürdürülebilirlik yaklaşımını yalnızca kurumsal sorumluluk başlığı altında değil markanın uzun vadeli güven ve kalite anlayışıyla birlikte anlatmak. Bu bağlantının güçlendirilmesi, sürdürülebilirlik yatırımlarının marka açısından daha kalıcı bir değere dönüşmesine katkıda bulunabilir.
SİNEM AKGÜL I LC WAIKIKI MÜŞTERİ İÇGÖRÜLERİ VE PAZARLAMA İLETİŞİMİNDEN SORUMLU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
“ÇOCUKLARIN GELECEĞİNE YAPILAN HER YATIRIM DEĞERLİ”

“LC Waikiki olarak ‘İyi giyinmek herkesin hakkı’ anlayışımızı, çocukların kendilerini iyi hissetme, düşüncelerini özgürce ifade edebilme ve farklılıklarıyla kabul görme hakkını da kapsayan bir yaklaşımla ele alıyoruz. TEGV ile hayata geçirdiğimiz Yaşamsal Gelişim Yolculuğu Eğitim Programı’yla çocukların bu alanlarda güçlenmelerini desteklemeyi ve toplumsal yaşama duyarlılıkla yaklaşan bireyler olarak gelişimlerine katkıda bulunmayı önemsiyoruz.”
LC Waikiki olarak ‘İyi giyinmek herkesin hakkı’ anlayışımızı, çocukların kendilerini iyi hissetme, düşüncelerini özgürce ifade edebilme ve farklılıklarıyla kabul görme hakkını da kapsayan bir yaklaşımla ele alıyoruz. Çünkü çocukların kendilerini tanımaları, duygularını ifade edebilmeleri, yaşamları boyunca ihtiyaç duyacakları temel beceriler arasında yer alıyor. Günümüzün giderek karmaşıklaşan dünyasında çocukların karşılaştıkları zorluklarla baş edebilmeleri, farklılıklara saygı duymaları ve davranışlarının başkaları üzerindeki etkisini kavrayabilmeleri de büyük önem taşıyor.
“TOPLUMSAL YAŞAMA DUYARLILIKLA YAKLAŞAN BİREYLER”
TEGV ile hayata geçirdiğimiz Yaşamsal Gelişim Yolculuğu Eğitim Programı’yla çocukların bu alanlarda güçlenmelerini desteklemeyi ve toplumsal yaşama duyarlılıkla yaklaşan bireyler olarak gelişimlerine katkıda bulunmayı önemsiyoruz. Çocukların bugün kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri ve geleceğe daha donanımlı hazırlanmaları için yapılan her yatırımın değerli olduğuna inanıyoruz.
EKMEL BAYDUR I MİGROS GRUBU PAZARLAMA İCRA KURULU ÜYESİ
“TÜRKİYE’YE KALICI DEĞER SAĞLAYACAĞIZ”

“Migros olarak yılda 40 bin ton dana ve kuzu etini müşterilerimizle buluşturuyor, Türkiye'nin dört bir yanındaki yetiştiricilerimizden yılda yaklaşık 600 bin küçükbaş ve 100 bin büyükbaş hayvan tedarik ediyoruz. Mevcut hayvan varlığından ürün elde eden yapıya, et ırkı damızlık hayvanların Türkiye’de çoğalmasını ve yeni anaçların burada yetişmesini esas alan uzun vadeli bir üretim modeli ekledik.”
Migros olarak, yılda 40 bin ton dana ve kuzu etini müşterilerimizle buluşturuyor, Türkiye'nin dört bir yanındaki yetiştiricilerimizden yılda yaklaşık 600 bin küçükbaş ve 100 bin büyükbaş hayvan tedarik ediyoruz. Besi çiftliğimiz ve MİGET et üretim işletmemizin yanında, bu zincirin ilk adımına katkı sağlayan damızlık hayvan çiftliğimizi hayata geçirdik. Mevcut hayvan varlığından ürün elde eden yapıya, et ırkı damızlık hayvanların Türkiye’de çoğalmasını ve yeni anaçların burada yetişmesini esas alan uzun vadeli bir üretim modeli ekledik. Ölçeği, teknolojisi ve uçtan uca izlenebilirliğiyle bu yatırımın kırmızı et üretiminde Türkiye’ye kalıcı bir değer sağlayacağına inanıyoruz.
YEREL ÜRETİM VE DÖNGÜSEL EKONOMİYE KATKI
Aydın’ın Koçarlı ilçesinde 10 bin büyükbaş hayvan kapasitesine ulaşabilen Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftliği’ni hizmete açtık. İlk etapta 3 bin 600 Angus ve Hereford et ırkı anaç sığırla üretime başlanan çiftlikte 600 buzağı doğumu gerçekleşti. Yıllık 5 bin buzağı üretim kapasitesine ulaşılması hedefleniyor. Toplam 140 bin metrekarelik operasyon alanında kurulan 9 milyon Euro değerindeki tesiste, hayvanların gelişimi ve genetik ıslah süreçleri teknolojik ve kayıtlı yetiştiricilik sistemleriyle yönetiliyor. Çiftlik, 1 milyar TL değerinde hayvan ve yem stoğuyla faaliyet gösteriyor. Çiftliğin yem ihtiyacında kullanılan sezonluk bitkiler çevredeki çiftçilerden tedarik edilerek yerel üreticilere düzenli ve öngörülebilir bir pazar oluşturuluyor. Meyve suyu üreticilerinden meyve posaları alınarak sıfır atık yaklaşımıyla döngüsel ekonomiye katkı sağlanıyor.
GÜLİZAR ÖCAL DOĞAN I BESLER PAZARLAMA, İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİKTEN SORUMLU BAŞKAN YARDIMCISI
TARIMIN KADIN YILDIZLARINI MARKA DEĞERİNE TAŞIYOR

Besler Pazarlama, İletişim ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Gülizar Öcal Doğan, sürdürülebilirliği marka stratejisinin önemli bir parçası olarak ele alıyor. SuperFresh'in “Tarımın Kadın Yıldızları” projesiyle kadın çiftçilerin güçlenmesine katkı sağlanırken, “Ege'den Hasat” ürünleriyle sosyal fayda tüketiciyle buluşturuluyor. Şirketin “Döngüsel Bereket” yaklaşımı da kaynak verimliliğini marka iletişimine taşıyor.
Sürdürülebilirliği pazarlama stratejisiyle bütünleştiren şirketler, toplumsal fayda çalışmalarını tüketiciyle kurdukları ilişkinin bir parçasına dönüştürüyor. Besler de bu yaklaşımı SuperFresh başta olmak üzere farklı markalarında hayata geçiriyor. Şirketin pazarlama, iletişim ve sürdürülebilirlik çalışmalarını yöneten Gülizar Öcal Doğan, marka yönetimiyle çevresel ve toplumsal sorumluluğu aynı stratejik çerçevede buluşturuyor. 2022 yılından bu yana Besler'de CMO olarak görev yapan Doğan, 2026'da Pazarlama, İletişim ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi.
KADIN ÇİFTÇİLERİ MARKANIN HİKAYESİNE TAŞIDI
Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri, SuperFresh'in 2022 yılında başlattığı “Tarımın Kadın Yıldızları” projesi. Tarımda fırsat eşitliğini desteklemeyi amaçlayan program kapsamında kadın çiftçilere eğitim, tohum ve finansman desteği sağlanıyor. Projenin ilk üç yıl için belirlenen hedeflerine bir yılda ulaşılırken yılda 1.500 kadın çiftçiye erişecek eğitim programları geliştirildi. Finansal okuryazarlık, ekolojik okuryazarlık, girişimcilik ve yapay zekâ bu eğitimlerin başlıkları arasında yer alıyor. Projenin pazarlama açısından en dikkat çekici uygulaması ise “Ege'den Hasat” oldu. Kadın çiftçilerin yetiştirdiği bezelyeler, özel etiketli ambalajlarla tüketicilere sunuldu. Ambalajlarda üretici kadınların hikayelerine de yer verildi. Böylece sosyal sorumluluk çalışması, ürün ve tüketici deneyimiyle doğrudan ilişkilendirildi. Doğan'ın açıklamalarında da bu uygulama, projenin yarattığı somut değerin tüketiciyle buluşturulması olarak öne çıkıyor.
15 MİLYONU AŞAN ERİŞİM
Besler'in sürdürülebilirlik iletişimindeki bir diğer yaklaşımı “Döngüsel Bereket”. Şirket, sıfır atık politikasıyla yürüttüğü sebze ve meyve üretim süreçlerini bu kavram altında anlatıyor. “Dondurulmuş Gıda İyidir” buluşmaları ve iletişim çalışmalarıyla kaynakların verimli kullanımı konusunda farkındalık oluşturuluyor. Besler'in 2026 faaliyet raporuna göre bu çalışmalar 15 milyonun üzerinde erişim sağladı. Gülizar Öcal Doğan'ın pazarlama liderliği açısından öne çıkan nokta, sürdürülebilirlik çalışmalarının yalnızca kurumsal iletişimde kalmaması. Kadın çiftçilerin desteklenmesi, ürün ambalajlarında üretici hikayelerinin kullanılması ve kaynak verimliliğinin tüketici iletişimine taşınması, toplumsal ve çevresel faydayı marka deneyimiyle buluşturan somut uygulamalar olarak dikkat çekiyor.
ASLI DEMİR GÖNÜL I BOYNER PAZARLAMA VE MARKA YÖNETİMİ GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
YAPAY ZEKAYLA SÜRDÜRÜLEBİLİR PERAKENDE DÖNÜŞÜMÜ

Boyner, AI ile Sürdürülebilir Perakende Uygulaması projesiyle Sürdürülebilir İş Ödülleri'nde Yapay Zeka ile Dönüşüm kategorisinde ödül kazandı. Aralık 2025'te Pazarlama ve Marka Yönetimi Genel Müdür Yardımcılığı görevine başlayan Aslı Demir Gönül'ün sorumluluk alanı açısından bu çalışma, teknoloji, müşteri deneyimi ve sürdürülebilirlik arasındaki ilişkinin giderek güçlendiğini gösteriyor.
Perakende sektöründe sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm, giderek daha fazla ortak bir gündem etrafında buluşuyor. Stok yönetimi, ürün iadeleri, kaynak kullanımı ve lojistik süreçlerinin iyileştirilmesi, şirketlerin hem operasyonel verimlilik hem çevresel performans hedefleri açısından önem taşıyor. Yapay zeka uygulamaları da bu dönüşümün önemli araçlarından biri haline geliyor. Boyner'in AI ile Sürdürülebilir Perakende Uygulaması projesi, teknoloji ile sürdürülebilirliği bir araya getiren örneklerden biri. Şirket, söz konusu projeyle Sürdürülebilir İş Ödülleri'nde Yapay Zeka ile Dönüşüm kategorisinde ödül kazandı. Boyner'in açıklamasına göre uygulama, atıkların, iadelerin ve karbon etkisinin azaltılmasını hedefliyor.
MÜŞTERİ DENEYİMİNDE YENİ DÖNEM
Perakendede sürdürülebilirlik çalışmalarının önemli bir bölümü tüketicinin doğrudan görmediği süreçlerde yürütülüyor. Ancak stokların daha etkin yönetilmesi, gereksiz lojistik hareketlerinin azaltılması ve iade süreçlerinin iyileştirilmesi, müşteri deneyimini de etkileyebilecek alanlar arasında bulunuyor. Yapay zekanın bu süreçlerde kullanılması, sürdürülebilirlik hedeflerinin operasyonel kararlarla daha güçlü biçimde ilişkilendirilmesine olanak tanıyor. Bu nedenle teknoloji yatırımları, yalnızca maliyet ve verimlilik açısından değil müşteri odaklı perakende anlayışının gelişimi bakımından da önem taşıyor.
Boyner'de Aralık 2025'te Pazarlama ve Marka Yönetimi Genel Müdür Yardımcılığı görevine başlayan Aslı Demir Gönül, şirketin marka ve pazarlama faaliyetlerinden sorumlu yönetici olarak görev yapıyor. Boyner'in sürdürülebilir perakende uygulamaları, Gönül'ün sorumluluk alanı açısından önemli bir iletişim ve marka değeri konusu oluşturuyor. Pazarlama açısından temel fırsat, teknolojik dönüşümün müşteriye sağladığı faydaları anlaşılır biçimde ortaya koymak. Boyner'in ödüllü projesi, perakendede sürdürülebilirliğin yalnızca ürün tercihleriyle değil iş süreçlerinin yeniden tasarlanmasıyla da ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu dönüşümün müşteri deneyimine yansıması, şirketin pazarlama stratejisi açısından önemli bir değer alanı oluşturuyor. Birlikte ürettiğimiz, cesurca denediğimiz ve etkisini ölçmeye önem verdiğimiz işlerle sektörümüzde de ilklere imza atmaya devam edeceğiz. Markamızın hikayesini anlatırken müşterilerimiz ve toplum için yarattığımız değeri görünür kılmayı iletişim yaklaşımımızın merkezinde tutmayı sürdüreceğiz.
CENK KOÇDOR I BRİSA PAZARLAMA VE PLANLAMA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİKTEN MARKA GÜVENİNE

Brisa, SusPro-Sürdürülebilir Tedarik Programı ile COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri'nde düşük karbonlu dönüşüm, enerji ve kaynak verimliliği kategorisinde ikincilik kazandı. Pazarlama ve Planlama Genel Müdür Yardımcısı Cenk Koçdor'un görev alanı açısından bu başarı, sürdürülebilir tedarik uygulamalarının kurumsal müşteri ilişkileri ve marka güveniyle bağlantısını değerlendirmek için önemli bir örnek oluşturuyor.
Otomotiv ve lastik sektöründe sürdürülebilirlik, yalnızca nihai ürünün çevresel performansıyla sınırlı değil. Hammaddelerin temin edilmesinden üretim süreçlerine, lojistikten tedarikçi ilişkilerine kadar uzanan geniş bir değer zincirini kapsıyor. Özellikle büyük sanayi şirketleri için tedarik zincirinin çevresel ve sosyal performansı, uzun vadeli rekabet gücünün önemli unsurlarından biri haline geliyor. Brisa'nın SusPro-Sürdürülebilir Tedarik Programı, bu yaklaşımı merkeze alan uygulamalardan biri. Program, 2026 COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri'nde düşük karbonlu dönüşüm, enerji ve kaynak verimliliği kategorisinde ikincilik kazandı.
TEDARİK ZİNCİRİNİN STRATEJİK ROLÜ
Tedarik zincirinde sürdürülebilirlik, şirketlerin yalnızca kendi operasyonlarına değil birlikte çalıştıkları iş ortaklarının uygulamalarına da odaklanmasını gerektiriyor. Bu yaklaşım, çevresel etkilerin daha geniş bir alanda ele alınmasına olanak sağlarken iş sürekliliği ve risk yönetimi açısından da önem taşıyor. Brisa'nın SusPro programı, sürdürülebilirliğin şirket sınırlarının ötesine taşınmasını hedefleyen bir çalışma olarak öne çıkıyor. Programın ödüllendirilmesi, tedarik zinciri dönüşümünün şirketlerin sürdürülebilirlik performansında taşıdığı önemi görünür kılıyor. Pazarlama açısından bakıldığında, tedarik zincirinin sürdürülebilirlik performansı özellikle kurumsal müşterilerle ilişkilerde farklı bir önem kazanıyor. Satın alma kararlarında ürün kalitesi, fiyat ve teslimat koşullarının yanında çevresel standartlar ve tedarikçi uygulamaları da değerlendirilebiliyor. Brisa için önemli fırsatlardan biri, tedarik zincirinde geliştirilen sürdürülebilirlik uygulamalarını kurumsal müşteri ilişkilerinde güven, şeffaflık ve uzun vadeli iş ortaklığı unsurlarıyla birlikte değerlendirmek. Böylece sürdürülebilirlik, yalnızca operasyonel performansın değil markanın ticari ilişkilerindeki güvenilirliğinin de destekleyici unsurlarından biri haline gelebilir.
AYSEL AYDIN I HAYAT KİMYA STRATEJİ VE PAZARLAMADAN SORUMLU BAŞKAN YARDIMCISI
KIZ ÇOCUKLARININ GELECEĞİNİ MARKA AMACIYLA BULUŞTURUYOR

Hayat Kimya Strateji ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Aysel Aydın, sürdürülebilirliği toplumsal fayda ve marka stratejisiyle buluşturan çalışmalara öncülük ediyor. Molped'in “Bir Kız Bin Umut” programıyla ilk yılda 8 ildeki 40 okulda yaklaşık 10 bin kız öğrenciye ulaşılması hedefleniyor. Kız Sözü Akademi ile 250 genç kadına eğitim verilirken Molfix'in Hayat Bağım projesiyle 195 bin ebeveyne ulaşıldı.
Sürdürülebilir pazarlamanın yeni döneminde markalar yalnızca ürünleriyle değil toplumsal sorunlara sundukları çözümlerle de farklılaşıyor. Hayat Kimya, Molped ve Molfix markalarıyla yürüttüğü sosyal fayda projelerini uzun vadeli marka yaklaşımının bir parçası olarak konumlandırıyor. Şirketin 2016 yılından bu yana Strateji ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Aysel Aydın, farklı pazarlardaki marka stratejilerini yönetirken tüketici ihtiyaçlarıyla toplumsal faydayı buluşturan çalışmaları da gündeme taşıyor.
10 BİN KIZ ÖĞRENCİYE ULAŞMA HEDEFİ
Molped'in 2026 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü iş birliğiyle başlattığı “Bir Kız Bin Umut” Fırsat Eşitliği Gelişim Programı, bu yaklaşımın güncel örneklerinden biri. Bitlis, Hakkari, Kastamonu, Muş, Erzurum, İstanbul, Isparta ve Şanlıurfa'daki 40 okulda uygulanması planlanan program, 7 ve 8'inci sınıflarda öğrenim gören yaklaşık 10 bin kız öğrenciyi hedefliyor. Akademisyenler tarafından hazırlanan eğitim içeriklerinin 8 sağlık uzmanı ve 40 rehber öğretmen aracılığıyla öğrencilere aktarılması öngörülüyor. Programın tanıtımını üstlenen Aydın, kız çocuklarının yalnızca fiziksel değil psikolojik ve sosyal gelişimlerinin de desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Projenin ikinci aşamasında öğrencilere eğitim bursu sağlanması da hedefler arasında bulunuyor.
250 GENÇ KADINA EĞİTİM
Molped'in daha önce hayata geçirdiği Kız Sözü Akademi de kadınların güçlenmesini odağına alan projelerden biri. Program kapsamında 18-25 yaş aralığındaki 250 genç kadına 12 haftalık kişisel gelişim eğitimi verildi. Kız Sözü Koçluk Destek Programı kapsamında ise 100 günde 100 kişiye koçluk desteği sağlandı. Hayat Kimya'nın bir diğer markası Molfix'in Hayat Bağım projesinde de ölçülebilir sonuçlar bulunuyor. Aydın'ın 2026 yılında paylaştığı verilere göre proje kapsamında 31 ildeki 40 hastanede 195 bin ebeveyne ve 5 bin 500 sağlık çalışanına ulaşıldı, 4 bin 700 eğitim gerçekleştirildi. Bu projelerin ortak noktası, markaların faaliyet gösterdikleri kategorilerle toplumsal ihtiyaçlar arasında doğrudan ilişki kurulması. Molped genç kızların gelişimine, Molfix ise ebeveynlerin bilinçlendirilmesine odaklanıyor. Aydın'ın pazarlama liderliği açısından bu çalışmalar, marka amacının kampanya iletişiminin ötesine geçerek uzun vadeli sosyal fayda programlarıyla desteklenmesine örnek oluşturuyor.
YILMAZ ERCEYES I ŞİŞECAM PAZARLAMA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE VERİMLİLİĞİ BİR ARAYA GETİRİYORUZ”

“Ultra hafif şişelerimizle sürdürülebilirlik, yüksek performans ve lojistikle operasyonel verimliliği bir araya getiren yenilikçi cam ambalaj çözümleri geliştiriyoruz. Güvenilir tedarik ve küresel erişimin yanı sıra, daha akıllı üretim, daha fazla esneklik ve hızlı teslimat çözümleri sunuyoruz.”
Ultra hafif şişelerimizle sürdürülebilirlik, yüksek performans ve lojistik ile operasyonel verimliliği bir araya getiren yenilikçi cam ambalaj çözümleri geliştiriyoruz. 300 gramlık şişemiz, kendi ağırlık sınıfındaki en uzun şişe olarak bu yaklaşımımızı ortaya koyuyor. Güvenilir tedarik ve küresel erişimin yanı sıra, daha akıllı üretim, daha fazla esneklik ve hızlı teslimat çözümleri sunuyoruz. Kaposvár’daki yeni nesil tesisimiz ve küresel markalarla yürüttüğümüz projeler sayesinde müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha hızlı ve etkin yanıt verebiliyoruz.
“6 KITADA 530 KÜRESEL MARKAYA ULAŞIYORUZ”
90 yılı aşkın cam üretimi deneyimimiz, 4 ülkedeki 10 tesisimiz, 3,2 milyon ton cam ambalaj üretimimiz ve 6 kıtada 530 küresel markaya ulaşan ağımızla cam ambalajın geleceğini şekillendiriyoruz.
IŞIL BAYRAKTAR BULDUR I MAVİ GLOBAL CMO’SU
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ARTIK SADAKAT UNSURU

Mavi, All Blue Sürdürülebilirlik Stratejisi ile COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri’nde düşük karbonlu dönüşüm, enerji ve kaynak verimliliği kategorisinde birincilik kazandı. Nisan 2026’da Global CMO görevine gelen Işıl Bayraktar Buldur’un önündeki önemli fırsatlardan biri, markanın sürdürülebilirlik birikimini küresel pazarlarda daha güçlü bir tüketici değerine dönüştürmek.
Moda sektöründe sürdürülebilirlik, yalnızca üretim süreçlerinin çevresel etkisini azaltmaya yönelik bir sorumluluk olmaktan çıkıyor. Tüketicilerin markalarla kurduğu ilişkinin, ürün tercihlerinin ve uzun vadeli sadakatin de belirleyici unsurlarından biri haline geliyor. Bu dönüşümün Türkiye'deki dikkat çekici örneklerinden biri Mavi. Şirketin All Blue Sürdürülebilirlik Stratejisi, çevresel ve sosyal sorumluluk yaklaşımını kurumsal kimliğinin bir parçası olarak konumlandırıyor. Mavi'nin bu alandaki çalışmaları, 2026 yılında önemli bir ödülle karşılık buldu. Şirket, COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri'nde düşük karbonlu dönüşüm, enerji ve kaynak verimliliği kategorisinin birincisi oldu. Bu sonuç, All Blue yaklaşımının yalnızca bir iletişim söylemi değil, farklı iş süreçlerini kapsayan bir sürdürülebilirlik stratejisi olarak değerlendirilmesini sağladı.
ÜRÜNDEN MARKA DENEYİMİNE
Mavi'nin sürdürülebilirlik yaklaşımında ürünün önemli bir yeri bulunuyor. Denim üretiminde kaynak kullanımının azaltılması, daha sorumlu malzeme tercihleri ve ürünlerin yaşam döngüsünün dikkate alınması, moda sektörünün dönüşüm gündemini oluşturuyor. Mavi açısından bu alanlar aynı zamanda marka farklılaşması için önemli fırsatlar barındırıyor. Ancak sürdürülebilir üretim ile tüketicinin markaya yönelik algısı arasında kendiliğinden oluşan bir bağ bulunmuyor. Çevresel performansın açık, anlaşılır ve doğrulanabilir bir dille anlatılması gerekiyor. Pazarlama yönetiminin rolü de burada belirginleşiyor.