İş Dünyasının İklım Taahhüdü

COP31 öncesinde liderlerin, iklim dönüşümüne yönelik önceliklerini, yatırım stratejilerini ve gelecek hedeflerini ortaya koyuyoruz. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, iklim için doğru olanla ekonomik açıdan sürdürülebilir olanın yakınlaşması gerektiğini vurgularken Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hayri Çulhacı, sürdürülebilirliği sermaye tahsisi ve risk yönetiminin parçası olarak ele alıyor. Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık, uzun vadeli değer yaratmaya odaklanırken Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Feyhan Yaşar, sürdürülebilirliği inovasyon ve operasyonel mükemmeliyetle bütünleştirdiklerini söylüyor. TOGG Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, COP31'i türkiye'nin üretim ve teknoloji gücünü göstermek için bir fırsat olarak görürken Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Mehmet Tütüncü, gıda güvenliğinde uzun vadeli sorumluluğa dikkat çekiyor. Rönesans Holding Onursal Başkanı Dr. Erman Ilıcak, çevresel ve sosyal standartların önemini vurgularken Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, sorumlu büyüme ve bölgesel kalkınmayı öne çıkarıyor. LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, insanı merkeze alan yatırım anlayışını anlatırken Logo Grup Yönetim Kurulu Başkanı M. Tuğrul Tekbulut, teknoloji birikimini gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor.

DR. BAHADIR KALEAĞASI I b.kaleagasi@businesslife.com.tr

RİSKLER GERÇEK, ZAMAN AZ!

İklim değişikliği toplumsal yaşamı, dolayısıyla ekonomiyi tehdit ediyor. Riskler gerçek, zaman az. Sel ve taşkınlar tedarik zincirlerini, kuraklık suya ve hammaddelere erişimi, aşırı sıcaklar çalışan sağlığını ve verimliliği, yangınlar üretim alanlarını ve sigorta maliyetlerini etkiliyor. Enerji güvenliği de şirketlerin maliyetlerini ve üretim sürekliliğini belirleyen temel bir strateji konusu haline geliyor. Bu risklerin ekonomik boyutu büyüyor. Örneğin 2024’te doğal afetlerin yol açtığı küresel ekonomik kayıp 318 milyar dolar olarak hesaplandı ve bunun yüzde 57’si sigortasız kaldı. Bu tablo iklim dönüşümünü aynı anda bir rekabet, finansmana erişim ve insan kaynağı meselesi haline getirdi. Yapay zeka kaynak kullanımını iyileştirme ve yeni ürünler geliştirme potansiyeli taşırken, onu çalıştıran veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2025’teki 485 teravatsaatten 2030’da yaklaşık 950 teravatsaate çıkması bekleniyor. Şirketlerin önündeki stratejik soru, bu gerilimleri nasıl yönetecekleri. İklim risklerine dayanıklı iş stratejileri uygularken, güvenilir ve uygun maliyetli enerjiye nasıl erişecek; dönüşüm için gereken finansmanı ve yetkin çalışanları nasıl bulacak; rekabetçi ürünler geliştirirken uzun vadeli finansal sürdürülebilirliği nasıl sağlayacaklar?

 

VAHAP KÜÇÜK I LC WAIKIKI YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“İNSANI MERKEZE ALARAK YATIRIMLARA DEVAM EDİYORUZ”

“ForumOne olarak Türkiye’nin 7 ilinde bulunan 8 alışveriş merkezimizle yılda yaklaşık 65 milyon ziyaretçiye ulaşıyoruz. Hedefimiz, her AVM’nin potansiyelini daha ileri taşıyarak portföyümüzün toplam değerini artırmak. Perakendeden gelen deneyimimizi yatırımcı bakış açısıyla birleştiriyoruz.”

Bu topraklardan bir dünya markası çıkarma hayaliyle yola çıktık. Bu hayali gerçeğe dönüştürmek için kendimize bir misyon belirledik: “İyi giyinmek herkesin hakkı!” Üretim kökenli bir şirket olarak yalnızca üretim yapmanın sürdürülebilir büyüme için yeterli olmadığını gördük. Kalıcı başarı için marka olmak ve markaya yatırım yapmak gerekiyordu. 2001 krizine kadar bayilik modeliyle ilerlerken müşterilerimize daha yakın olmak amacıyla perakendeciliğe yöneldik. Türkiye’de AVM yatırımlarının hız kazandığı bu dönemde yeni mağazalar açarak büyümemizi hızlandırdık. 2009 yılında ilk yurt dışı mağazamızı Romanya’da açtık. Ardından Irak, Kazakistan, Bulgaristan ve Bosna Hersek’le uluslararası pazarlarda büyümeye devam ettik.

“PERAKENDE DENEYİMİMİZİ YATIRIMA TAŞIYORUZ”

Yaklaşık iki yıl önce Forum’a ait sekiz AVM’nin yüzde 40’ını satın alarak alışveriş merkezi işletmeciliğinde önemli bir sorumluluk üstlendik. Bizim için bu sektör yeni değil. Uzun yıllar kiracı olarak bulunduğumuz bu merkezleri hem tüketici davranışları hem perakendenin değişen ihtiyaçları açısından yakından tanıyoruz. Yatırım kararımızı verirken yalnızca mevcut finansal performansa değil merkezlerin gelecekte yaratabilecekleri değere de baktık. Forum portföyünde oturmuş bir işletme yapısı, güçlü lokasyonlar, yüksek ziyaretçi potansiyeli ve geniş bir marka ekosistemi var. Perakendeden gelen bilgi birikimimizi yatırımcı bakış açısıyla birleştirerek bu potansiyeli büyütmeyi hedefliyoruz.

“AVM’LERİN BAŞARISINDA DENEYİM BELİRLEYİCİ”

ForumOne olarak Türkiye’nin yedi ilinde sekiz alışveriş merkezi yönetiyoruz. Merkezlerimiz yılda yaklaşık 65 milyon ziyaretçiye ulaşıyor. Hedefimiz, bu ölçeği korurken her AVM’nin potansiyelini geliştirerek portföyümüzün toplam değerini artırmak.

DEĞİŞEN BEKLENTİLER

Perakendeden gelen deneyimimiz bize bir AVM’nin başarısının yalnızca içindeki markalarla değil ziyaretçiye sunduğu deneyimle de belirlendiğini gösteriyor. Tüketiciler artık alışverişin yanında sosyalleşmek, eğlenmek ve ihtiyaçlarını bir arada karşılamak istiyor. Biz de marka karmamızı bu değişime göre geliştiriyor, güçlü ulusal ve uluslararası markaları doğru lokasyonlarla buluşturmayı hedefliyoruz.

 

FEYHAN YAŞAR I YAŞAR HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK UZUN VADELİ DEĞER YARATMANIN BİR UNSURU”

“Yenilenebilir enerji, verimlilik projeleri, dijitalleşme ve veri altyapıları, su yönetimi, döngüsel ekonomi uygulamaları ve daha sürdürülebilir ürün çözümleri yatırım alanlarımız arasında yer alıyor. Bu sayede sürdürülebilirliği operasyonel mükemmeliyetin, inovasyonun ve uzun vadeli değer yaratmanın bir unsuru olarak yönetiyoruz.”

COP31 öncesinde yönetim kurulumuzun iklim gündeminde öncelik verdiği üç stratejik konu var. Birincisi iklim değişikliğine dayanıklı ve sürdürülebilir tedarik zinciri. Gıda şirketlerinin iklim risklerinin önemli bir bölümü, tarımsal hammaddelerin üretildiği aşamada ortaya çıkar. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar, su kıtlığı ve verim kayıpları hem maliyetleri hem tedarik sürekliliğini etkiler. Çiftçilerle sürdürülebilir ve iklime dayanıklı tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak ve su verimliliği, toprak sağlığı ve tarımsal biyoçeşitliliği desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. İkinci önemli gündem maddemiz karbon emisyonlarını azaltmak ve enerji dönüşümünü hızlandırmak. Üretim tesisleri, soğutma sistemleri, lojistik ve ambalaj süreçleri karbon ayak izimize doğrudan ve dolaylı olarak etki ediyor. Özellikle tarımsal hammaddelerin üretiminden kaynaklanan emisyonları da dikkate almak gerekiyor. Enerji verimliliği, yenilenebilir elektrik ve düşük karbonlu ısı çözümlerine yatırım yapmayı önceliklendiriyoruz. Üçüncü olarak su, gıda kaybı ve atık yönetimi çok önemli. Gıda kaybı, yalnızca atık miktarı değil üretimde kullanılan suyun, enerjinin, toprağın ve hammaddenin de kaybı anlamına geliyor. Üretim tesislerinde ve tedarik zincirinde su tüketimini azaltmak, gıda güvenliğini koruyarak yan ürünleri değerlendirmek ve atık oluşumunu azaltmak bu başlık altındaki önceliklerimiz.

YATIRIMDA İKLİM

Yatırım kararlarında enerji ve su verimliliği, karbon emisyon azaltım projeleri, iklim kaynaklı risklere karşı dayanıklılık, düzenlemelere uyum, tedarik zinciri etkisi gibi parametreleri gözetiyoruz. Özellikle yeni kapasite, teknoloji, ürün, tesis ve altyapı yatırımlarında karbon, su, enerji ve uyum maliyetlerini de dikkate alan daha bütüncül bir değerlendirme sonucu karar alıyoruz. Yenilenebilir enerji, verimlilik projeleri, dijitalleşme ve veri altyapıları, su yönetimi, döngüsel ekonomi uygulamaları ve daha sürdürülebilir ürün çözümleri yatırım alanlarımız arasında yer alıyor.

“BÜTÜNCÜL BİR DÖNÜŞÜMDEN SÖZ EDİYORUZ”

Önümüzdeki beş yılda iklim gündeminin en önemli yatırımı, yalnızca teknolojiye ve altyapıya değil insana, bilince ve toplumsal katılıma yapılan yatırım olacaktır. Enerji ve su verimliliğini üretimden tedarik zincirine kadar yöneten, yenilenebilir enerji yatırımlarını artıran, döngüsel ekonomi prensiplerini ürün, ambalaj, atık ve kaynak kullanımına taşıyan bütüncül bir dönüşümden söz ediyoruz.

ORTAK SORUMLULUK

Bu modelin temelinde ise veriye dayalı yönetim, dijitalleşme, inovasyon ve çalışanlarımızla birlikte paydaşlarımızın da ortak sorumluluğu bulunuyor. Geleceğin en önemli iklim yatırımı, toplumun her kesiminin değişimin parçası olmasını sağlayacak bilinç, katılım ve ortak hareket kültürüdür.

 

DR. ERMAN ILICAK I RÖNESANS HOLDİNG ONURSAL BAŞKANI

“YÜKSEK ÇEVRESEL VE SOSYAL STANDARTLARI KORUMAK GEREKİYOR”

Rönesans Holding, yenilenebilir enerji yatırımlarından enerji verimli yapılara, sürdürülebilir finansmandan dijital altyapıya uzanan geniş bir alanda dönüşümünü sürdürüyor. Rönesans Holding Onursal Başkanı Dr. Erman Ilıcak, Türkiye'nin potansiyelini uluslararası sermaye ve teknolojiyle buluşturmanın önemine dikkat çekiyor.

Rönesans olarak görevimiz, Türkiye'nin potansiyelini global sermaye, teknoloji ve bilgi birikimiyle buluşturmak. Bunun için güçlü kurumsal yönetimi, yüksek çevresel ve sosyal standartları, finansal disiplini ve uluslararası iş yapma kültürünü istikrarlı biçimde korumak gerekiyor. 30 yılı aşkın süredir inşa ettiğimiz en önemli değerlerden biri de bu güven ve istikrar.

YENİLENEBİLİR ENERJİYE YATIRIM

Sürdürülebilirlik, Rönesans'ın enerji, gayrimenkul ve altyapı yatırımlarında önemli bir yer tutuyor. Rönesans Enerji, rüzgar ve güneş başta olmak üzere yenilenebilir kaynaklara odaklanırken 2028 yılına kadar yüzde 100 yenilenebilir kaynaklardan oluşan 2.000 MW kurulu güce ulaşmayı hedefliyor. Gayrimenkul yatırımlarında ise enerji verimliliği, kaynakların etkin kullanımı ve sürdürülebilir bina yönetimi uygulamaları öne çıkıyor.

“13 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM YAPTIK”

Erman Ilıcak, şöyle anlatıyor: «Dünyada rekabet ederek kazandığımız deneyimi, sermayeyi ve ilişkileri Türkiye'de yatırıma dönüştürdük. Bugüne kadar yaklaşık 13 milyar dolarlık özel sektör yatırımını hayata geçirirken finansmanımızın yüzde 85'ini uluslararası kaynaklardan sağladık. GIC, TotalEnergies, Meridiam, Samsung, Sojitz, Sonatrach ve Stolt-Nielsen gibi uluslararası şirketlerle, IFC, EBRD ve DEG gibi finans kuruluşlarıyla güçlü ilişkiler kurduk. Digital Realty ortaklığını da bu modelin devamı olarak görüyorum. Biz Türkiye'nin potansiyeline her zaman inandık. Stratejik konumumuz, nitelikli insan kaynağımız, girişimcilik gücümüz ve bölgesel rolümüz Türkiye'yi global yatırımcılar için önemli bir pazar haline getiriyor. Digital Realty'nin Türkiye'ye yatırım kararı da ülkemizin uzun vadeli potansiyeline duyulan güvenin göstergesi. Rönesans ve Digital Realty ortaklığında Ankara Temelli'de geliştirilen yeni nesil veri merkezi kampüsü, enerji verimliliğini esas alan mimarisiyle de öne çıkıyor.

“VERİ MERKEZLERİ REKABET GÜCÜNÜ BELİRLİYOR”

Veri merkezleri artık ülkelerin rekabet gücünü belirleyen stratejik altyapılardan biri. Digital Realty'nin global deneyimiyle Rönesans'ın yatırım, finansman ve uygulama gücünü birleştirerek Türkiye'nin dijital geleceğine uzun vadeli yatırım yapıyoruz. Uluslararası pazarlarda 30 yılda inşa ettiğimiz güveni Türkiye'ye sermaye, teknoloji ve uzun vadeli yatırım olarak taşıyoruz.

 

ALİ Y. KOÇ I KOÇ HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKAN VEKİLİ

“İKLİM İÇİN DOĞRU OLANLA EKONOMİK AÇIDAN SÜRDÜRÜLEBİLİR OLAN YAKINLAŞMALI”

“Gelişmiş bir ülkede finansman maliyeti yüzde 5-6 seviyelerindeyken, gelişmekte olan bir ülkede bunun iki ya da üç katına çıkarken vadeler kısalıyor. İklim açısından doğru olanı yaparken bunu ekonomik açıdan da mantıklı ve sürdürülebilir bir zemine oturtup doğru yönde buluşabilir miyiz? Evet. Bu iki unsur ne kadar yakınlaşırsa, o kadar olumlu sonuçlar elde ederiz.”

Şirketler artık yalnızca rakipleriyle değil onların arkasındaki ekonomik sistemlerle de rekabet ediyor. Gelişmiş bir ülkede finansman maliyeti yüzde 5-6 seviyelerindeyken, gelişmekte olan bir ülkede bunun iki ya da üç katına çıkarken vadeler kısalıyor. Diğer yandan kendi ülkenizde katı iklim politikalarıyla karşılaşırken, rakibinizin bulunduğu ülkedeki kurallar çok daha esnek olabiliyor. Dolayısıyla karşılaşacağınız fiyat baskıları da farklılık gösteriyor. Peki, dünya genelinde standart bir kamu ve düzenleme politikasına sahip olmak mümkün mü? Hayır. Ancak birbirimize olabildiğince yaklaşabilir miyiz? İklim açısından doğru olanı yaparken, bunu ekonomik açıdan da mantıklı ve sürdürülebilir bir zemine oturtup doğru yönde buluşabilir miyiz? Evet. Bu iki unsur ne kadar yakınlaşırsa, o kadar olumlu sonuçlar elde ederiz. Çin'de 2004 ile 2025 yılları arasında şirketlerin aldığı kamu desteği ve teşviklerin, diğer OECD ülkelerindeki şirketlere kıyasla 8 kata kadar daha fazla olduğu söyleniyor. Bu olağanüstü bir fark.

ENERJİDE DÖNÜŞÜM

Enerji güvenliği ve iklim meseleleri yan yana geldiğinde ülkemizi daha rekabetçi kılmak ve şirketlerimizin uluslararası devlerle yarışabilmesini sağlamak için yenilenebilir temiz enerjiyi ve elektrifikasyonu artırmamız gerektiği tartışmasız bir gerçek. Hürmüz Boğazı kısa vadeli bir sorun. Uzun vadede talep sürekli büyüyor. Enerjiye daha çok ihtiyaç duyuluyor ve dışa bağımlılık artıyor. İthal yakıtlara bağımlı olduğumuz için bu durum tüm iş kollarımızı, enflasyonu ve iş yapma maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Bugün tedarik güvenliği kocaman bir soru işareti. Dolayısıyla Türkiye'nin yenilenebilir enerjiye yönelmesi bu dönemde öncelik taşıyor. Enerji sektöründe olsun ya da olmasın, bu dönüşüm tüm işletmelerimizin işini son derece kolaylaştıracaktır. Türkiye'de enerji ihtiyacımızı karşılayacak yüzde 60-63 oranında yenilenebilir enerji kapasitemiz var. 10-15 yıl öncesine kıyasla bu muazzam bir oran. Ancak depolama imkanımız olmadığı için bu kapasitenin yalnızca yüzde 40'ından faydalanabiliyoruz.

“LİDERLİK SON DERECE ÖNEMLİ”

Doğru olanı yapmak bazen rekabet avantajını kaybettirebildiği için bu durum ciddi bir liderlik gerektiriyor.

KARBON DÖNÜŞÜMÜ

Koç Topluluğu olarak enerji, otomotiv, dayanıklı tüketim ve finansal hizmetler sektörlerindeki faaliyetlerimizle bu dönüşümü farklı sektörlerde aynı anda yönetiyoruz. CEO'muz bundan 10 yıl önce Karbon Dönüşüm Programı'nı başlattı ve geldiğimiz nokta itibarıyla oldukça örnek bir konumdayız. Küresel ölçekte takdir edilen bir seviyeye ulaştık; ancak bunun hem zaman hem de finansal açıdan bir bedeli var. Bu yüzden liderlik son derece önemli.

DEĞER ZİNCİRİ

Dünya geneline baktığınızda, KOBİ'lerin ve küçük şirketlerin sayısı açık ara çoğunlukta. Bu yüzden büyük şirketlerin, tüm değer sisteminin dönüşümüne yardımcı olma konusunda çok aktif olmaları gerekiyor.

 

AHMET KOCABIYIK I BORUSAN HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI

İKLİM DÖNÜŞÜMÜNE UZUN VADELİ LİDERLİK

Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık'ın liderlik yaklaşımında uzun vadeli değer yaratma, disiplinli sermaye yönetimi ve sürdürülebilirlik öne çıkıyor. Kocabıyık'ın yönetim anlayışıyla şekillenen stratejik çerçeve, grubun 2053 net sıfır hedefi, yenilenebilir enerji yatırımları ve kaynak verimliliği çalışmalarıyla somutlaşıyor.

Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek COP31, iş dünyasının iklim dönüşümündeki sorumluluklarını ve yönetim kurullarının bu süreçte üstlendiği rolü daha görünür hale getiriyor. İklim risklerinin yatırım kararlarına yansıtılması, düşük karbonlu büyüme modellerinin geliştirilmesi ve uzun vadeli rekabet gücünün korunması, artık yönetim kurulu başkanlarının stratejik gündeminin önemli başlıkları arasında bulunuyor. Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık'ın liderlik yaklaşımı da sürdürülebilirliği şirketin uzun vadeli geleceğiyle ilişkilendiren bir anlayışa dayanıyor. Kocabıyık'ın 2025 Borusan Boru Faaliyet Raporu'ndaki değerlendirmeleri, finansal disiplin, dengeli risk yönetimi ve sürdürülebilir büyümenin yönetim kurulu düzeyinde nasıl ele alındığını ortaya koyuyor.

İKLİMİ STRATEJİK KARARLARA TAŞIYOR

Ahmet Kocabıyık'ın liderlik yaklaşımında öne çıkan unsurlardan biri, sürdürülebilirliğin çevresel bir hedef olmanın ötesinde stratejik karar alma süreçlerine dahil edilmesi. Kocabıyık, Borusan Boru'nun 2025 Faaliyet Raporu'nda insan, iklim ve inovasyon odaklarının uzun vadeli değer yaratma anlayışının temelini oluşturduğunu belirtiyor. Yönetim kurulunun çevresel, sosyal ve yönetişim kriterlerini stratejik kararların ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirdiğini vurgulayan Kocabıyık'ın yaklaşımı, iklim dönüşümünün yalnızca operasyonel ekiplerin sorumluluğunda olmadığını gösteriyor. Yatırım önceliklerinin belirlenmesi, risklerin yönetilmesi ve şirketin gelecekteki rekabet gücünün korunması, bu liderlik anlayışının birbirini tamamlayan unsurlarını oluşturuyor.

2053 HEDEFİYLE GELECEĞİ PLANLIYOR

Borusan'ın iklim stratejisinde uzun vadeli hedeflerin belirlenmesi de dikkat çekiyor. Holding, 2053 net sıfır emisyon taahhüdünü 2034, 2044 ve 2053 yıllarını kapsayan bir sürdürülebilirlik yol haritasıyla destekliyor. Bu yaklaşım, iklim dönüşümünü kısa vadeli uygulamaların ötesine taşıyarak kurumsal sürekliliğin bir parçası haline getirmeyi amaçlıyor. Yönetim kurulu düzeyinde uzun vadeli değer yaratmaya verilen önem, grubun sürdürülebilirlik hedeflerinin stratejik planlama içinde değerlendirilmesi açısından anlam taşıyor. Borusan'ın 2025 yılında çevre koruma yatırımlarına 67 milyon TL'nin üzerinde kaynak ayırması ve 122 bin 516 ton atığı geri dönüştürmesi de dönüşümün operasyonel sonuçlarını ortaya koyuyor.

 

HAYRİ ÇULHACI I SABANCI HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ UYGULAMA ODAĞINDA ELE ALIYORUZ”

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hayri Çulhacı, sürdürülebilirliğin sermaye tahsisi, risk yönetimi ve uzun vadeli değer yaratma süreçlerindeki önemine dikkat çekiyor. Sürdürülebilirlik kriterlerini yatırım kararlarına entegre ettiklerini belirten Çulhacı, yönetim kurulunun stratejik önceliklerini açıklıyor. Sabancı Holding ise COP31'in Elektrifikasyon Partneri olarak enerji üretiminden elektrikli mobiliteye, sanayiden iklim teknolojilerine uzanan yatırımlarıyla dönüşümde rol üstleniyor.

Sabancı Holding, Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesinde elektrifikasyon alanındaki yatırımlarını ve iklim dönüşümündeki rolünü öne çıkarıyor. COP31'in Elektrifikasyon Partneri olan Holding, sürdürülebilirliği uzun vadeli büyüme stratejisinin temel unsurlarından biri olarak konumlandırıyor. Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hayri Çulhacı da şirketin 2025 Entegre Faaliyet Raporu'ndaki değerlendirmelerinde sürdürülebilirliğin yönetim kurulu düzeyinde sahiplenildiğine dikkat çekiyor. Çulhacı, 2026 yılına ilişkin önceliklerini açıklarken sürdürülebilirliği uygulama odağında ele aldıklarını belirtiyor.

“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ YÖNETİM TARZIMIZIN PARÇASI OLARAK GÖRÜYORUZ”

Küresel belirsizliklerin, çevresel baskıların ve teknolojik dönüşümün iş yapma biçimlerini değiştirdiğini vurgulayan Çulhacı, Sabancı Holding'in daha seçici ve uygulama odaklı bir döneme girdiğini ifade ediyor. Çulhacı, 2025 Entegre Faaliyet Raporu'nda, “2026’ya girerken daha seçici, daha icra odaklı bir döneme geçiyoruz. Bu süreçte disiplinli sermaye tahsisi önceliğimiz olmaya devam ediyor” diyor. Yönetim kurulunun sorumluluklarına da değinen Çulhacı, strateji, sermaye tahsisi, risk yönetimi ve sürdürülebilirlik arasındaki dengenin gözetilmesine öncelik verdiklerini belirtiyor. Çulhacı'nın değerlendirmelerinde sürdürülebilirliğin yalnızca raporlama faaliyetleriyle sınırlı olmadığı, yönetim kurulu kararlarına ve yatırım süreçlerine yansıtıldığı öne çıkıyor. Sabancı Holding'de sürdürülebilirliğin yönetim kurulu seviyesinde sahiplenildiğini belirten Çulhacı, bu yaklaşımın sermaye tahsisini, sistemik risklerin yönetimini ve portföy genelinde dayanıklılığı şekillendirdiğini ifade ediyor. Sorumlu Yatırım Politikası ve İş Etiği Kuralları gibi araçların önemine değinen Çulhacı, sürdürülebilirlik kriterlerinin sermaye tahsisine, risk değerlendirmesine ve performans izleme süreçlerine entegre edildiğini belirtiyor.

COP31'DE ELEKTRİFİKASYON PARTNERLİĞİ

Sabancı Holding'in COP31 kapsamında üstlendiği rol ise bu yönetim yaklaşımının kurumsal stratejiye yansıyan güncel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Holdingin 20 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre Sabancı, COP31'in Elektrifikasyon Partneri olarak enerji dönüşümünün hızlandırılmasına katkı sağlamayı hedefliyor. COP31 Başkanlığı'nın “35by35” girişimi kapsamında elektriğin küresel nihai enerji talebindeki payının 2035 yılına kadar yüzde 35'e çıkarılması amaçlanıyor. Sabancı Holding de COP31 Business Forum bünyesindeki Elektrifikasyon ve Enerji Dönüşümü Çalışma Grubu'nun eş başkanlığını üstleniyor. Holdingin elektrifikasyon alanındaki faaliyetleri, Enerjisa Üretim ve Enerjisa Enerji ile elektrik üretimi ve şebeke altyapısından Eşarj ve Temsa ile elektrikli mobiliteye kadar uzanıyor. Çimsa, Brisa ve Kordsa sanayinin dönüşümünde, Akbank finansmanda, Sabancı Climate Technologies ise iklim teknolojilerinde faaliyet gösteriyor.

 

M. TUĞRUL TEKBULUT I LOGO GRUP YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“40 YILLIK BİRİKİMİMİZİ GELECEK KUŞAKLARA AKTARIYORUZ”

“Logo Yazılım’ın 40 yılı aşkın yolculuğunu sanal müzeye dönüştürüyoruz. Yıllar içinde sakladığımız, daha önce paylaşamadığımız obje ve belgeleri de erişime açıyoruz. Amacımız, teknoloji üretmenin ve yeni fikirlerin peşinden gitmenin değerini gelecek kuşaklara aktarmak.”

Logo Yazılım’ın yolculuğu, Türkiye’de yazılım sektörünün gelişimine ve teknoloji üretme kültürünün yaygınlaşmasına tanıklık eden bir hikâye. Geçtiğimiz yıl bu hikâyemizi ziyaretçilerle paylaştığımız fiziksel sergide ilham verici dönüşler aldık. Bu motivasyonla sergimizi sanal müzeye dönüştürerek çok daha fazla kişiyle buluşturmayı hedefledik. Yıllar içinde sakladığımız ancak fiziksel serginin sınırları nedeniyle paylaşamadığımız pek çok obje ve belgeyi de bu yolculuğa dahil ediyoruz.

“BİRİKİMİMİZİ ORTAK BİR MİRASA DÖNÜŞTÜRÜYORUZ”

Kalıcı olarak erişime açtığımız ve sürekli geliştireceğimiz sanal müzemizle 40 yılı aşkın birikimimizi herkesin keşfedebileceği ortak bir mirasa dönüştürüyoruz.

 

FUAT TOSYALI I TOGG YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“ÜRETİM VE TEKNOLOJİ GÜCÜNÜ DÜNYAYA TAŞIYACAĞIZ”

“COP31, Türkiye’nin üretim ve teknoloji gücünü dünyaya göstermesi açısından önemli bir fırsat. Togg olarak kendi teknolojisini geliştiren, katma değerli üretim yapan ve sürdürülebilirlik hedeflerini somut adımlarla destekleyen Türkiye vizyonunun parçası olacağız.”

Türkiye olarak COP31’e ev sahipliği yaparak iklim değişikliğiyle mücadelede küresel sorumluluk üstlenme irademizi ve sürdürülebilir bir geleceğe yönelik güçlü vizyonumuzu bir kez daha ortaya koyuyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın öncülüğünde gerçekleşecek bu önemli buluşmayı, ülkemizin üretim yetkinliklerini, teknoloji geliştirme kapasitesini ve yeşil dönüşüm hedeflerini uluslararası ölçekte ortaya koymak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Togg ile bu vizyonun ülkemizde hayat bulmuş en güçlü örneklerinden birini oluşturuyoruz.

“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMLA ELE ALIYORUZ”

Doğuştan elektrikli akıllı cihazlarımızdan şarj altyapımıza, Gemlik’teki üretim tesisimizden geliştirdiğimiz teknolojilere kadar tüm çalışmalarımızı bu bütüncül yaklaşımla sürdürüyoruz. COP31’de Türkiye’nin Mobilite Sektör Ortağı olarak kendi teknolojisini geliştiren, katma değerli üretim yapan ve sürdürülebilirlik hedeflerini somut adımlarla destekleyen Türkiye vizyonunun parçası olacağız.

 

MEHMET TÜTÜNCÜ I YILDIZ HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI VE CEO’SU

“GIDA GÜVENLİĞİ UZUN VADELİ BİR SORUMLULUK”

“Gıda güvenliğini faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalarda temel sorumluluklarımız arasında görüyoruz. TSE Global ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğiyle bu alandaki çalışmalarımızı güçlendiriyoruz. Kalıcı ilerlemenin uygulanabilir ve ölçeklenebilir çözümler geliştirmekten geçtiğine inanıyoruz.”

Gıda güvenliği, kuruluşumuzdan bu yana iş yapış biçimimizin temel unsurları arasında yer alıyor. Yıldız Holding olarak ham maddeden üretime, tedarik zincirinden tüketiciye uzanan tüm süreçlerde bilimsel yaklaşımı, tüketici hassasiyetlerini, güçlü standartları ve sürekli gelişimi esas alıyoruz. Gıda güvenliğini yalnızca kalite kontrol olarak değil mevzuata uyum, gıda savunması ve tedarik zinciri bütünlüğünü de kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Bu anlayışı Gıda Güvenliği Kurulumuzun koordinasyonunda, faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalarda ortak prensiplerle uyguluyoruz.

“KALICI İLERLEME İÇİN ÖLÇEKLENEBİLİR ÇÖZÜMLER GEREKİYOR”

Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31 sürecinde Gıda Güvenliği ve Tarım alanındaki çalışmalara eş başkanlık ederken de gıda güvenliğinde kalıcı ilerlemenin uygulanabilir ve ölçeklenebilir çözümler geliştirmekten geçtiğine inanıyoruz. TSE Global ile imzaladığımız iş birliği protokolünü bu yaklaşımımızın somut adımlarından biri olarak görüyoruz. TSE Global’in uygunluk değerlendirme alanındaki yetkinliğinin çalışmalarımıza katkı sağlayacağına inanıyoruz.

 

ADİL SANİ KONUKOĞLU I SANKO HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“BÖLGENİN YENİDEN YAPILANMASINA KATKI SAĞLAYACAĞIZ”

SANKO Holding olarak 120 yılı aşan sanayi tecrübemizle sorumlu büyüme ve bölgesel kalkınma vizyonumuzu sınırların ötesine taşıyoruz. Faaliyet gösterdiğimiz tüm sektörlerde yalnızca üretim tesisleri kurmakla kalmıyor, bulunduğumuz coğrafyaların ekonomik ve sosyal kalkınmasına kalıcı değer katmayı amaçlıyoruz.

“HALEP’E 200 MİLYON DOLARLIK YATIRIM YAPIYORUZ”

Çimko ile Halep’te hayata geçireceğimiz Entegre Çimento Fabrikası, yeni dönemde Suriye’deki ilk Türk menşeli entegre çimento fabrikası yatırımı olması bakımından önemli bir adım. Yaklaşık 200 milyon dolarlık bu yatırımla Suriye’nin altyapı ve imar ihtiyaçlarına en üst düzeyde yanıt vermeyi hedefliyoruz.

ÇÖZÜM ORTAĞI

Modern sanayi altyapısıyla hayata geçireceğimiz tesis, bölgesel iş birliğinin ve Suriye’nin yeniden yapılanma sürecine yönelik uzun vadeli ortaklığın önemli bir adımı olacak. Tesiste 200 kişiye doğrudan istihdam sağlamayı hedefliyoruz. Yerel insan kaynağını geliştirirken bölgenin geleceğe güvenle taşınmasında çözüm ortağı olmayı sürdüreceğiz.

BUSINESS LIFE