Kurumsal İletişim Yönetiminde 2026 Trendleri

2026 kurumsal iletişim ajandası, görünür olmaktan çok güven inşa etmeye, mesaj vermekten çok anlam üretmeye odaklanıyor. Bu dosyada yer alan 16 kurumsal iletişim lideri itibarı yöneten, kurum kültürünü şekillendiren ve uzun vadeli değeri sürdürülebilir kılan iletişim anlayışının nasıl kurulduğunu ortaya koyuyor. Stratejiyle hizalanan iletişim, ölçülebilir toplumsal etki, etik teknoloji kullanımı, şeffaflık, tutarlılık ve insan odağı bu yeni dönemin ortak dili haline geliyor. geleceği inşa eden bu liderler, 2026’da kurumsal iletişimin artık destekleyici bir fonksiyon değil karar süreçlerinin merkezinde yer alan stratejik bir liderlik alanı olduğunu net biçimde gösteriyor.

SEYFETTİN BAYRAM I s.bayram@businesslife.com.tr

STRATEJİYLE HİZALANAN İLETİŞİM

Kurumsal iletişim 2026’da kurumların yönünü belirleyen, karar süreçlerine dahil olan ve uzun vadeli güveni yöneten stratejik bir liderlik alanı olarak yeniden tanımlanıyor. İtibar, sürdürülebilirlik, toplumsal etki, teknoloji, etik, veri ve insan odağı; birbirinden ayrı başlıklar olmaktan çıkıyor, tek bir bütünün parçaları haline geliyor. Yeni dönemde güçlü iletişim yüksek sesle konuşmaktan değil doğru yerde durmaktan, söylenenle yapılan arasındaki tutarlılığı korumaktan ve paydaşlarla gerçek bağlar kurabilmekten geçiyor. Markalar artık ne söyledikleriyle değil nasıl davrandıklarıyla, hangi değerleri günlük hayatta yaşattıklarıyla ve hangi etkiyi sürdürülebilir biçimde ürettikleriyle değerlendiriliyor. Bu dosyada yer alan 16 lider, kurumsal iletişimin 2026’daki dönüşümüne farklı açılardan ışık tutuyor. Kimi tüketiciyle birlikte karar almayı, kimi sözden aksiyona geçmeyi, kimi teknolojiyi etikle dengelemeyi, kimi mutluluğu kurumsal kültürün taşıyıcı gücü haline getirmeyi temsil ediyor. Kimi için iletişim artık stratejinin kendisi, kimi için ölçülebilir sürdürülebilirliğin ve şeffaf raporlamanın güvencesi, kimi içinse itibarı kurumsal bir refleks haline getirmenin yolu. Her biri kendi kurumunda farklı bir önceliği merkeze alsa da bu 16 trend ortak bir noktada buluşuyor: 2026’da kurumsal iletişim; güveni yöneten, anlam üreten ve geleceği inşa eden bir liderlik alanı.

 

SERAY ANIL EKŞİ I KARACA KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ

KARARLARI TÜKETİCİYLE ALIYOR

“Ürün geliştirmeden deneyim tasarımına kadar birçok karara tüketici perspektifiyle yön veriyoruz. Tüketicinin gerçek ihtiyacını doğru okuyup ve bunu üründen hikayeye tutarlı bir şekilde yansıtmaya çalışıyoruz.”

2026’da tüketici, reklamlarıyla daha sık karşısına çıkan markalardan çok gerçek problemlerine çözüm üreterek hayatını kolaylaştıran markalara alan açacak. Abartılı vaatler yerine net fayda, kalabalık iletişim yerine doğru anda kurulan kişiselleştirilmiş temas değer kazanacak. Ürünün arkasındaki Ar-Ge gücünü sade bir dille anlatabilen, deneyimi merkeze alan ve bunu samimi bir hikayeyle destekleyen markalar öne çıkacak.

“KREATİF SÜREÇLERE ENTEGRE EDECEĞİZ”

2026’da odağımız, Karaca’nın ev yaşamındaki liderliğini yalnızca ürün çeşitliliğiyle değil, yarattığı deneyimle güçlendirmek. Veriyi ve 50 yılı aşkın tecrübenin getirdiği sezgiyi birlikte kullanarak daha kişisel, daha ilgili iletişimler kurmak; yapay zekayı hız ve verimlilik sağlayan bir araç olarak kreatif süreçlerimize entegre etmek ajandamızın temel başlıkları arasında yer alıyor. Pazarlama bugün Karaca’da, yalnızca iletişimi yöneten değil ürün geliştirmeden deneyim tasarımına kadar birçok karara tüketici perspektifiyle yön veren bir yapı konumunda. Tüketicinin gerçek ihtiyacını doğru okumak ve bunu üründen hikayeye kadar tutarlı bir şekilde yansıtmak, pazarlamayı stratejinin merkezine taşıyor.

 

BURÇUN İMİR I KOÇ HOLDİNG KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ

KURUMSAL İLETİŞİM STRATEJİK YÖNETİM KATMANINA TAŞINIYOR

2026’ya girerken kurumsal iletişimde liderlik itibarı, sürdürülebilirliği ve kurumsal duruşu tek bir stratejik çerçevede buluşturmak anlamına geliyor. Kurumların sesi kadar yönü de bu bütünlükle şekilleniyor.

2026’ya girerken kurumsal iletişimde en belirgin dönüşüm, bu alanın destekleyici bir fonksiyon olmaktan çıkıp doğrudan üst yönetim ajandasının parçası haline gelmesi. İtibar yönetimi, marka algısı, medya ilişkileri, sürdürülebilirlik ve ESG başlıkları artık birbirinden bağımsız değil tek bir stratejik çerçeve içinde ele alınıyor. Koç Holding’de Burçun İmir liderliğinde kurumsal iletişim bu yeni dönemde topluluk vizyonunu görünür kılan ve uzun vadeli değer üretimini destekleyen bir yönetim alanı olarak konumlanıyor. İletişim yalnızca anlatan değil kurumun yönünü, önceliklerini ve duruşunu bütüncül biçimde yansıtan bir yapı haline geliyor.

İTİBAR, MARKA VE ESG AYNI MASADA

Yeni dönemde kurumsal iletişim liderliğinin temel sorumluluğu, kurumun farklı temas noktalarında ürettiği tüm anlatıları aynı stratejik zeminde buluşturmak. Medya ilişkilerinden etkinlik yönetimine, sürdürülebilirlik söyleminden paydaş iletişimine kadar her başlık, ortak bir kurumsal duruşu destekleyecek şekilde ele alınıyor. Bu yaklaşım iletişimi reaktif bir alan olmaktan çıkarıp proaktif bir yönetişim aracına dönüştürüyor. İtibar, kriz anlarında korunan bir değer değil günlük kararlarla, tutarlı uygulamalarla ve uzun vadeli bakışla inşa edilen bir sermaye olarak görülüyor.

 

FİLİZ KARAGÜL TÜZÜN I SABANCI HOLDİNG KURUMSAL MARKA YÖNETİMİ VE İLETİŞİM BÖLÜM BAŞKANI

SÖZDEN AKSİYONA GEÇEN MARKALAR GÜVEN KAZANACAK

2026’ya girerken kurumsal iletişimi yeniden tanımlayan temel yaklaşım, güçlü söylemlerden çok somut adımların belirleyici hale gelmesi. Artık paydaşlar, markaların ne vadettiğinden ziyade bu vaatleri ne ölçüde hayata geçirdiğini takip ediyor. İletişim, bu yeni dönemde yalnızca dinleyen ve anlatan değil; yapan, uygulayan ve dönüştüren bir rol üstleniyor. Sabancı’nın iletişim anlayışı da tam bu noktada konumlanıyor. Topluluk için iletişim, tek başına mesaj üretmekten ibaret değil iş stratejisiyle, sürdürülebilirlik hedefleriyle ve toplumsal sorumluluk yaklaşımıyla doğrudan bağlantılı bir yapı olarak ele alınıyor. Söylem ile eylem arasındaki tutarlılık, iletişimin en temel ölçütü haline geliyor. Sabancı Topluluğu’nun benimsediği topluluk vaadi, kurumsal iletişimin omurgasını oluşturuyor. Bu vaat, markanın neden var olduğunu ve tüm faaliyetlerini hangi amaç doğrultusunda şekillendirdiğini net biçimde tanımlıyor. Holdingden topluluk şirketlerine, vakıftan üniversiteye uzanan yapıların aynı amaç etrafında hizalanması, iletişimi destekleyici bir fonksiyon olmaktan çıkarıp stratejik bir bütünlüğe dönüştürüyor.

ANLATAN DEĞİL GÖRÜNÜR KILAN

Bu yaklaşım, kurumsal iletişimi yalnızca anlatan değil organizasyonel sinerjiyi görünür kılan bir alan haline getiriyor. Tutarlılık ve samimiyet, bu yapının en kritik iki bileşeni olarak öne çıkıyor. Çünkü bugünün dünyasında markalar söyledikleri kadar değil, yaptıkları kadar anlam kazanıyor. Sabancı Gençlik Seferberliği, bu anlayışın sahadaki en güçlü karşılıklarından biri olarak konumlanıyor. Proje, bir iletişim kampanyası değil uzun vadeli etki yaratmayı hedefleyen, çok paydaşlı bir dönüşüm modeli olarak ele alınıyor. Gençleri merkeze alan bu yapı mentorluk, eğitim ve teknoloji-etki merkezleriyle yalnızca ilham vermeyi değil somut sonuç üretmeyi amaçlıyor. Bu yaklaşımın uluslararası ölçekte aldığı ödüller, sözden aksiyona geçen iletişim anlayışının küresel düzeyde de karşılık bulduğunu gösteriyor. Kurumsal iletişim bu noktada hikayenin bizzat içinde yer alan bir yapı olarak konumlanıyor.

İKİNCİ YÜZYILIN İLETİŞİM KODLARI

100. yılına adım atan Sabancı için iletişim, geçmişi anlatmak kadar geleceği inşa etmek anlamı taşıyor. Gençlerle kurulan ilişki, yalnızca bir hedef kitle yaklaşımı değil birlikte üretmeye ve birlikte başarmaya dayalı uzun vadeli bir yol arkadaşlığı olarak ele alınıyor. Kurumsal iletişim, bu yolculukta güveni koruyan ve büyüten stratejik bir kaldıraç görevi görüyor. 2026’da Sabancı’nın temsil ettiği bu trend, kurumsal iletişimin artık yaptıkları üzerinden değerlendirileceğini net biçimde ortaya koyuyor. Bu dönemin kazananları, vaatlerini hızla aksiyona dönüştürebilen ve bunu tutarlı biçimde sürdürebilen markalar olacak.

 

CANAN BİNAL YILMAZ I HEPSİBURADA KURUMSAL İLETİŞİM, SOSYAL ETKİ VE SÜRDÜRÜLEBİRLİK DİREKTÖRÜ

MARKALAR YOL ARKADAŞINA DÖNÜŞÜYOR

2026’ya girerken kurumsal iletişimde en belirgin dönüşüm, markaların topluma uzaktan bakan destekçiler olmaktan çıkıp sürecin gerçek yol arkadaşı haline gelmesiyle yaşanıyor. İletişim artık “biz yaptık” demekle değil birlikte nasıl yol alındığını göstermekle değer kazanıyor. Yeni dönemde güven, tek seferlik projelerle değil uzun soluklu, ölçülebilir ve sürdürülebilir etkiyle inşa ediliyor. Hepsiburada’nın girişimci kadınlara yönelik “Yol Arkadaşın Burada” yaklaşımı, bu dönüşümün güçlü bir örneğini sunuyor. Kurumsal iletişim burada bir kampanya anlatısı üretmekten çok, gerçek ihtiyaçlara temas eden bir gelişim yolculuğunu görünür kılıyor. Eğitim, mentorluk, yatırım hazırlığı ve ağ oluşturma gibi başlıklar, iletişimin içini dolduran somut aksiyonlara dönüşüyor. Böylece iletişim, vaat eden değil birlikte ilerleyen bir role evriliyor.

GERÇEK ETKİ, UZUN VADELİ BAĞ

2026 kurumsal iletişim ajandasında toplumsal fayda, ayrı bir başlık olmaktan çıkıp işin doğal bir çıktısı haline geliyor. Hepsiburada örneğinde iletişim, paydaşları izleyici konumunda bırakmıyor, onları sürecin aktif bir parçası haline getiriyor. Paydaş iletişimi biçim değiştiriyor. Şeffaflık, süreklilik ve karşılıklı değer üretimi 2026’da kurumsal iletişimin temel kriterleri arasında yer alıyor. Hepsiburada’nın yaklaşımı, iletişimi tek yönlü bir anlatım olmaktan çıkarıp birlikte öğrenilen ve birlikte büyünen bir ilişki modeline dönüştürüyor. 2026’da Hepsiburada’nın temsil ettiği bu trend, kurumsal iletişimde başarının gerçek etki yaratmaktan geçtiğini gösteriyor. Markalar için asıl güç yol arkadaşı olmaktan doğuyor.

 

ELİF GÜVENEN I GARANTİ BBVA KURUMSAL MARKA YÖNETİMİ VE PAZARLAMA İLETİŞİMİ DİREKTÖRÜ

MARKALAR KÜLTÜREL HAFIZAYI CANLI TUTACAK

2026’ya girerken kurumsal iletişimde öne çıkan en güçlü başlıklardan biri, markaların toplumsal hafızayla kurduğu ilişkinin derinleşmesi oluyor. Artık özel gün iletişimleri, sembolik mesajlar olmaktan çıkıyor; geçmişle bugün arasında anlamlı bağlar kuran, duygusal süreklilik yaratan platformlara dönüşüyor. Kurumsal iletişim, bu noktada anmayı değil hatırlatmayı, anlatmayı değil yaşatmayı üstleniyor. Garanti BBVA’nın “Şarkılarda Sen” projesi, bu dönüşümün güçlü örneklerinden biri olarak konumlanıyor. Proje, Atatürk’ün sevdiği şarkıları genç sanatçılar ve gençlerin takip ettiği dijital içerik formatları aracılığıyla bugünün kültürel diliyle yeniden üretiyor. Böylece iletişim, nostaljiye sıkışan bir anlatı kurmak yerine kuşaklar arası bir aktarım alanı yaratıyor. Kurumsal marka, bu yaklaşımda anlatıcı değil; geçmişle bugünü buluşturan bir aracı rolü üstleniyor. 2026 kurumsal iletişim ajandasında gençlerle bağ kurmanın yolu, onların bulunduğu mecralara gitmekten çok onların dilini, ritmini ve kültürel referanslarını anlamaktan geçiyor. “Şarkılarda Sen” projesi; YouTube programları, sevilen dijital içerik üreticileri ve genç sanatçılar üzerinden ilerleyen yapısıyla, kurumsal iletişimin klasik formatlarının dışına çıkıyor. Marka, kendi sahnesini kurmak yerine var olan sahnelere dahil olmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, kurumsal iletişimde bağ kurma hedefinin öne çıktığını gösteriyor. Atatürk’ü anma biçimi, resmi bir dil yerine müzik ve duygu üzerinden şekilleniyor. Böylece iletişim gençler için hissedilen, dinlenen ve paylaşılan bir deneyime dönüşüyor.

 

SİBEL HÜR I ALLIANZ TÜRKİYE KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ

KURUMSAL İLETİŞİM UMUDU SOMUTLAŞTIRACAK

2026’ya girerken kurumsal iletişimde en güçlü ayrışma noktalarından biri, markaların toplumsal meselelerde yalnızca farkındalık yaratmakla yetinmeyip gerçek, ölçülebilir ve uzun vadeli etki alanları kurması oluyor. Yeni dönemde iletişim, “destekliyoruz” demekten çok “neyi, nasıl ve ne kadar dönüştürdüğünü” göstermekle anlam kazanıyor. Umut, soyut bir söylem olmaktan çıkıp somut adımlarla inşa edilen bir deneyime dönüşüyor.

Sibel Hür liderliğinde Allianz Türkiye’nin Koruncuk Vakfı ile birlikte yürüttüğü “Bir Kız Gelecek” programı, bu dönüşümün güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Allianz’ın yaklaşımında iletişim, dönüşümü görünür kılmak için kurgulanıyor. Reklam kampanyası, dramatik bir anlatının ötesinde, hayatın erken büyüttüğü bir çocuğun yeniden çocuk olabilme ihtimalini merkeze alıyor. Hikaye bir vaadi değil, sağlanan imkanların yarattığı gerçek değişimi temsil ediyor. Bu yaklaşım, kurumsal iletişimin “umut satmak” yerine umudu mümkün kılan sistemleri anlatması gerektiğini ortaya koyuyor. Marka burada kurtarıcı bir konum almıyor; çocukların ve gençlerin potansiyelini açığa çıkaran bir yol arkadaşı rolü üstleniyor. Allianz Türkiye örneğinde iletişim, kısa vadeli etki yaratmayı değil uzun vadeli toplumsal sorumluluğu sahipleniyor.

 

GÖKTÜRK DEMİREL I ENERJİSA ENERJİ İLETİŞİM DİREKTÖRÜ

TOPLUMSAL SORUMLULUKTAN SORUMLU İLETİŞİME GEÇİŞ

2026’da kurumsal iletişimin en belirgin dönüşümlerinden biri, sürdürülebilirliğin anlatılan bir değer olmaktan çıkıp kurumun tüm karar ve davranışlarını yöneten bir omurgaya dönüşmesi. Enerji sektörü gibi toplumsal etkisi yüksek alanlarda faaliyet gösteren kurumlar için iletişim sorumluluk, şeffaflık ve hesap verebilirlik üzerinden güven inşa etme alanı olarak konumlanıyor. Göktürk Demirel liderliğindeki Enerjisa Enerji’nin yaklaşımı, sürdürülebilirliği insan odağı, teknoloji ve toplumsal faydayla birlikte ele alan bütünsel bir iletişim modeli üzerine kuruluyor. Elektrik dağıtım ve perakende satış gibi temel kamu hizmetlerinde sorumlu hizmet anlayışı, kurumsal iletişimin de temel referans noktasını oluşturuyor. İletişim, burada yapılan işin doğrudan bir yansıması olarak şekilleniyor.

İTİBARIN OMURGASI: DEĞERLER VE ŞEFFAFLIK

2026 kurumsal iletişim ajandasında itibar, tekil projelerle değil tutarlı bir değer sistemiyle yönetiliyor. Enerjisa Enerji’de iletişim; sürdürülebilir ürün ve hizmetlerden çeşitlilik ve kapsayıcılık uygulamalarına, gençlik projelerinden girişimcilik ekosistemine verilen desteğe kadar geniş bir etki alanını kapsıyor. Bu yaklaşım, iletişimi kurum içinde de değerlerin içselleştirilmesini sağlayan bir araç haline getiriyor. BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu yürütülen çalışmalar, iletişimin stratejik çerçevesini oluşturuyor. Şirketin düşük karbonlu büyüme ve sürdürülebilir iş modeli vizyonu, anlatılan bir hedeften çok hayata geçirilen bir yol haritası olarak ele alınıyor.

 

SENEM SÖZMEN I YEMEKSEPETİ KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ

GÜVEN VERİYLE ÖLÇÜLEN BİR DEĞERE DÖNÜŞECEK

Artık markalar için “güvenilir olmak” iddiası yeterli değil bu güvenin paydaşlar nezdinde nasıl algılandığını somut verilerle ortaya koyabilmek gerekiyor. Kurumsal iletişim, bu noktada duygusal söylemlerden çok veriye dayalı itibar yönetimiyle tanımlanıyor. Senem Sözmen liderliğinde Yemeksepeti’nin kurumsal iletişim yaklaşımı, bu dönüşümün güçlü örneklerinden biri. Paydaş algısını düzenli olarak ölçen ve sonuçları stratejik kararların parçası haline getiren yapı, kurumsal iletişimi reaktif bir savunma alanı olmaktan çıkarıp proaktif bir güven inşa mekanizmasına dönüştürüyor. Müşterilerden üniversite öğrencilerine, restoran iş ortaklarından çalışanlara kadar farklı paydaş gruplarında güven skorlarının ayrı ayrı izlenmesi, iletişimin tek sesli değil çok katmanlı bir yapı olarak ele alındığını gösteriyor.

Bu dönemde sürdürülebilirlik de güvenin en önemli yapı taşlarından biri haline geliyor. Enerji ve su tasarrufu, atık yönetimi ve döngüsel ekonomi gibi başlıklar yalnızca çevresel sorumluluk alanları değil kurumsal itibarın doğrudan belirleyicileri olarak konumlanıyor. Yemeksepeti’nde bu yaklaşım, sertifikalarla sınırlı kalmayan; çalışan katılımını, farkındalık eğitimlerini ve günlük işleyişe entegre edilen uygulamaları kapsayan bütünsel bir iletişim diliyle destekleniyor. Sürdürülebilirlik, anlatılan bir hikaye değil, birlikte yaşanan bir kurum kültürü haline geliyor.

2026’da kurumsal iletişimde güven; şeffaflık, süreklilik ve tutarlılıkla beslenen bir ekosistem olarak ele alınıyor. Yemeksepeti’nin temsil ettiği bu trend, kurumsal itibarın kampanyalarla değil uzun vadeli ve ölçülebilir ilişkilerle inşa edildiğini gösteriyor. Yeni dönemde güçlü markalar, güveni söylemle değil verilerle kanıtlayanlar olacak.

 

MİNE HOMRİŞ İLHAN I IPEKYOL GROUP KURUMSAL İLETİŞİM VE HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRÜ

“TUTARLI, ŞEFFAF VE ÇİFT YÖNLÜ İLETİŞİM İTİBARIN ANAHTARI OLACAK”

Sürdürülebilirlik çalışmalarını kurum içinde görünür ve sahiplenilir hale getirdik. Enerji ve su tasarrufundan ambalaj dönüşümüne, kadın odaklı sosyal projelerden üniversitelerle iş birliklerine kadar pek çok alanda yürütülen çalışmaların doğru şekilde anlatılması için güçlü bir iletişim zemini kurduk. Böylece sürdürülebilirlik teknik bir başlık olmaktan çıkıp kurum kültürünün bir parçası haline geldi. Su ve enerji tasarrufu gibi uygulamalar, kurumun paydaşlar nezdindeki algısını doğrudan etkiliyor. Bu uygulamalar yalnızca operasyonel verimlilik sağlamıyor. Çalışanlar, kurumlarının kaynakları dikkatle kullandığını gördükçe bunu sahipleniyor ve gurur duyuyor. Paydaşlar açısından ise bu yaklaşım, uzun vadeli bakış açımızın ve sorumluluk bilincimizin güçlü bir göstergesi oluyor. Kurum içinde tasarruf kültürünü yaygınlaştırırken bizim için en önemli nokta şeffaflık ve süreklilik. Çalışanlarımızla düzenli bilgilendirici içerikler paylaşıyor, küçük adımların nasıl büyük etkilere dönüştüğünü örneklerle anlatıyoruz. Eğitimler, iç bültenler ve atölyelerle bu süreci yaşayan bir iletişime dönüştürüyoruz.

“SAMİMİYET GÜVENİ DERİNLEŞTİRİYOR”

En çok önem verdiğimiz konu samimiyet. Attığımız adımları, elde ettiğimiz sonuçları ve henüz yolun başında olduğumuz alanları açıkça paylaşıyoruz. Büyük iddialar yerine somut gelişmeleri anlatmak, markaya duyulan güveni güçlendiriyor. Paydaşlarla kurulan iletişimde tek yönlü bir anlatım yerine diyaloğu önceledik. Tutarlı, şeffaf ve çift yönlü bir iletişim stratejisi izliyoruz. Medya, sosyal platformlar, etkinlikler ve sürdürülebilirlik raporları aracılığıyla markamızın hikayesini düzenli ve anlamlı biçimde aktarıyoruz. Açık iletişim sayesinde güveni pekiştiriyoruz. İyi bir kurumsal vatandaş olmak topluma ve çevreye sağladığımız katkılarla sorumluluk almak demek.

 

SELEN TOKCAN HACALOĞLU I BOYNER GRUP KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ

YAPAY ZEKA ÇAĞINDA ETİK GÜÇ KAZANACAK

Yapay zekanın iletişimi yeniden tanımladığı bu dönemde rekabet avantajı; teknolojiyi etik ilkeler, şeffaflık ve toplumsal faydayla birlikte yöneten kurumların elinde olacak. 2026’ya yaklaşırken kurumsal iletişimde en belirgin dönüşümlerden biri de yapay zekanın bilgi yönetiminin merkezine yerleşmesiyle yaşanıyor. İletişim artık yalnızca mesaj üretme ve yayma fonksiyonu değil veriyle çalışan, süreçleri açıklayan ve güven inşa eden stratejik bir alan haline geliyor. Bu yeni düzende hız ve kişiselleştirme kadar etik çerçeve ve veri güvenliği de iletişimin temel sorumlulukları arasında yer alıyor. Selen Tokcan Hacaloğlu liderliğinde Boyner Grup’un iletişim yaklaşımı, teknolojiyi tek başına bir ilerleme göstergesi olarak değil kurumsal değerlerle birlikte ele alınması gereken bir yapı olarak konumluyor. Yapay zeka destekli iletişim modelleri, kullanıcı deneyimini iyileştirirken aynı zamanda şeffaflık ve hesap verebilirlik beklentisini de yükseltiyor. Kurumların bu beklentiye yanıt verebilmesi, teknolojiyi anlatmaktan çok nasıl kullandığını açıkça ortaya koyabilmesine bağlı.

İLETİŞİM LİDERLERİ İÇİN YENİ YETKİNLİK SETİ

Bu dönüşüm, iletişim yöneticilerinin sahip olması gereken yetkinlikleri de yeniden tanımlıyor. Dijital iletişim araçlarına hakimiyet artık temel bir gereklilik. Bunun ötesinde veri analizi, kriz iletişimi, liderlik ve öngörü becerileri, iletişimi stratejik bir karar mekanizmasına dönüştüren başlıklar olarak öne çıkıyor. Proaktif kriz yönetimi bu dönemin en kritik alanlarından biri. Küresel ve yerel gelişmeleri doğru okumak, siyasi ve ekonomik dalgalanmaların iş dünyasına etkilerini analiz edebilmek ve bu doğrultuda senaryolar geliştirmek, iletişimi reaktif bir yapıdan çıkarıp yön veren bir role taşıyor. İletişim, bu noktada yalnızca riskleri yöneten değil, kurumun duruşunu netleştiren bir fonksiyon haline geliyor. Yeni iletişim ekosistemi, bireysel başarıların ötesinde sektörel sorumlulukları da beraberinde getiriyor.

 

ASLI ÜNLÜ I IC HOLDİNG GRUP KURUMSAL İLETİŞİM VE SOSYAL ETKİ DİREKTÖRÜ

KURUMSAL İLETİŞİM STRATEJİK  KARAR ORTAĞINA DÖNÜŞECEK

2026’ya yaklaşırken kurumsal iletişim kurumun yönünü, önceliklerini ve kararlarını şekillendiren stratejik bir akla dönüşüyor. İletişim, projeler tamamlandıktan sonra devreye giren bir anlatı alanı olmaktan çıkıyor; karar süreçlerinin başında konumlanan stratejik bir ortak haline geliyor. Özellikle çok coğrafyalı, çok paydaşlı ve yüksek operasyonel çeşitliliğe sahip yapılarda bu dönüşüm daha da kritik hale geliyor. Aslı Ünlü liderliğinde IC Holding’in temsil ettiği bu trendde iletişim yalnızca itibar yöneten bir fonksiyon değil, iş yapış biçimini, öncelik sıralamasını ve kurumun uzun vadeli yönünü besleyen bir karar destek mekanizması olarak çalışıyor. Ne yapılacağı kadar, neden yapıldığı, nasıl konumlandığı ve hangi bağlamda anlatıldığı da iletişimin stratejik alanına giriyor.

KARARLARIN BAĞLAMI İLETİŞİMLE KURULUYOR

2026’ya doğru kurumlar için en büyük risklerden biri, doğru kararlar alıp yanlış bağlamda anlatmak. İletişimin stratejik rolü tam da burada devreye giriyor. Operasyonel başarıların, yatırımların ya da projelerin hangi değer sistemi içinde konumlandığı; paydaş algısını doğrudan etkiliyor. IC Holding yaklaşımında iletişim; mühendislik projelerinden insan kaynakları politikalarına, sosyal yatırımlardan sürdürülebilirlik hedeflerine kadar geniş bir alanda ortak bir bağlam yaratıyor. Böylece iletişim, parçalı mesajlar üreten bir yapı değil kurumun tüm faaliyetlerini tek bir anlam çerçevesinde birleştiren bir omurga işlevi görüyor.

 

YELİZ KARA I YILDIZ HOLDİNG KURUMSAL İLETİŞİM LİDERİ

MUTLULUK İLETİŞİMİ KURUMSAL KÜLTÜRÜN TAŞIYICI GÜCÜ

Kurumsal iletişimde en belirgin dönüşümlerden biri, mutluluğun soyut bir kavram olmaktan çıkıp stratejik bir iletişim alanına dönüşmesi. Artık kurumlar nasıl bir duygu iklimi yarattıklarıyla da değerlendiriliyor. Çalışan mutluluğu, liderlik dili, kurum içi deneyim ve toplumsal etki; itibarın ve güvenin temel yapı taşları haline geliyor.

Yıldız Holding’de bu yaklaşım, uzun süredir “Mutlu Et Mutlu Ol” anlayışıyla kurumsal kültürün merkezinde yer alıyor. Yeliz Kara ile birlikte bu yaklaşım, 2026 iletişim ajandasının belirleyici trendlerinden biri olarak daha da görünür hale geliyor. Bu yeni dönemde mutluluk iletişimi iç iletişim kampanyalarından lider iletişimine, medya ilişkilerinden dijital dile kadar tüm temas noktalarına yayılan bütünsel bir yapı olarak ele alınıyor. Amaç yalnızca çalışan memnuniyetini artırmak değil kurumun değerlerini günlük hayatta hissedilir kılmak. Çünkü çalışanların kendilerini iyi hissettiği, anlamlı bir hikayenin parçası olduklarını gördüğü kurumlarda güven daha güçlü, bağlılık daha kalıcı oluyor. Yıldız Holding’in çok katmanlı ve geniş ekosisteminde iletişimin rolü, bu noktada birleştirici bir güç olarak öne çıkıyor. Mutluluk odağını merkeze alan iletişim yaklaşımı, holdingin liderlik anlayışını, iş yapış biçimlerini ve paydaş ilişkilerini ortak bir duygusal zeminde buluşturuyor. Bu zemin yalnızca iç dünyada değil dış paydaşlar nezdinde de kurumun duruşunu netleştiriyor. Mutluluk iletişimini stratejik bir araç olarak kullanan kurumlar, itibarlarını kampanyalarla değil kültürle, deneyimle ve tutarlı bir duygu diliyle inşa ediyor. Bu da onları yalnızca başarılı değil aynı zamanda güvenilen ve tercih edilen markalar haline getiriyor.

 

MÜGE VEZİROĞLU I TÜRKİYE İŞ BANKASI KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ

YENİLİKÇİLİK, GÜVEN VE TOPLUMSAL SORUMLULUK AYNI ANDA YÖNETİLECEK

2026’ya girerken kurumsal iletişimde en kritik denge alanlarından biri, köklü kurumların teknolojik dönüşümü güven duygusunu zedelemeden yönetebilme becerisi olacak. Dijitalleşme hızlanırken özellikle finans sektöründe iletişimin rolü yalnızca yeniliği anlatmak değil bu yeniliğin güvenli, sorumlu ve toplum yararına kullanıldığını net biçimde ortaya koymak haline geliyor. Bu yaklaşımın Türkiye’deki en güçlü karşılıklarından biri Türkiye İş Bankası’nda görülüyor. Banka, teknoloji yatırımlarını yalnızca verimlilik ve hız ekseninde değil güven, süreklilik ve toplumsal fayda çerçevesinde konumlandırıyor. Kurumsal iletişim bu yapıda, dijital öncülükle köklü kurum kimliği arasında köprü kuran stratejik bir rol üstleniyor. Müge Veziroğlu liderliğinde şekillenen bu yaklaşımda, teknoloji iletişimi bir “gelecek vaadi” olmaktan çıkıp, bugünün güvenli deneyimi olarak ele alınıyor. Yapay zeka, dijital bankacılık, veri ve inovasyon başlıkları şeffaflık, etik ve sorumluluk diliyle birlikte anlatılıyor. Böylece teknoloji, uzak ve soyut bir kavram değil hayatı kolaylaştıran, güven veren bir araç olarak konumlanıyor. İş Bankası’nın uzun yıllara dayanan kurumsal mirası, bu dönüşümün en güçlü dayanak noktalarından biri. Sosyal sorumluluk projeleri, eğitim ve kültür yatırımları, sürdürülebilirlik çalışmaları ve kapsayıcı yaklaşım teknolojik yeniliklerle aynı anlatı içinde buluşuyor. İletişim, bankayı yalnızca dijitalleşen bir finans kurumu olarak değil topluma karşı sorumluluğunu dijital çağda da sürdüren bir yapı olarak konumlandırıyor.

 

DR. M. OĞUZCAN BÜLBÜL I ABDİ İBRAHİM İNSAN KAYNAKLARI, KURUMSAL İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GRUP BAŞKANI

İTİBAR YENİ BİR YÖNETİM ANLAYIŞINA DÖNÜŞÜYOR

İtibar artık kampanyalarla inşa edilmiyor; kurumun tüm hücrelerine yayılan bir yönetim anlayışı olarak ele alınıyor. Güven, yıllara yayılan tutarlılık, şeffaflık ve davranış bütünlüğüyle kazanılıyor. Abdi İbrahim’de bu yaklaşım, itibarı başlangıç ve bitişi olan bir proje olarak değil ilk çalışanla başlayan, ilk ürünle şekillenen ve her paydaş temasında yeniden üretilen bir süreç olarak konumluyor. Kurumun 100 yılı aşan yolculuğunda itibar, yalnızca dış algıyla değil iç kültür, toplumsal etki ve sürdürülebilirlik adımlarıyla birlikte yönetiliyor. Bu anlayış doğrultusunda şirket, sağlık odağının ötesine geçen bir sorumluluk çerçevesi çiziyor. Abdi İbrahim, paydaş algı ve itibar araştırmalarını düzenli olarak yürüterek, iletişimini sezgilerle değil verilerle şekillendiriyor; elde edilen içgörüleri hem sosyal projelerde hem de iş yapış biçimlerinde kullanıyor. Bu trend, iletişim yöneticisinin rolünü de yeniden tanımlıyor. İletişim artık yalnızca mesaj üretmek değil kurum içinde etik, şeffaf ve sorumlu bir kültürün yerleşmesini sağlamak anlamına geliyor. Medya ilişkilerinden kriz yönetimine, iç iletişimden toplumsal fayda projelerine kadar tüm alanlar, aynı değer seti etrafında hizalanıyor.

 

KAAN ÜNVER I MİGROS GRUBU KURUMSAL İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GRUP DİREKTÖRÜ

ÖLÇÜLEBİLİR SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE ŞEFFAF RAPORLAMA

Kurumsal iletişimde sürdürülebilirlik, artık iyi niyet söylemlerinin ötesine geçerek ölçülebilir hedefler, doğrulanabilir veriler ve şeffaf raporlama üzerinden değerlendiriliyor. Migros Grubu, bu dönüşümü iş stratejisinin merkezine yerleştirerek sürdürülebilirliği yönetişim ve iletişimin temel yapı taşlarından biri haline getiriyor. Migros’un yaklaşımında sürdürülebilirlik, çevresel sorumlulukla sınırlı bir başlık değil enerji, tedarik zinciri, gıda israfı ve raporlama disiplinini kapsayan bütüncül bir dönüşüm alanı olarak ele alınıyor. Sürdürülebilirlik iletişimi yalnızca şirket içi uygulamalarla sınırlı kalmıyor. Migros, Sürdürülebilir İş Ortakları Ağı üzerinden tedarikçilerin çevresel etkilerini düzenli olarak izliyor ve iyileştirme süreçlerini destekleyerek zincir genelinde topyekûn bir etki yaratmayı amaçlıyor. Bu yaklaşım, kurumsal iletişimde ekosistem bazlı sorumluluk anlayışını güçlendiriyor. Migros’un Kaan Ünver liderliğinde öncüsü olduğu bu iletişim yaklaşımı, kurumsal iletişimin geleceğinde sürdürülebilirliğin ölçülen, raporlanan, denetlenen ve paydaşlarla açık biçimde paylaşılan stratejik bir güven unsuru haline geldiğini gösteriyor.

 

BURÇAK TÜRKERİ I FORD OTOSAN KURUMSAL İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK LİDERİ

İLETİŞİM ARTIK STRATEJİNİN KENDİSİ

Kurumsal iletişimde sürdürülebilirlik tek başına çevresel hedeflerin anlatıldığı bir alan olmaktan çıktı; kurumların tüm değer zincirini kapsayan, ölçülebilir, kapsayıcı ve dönüşüm odaklı bir stratejiye dönüştü. Özellikle sanayi ve üretim temelli şirketlerde iletişimin rolü, yapılan yatırımları duyurmanın ötesine geçerek, bu dönüşümün nasıl bir gelecek tahayyülü sunduğunu anlatmak üzerine yeniden şekilleniyor.

Bu yeni dönemde güçlü kurumlar; iklim krizi, toplumsal eşitsizlikler, kapsayıcı istihdam ve teknolojik dönüşüm gibi başlıkları birbirinden bağımsız ele almak yerine, bütünsel bir ESG çerçevesi içinde konumlandırıyor. Uzun vadeli hedefler; Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları, AB Yeşil Mutabakatı ve bilim temelli emisyon azaltım taahhütleriyle uyumlu şekilde kurgulanırken, iletişim bu hedeflerin hem iç hem dış paydaşlar tarafından anlaşılmasını sağlayan stratejik bir kaldıraç haline geliyor. İklim tarafında karbon nötrlük, yenilenebilir enerji yatırımları, döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliği öne çıkarken sosyal alanda ise kadınların güçlenmesi, eşitlik, nöro çeşitlilik, güvenli çalışma ortamları ve çalışan refahı gibi konular kurum itibarının ayrılmaz parçaları haline geliyor. Bu başlıklar yalnızca taahhüt düzeyinde kalmıyor; ölçülebilir hedefler, şeffaf raporlama ve somut projelerle destekleniyor. Bu dönüşümün güçlü örneklerinden biri de Ford Otosan’da görülüyor.

BUSINESS LIFE