CEO’nun COP31 Ajandası

Türkiye, 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek COP31'e hazırlanırken sürdürülebilirlik, CEO'ların stratejik gündeminde daha fazla ağırlık kazanıyor. Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk, daha akıllı ve verimli büyümeye odaklandıklarını söylüyor. Sanko Holding CEO’su Cantekin Dinçerler, “COP31 iş birliklerini güçlendirecek” diyor. Uludağ Enerji Grubu CEO’su Sinan Öktem, müşterilerin karbonsuzlaşmasını stratejik büyüme alanı olarak görüyor. Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç, sürdürülebilir gıda değer zincirine yatırım yaptıklarını belirtiyor. Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca Oğan, entegre raporlarıyla hedeflerini şeffaflıkla paylaştıklarını anlatıyor. Ipekyol Group CEO’su Uğur Ayaydın, büyümeyi her pazarda uzun vadeli değer yaratmakla tanımlıyor. Alternatif Bank CEO’su Ozan Kırmızı, türk şirketlerinin körfez’de büyümesine köprü olacaklarını söylüyor. Hepsiburada CEO’su Ender Özgün, yeni döneme hazırlandıklarını anlatıyor. Multinet CEO’su Ali Emre Sever, yemek kartı kullanımı ve memnuniyetin birlikte artmasına dikkat çekiyor. Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, yapay zekayı milyonlarca kullanıcı için ölçeklediklerini belirtiyor. Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Özşuca, iklim dönüşümünü finansman ve iş birliğiyle somut sonuçlara taşımanın önemini vurguluyor. Borusan Otomotiv İcra Kurulu Başkanı Hakan Tiftik, COP31 sonrasında ölçülebilir sonuçların öne çıkacağını öngörüyor. Boyner Büyük Mağazacılık CEO’su Eren Çamurdan, alışveriş sonrasında da müşterinin yanında olduklarını anlatıyor.

SELEN KOCABAŞ I s.kocabas@businesslife.com.tr

COP31'E DOĞRU: TAAHHÜTTEN SOMUT SONUCA

Sürdürülebilirlik, şirketlerin gelecekte nerede ve nasıl rekabet edeceğini belirleyen stratejik bir mesele artık. Enerji dönüşümü, kaynak verimliliği, tedarik zincirlerinin dayanıklılığı ve değişen müşteri beklentileri; yatırım kararlarını ve büyümenin yönünü yeniden şekillendiriyor. CEO’ların bugün aldığı kararlar, şirketlerinin önümüzdeki beş yıldaki rekabet gücünü belirleyecek. McKinsey’nin değer yaratma çerçevesi, bu dönüşümün iki temel boyutunu ortaya koyuyor: Mevcut değeri korumak ve yeni değer yaratmak. Riskleri yönetirken yeni ürünler geliştirmek, yeni iş alanları açmak ve kaynakları daha verimli kullanmak, sürdürülebilirliğin büyümeyle buluştuğu alanlar. Başarı, şirketin kendi sektöründe en yüksek etkiyi yaratacak öncelikleri seçmesine ve kaynaklarını bu doğrultuda harekete geçirmesine bağlı. Liderliğin gerçek sınavı, hedefleri yatırıma, yatırımları ölçülebilir sonuçlara dönüştürmek. Hangi teknolojilere yatırım yapılacağı, hangi yetkinliklerin geliştirileceği ve hangi ortaklıkların kurulacağı konusunda net tercihler gerekiyor. Dönüşümün gücü; sermaye tahsisinde, kurumun çalışma biçiminde ve ortaya çıkan sonuçlarda kendini gösterecek. Bu yıl COP31’de küresel iklim gündemini yerinde takip edecek, “She Leads: Kadın Liderliğiyle Küresel İklim Ekonomisinin Yeniden Şekillendirilmesi” başlıklı panelde yer alacağım. Bu buluşmayı, kadınların iklim ekonomisini şekillendiren kararlardaki etkisini güçlendirmek açısından önemli görüyorum. Yönetim kurullarında, girişimcilikte ve yatırım süreçlerinde kadın liderliğinin dönüşüme nasıl yön verebileceğini bu platformda ele alacağız. COP31’e giderken sürdürülebilirlik dönüşümüne liderlik eden CEO’larla geleceğin büyüme hikayelerini konuşuyoruz. Önümüzdeki beş yılda sürdürülebilirlik şirketlerinin büyümesini nasıl yönlendirecek? Bugün hangi dönüşüm alanı şirketlerinin geleceğini en güçlü biçimde temsil ediyor? COP31 sonrasında iş dünyasında hangi yaklaşım hız kazanacak? Bu sorularla, liderlerin vizyonlarını somut tercihleriyle birlikte ortaya koymak; iklim dönüşümünü büyümeye ve rekabet avantajına taşıyan adımları görünür kılmak önemli.

 

GÜLİZ ÖZTÜRK I PEGASUS HAVA YOLLARI CEO’SU

“DAHA AKILLI, VERİMLİ VE DAYANIKLI BÜYÜYORUZ”

“Günümüz koşullarında havacılık sektöründe asıl mesele daha fazla büyümekten öte; daha akıllı, daha verimli ve daha dayanıklı büyümek. Şirketimizin büyüme ihtiyacını görmezden gelmeden, bu büyümenin çevresel etkisini azaltacak çözümleri aynı hızda geliştirmeye odaklanıyoruz.”

Günümüz koşullarında havacılık sektöründe asıl mesele daha fazla büyümekten öte daha akıllı, daha verimli ve daha dayanıklı büyümek. İklim dönüşümü de bu bakış açısıyla hem filomuzu hem operasyonlarımızı hem de yatırım önceliklerimizi yeniden değerlendirmemizi gerektiriyor.

GENÇ VE VERİMLİ FİLO

Genç ve verimli filomuzu büyüme stratejimizin önemli bir parçası olarak görüyoruz. Önümüzdeki yıllarda filomuza katılacak yeni nesil uçaklarla kapasitemizi artırırken, yakıt verimliliğimizi ve emisyon performansımızı da iyileştirmeyi hedefliyoruz. Bunun yanında operasyonlarımızdaki her noktada verimlilik alanlarını yeniden değerlendiriyoruz. Uçuş ağının planlanmasından kapasite kullanımına, operasyonel süreçlerden dijital teknolojilere kadar aldığımız her kararın kaynak kullanımına etkisini daha fazla dikkate alıyoruz. Şirketimizin büyüme ihtiyacını görmezden gelmeden, bu büyümenin çevresel etkisini azaltacak çözümleri aynı hızda geliştirmeye odaklanıyoruz.

YATIRIM KARARLARININ PARÇASI

Kısa vadeli finansal hedeflerle uzun vadeli sürdürülebilirlik yatırımları arasındaki dengeyi kurarken ilk baktığımız konu, yaptığımız yatırımın Pegasus’un gelecekteki rekabet gücüne nasıl katkı sağlayacağı. Yatırım kararlarında hem bugünün finansal koşullarını hem önümüzdeki yılların ihtiyaçlarını birlikte değerlendiriyoruz. Daha verimli uçaklara yatırım yapmak, operasyonel süreçleri iyileştirmek, teknoloji kullanımıyla kaynakları daha etkin yönetmek gibi adımların farklı zamanlarda farklı getirileri olabilir. Biz bu yatırımları uzun vadeli bir perspektifle ele alıyoruz.

2050 NET SIFIR HEDEFİNDE KRİTİK ADIM

COP31 sonrasında önceliğimiz, iklim hedeflerini somut uygulamalara ve ölçülebilir sonuçlara daha hızlı dönüştürmek olmalı. Hem havacılık sektöründeki sorumluluğumuz hem de bu dönem UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanlığı görevim kapsamında, bu dönüşümün şirketlerin kendi çabalarının yanında, sürdürülebilirlik hedeflerinin değer zincirinin tamamında somut ve ölçülebilir adımlara dönüşmesi, güçlü iş birlikleri ve doğru ekosistemle hızlanabileceğine inanıyorum.

SAF EKOSİSTEMİ

Havacılık açısından baktığımızda, 2050 net sıfır hedefimize ulaşmak için en kritik başlıklardan biri sürdürülebilir havacılık yakıtının, yani SAF’ın ölçeklenmesi. Filo verimliliği ve operasyonel iyileştirmeler önemli bir ilerleme alanı sunuyor; ancak sektörün emisyonlarını azaltma yolculuğunda SAF’ın erişilebilirliği ve yaygınlaşması da belirleyici olacak. Bu nedenle Pegasus olarak SAF alanındaki çalışmalarımızı ve iş birliklerimizi hızlandırmayı, Türkiye’de bu alandaki ekosistemin gelişimine katkı sağlamayı önceliklendiriyoruz.

 

HAKAN TİFTİK I BORUSAN OTOMOTİV İCRA KURULU BAŞKANI

“COP31 SONRASI HEDEFLER ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLARA DÖNÜŞECEK”

“COP31 sonrasında, sürdürülebilirlik hedeflerinin ölçülebilir sonuçlara dönüştüğü ve bu sonuçların iş birlikleriyle yaygınlaştırıldığı bir yaklaşımın hız kazanacağına inanıyorum. Şirketlerin kendi faaliyetlerinden başlayarak tedarik zincirlerine uzanan sorumluluklarını daha bütüncül ele alması gerekecek. Otomotivde elektrifikasyonun yenilenebilir enerji, batarya geri dönüşümü ve sürdürülebilir satın alma uygulamalarıyla birlikte ilerlemesini bekliyorum.”

Borusan Otomotiv Grubu olarak önümüzdeki beş yılda sürdürülebilirliği, büyüme stratejimizin temel unsurlardan biri olarak görüyoruz. i³ olarak adlandırdığımız iklim, insan ve inovasyon eksenlerinde şekillendirdiğimiz bu yaklaşımı işimizin bütününe entegre ediyoruz. Elektrifikasyon ve dijital çözümlerle değişen müşteri beklentilerine yanıt verirken, enerji ve kaynak verimliliğini artırarak uzun vadeli rekabet gücümüzü desteklemeyi hedefliyoruz. Bu dönemde yenilenebilir enerji kullanımımızı artırmayı, operasyonlarımız ve değer zincirimiz boyunca emisyonları azaltan uygulamaları yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Döngüsel ekonomiyi destekleyen iş modelleri ve kaynakların daha verimli kullanılması da önceliklerimiz arasında yer alıyor.

NEUE KLASSE İLE SOMUT KARŞILIK

Türkiye distribütörü olduğumuz BMW markasının sürdürülebilirliği tasarımdan malzeme kullanımına ve enerji verimliliğine kadar otomobilin yaşam döngüsüne entegre eden yaklaşımı, müşterilerimize sunduğumuz ürünlerde bu dönüşümü somutlaştırıyor. Neue Klasse yaklaşımında tasarım, enerji verimliliği, döngüsellik ve dijital kullanıcı deneyimi birlikte yeniden ele alınıyor. Yeni BMW iX3’ün önceki nesle kıyasla yüzde 20 daha düşük enerji tüketimi ve yüzde 30’a varan döngüsel malzeme kullanımı, bu yaklaşımın somut karşılıkları arasında yer alıyor. Biz de bu gelişimi, elektrikli araçların günlük hayatın doğal bir parçası olmasını destekleyen, kullanıcı odaklı bir mobilite deneyimine taşımayı hedefliyoruz. Bu dönüşümün kalıcı olmasını sağlayacak unsurun insan olduğuna inanıyoruz. Genç yeteneklerin gelişimini, fırsat eşitliğini ve güvenli çalışma kültürünü güçlendirirken, yapay zeka ve dijital çözümlerin sunduğu fırsatları yeni nesil mobilite deneyimine taşımayı önemsiyoruz.

DAHA AÇIK BİR DÜNYAYA DOĞRU

COP31 sonrasında sürdürülebilirlik finansmanının ve mevzuata uyumun da yatırım kararlarında daha belirleyici hale geleceğini düşünüyorum. Bu süreçte bilimsel veriye dayanan, iş dünyasını ve sivil toplumu ortak bir amaç etrafında buluşturan iş birliklerinin öneminin artacağı görüşündeyim.

“İŞ BİRLİKLERİ ARTACAK”

BMW Türkiye ve Yuvam Dünya iş birliğiyle yürüttüğümüz I Sea Climate Change projesi bunun somut bir örneği. Marmara Denizi’ndeki yelkenlileri mobil iklim gözlem istasyonlarına dönüştüren proje kapsamında bugüne kadar 500 binin üzerinde açık meteorolojik kayıt ve 3 bin 500’ün üzerinde anlık gözlem üretildi. Bu çalışma, iklim değişikliğini anlamaya yönelik veri üretimine farklı kesimlerin birlikte katkı sağlayabileceğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde şirketlerin, belirledikleri hedeflerde ne kadar ilerlediklerini ve bu ilerlemeyi hangi ortaklıklarla büyütebildiklerini daha açık biçimde ortaya koymaları gerektiğine inanıyorum.

 

MERT ALTINKILINÇ I YILDIZ HOLDİNG GIDA GRUBU BAŞKANI VE BESLER CEO’SU

“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK DÖNÜŞÜMÜMÜZE DEVAM EDİYORUZ”

“Tarımdan Ar-Ge’ye, enerji verimliliğinden inovasyona kadar attığımız her adımı, geleceğin sürdürülebilir gıda değer zincirine yönelik uzun vadeli bir yatırım olarak görüyoruz.”

Besler’in 1 Ocak-31 Aralık 2025 dönemini kapsayan 9. Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladık. ‘Döngüsel Bereket’ yaklaşımımızla sürdürülebilirliği çevresel, ekonomik ve toplumsal değer yaratmanın temel unsuru olarak ele alıyoruz. Çalışmalarımızı ‘Doğayı Besler, Değeri Besler, Geleceği Besler’ başlıkları altında yürütüyoruz. Dondurulmuş gıda ve konserve kategorisinde SuperFresh, donuk fırıncılıkta DFU, yağ kategorisinde Bizim Yağ, Terem, Luna, Yayla, Sabah ve Halk, sürülebilir peynir kategorisinde Ülker Sürmix markalarımız bulunuyor. Doğal kaynakları koruyan, üreticileri güçlendiren ve uzun vadeli sürdürülebilir büyümeyi destekleyen bir değer zinciri oluşturmayı hedefliyoruz.

DOĞAYI VE DEĞERİ BESLEYEN ADIMLAR

2025 yılında doğal kaynakların korunmasını üretim süreçlerimizin temel unsurlarından biri olarak ele aldık. 21,7 milyon TL’yi aşan yatırımla 26 enerji verimliliği projesini hayata geçirerek 8.569 MWh enerji tasarrufu sağladık. Operasyonlarımızdan kaynaklanan toplam Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını bir önceki yıla göre yüzde 21 azalttık. Afyon Emirdağ fabrikamızdaki çatı GES yatırımının kurulum sürecini başlattık. Earthworm Foundation iş birliğiyle tedarik zincirinde izlenebilirliği güçlendirmeyi ve ormansızlaşma risklerini uydu tabanlı teknolojilerle daha etkin yönetmeyi hedefliyoruz. Tarımsal ham madde alımlarımızın yüzde 88,2’sini sözleşmeli tarım modeliyle gerçekleştirdik. Çiftçilerimize alım garantisinin yanı sıra eğitim, finansal destek ve ziraat mühendisleri aracılığıyla danışmanlık sağladık. Tarımın Kadın Yıldızları projesi kapsamında düzenlenen 18 eğitim programına 2 bin 181 kadın üretici katıldı. Kadın üreticilerin emeğini görünür kılan Ege’den Hasat Bezelye’yi tüketicilerle buluşturduk. Tarımın Genç Yıldızları Staj Programı ile gençleri de sürece dahil ettik.

AR-GE İNOVASYON VE YEŞİL DÖNÜŞÜM

2025 yılı Ar-Ge yatırımlarımız 90,7 milyon TL’ye ulaştı. Yıl içinde 14 projeyi tamamladık, 22 projedeki çalışmalarımızı sürdürdük. Atık yağların değerlendirilmesi, biyobazlı ambalajların geliştirilmesi, patates işleme süreçlerindeki yan ürünlerin yeniden kullanılması ve fonksiyonel gıda bileşenlerinin geliştirilmesi gibi projelerle döngüsel ekonomi yaklaşımımızı inovasyonla destekledik.

GELECEĞİN GIDA DEĞER ZİNCİRİ

Bizim için bereket; doğadan aldığımız değeri korumak, değer zincirimizdeki tüm paydaşlarımızla birlikte çoğaltmak ve gelecek nesillere taşımak demek.

GÜVENLİ GIDAYA ERİŞİM

Çiftçiden başlayarak üretim, işleme ve dağıtım süreçleri üzerinden sofraya uzanan zincirin her aşamasında toprağı koruyan, kaynakları verimli kullanan, israfı azaltan ve değer yaratan bir anlayışla hareket ediyoruz. Herkesin güvenli ve yüksek kaliteli gıdaya erişimini sağlama misyonumuz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

 

SİNAN ÖKTEM I ULUDAĞ ENERJİ GRUBU CEO’SU

“SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜMEYİ DOĞRU YATIRIMLARLA SAĞLAYABİLİRİZ”

“Sürdürülebilir büyümeyi, doğru yatırımlar yapmak, iklim risklerine karşı dayanıklılığı artırmak ve enerji dönüşümünün sunduğu fırsatları güvenilir, erişilebilir ve düşük karbonlu çözümlere dönüştürmek olarak görüyoruz.”

İklim dönüşümünü çevresel sorumluluğun ötesinde, enerji sektörünün geleceğini ve büyüme modelimizi yeniden şekillendiren stratejik öneme sahip bir etken olarak görüyoruz. Artan elektrik talebi, elektrikli araçların ve dağıtık yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaşması, değişen tüketim alışkanlıkları ve hızlıca gündemimize girecek veri merkezleri ile enerji altyapısının dayanıklılığı ve enerji tedarik hizmetlerinin sürekliliği daha da önemli hale geliyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİR ENERJİ ALTYAPISINA İHTİYAÇ ARTIYOR

İklim dönüşümünün beraberinde getirdiği riskler ise dayanıklı ve sürdürülebilir enerji altyapısına duyulan ihtiyacı daha da artırıyor. Dağıtım faaliyetlerimizde büyüme stratejimizin merkezinde daha güçlü, esnek, akıllı ve iklim risklerine dayanıklı bir şebeke oluşturmak yer alıyor. 2026 yılı için planladığımız yaklaşık 10,7 milyar TL tutarındaki yatırımın önemli bir bölümünü şebeke altyapısının güçlendirilmesine, kapasite artışına, dijital sistemlere, hizmet sürekliliğine ve müşteri deneyiminin geliştirilmesine yönlendiriyoruz. Orman yangınları, sıcak hava dalgaları ve lodos gibi bölgemiz açısından öncelikli iklim tehlikelerinin şebeke varlıklarımız üzerindeki etkilerini analiz ediyor; yatırım, bakım, varlık yönetimi ve acil durum planlarımızı bu riskler doğrultusunda şekillendiriyoruz. Sahadan elde ettiğimiz veriler ve yapay zeka destekli analizlerle yüklenme ve arıza risklerini daha erken belirleyerek kaynaklarımızı en fazla ihtiyaç duyulan alanlara yönlendirmeyi amaçlıyoruz.

ENERJİ TEDARİKİ

Enerji tedariki alanında ise iklim dönüşümünün sunduğu fırsatları müşterilerimizin değişen ihtiyaçları doğrultusunda değerlendiriyoruz. Dijitalleşme ve müşteri deneyimini odağımıza alarak hizmet süreçlerimizi daha hızlı, kolay ve erişilebilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Dijital işlem ve ödeme kanallarımızı geliştirirken enerji verimliliği ve bilinçli tüketim konusunda farkındalık oluşturmayı önemsiyoruz. Müşterilerimizin değişen beklentilerine uygun çözümler sunarak hizmet kalitemizi artırmayı ve sürdürülebilir enerji dönüşümüne katkı sağlamayı stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz.

FİNANSAL DİSİPLİN VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK DEĞER YARATMA UNSURU

Yatırım kararlarımızda bölgenin mevcut ihtiyaçlarının yanı sıra gelecekteki gelişimini de yakından takip ediyoruz. Sanayi yatırımları, nüfus hareketleri, yeni yerleşim alanları, elektrikli araç kullanımının yaygınlaşması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme dahil olması gibi birçok veriyi birlikte değerlendiriyoruz.

KAYNAK YÖNLENDİRMESİ

Finansal disiplin ve sürdürülebilirlik, uzun vadeli değer yaratma hedefimizin birbirini güçlendiren iki temel unsurunu oluşturuyor. Yatırım kararlarımızı şebekenin mevcut ve gelecekteki ihtiyaçları, iklim riskleri, hizmet kalitesi ve operasyonel verimlilik açısından bütüncül biçimde değerlendiriyor; sahadan elde ettiğimiz verilerle kaynaklarımızı en yüksek etkiyi yaratacak alanlara yönlendiriyoruz.

YATIRIM PROGRAMI

2026 yatırım programımızı da bu bakış açısıyla, şebeke modernizasyonu, kapasite artışı, dijitalleşme ve müşteri deneyimini birlikte geliştirecek şekilde oluşturduk. Amacımız, bugün güçlü ve kaliteli bir hizmet sunarken, bölgemizin gelecekteki enerji ihtiyaçlarına da hazır, daha güçlü ve daha esnek bir altyapı oluşturmak.

 

EBRU ÖZŞUCA I TÜRKİYE İŞ BANKASI GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

“GELECEĞİN DİRENÇLİ EKONOMİSİNİ BUGÜNDEN İNŞA ETMELİYİZ”

“İklim dönüşümünün gerçek başarısı, yalnızca bugünün risklerini yönetmekte değil geleceğin daha dirençli ekonomisini bugünden inşa etmekte yatıyor. COP31’e giderken iş dünyasına düşen en önemli sorumluluğun, bu dönüşümü finansman, inovasyon ve iş birliğiyle somut sonuçlara taşımak olduğuna inanıyoruz.”

Doğal kaynakların korunduğu, temiz enerjinin büyümeye güç verdiği, tarımın yenilikçi uygulamalarla geliştiği ve girişimlerin desteklendiği bir ekonomik yapı, geleceğin belirsizliklerine karşı daha dirençli olacaktır. Daha sürdürülebilir ve dirençli bir ekonomiye geçişte bankalar, finansal kaynakları sürdürülebilir yatırımlara yönlendirerek ve reel sektörün dönüşümünü destekleyerek kritik bir rol üstleniyor.

“HEDEFİ YUKARI TAŞIDIK”

İş Bankası olarak 2015 yılından bu yana yeni elektrik üretim santrali yatırımlarına sağladığımız finansmanın tamamını yenilenebilir enerji projelerine tahsis ettik. 2026 yılı için belirlediğimiz 300 milyar TL’lik sürdürülebilir finansman hedefimize planlanandan önce ulaşarak, sürdürülebilir finansman hedefimizi 2028 yıl sonuna kadar 650 milyar TL’ye çıkardık. Bu hedef, iklim yatırımlarının ölçeğini büyütme kararlılığımızı yansıtıyor. COP31'in Türkiye'de düzenlenmesini de iklim hedeflerinin somut yatırımlara dönüşmesi, uluslararası finansman olanaklarının geliştirilmesi ve yeni iş birliklerinin kurulması açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.

İKLİM DÖNÜŞÜM PLANI

İklim Dönüşüm Planımızla karbon yoğun sektörlerdeki emisyon azaltım hedeflerimizi belirlerken Sürdürülebilir Finans Çerçevemiz aracılığıyla çevresel ve sosyal fayda sağlayan yatırımları destekliyoruz. KOBİ’lerin değişen ticaret koşullarına uyumuna, çiftçilerin iklim risklerine karşı dayanıklılığına ve kadın girişimcilerin finansmana erişimine katkıda bulunuyoruz. Kadın girişimcilere yönelik finansman taahhüdümüzü 2028 yıl sonuna kadar 250 milyar TL’ye yükselttik.

“DAYANIKLILIK ORTAK ÇABAYLA KALICI HALE GELİR”

2030’a giderken önceliğimiz, düşük karbonlu ve iklim risklerine karşı daha dirençli bir ekonomiye geçişi desteklemek. Gelecek kuşaklara bırakmak istediğimiz; değişimi öngören, çözümün parçası olan ve ekonomik değer yaratırken doğayı ve toplumu gözeten bir banka.

“YARININ İMKANLARINI BÜYÜTECEĞİZ”

İkinci yüzyılımızda da finansmanı, teknolojiyi ve iş birliğini ortak bir gelecek için buluşturarak bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermeye ve yarının imkânlarını büyütmeye devam edeceğiz. İnanıyoruz ki dayanıklılık, ortak çabayla kalıcı hale gelir.

 

CANTEKİN DİNÇERLER I SANKO HOLDİNG CEO'SU

“COP31 İŞ BİRLİKLERİNİ GÜÇLENDİRECEK”

“COP31’in teknoloji geliştirenlerle üreticileri ve finans kuruluşlarını buluşturan iş birliklerini güçlendirebileceğini düşünüyorum. Özellikle döngüsel üretim ve kaynak verimliliği çözümlerinin yaygınlaşması için bu bağlantılara ihtiyacımız var. Başarıyı, zirve sonrasında hayata geçen projeler, ölçeklenen teknolojiler ve doğrulanabilir çevresel sonuçlar üzerinden değerlendireceğiz.”

Önümüzdeki beş yılda sürdürülebilirlik, hangi alanlarda büyüyeceğimizi ve yatırımlarımızı nasıl yönlendireceğimizi belirleyen temel unsurlardan biri olacak. Enerji, su ve ham maddeyi daha verimli kullanmak mevcut işlerimizin dayanıklılığını artırmayı, geliştirdiğimiz teknolojiler ile yeni gelir alanları yaratmayı hedefliyoruz. Tekstildeki birikimimizi döngüsel ham madde çözümlerine taşıyan RE&UP ve yenilenebilir enerji yatırımlarımız bu yaklaşımın örnekleri. Çimento ve ambalajda da kaynak verimliliğini artırmaya yönelik ürün ve süreç geliştirme çalışmalarına odaklanıyoruz. Büyümeyi, üretim kapasitemizle birlikte kaynak verimliliğimizin ve uluslararası rekabet gücümüzün gelişmesi üzerinden değerlendiriyoruz.

“KAYNAKLARI ÜRETİM DÖNGÜSÜNDE TUTUYORUZ”

Geleceği en güçlü biçimde, RE&UP ile geliştirdiğimiz tekstilden tekstile geri dönüşüm modelinde görüyorum. Bu girişim, SANKO’nun köklü tekstil deneyiminin teknoloji geliştiren ve yeni bir iş modeli oluşturan yapıya dönüşmesini gösteriyor. Tekstil atıklarını yeniden üretimde kullanılabilecek ham maddeye dönüştürerek kaynakları üretim döngüsünde tutuyoruz. Benim için burada geleceği temsil eden nokta, çevresel bir ihtiyaca sanayi ölçeğinde uygulanabilecek bir çözüm geliştirebilmek. Atığın yeniden ham madde olması, üreticinin kaynak ihtiyacına cevap verirken müşteriler için de geri dönüştürülmüş ham madde içeren ürünler geliştirme imkanı yaratıyor. Bu modelin yaygınlaşması, üreticiler, teknoloji geliştiricileri ve markalar arasında güçlü iş birlikleri gerektiriyor. RE&UP’ın bu bağlantıları kurarak tekstil değer zincirinin dönüşümüne katkı sağlayacağına inanıyorum.

“DÖNGÜSEL ÜRETİM VE KAYNAK VERİMLİLİĞİ ÇÖZÜMLERİ İÇİN ÖNEMLİ”

İklim hedeflerini somut yatırım planlarına bağlayan, ilerlemeyi güvenilir verilerle izleyen bir yaklaşımın hız kazanmasını bekliyorum. Şirketlerin hangi teknolojiye, hangi takvimle ve hangi kaynakla yatırım yapacağını daha açık ortaya koyması önem kazanacak. Karbon, su ve ham madde verilerinin birlikte değerlendirilmesi, yatırımların sağlayacağı faydayı daha iyi görmemize yardımcı olacak.

DEĞERLENDİRME NE ZAMAN?

COP31’in teknoloji geliştirenlerle üreticileri ve finans kuruluşlarını buluşturan iş birliklerini güçlendirebileceğini düşünüyorum. Özellikle döngüsel üretim ve kaynak verimliliği çözümlerinin yaygınlaşması için bu bağlantılara ihtiyacımız var. Başarıyı, zirve sonrasında hayata geçen projeler, ölçeklenen teknolojiler ve doğrulanabilir çevresel sonuçlar üzerinden değerlendireceğiz.

 

UĞUR AYAYDIN I IPEKYOL GROUP CEO’SU

“BÜYÜMEK HER PAZARDA UZUN VADELİ DEĞER YARATMAK DEMEK”

“Bizim için büyümek, mağaza ağımızı genişletmenin ötesinde, bulunduğumuz her pazarda güçlü bir deneyim sunabilmek ve uzun vadeli değer yaratabilmek anlamına geliyor.”

IPEKYOL Group olarak Global Brands Magazine tarafından düzenlenen Global Brand Awards 2026’da ‘Türkiye’nin En İyi Moda Perakende Markası’ ödülüne layık görüldük. IPEKYOL, TWIST ve MACHKA markalarımızla kadın hazır giyim sektöründeki çalışmalarımızı uluslararası bir ödülle taçlandırdık. Sektörlerinde istikrarlı başarı, yenilikçilik ve etki ortaya koyan kuruluşları değerlendiren Global Brand Awards; tasarım ve üretim birikimimiz, büyüyen uluslararası mağaza ağımız ve gelişen dijital yetkinliklerimizle Türkiye moda perakendeciliğinde edindiğimiz konum dolayısıyla grubumuzu ödüle değer buldu.

ÜÇ MARKAYLA YENİ PAZARLAR

IPEKYOL, TWIST ve MACHKA markalarımızın her birinin kendine özgü kimliğini korurken tasarım ve üretimdeki birikimimizi yeni teknolojilerle geliştiriyor, müşterilerimizin değişen beklentilerini daha iyi anlamaya çalışıyoruz. Üç markamızın kendine özgü kimliğiyle yeni pazarlara açılırken fiziksel mağazalarımızda ve dijital kanallarımızda değişen müşteri beklentilerine yanıt vermeyi sürdürüyoruz. Büyümeyi yalnızca mağaza sayısını artırmak olarak değil, bulunduğumuz her pazarda güçlü bir deneyim ve uzun vadeli değer yaratmak olarak görüyoruz.

TEKNOLOJİ İNSAN VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Sürdürülebilirlik ve insan kaynağımız büyüme yaklaşımımızda önemli bir yere sahip. Çalışanlarımızın büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Kadınların iş yaşamında gelişimini desteklemeyi ve gençlerin eğitimine katkı sunmayı geleceğimize yaptığımız yatırım olarak görüyoruz. Teknolojiye, insana ve daha sorumlu bir üretim anlayışına birlikte odaklanarak markalarımızı geleceğe taşımayı hedefliyoruz. Aldığımız ödülün sevincini, tüm bu çalışmalara emek veren çalışma arkadaşlarımızla paylaşıyoruz.

GLOBAL BRAND AWARDS 2026

IPEKYOL Group, Global Brand Awards 2026 kapsamında Türkiye’nin En İyi Moda Perakende Markası seçildi.

DEĞERLENDİRME ÖLÇÜTLERİ

Tasarım ve üretim birikimi, büyüyen uluslararası mağaza ağı, gelişen dijital yetkinlikler, istikrarlı başarı, yenilikçilik ve sektörel etki ödülün temel değerlendirme başlıkları oldu.

 

ALİ EMRE SEVER I MULTINET CEO’SU

“TOPLAM MARKA BİLİNİRLİĞİNDE BEŞ YILDIR BİRİNCİYİZ”

“Araştırma sonuçları son üç yılda hem yemek kartı kullanımının hem hizmetlerden duyulan memnuniyetin arttığını gösteriyor. Kullanım oranıyla birlikte memnuniyetin yükselmesini sektörümüz açısından oldukça olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz.”

Kuantum Araştırma iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz Pazar ve Segmentasyon Araştırması, Türkiye’de yemek kartı kullanımının son üç yılda istikrarlı biçimde arttığını ortaya koydu. Araştırmayı 12 ilde ve 15 ana sektörde faaliyet gösteren 1.500 işletmeyle gerçekleştirdik. Katılımcı işletmelerin yüzde 80,4’ünü mikro ve küçük ölçekli şirketler oluşturdu. Araştırmada küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerin çalışanlarının yemek, yardım, seyahat ve akaryakıt ihtiyaçlarını karşılama yöntemlerini inceledik. Multinet olarak yemek kartı, kurumsal hediye ve sosyal yardım kartı, akaryakıt, konaklama, toplu satın alma ve filo çözümleriyle şirketlere tasarruflu gider yönetimi hizmetleri sunuyoruz.

KULLANIM ORANI YÜZDE 17,2

Çalışanlarının yemek ihtiyacını yemek kartıyla karşılayan işletmelerin oranı 2024 yılında yüzde 15,6 iken 2025’te yüzde 16,5’e, 2026’da ise yüzde 17,2’ye yükseldi. Son üç yıldaki düzenli artış, yemek kartlarının şirketler açısından giderek daha fazla tercih edilen bir çözüm haline geldiğini gösteriyor. Sektördeki gelişime paralel olarak Multinet’in toplam marka bilinirliği de istikrarlı biçimde yükseldi. Toplam marka bilinirliğimizi 2026’da yüzde 94,2’ye taşıyarak araştırma kapsamında 2022’den bu yana beş yıl üst üste birinci sırada yer aldık. Yemek kartı hizmetlerinden duyulan ortalama memnuniyet 2024 yılında 5 üzerinden 4,3 seviyesindeydi. Bu oran 2025’te 4,5’e, 2026’da ise 4,6’ya çıktı. İşletmelerin markamızdan memnun olma nedenleri arasında kullanım kolaylığı ve pratik ödeme deneyimi, güvenilirlik, harcama noktalarının yaygınlığı ve kampanyalarla sunulan avantajlar ilk sıralarda yer alıyor. Sektörün önündeki büyüme fırsatını yalnızca daha fazla işletmenin yemek kartı kullanmaya başlaması üzerinden değerlendirmiyoruz. İşverenlerin iş süreçlerini kolaylaştıran ve çalışanlara daha iyi bir deneyim sunan çözümler geliştirmeyi önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de işverenlerin hayatını kolaylaştıran, çalışanların deneyimini iyileştiren çözümler geliştirmeyi sürdüreceğiz.

ARAŞTIRMANIN ÜÇ TEMEL SONUCU

Yemek kartı kullanan işletmelerin oranı üç yılda yüzde 15,6’dan yüzde 17,2’ye çıktı.

BİLİNİRLİK VE MEMNUNİYET

Multinet’in toplam marka bilinirliği yüzde 94,2’ye, yemek kartı hizmetlerinden duyulan ortalama memnuniyet ise 5 üzerinden 4,6’ya ulaştı.

 

ENDER ÖZGÜN I HEPSİBURADA CEO’SU

“YENİ BAŞARILARA HAZIRLANIYORUZ”

“Bu yıl pazarlama yatırımlarımız, güçlü teknoloji ve lojistik altyapımız, finansal çözümlerimiz ve tüm ekiplerimizle Efsane Kasım’a hazırız.”

Efsane Kasım öncesinde üretici, KOBİ ve girişimcilerden oluşan bine yakın iş ortağımızla bir araya geldik. ‘Efsane Kasım Beklediğine Değecek’ temasıyla düzenlediğimiz buluşmada kampanya dönemine yönelik stratejilerimizi, hedeflerimizi ve iş ortaklarımızın satış performansını artırmaya yönelik fırsatları paylaştık. Türkiye’ye ilk kez Hepsiburada’nın getirdiği ve adını verdiği Efsane Kasım’ın bu yıl 11’incisini gerçekleştireceğiz. Geride bıraktığımız 10 yılda Efsane Kasım, müşterilerimizin heyecanla beklediği, iş ortaklarımız için de yılın en önemli ticaret dönemlerinden biri haline geldi.

BİNE YAKIN İŞ ORTAĞI

Efsane Kasım bizim için aylar öncesinden başlayan büyük bir hazırlığın, heyecanın ve sorumluluğun karşılığı. Her yıl bu döneme müşterilerimizin beklentilerini en iyi şekilde karşılamak ve iş ortaklarımızın büyümesine katkı sağlamak için hazırlanıyoruz. Müşterilerimize aradıkları ürünleri net indirimlerle, esnek ödeme çözümleriyle, hızlı ve güvenilir bir alışveriş deneyimiyle sunmayı hedefliyoruz. İş ortaklarımızla yılın en kritik son çeyreğinde ticaret hacimlerini rekor seviyelere taşımaları, stoklarını nakit akışına dönüştürmeleri ve milyonlarca yeni müşteriye ulaşmaları için omuz omuza çalışacağız. E-ticaretin teknoloji ve operasyon gerektiren karmaşık süreçlerini biz üstlenirken iş ortaklarımızın ürünlerine, müşterilerine ve işlerini büyütmeye odaklanmasını sağlıyoruz.

KATEGORİYE ÖZEL BÜYÜME FIRSATLARI

Ürün yönetimi, HepsiAd, HepsiJET, influencer ve performans pazarlama ekiplerimiz kampanya dönemine yönelik hazırlıklarını ve yenilikleri iş ortaklarımızla paylaştı. Daha fazla müşteriye ulaşmayı, satış performansını artırmayı ve kampanya dönemindeki fırsatlardan daha etkin yararlanmayı destekleyecek çalışmalar ve ipuçları aktarıldı. Birebir görüşmelerde iş ortaklarımız kendi kategorilerinden sorumlu ekiplerle bir araya gelerek taleplerini ve beklentilerini paylaştı, sorularına yanıt buldu ve iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. HepsiAd, HepsiJET, Influencer ve Girişimci Kadınlar stantlarında reklam, pazarlama ve lojistik hizmetlerimiz anlatıldı.

GİRİŞİMCİ KADINLARA TEKNOLOJİ GÜCÜ

Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü programıyla kadın girişimcilere sunduğumuz fırsatları ve işlerini büyütmelerini destekleyen çalışmaları iş ortaklarımızla paylaştık.

BEKLEDİĞİNE DEĞECEK

Efsane Kasım’ın 11’inci yılında iş ortaklarımızla yeni başarılara imza atmayı, müşterilerimiz ve iş ortaklarımız için güçlü bir kampanya dönemi yaşatmayı hedefliyoruz.

 

AYŞEGÜL ADACA OĞAN I AKTİF BANK GENEL MÜDÜRÜ

“HEDEFLERİMİZİ ŞEFFAFLIKLA ORTAYA KOYDUK”

“İlk entegre raporumuz yalnızca bir performans özeti değil nasıl değer yarattığımızı, hangi alanlarda ilerlediğimizi ve geleceğe nasıl hazırlandığımızı ortaya koyan önemli bir çalışma.”

Aktif Bank, 2025 faaliyet yılına ilişkin ilk Entegre Raporu’nu yayımladı. Finansal ve finansal olmayan performansımızı, stratejik önceliklerimizi, değer yaratma modelimizi ve sürdürülebilirlik yolculuğunda kaydettiğimiz ilerlemeyi paydaşlarımızla şeffaf biçimde paylaştık. 2020 yılından bu yana yayımladığımız sürdürülebilirlik raporlarının ardından entegre raporlama yaklaşımına geçtik. Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi esas alınarak hazırlanan rapor, finansal büyümeyi strateji, kurumsal yönetim, risk ve fırsatlar ile toplumsal ve çevresel etkilerle birlikte ele alıyor. Böylece kısa, orta ve uzun vadede nasıl değer yarattığımızı ‘Bugünden Aktif’ yaklaşımıyla ortaya koyuyoruz.

ÜÇ TEMEL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ODAĞI

Değer yaratma yaklaşımımızı sürdürülebilirlik stratejimizin üç temel odağı üzerinden somut verilerle aktarıyoruz. İnovasyon ve Ar-Ge yatırımlarımız, büyüyen dijital bankacılık müşteri portföyümüz ve 1.000’i aşkın API ile Türkiye’nin en zengin API platformu olmayı sürdürmemiz öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Toplumsal fayda alanında “Ekonomide Aktif Kadınlar” programıyla 2022-2025 yılları arasında 5 bini aşkın kadının finansal sisteme katılımını destekledik. Çevresel etki odağında ise Denizli’de devreye aldığımız 1,39 MW kapasiteli GES sayesinde genel müdürlük, tüm şubeler ve bağlı ortaklıklarımızın elektrik tüketiminden kaynaklanan Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını pazar bazlı yöntemle I-REC sertifikaları aracılığıyla sıfırladık. Toplam sera gazı emisyonlarımızı yüzde 53 azalttık.

KADIN LİDERLİK ORANI YÜZDE 37

Entegre raporumuz, sürdürülebilirlik yönetişiminden müşteri deneyimi ve dijitalleşmeye, finansal kapsayıcılıktan iklim çalışmalarına kadar 2025 performansımızı ortak bir değer yaratma çerçevesinde sunuyor. UN Global Compact ve Kadının Güçlenmesi Prensipleri taahhütlerimiz, kadın ve erkek çalışan temsilinde dengeli iş gücü yapımız ve yüzde 37’ye ulaşan kadın liderlik oranımız da raporun öne çıkan başlıkları arasında. Seçili sürdürülebilirlik göstergelerini bağımsız sınırlı güvence kapsamına alırken, TSRS raporumuzda sürdürülebilirlik risklerini ve fırsatlarını entegre düşünce yaklaşımıyla değerlendiriyoruz. Finans ve teknoloji alanındaki birikimimizi sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda odağımızla birlikte uzun vadeli değere dönüştürüyoruz.

İLK ENTEGRE RAPORDAN ÖNE ÇIKANLAR

1.000’i aşkın API ile Türkiye’nin en zengin API platformu olmayı sürdürüyoruz. 2022-2025 döneminde 5 bini aşkın kadının finansal sisteme katılımını destekledik. 1,39 MW kapasiteli GES yatırımıyla Kapsam 2 emisyonlarını sıfırlarken toplam sera gazı emisyonlarını yüzde 53 azalttık.

 

ERDEM İNAN I TRENDYOL GRUBU CEO’SU

“YAPAY ZEKAYI MİLYONLARCA KULLANICI İÇİN ÖLÇEKLİYORUZ”

“Yapay zekanın sunduğu asıl büyüme fırsatı mevcut iş akışlarımızı yalnızca hızlandırmakta değil süreçleri en baştan tasarlayarak yepyeni alanlar açabilmekte yatıyor.”

Trendyol olarak dördüncü Yapay Zeka ve Makine Öğrenimi Zirvesi’ni ‘Ölçeklenebilir Yapay Zeka’ temasıyla düzenledik. Trendyol Kampüs’te 350’den fazla mühendis, veri bilimci, akademisyen, ürün lideri ve yapay zeka uzmanını bir araya getirdik. Gelişmiş yapay zeka çözümlerimizi teknoloji ekosistemiyle paylaşarak pozitif etki yaratmayı ve sektörün gelişimine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Zirvede yapay zekanın demo aşamasından çıkıp milyonlarca kullanıcı için her gün çalışan sistemlere nasıl dönüştüğünü gerçek uygulama örnekleriyle ele aldık. Yapay zeka ajanları, yazılım geliştirme süreçlerinde otomasyon, büyük dil modellerinin kurumsal kullanımı ve uçtan uca makine öğrenmesi sistemleri zirvenin temel başlıkları arasında yer aldı.

16 BİNDEN FAZLA YAZILIM GÖREVİ

AI-native diye tanımladığımız süreçte benzer kaynaklarla daha kaliteli ve hızlı hizmet sunma, aynı zamanda büyüme fırsatı bulunuyor. Alışverişin keşif, eğlence ve sosyal boyutu güçlenirken az veriyle bile kişiye özel görsel, video, ürün ve vitrin tasarlama imkanı doğuyor. Geleceğin e-ticaretini bu kişiselleştirilmiş deneyimlerin şekillendireceğine inanıyoruz. Trendyol Grubu CTO’su Cenk Çivici’ye göre güçlü bir yapay zeka mimarisi, tek bir modele bağımlı kalmadan doğru işi doğru modele yönlendiren ortak bir altyapı katmanıyla mümkün. Geliştirdiğimiz otonom yapay zeka sistemleri Trendyol’da 16 binden fazla yazılım görevini başarıyla tamamladı. Mühendislerimizin rutin teknik yükü azaldıkça stratejik karar alma süreçlerine ayrılan kapasite artıyor.

ÖNERİ SUNAN DEĞİL AKSİYON ALAN YAPAY ZEKA

Farklı büyük dil modellerini tek bir güvenli merkezden yönetmeyi sağlayan ortak altyapı katmanımız, doğru görevi doğru modele yönlendiriyor.

İNSAN KARAR SÜRECİNDE

Sistemlerimiz yalnızca öneri sunan yapılardan, insanın da karar sürecinde yer aldığı ve ileri düzeyde aksiyon alabilen yapılara evriliyor. Bir modelin veriyle eğitilmesinden test edilmesine ve kullanıcıya sunulmasına kadar uzanan süreçleri uçtan uca otomatikleştiriyoruz.

 

OZAN KIRMIZI I ALTERNATİF BANK CEO’SU

“KÖRFEZ’DEKİ BÜYÜME YOLCULUĞUNDA GÜÇLÜ BİR KÖPRÜ OLACAĞIZ” 

“Türkiye ile Körfez arasındaki ekonomik ilişkiler gelişirken bu potansiyeli Türk şirketleri için somut fırsatlara dönüştürmeyi hedefliyoruz. Şirketlerin finansmana erişmelerine, yeni pazarları tanımalarına ve büyümeleri için ihtiyaç duydukları bağlantıları kurmalarına destek oluyoruz.”

Alternatif Bank ve ana hissedarımız Commercial Bank of Qatar, DEİK’in destekleriyle ‘Sınırların Ötesinde: Türk İş Dünyasını Körfez Bölgesi’nde Güçlendirmek’ etkinliğini düzenledi. Türk şirketlerini ve önemli paydaşları buluşturan etkinlikte Körfez’deki yatırım, finansman ve büyüme fırsatlarını ele aldık. National Bank of Oman ve United Arab Bank’tan üst düzey temsilciler de buluşmaya katıldı. Bölgesel yatırım ve büyüme fırsatları, finansmana erişim, sınır ötesi bankacılık, dış ticaret finansmanı ve kurumsal bankacılık çözümlerinin değerlendirildiği etkinlik, Türk iş dünyası ile Körfez’in önde gelen finans kuruluşları arasında doğrudan temas kurulmasına ve yeni ortaklıklara zemin hazırladı. Prof. Dr. Hakan Kara ve Prof. Dr. Ahmet Kasım Han da Türkiye ve Körfez pazarlarının görünümü, jeopolitik gelişmeler ve bölgesel ekonomik koşullara ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

BÖLGESEL FİNANS AĞI

Commercial Bank of Qatar’ın Katar’daki güçlü konumu, National Bank of Oman ve United Arab Bank’ın bölgesel deneyimiyle birleştiğinde bölgeye açılan güçlü bir finansal ekosistem sunuyor. Commercial Bank of Qatar, National Bank of Oman’da yüzde 35,89; United Arab Bank’ta ise yüzde 39,99 paya sahip. Alternatif Bank’ın Türkiye pazarındaki bilgi birikimini bu kurumların bölgesel deneyimiyle birleştirerek Türk şirketlerinin finansmana erişimini, Körfez pazarlarına açılmasını ve kalıcı iş ortaklıkları kurmasını destekliyoruz. DEİK’in destekleriyle düzenlediğimiz etkinlik, Türk iş dünyasını bölgesel bankacılık ağımızla buluşturarak fırsatları doğrudan değerlendirme imkanı sundu. Türk şirketlerinin Körfez’de ticaretlerini büyütürken güvenilir bir finansal çözüm ortağı olarak yanlarında yer almaya ve bölgeyle aralarında güçlü bir köprü görevi görmeye devam edeceğiz.

UZUN VADELİ ORTAKLIK POTANSİYELİ

Alternatif Bank Yönetim Kurulu Başkanı Omar Hussain Alfardan, Türkiye ile Körfez arasındaki ekonomik ilişkilerin ticaretin ötesine geçerek karşılıklı yatırımlar, uzun vadeli ortaklıklar ve yeni iş birlikleriyle derinleşmesi için güçlü bir potansiyel bulunduğunu vurguluyor. Türkiye’nin üretim ve girişimcilik gücü ile Körfez’in yatırım kapasitesi ve bölgesel bağlantılarının birbirini tamamladığına dikkat çekiyor.

KATAR VE KÖRFEZ’DE YENİ FIRSATLAR

Türkiye-Katar İş Konseyi Başkanı Abdullah Altunkum, Türkiye ile Katar arasındaki güçlü ilişkiyi daha fazla ticarete, yatırıma ve somut iş birliğine dönüştürmeyi hedeflediklerini söylüyor.

PAZARA GİRİŞİN ÜÇ KOŞULU

Yeni pazarlarda kalıcı olabilmek için ticari fırsatların yanı sıra finansmana erişim, doğru iş ortaklarıyla bağlantı kurulması ve bölgenin dinamiklerinin yakından tanınması önem taşıyor.

 

EREN ÇAMURDAN I BOYNER BÜYÜK MAĞAZACILIK CEO’SU

“MÜŞTERİMİZLE İLİŞKİMİZ ALIŞVERİŞ TAMAMLANDIĞINDA BİTMİYOR”

“Satın alma sonrasında da müşterimizin yanında olmak, hayatını kolaylaştırmak ve verdiği karardan memnun kalmasını sağlamak Boyner deneyiminin önemli bir parçası.”

Müşterilerimizin ‘Aldığım ürünün fiyatı ya düşerse?’ endişesine İndirim Korumalı Alışveriş uygulamasıyla yanıt veriyoruz. Satın alınan ürünün fiyatı alışverişi izleyen 30 gün içinde düşerse aradaki farkı müşterinin Hopi hesabına Paracık olarak otomatik biçimde tanımlıyoruz. Uygulamadan yararlanmak için müşterinin fiyat takibi yapması ya da başvuruda bulunması gerekmiyor. Değişen müşteri beklentilerini dikkate alarak alışveriş deneyimini geliştirmeyi ve müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran uygulamalar sunmayı sürdürüyoruz. 2024 yılında hayata geçirdiğimiz İndirim Korumalı Alışveriş de bu yaklaşımımızın önemli örneklerinden biri.

2 MİLYON MÜŞTERİYE 1 NOKTA 7 MİLYAR PARACIK

İndirim Korumalı Alışveriş’ten bugüne kadar yaklaşık 2 milyon müşteri yararlandı ve 1,7 milyar Paracık kazandı. Müşteri başına ortalama 857 TL değerinde kazanım sağlandı. Hesaplara tanımlanan Paracıklar herhangi bir alt harcama limiti olmadan Boyner’in tüm kanallarında ve tüm ürünlerde kullanılabiliyor. Müşteriler yeni sezon ve sezonsuz ürünlerde olası fiyat değişikliklerini takip etmek ya da indirim zamanını beklemek zorunda kalmadan alışveriş yapabiliyor. Fiyat farkı Hopi hesabına otomatik tanımlandığı için ek bir işlem gerekmiyor.

GERÇEK BİR MÜŞTERİ İÇGÖRÜSÜ

Perakendede müşteriyi gerçekten anlamak, değişen beklentileri doğru okumayı, alışveriş yolculuğundaki ihtiyaçları öngörmeyi ve her adımda kendini güvende hissettiği bir deneyim sunmayı gerektiriyor. İndirim Korumalı Alışveriş’i de ‘Bugün aldığım ürün kısa süre sonra indirime girer mi?’ içgörüsünden yola çıkarak geliştirdik. Müşterilerimizin bu soruyu düşünmeden Boyner’e güvenerek ve gönül rahatlığıyla alışveriş yapmasını istedik. Aldığımız geri dönüşler doğru bir ihtiyaca karşılık verdiğimizi gösteriyor. Önümüzdeki dönemde de müşterilerimizi dinlemeye, değişen beklentilerini anlamaya ve hayatlarını kolaylaştıracak uygulamalar geliştirmeye devam edeceğiz.

DİLEDİĞİN ZAMAN İADE

Kullanılmamış ürünlerin iadesinde süre sınırını ortadan kaldırıyoruz. Müşteriler belirli bir iade süresini takip etmek zorunda kalmadan kararlarını değiştirebiliyor.

DAHA ESNEK DENEYİM

İndirim Korumalı Alışveriş ve Dilediğin Zaman İade uygulamalarıyla alışveriş deneyimini müşterilerimizin ihtiyaçlarına göre geliştiriyor, satın alma sonrasında da hayatlarını kolaylaştırıyoruz.

 

VOLKAN MUMCU I TAVUK DÜNYASI VE DÜRÜMLE GRUP CEO’SU

“ÜRETİMİ TALEBE YAKLAŞTIRIYORUZ”

“Gebze yatırımı, Türkiye’de kârlı ve sürdürülebilir büyümemizi destekleyen stratejimizin somut adımlarından biri. İşimizin yaklaşık yüzde 55’inin bulunduğu Marmara Bölgesi’nde üretimi talebe yaklaştırıyoruz.”

Ankara’dan sonraki ikinci üretim tesisimizi Gebze’de 20,5 milyon dolarlık yatırımla faaliyete geçirdik. 10.200 metrekare arazi üzerine kurulu tesisle üretim ve lojistik operasyonlarımızı Marmara Bölgesi’ne yaklaştırdık. Ankara’daki ilk tesisimizle birlikte toplam üretim alanımız 19 bin metrekareye ulaştı. Yeni tesisimiz, restoran ağımız büyürken lezzet ve kalite standartlarımızı koruma, tedarik sürekliliğini destekleme ve ürünleri restoranlarımıza daha kısa sürede ulaştırma hedeflerimize hizmet ediyor. Ankara ve Gebze tesislerimizle birlikte 800 restorana kadar hizmet verebilecek kapasiteye ulaştık.

350 RESTORAN HEDEFİ

Bugün Türkiye’nin 59 şehrinde 343 restoranla hizmet veriyoruz. 2026’nın ilk dokuz ayında 17 yeni restoran açtık. Yıl sonuna kadar yeni restoran sayısını 25’e çıkararak toplam restoran sayımızı 350’nin üzerine taşımayı, 2027 yılında ise 30’dan fazla yeni restoran açmayı planlıyoruz. Gebze yatırımıyla mevcut operasyonel kapasitemizi güçlendirirken gelecekteki büyüme hedeflerimiz için de önemli bir altyapı oluşturduk. Restoran ağımızı büyütürken lezzet ve kalite standartlarımızı korumayı odağımıza alıyoruz.

GEBZE’DE 105 KİŞİLİK İSTİHDAM

Gebze Üretim Tesisi’nde bugün 69 kişiye doğrudan istihdam sağlıyoruz. 2026 sonuna kadar bu sayıyı 105’e çıkarmayı hedefliyoruz. Tesiste yüzde 26 seviyesinde bulunan kadın çalışan oranını yakın dönemde yüzde 44’e taşımayı planlıyoruz. Yerel tedarikçi ve hizmet sağlayıcılardan yapacağımız alımlarla bölge ekonomisine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Tesiste, Türkiye’nin en büyük tavuk eti üreticilerinden tedarik edilen göğüs ve but etlerini özel reçetelerimizle 12-14 saat marine ediyor, ardından paketleyerek restoranların ihtiyaçlarına göre soğuk zincir korunarak sevk ediyoruz. Ham madde girişinden sevkiyata kadar ürün izlenebilirliğini sağlıyor, soğuk zinciri mal kabulden restoran teslimine kadar dijital sistemlerle takip ediyoruz. Ankara tesisimizdeki BRCGS, IFS, HALAL, ISO 9001, ISO 14001 ve ISO 22000 standartlarını Gebze’de de oluşturmayı planlıyoruz.

SÜRDÜRÜLEBİLİR FABRİKA

Gebze Üretim Tesisi’ni LEED Gold sertifikası hedefiyle tasarladık. Yüksek verimli ekipmanlar, yüzde 100 LED aydınlatma, akıllı otomasyon, debi sınırlayıcı ve sensörlü su sistemleri kullanıyoruz.

DAHA KISA LOJİSTİK

Üretimi Marmara’daki restoranlara yaklaştırarak uzun mesafeli ürün hareketini ve lojistik kaynaklı karbon salımını azaltmayı hedefliyoruz. Yenilenebilir enerji kullanımını artırmak için güneş enerjisi yatırımı başvurularımızı gerçekleştirdik.

BUSINESS LIFE