Türkiye’nin En Vizyoner 50 CTO’su & En Dijital 100 Şirketi

Yapay zeka artık pilot projelerden çıkıp şirketlerin iş yapış biçimini değiştiren stratejik bir güce dönüşüyor. Veri, otomasyon, siber güvenlik ve müşteri deneyimi aynı teknoloji gündeminin parçaları haline gelirken CTO rolü de yeniden tanımlanıyor. BUSINESS LIFE olarak “The Best Companies and Executives” araştırmaları kapsamında Türkiye’nin En Vizyoner 50 CTO’su ile En Dijital 100 Şirketi’ni belirledik. Araştırma, teknolojiyi yalnızca kullananları değil iş sonucuna dönüştüren, ölçekleyen, güvenli biçimde yöneten ve şirketin geleceğine yön veren liderleri ve şirketleri ortaya koyuyor.

ARAŞTIRMA NASIL YAPILDI?

- “Türkiye’nin En Vizyoner 50 CTO’su ve En Dijital 100 Şirketi” listeleri, “The Best Companies and Executives” araştırması kapsamında, BUSINESS LIFE dergisi adına ResearchMate tarafından Eylül 2026 döneminde gerçekleştirilen nicel araştırmanın sonuçlarına göre belirlendi.

- Araştırma kapsamında 34 sektörden 218 şirketin yönetim kurulu başkanları, yönetim kurulu üyeleri, CEO’ları, CTO ve CIO’ları ile diğer C-Level yöneticilerine anket gönderildi. Ankete katılım oranı yüzde 65 olarak gerçekleşti. Saha çalışması sonucunda 1.890 katılımcıya ulaşıldı; bu yanıtların 1.738’i geçerli kabul edilerek analiz kapsamına alındı.

- Objektifliği sağlamak amacıyla katılımcıların kendi kurumlarına ve kendi kurumlarının teknoloji liderlerine verdikleri oylar değerlendirme dışı bırakıldı. Elde edilen veriler anonimleştirildi, bireysel yanıtlar gizli tutuldu ve bulgular yalnızca toplu veri analizleri üzerinden raporlandı.

- Sonuçlar, geçerli örneklem üzerinden yapılan istatistiksel değerlendirmeler doğrultusunda oluşturuldu. Araştırmada teknoloji liderleri, teknolojiyi iş sonuçlarına dönüştürme, dijital dönüşüme liderlik etme, yapay zeka ve veri stratejisi, inovasyon yetkinliği, müşteri deneyimine katkı, operasyonel verimlilik yaratma, teknoloji yatırımlarını ölçeklendirme, siber güvenlik ve veri yönetişimi, iş birimleriyle stratejik ortaklık, değişim yönetimi, güçlü teknoloji ekipleri oluşturma ve geleceğin teknolojilerini öngörme kriterleri üzerinden çok boyutlu olarak değerlendirildi.

- Şirketler ise dijitalleşmenin iş modeline entegrasyonu, akıllı üretim, yapay zeka kullanım olgunluğu, veri ve analitik yetkinliği, otomasyon seviyesi, dijital müşteri deneyimi, teknoloji altyapısının çevikliği, siber güvenlik, inovasyon kapasitesi, çalışanların dijital yetkinlikleri, teknolojiyle yaratılan ölçülebilir iş değeri ve dijital dönüşümün sürdürülebilirliği gibi kriterler üzerinden değerlendirmeye alındı.

ERKAN ASAK I e.asak@businesslife.com.tr

TEKNOLOJİ ARTIK İŞİN KENDİSİ

Bir dönem teknoloji yatırımlarında temel soru “Hangi sistemi kullanalım?” idi. Bugün soru çok daha farklı: “Hangi problemi çözüyoruz, nasıl değer yaratıyoruz ve bu değeri ne kadar hızlı ölçekleyebiliyoruz?” Türkiye’nin önde gelen teknoloji liderlerinin gündemine baktığımızda bu değişimi açık biçimde görüyoruz. Yapay zeka artık yalnızca verimlilik sağlayan bir araç değil üretimden satışa, müşteri deneyiminden finans ve insan kaynaklarına kadar karar süreçlerinin içine giriyor. Veri ise bu yeni yapının yakıtı. Güvenilir veri olmadan yapay zekanın, güçlü yönetişim olmadan da hızın sürdürülebilir olmadığının farkına varılmış durumda.

BUSINESS LIFE olarak “The Best Companies and Executives” araştırmaları kapsamında bu kez Türkiye’nin En Vizyoner 50 CTO’su ve En Dijital 100 Şirketi’ni belirledik. Çünkü dijitalleşmenin düzeyini artık yalnızca teknoloji yatırımlarının büyüklüğü göstermiyor. Teknolojinin müşteri deneyimine, maliyetlere, büyümeye, operasyonel verimliliğe ve karar kalitesine ne kadar yansıdığı çok daha belirleyici. Araştırmada öne çıkan liderlerin ortak bir özelliği var: Teknolojiyi kendi başına amaç olarak görmüyorlar. Önce iş sonucunu tanımlıyor, ardından veri, teknoloji ve insanı aynı dönüşümün parçaları olarak yönetiyorlar. Yapay zekayı deneme aşamasından çıkarıp ürüne dönüştüren, siber güvenliği dönüşümün önünde bir engel değil ön koşul olarak gören ve teknolojiyi iş birimleriyle birlikte tasarlayan liderler öne çıkıyor. Gelecekte de teknolojiyi değere dönüştüren, riski yönetirken hızı koruyan ve bütün organizasyonu dönüşüme dahil edebilen liderler fark yaratacak. En dijital şirketleri ayıran çizgi de tam burada başlıyor: Teknolojiye sahip olmak değil teknolojiyle daha iyi karar alan ve daha fazla değer üreten bir organizasyon olabilmek.


ZİRVEDEKİ 5 CTO

Araştırmada zirveye çıkan CTO’lar yalnızca teknoloji yatırımlarıyla değil teknolojiyi doğrudan iş sonuçlarına dönüştürme becerileriyle öne çıktı. İlk 5’te yer alan CTO’ların dijital dönüşüme liderlik, yapay zeka ve veri stratejisi, inovasyonu ölçeklendirme, müşteri deneyimini geliştirme ve operasyonel verimlilik yaratma kriterlerinde yüksek puan almaları dikkat çekti. Siber güvenlik ve veri yönetişimini iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası haline getirmeleri, iş birimleriyle güçlü ortaklık kurmaları ve değişim yönetimini teknoloji kadar insan odağıyla yürütmeleri de onları zirveye taşıyan temel unsurlar arasında yer aldı.

CTO'LAR HANGİ KRİTERLERLE ÖNE ÇIKTI?

- Teknolojiyi iş sonuçlarına dönüştürme 79,3

- Dijital dönüşüme liderlik 72,6

- Yapay zeka ve veri stratejisi 68,4

- İnovasyon yetkinliği 65,8

- Teknolojiyi ölçeklendirme 61,4

- Müşteri deneyimine katkı 55,9

- Operasyonel verimlilik yaratma 44,7

- Siber güvenlik ve veri yönetişimi 41,2

- İş birimleriyle stratejik ortaklık 38,8

- Değişim yönetimi 34,7


ZİRVEDEKİ 5 DİJİTAL ŞİRKET

Türkiye'nin En Dijital 100 Şirketi araştırmasının ilk 5’inde yer alanlar, dijitalleşmeyi iş modelinin merkezine yerleştiren yapılarıyla öne çıktı. Yapay zeka kullanım olgunluğu, veri ve analitik yetkinliği, akıllı üretim ve otomasyon seviyesi ile dijital müşteri deneyiminde yüksek performans gösteren bu şirketler, çevik teknoloji altyapıları, güçlü siber güvenlik yaklaşımları ve inovasyon kapasiteleriyle rakiplerinden ayrıştı. Çalışanların dijital yetkinliklerini sürekli geliştirmeleri ve teknolojiyi ölçülebilir iş değerine dönüştürmeleri ise onları Türkiye’nin en dijital şirketleri arasında zirveye taşıyan temel unsurlar oldu.

ŞİRKETLER HANGİ KRİTERLERLE ÖNE ÇIKTI?

- Dijitalleşmenin iş modeline entegrasyonu 84,1

- Yapay zeka kullanım olgunluğu 77,3

- Akıllı üretim ve otomasyon seviyesi 69,7

- Veri ve analitik yetkinliği 64,5

- Dijital müşteri deneyimi 62,8

- Teknoloji altyapısının çevikliği 51,7

- Siber güvenlik ve veri güvenliği 46,2

- İnovasyon kapasitesi 42,5

- Çalışanların dijital yetkinlikleri 37,5

- Teknolojiyle yaratılan ölçülebilir iş değeri 33,9


 

PROF. DR. VEHBİ ÇAĞRI GÜNGÖR I TURKCELL ŞEBEKE TEKNOLOJİLERİNDEN SORUMLU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

“GELECEĞİN STANDARTLARINDA SÖZ SAHİBİ OLMAK İSTİYORUZ”

Turkcell, 6G’nin teknik çerçevesinin oluşturulduğu 3GPP çalışmalarında mühendisleriyle aktif rol alıyor. Türkiye’nin mühendislik birikimini küresel iletişim standartlarına taşıyor. Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör, “Bizim için öncelik, bu teknolojilerin nasıl çalışacağını belirleyen süreçlerde söz sahibi olmak” diyor.

Turkcell, 6G’nin teknik çerçevesinin şekillendiği uluslararası standardizasyon çalışmalarında aktif rol üstleniyor. Şirketin mühendisleri, dünya genelindeki operatörler, teknoloji üreticileri ve araştırma kuruluşlarıyla birlikte 3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP) bünyesinde yeni nesil mobil iletişimin teknik standartlarının geliştirilmesine katkı sağlıyor. Çalışmalar; yapay zekayla yönetilen şebekeler, uydu bağlantıları, yeni nesil radyo teknolojileri ve farklı hizmet ihtiyaçlarına göre özelleştirilebilen şebeke yapıları gibi alanlara odaklanıyor.

YAPAY ZEKA ŞEBEKENİN MERKEZİNE YERLEŞİYOR

6G standardizasyon çalışmalarının önemli başlıklarından birini “AI-native network” yaklaşımı oluşturuyor. Bu modelde yapay zekânın şebekenin tasarım ve yönetimine yerleşik biçimde entegre edilmesi hedefleniyor. Böylece şebekenin mevcut koşulları analiz ederek gerekli adımları kendisinin belirleyebilmesi, sorunları tespit etmesi, kaynakları ihtiyaca göre düzenlemesi ve insan müdahalesini azaltması amaçlanıyor. Turkcell mühendislerinin çalışma yürüttüğü bir diğer alan, uydu ve diğer hava platformlarının karasal mobil şebekelerle bütünleştirilmesi. Bu sayede kapsamanın daha geniş coğrafyalara taşınması ve kullanıcıların farklı bağlantı teknolojileri arasında güvenli ve kesintisiz biçimde iletişim kurabilmesi hedefleniyor. Yeni nesil radyo teknolojileri ve şebeke kaynaklarının daha verimli yönetilmesi de çalışmaların diğer başlıkları arasında yer alıyor.

“32 YILLIK BİRİKİMİMİZİ TAŞIYORUZ”

Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör, “6G, iletişim şebekelerine hızın ötesinde yeni yetkinlikler kazandıracak. Bir yandan ülkemizin 5G dönüşümünde öncü rol oynarken bir yandan da çevresini algılayan, yapay zekâyla karar alabilen bir iletişim altyapısına hazırlanıyoruz” diyor. Güngör, Turkcell mühendislerinin 3GPP bünyesindeki çalışmalarla geleceğin standartlarının geliştirilmesine katkı sunduğunu belirterek “Araştırma ve saha çalışmalarımızla da bu teknolojilerin gerçek hayattaki karşılığını bugünden değerlendiriyoruz. Gelişmiş 5G altyapımızda gerçekleştirdiğimiz testler bunun somut birer örneği. Turkcell olarak 32 yıllık mühendislik birikimimizi uluslararası çalışmalara taşıyarak ülkemizin yeni nesil iletişim teknolojilerindeki rolünü güçlendirmeyi hedefliyoruz” diyor.

 

BARIŞ FINDIK I PEGASUS HAVA YOLLARI BİLGİ TEKNOLOJİLERİ GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

“BİRİKİMİ YENİ BİR AŞAMAYA TAŞIDIK”

“Bugün çalışanlarımız, yaptıkları işi en iyi bilen kişiler olarak bir ihtiyacı belirleyebiliyor, gerekli yetkinliği çok daha kolay edinebiliyor ve kapsamı uygun olan çözümleri kendileri geliştirebiliyor.”

Son dönemde dijital dönüşümümüzü en çok hızlandıran adım, yapay zekayı şirket geneline yaymak üzere başlattığımız PHANTOM programı oldu. Pegasus’ta yapay zeka çalışmalarını yıllardır FlyGPT çatısı altında, derli toplu bir program olarak takip ediyoruz. PHANTOM ile bu birikimi yeni bir aşamaya taşıdık: Çalışma arkadaşlarımızın teknolojiyi yalnızca kullanmasını değil, kendi işlerini kolaylaştıracak yapay zeka çözümlerini tasarlayabilmesini de mümkün kılıyoruz. Bugün çalışanlarımız, yaptıkları işi en iyi bilen kişiler olarak bir ihtiyacı belirleyebiliyor, gerekli yetkinliği çok daha kolay edinebiliyor ve kapsamı uygun olan çözümleri kendileri geliştirebiliyor. Daha karmaşık ihtiyaçlarda ise teknoloji ekiplerimizle ilerliyorlar. Kendi yapay zeka çalışanlarını tasarlayıp yöneten bu arkadaşlarımızı ‘Agentic boss’ olarak tanımlıyoruz. Dönüşümü hızlandıran asıl güç de burada: Teknolojiyle çözüm üretme kapasitesi şirketin çok daha geniş bir bölümüne yayılıyor. Böylece küçük ama günlük işte fark yaratan ihtiyaçlara daha hızlı karşılık verebiliyor, tekrar eden işleri azaltıyor ve ekiplerimize daha değerli işlere odaklanmaları için alan açıyoruz.

İŞ HEDEFİYLE PARALEL

Pegasus’ta teknoloji gündemini iş hedeflerinden ayrı ele almıyoruz. Önce çözmek istediğimiz sorunu ve yaratmak istediğimiz etkiyi tanımlıyoruz, ardından veri, yapay zeka, otomasyon veya başka bir teknolojinin bu hedefe nasıl hizmet edeceğine bakıyoruz. Bu yaklaşım, aynı anda birçok alanda ilerlerken odağımızı korumamızı sağlıyor. Veriyi güvenilir ve erişilebilir kılmak, çözümleri güvenli biçimde geliştirmek ve iş birimlerini sürecin başından itibaren dahil etmek yaklaşımımızın temel parçaları. Üst yönetimin teknolojiyi şirketin ana gündemlerinden biri olarak sahiplenmesi de uygulamaların yaygınlaşmasını hızlandırıyor. Başarıyı, teknolojinin çalışanlarımızın işini ne kadar kolaylaştırdığına, daha iyi kararlar alınmasını nasıl sağladığına ve misafir deneyimine nasıl yansıdığına bakarak değerlendiriyoruz.

“DÖNÜŞÜMÜN KAPSAMI ZEKAYLA GENİŞLİYOR"

Geleceğin başarılı CTO’sunun güçlü bir teknoloji birikiminin yanında işi, müşteriyi ve değişimin insanlar üzerindeki etkisini anlaması gerektiğini düşünüyorum. Teknolojinin imkanlarını görmek kadar hangi fırsata öncelik verileceğine karar vermek ve farklı ekipleri ortak bir hedef etrafında buluşturmak da bu rolün parçası.

SOMUT İŞ SONUCU

Dijital dönüşümün kapsamı yapay zekayla genişliyor, dönüşüm ihtiyacı ise devam ediyor. Bu dönemde CTO’nun sorumluluğu, teknolojiyi geliştirmek ve kullanıma sunmakla bitmiyor. İlgili iş birimleriyle yeni teknolojilerin mevcut süreçlere adaptasyonu, şirket genelinde yaygınlaşmasında da birlikte çalışması önemli.

 

METİN ERHAN I KİBAR HOLDİNG CIO’SU VE ASSAN BİLİŞİM GENEL MÜDÜRÜ

“YAPAY ZEKAYI İŞİN İÇİNE YERLEŞTİRDİK”

“Teknoloji liderinin görevi teknolojiyi savunmak değil iş sonucunu savunmaktır. Dijital dönüşüm gibi transformasyonların yakıtı aslında bütçe değil güvendir. O güveni ayakta tutan da yeterince sık üretilen somut kazanımlardır.”

Son bir yılın en belirleyici kararı tek bir proje değil bir konumlanma tercihiydi. Bu tercih, yapay zekayı hazır çözüm satın alarak değil Assan Bilişim bünyesinde kendi platformlarımızı geliştirerek işin içine yerleştirmek oldu. Bunu iki ayrı cephede yaptık: üretim sahasında ve kurumsal sistemlerimizin kalbinde.

“KALİTE KONTROLÜNDE YÜZDE 100 DENETİME GEÇİYORUZ”

Saha tarafındaki çıktımız AS-Vision oldu. Yapay zeka destekli görüntü işleme platformumuz, üretim hatlarında kalite kontrolünü dijitalleştiriyor ve çalışan güvenliği için akıllı izleme sağlıyor. Hedefimizi baştan net koyduk. İnsan gözünün doğruluğunu aşan sistemler kurmak. Mimarisi uçtan uca bizim tasarımımız. Kalite operatörü takip ekranından detaylı raporlamaya, sistem metriklerinden büyük dil modeliyle üretilen otomatik raporlara kadar bütün katmanı kendimiz kurduk. Aynı altyapıyı saha içi araç hız aşımı tespiti, plaka okuma ve tır konteyner numarası okumaya da genişlettik. Kalite kontrolde örneklemeden yüzde 100 denetime geçmek, bir kalite yöneticisine yapay zekayı anlatmanın en kısa yoludur.

“ORTALAMA ÇÖZÜM SÜRESİ 1,9 GÜN”

İkinci cephe kurumsal sistemlerimizdi. Geliştirdiğimiz AS-SAP Easy platformu bugün canlıda çalışıyor. ECC 6.0 ve S/4HANA 2023 üzerinde yedi üretim sistemini izliyor. Bir SAP hata veya geliştirme talebi sisteme otomatik alınıyor, yapay zeka ajanı canlı SAP sisteminin içindeki kaynak kodu, tablo yapısını ve ilgili alanların kullanımını okuyarak spesifikasyon ve kod önerisi üretiyor. Platforma alınıp kapanan taleplerde ortalama çözüm süresi 1,9 gün. Aylık kapanan talep sayısı nisanda 362 iken ağustosta 589'a çıktı. Danışmanlarımızın nesne araştırması, kaynak kod okuma ve spesifikasyon yazımına ayırdığı süre dakikalara indi. Kurumsal hafızada 4.033 onaylı çözüm birikti ve son 30 günde 3.216 kez yeni analizlerde kullanıldı.

“TEKNOLOJİ LİDERİNİN GÖREVİ İŞ SONUCUNU SAVUNMAKTIR”

Geleceğin teknoloji lideri, şirketin nasıl para kazandığını, marjın nerede oluştuğunu ve sermayenin nasıl tahsis edildiğini iyi bilmek zorunda. Bir teknoloji liderinin etkisi ikna edebildiği akran sayısıyla ölçülür. Dinlemek, karşı tarafın gerçek önceliğini teşhis etmek, onun gündeminden konuşmak ve başarının kredisini paylaşmak teknik derinlikten daha belirleyici hale geliyor.

 

EVREN AYORAK I ALLIANZ TÜRKİYE BT GENEL MÜDÜR YARDIMCISI VE İCRA KURULU ÜYESİ

“AI’I YETKİNLİĞE DÖNÜŞTÜRDÜK”

“Bizim için başarı, bir teknolojiyi sadece uygulamak değil onu sürdürülebilir biçimde iş değerine dönüştürebilmek. Bu yaklaşım, her zaman vurguladığımız insan odaklı ve veri temelli dönüşüm anlayışımızla örtüşüyor.”

Deepfinder, son bir yılda dijital dönüşümümüze oldukça hız katan en önemli çalışmalarımızdan biri oldu. Aslında tek bir proje olmaktan öte, GenAI yetkinliklerini operasyonlarımızın geneline taşıma konusunda önemli bir eşik oluşturdu diyebiliriz. Deepfinder ile doküman işleme, kalite kontrol, görsel işleme, yapısal veri entegrasyonu ve süreç otomasyonu gibi farklı alanlarda AI’ın uygulanabilirliğini test ettik ve bu yetkinliklerin manuel yürütülen birçok sürece ölçeklenebileceğini gördük. Bunun sonucunda hem operasyonel verimlilik hem de müşteriye sunduğumuz hizmetin kalitesinde iyileşmeler sağladık. Nisan-Eylül döneminde bu yetkinliklerle geliştirilen süreçler sayesinde 1 milyon Euro’nun üzerinde tasarruf elde ettik. Bizim için Deepfinder’ın en önemli çıktılarından biri de AI’ın tekil projelerden çıkarak kurum genelinde kullanılabilecek bir yetkinliğe dönüşmesi oldu.

“20 MİLYON EURO DEĞER ÜRETTİK”

Kanun ve mevzuatlara uyum sağlamak temel görevlerimizden biri ve bizim de çok önem verdiğimiz bir konu. Biz tüm kanun ve yönetmeliklere uyarak müşterilerimizin verilerini işlemek için 2025 başında kendi veri merkezimizde GPU konumlandırma kararı aldık. Hem kendi şirketimizde bir yapay zeka altyapısı kurmuş olduk hem bu sistemi kullanan bir yapay zeka ekibi oluşturduk. Bu bize şirket içinde yapay zeka taleplerimizi geliştirmek için bağımsızlık ve esneklik kazandırdı. Kurduğumuz mimari ve yatırım yaptığımız yapay zeka ekibimiz sayesinde 50’ye yakın yapay zeka senaryosunu şirketimiz veri merkezinde tamamen güvenli şekilde açık kaynak geniş dil modelleri üzerinde geliştirdik. Bu yapay zeka senaryolarını geliştirirken de bazı öğrenme amaçlı denemeler yaptıktan sonra hedefimiz değer üretmek oldu. Bugün geldiğimiz noktada geliştirdiğimiz uygulamalar 20 milyon Euro değer üretti. Yatırım yapmaya devam ettiğimiz altyapımız ve yapay zeka ekibimizle önümüzdeki 5 yıl içinde değer hedefimiz 100 milyon Euro.

“SORUMLULUĞU İNSAN ÜSTLENECEK”

Kendi liderlik yaklaşımımı ekiplerin uzmanlığına güvenen, birlikte öğrenen ve teknolojiyi insanın gücünü artıracak şekilde konumlandıran bir anlayış olarak tanımlıyorum. Yapay zekada da insanın karar verici rolünü korumanın önemli olduğuna inanıyorum. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, doğru soruyu sormak, sonucu sorgulamak ve sorumluluğu üstlenmek insanın rolü olmaya devam edecek.

 

ARTO MIGIRDİÇYAN I BEYMEN GROUP TEKNOLOJİ VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

“VERİYLE KARAR ALMAYI GÜÇLENDİRDİK”

“Teknolojiye hiçbir zaman kendi başına bir amaç olarak bakmıyoruz. Bir yatırıma karar verirken ilk sorduğumuz soru şu: Bu, müşteri deneyimini, verimliliği, büyümeyi ya da risk yönetimini nasıl değiştirecek? Bu soruya net bir cevap veremiyorsak o yatırımı yapmıyoruz.”

Son dönemin en belirleyici adımı, mağaza, depo ve online stoklarımızı tek bir yerden, gerçek zamanlı yönetebildiğimiz yapıyı güçlendirmek oldu. Müşterilerimiz Beymen'le mağazada da, Beymen.com'da da aynı deneyimi yaşamayı bekliyor. Omnichannel'ı bu yüzden bir entegrasyon projesinden çok koşulsuz müşteri mutluluğu anlayışımızın arkasındaki altyapı olarak görüyoruz.

ETKİN YÖNETİM

İşe teknolojiden önce veriden başladık. Mağazalardaki stok sayım süreçlerini sadeleştirdik, çünkü veri doğru değilse üzerine kurduğunuz sistem de doğru çalışmıyor. Ardından tüm satış kanallarımızın aynı ve güncel stok bilgisiyle çalışmasını sağladık. Böylece mağazadan gönderimi ve Click&Collect'i çok daha etkin yönetebilir hale geldik. Sonuçları kısa sürede gördük. Mağaza stok doğruluğumuz yüzde 85 seviyelerinden yüzde 97'nin üzerine çıktı. Online ürün bulunabilirliği arttı, teslimat süreleri kısaldı, stoklarımızı kanallar arasında çok daha verimli kullanmaya başladık. Sezon sonunda indirime kalan ürün oranı da doğal olarak azaldı. Belki de en değerli sonuç şu oldu: Stok verisi güvenilir hale gelince talep tahmini ve ileri analitik modellerimiz de çok daha iyi çalışmaya başladı. Bu yüzden bugün bu projeye bir stok projesinden çok, veriyle karar alma kabiliyetimizin temeli olarak bakıyoruz.

“ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇ ALDIĞIMIZ YERDE BÜYÜTÜYORUZ”

Teknolojiye hiçbir zaman kendi başına bir amaç olarak bakmıyoruz. Bir yatırıma karar verirken ilk sorduğumuz soru şu: Bu, müşteri deneyimini, verimliliği, büyümeyi ya da risk yönetimini nasıl değiştirecek? Bu soruya net bir cevap veremiyorsak o yatırımı yapmıyoruz. Her projeye net bir iş sahibi ve ölçülebilir hedeflerle başlıyoruz. Küçük denemelerle yola çıkıyor, işe yarayanı büyütüyoruz. Beklediğimiz değeri yaratmayan bir uygulamada ısrar etmiyor, hızla bırakıyoruz.

“GELECEĞİN CTO’SU İŞİN DİLİNİ KONUŞABİLMELİ”

CTO rolünün son yıllarda ciddi biçimde değiştiğini düşünüyorum. Bugün bir CTO'dan güçlü bir teknoloji ekibi yönetmesinin ötesinde, şirketin nasıl büyüyeceğini anlaması ve teknolojiyi bu hedefe bağlaması bekleniyor. Bu yüzden geleceğin CTO'sunu öne çıkaracak ilk yetkinlik, işin dilini konuşabilmek olacak. Yönetim toplantısında mimariden ve platformlardan bahsetmek yetmiyor. Büyümeyi, marjı, stok verimliliğini ve müşteri sadakatini konuşabilmek gerekiyor.

 

M. KEREM ÖZTÜRK I TAV TECHNOLOGIES CEO’SU

“TEKNOLOJİYİ STRATEJİK YETKİNLİĞE DÖNÜŞTÜRÜYORUZ”

“Gerçek dijital dönüşümün, sistemlerin yalnızca dijitalleşmesinden değil birbirleriyle konuşabilmesinden ve ortak bir operasyonel akıl oluşturmasından geçtiğine inanıyoruz. Amacımız doğru teknolojiyi doğru operasyonel probleme uygulamak. Başarıyı kullanılan teknolojinin yarattığı ölçülebilir değer, sürdürülebilirlik ve operasyon üzerindeki gerçek etkisiyle değerlendiriyoruz.”

Son bir yılda en önemli odağımız, havalimanlarında farklı sistemler tarafından üretilen büyük miktardaki veriyi yalnızca yöneten değil anlamlandıran ve karar süreçlerinin aktif bir parçası haline getiren bütünleşik bir teknoloji ekosistemi oluşturmak oldu. Bugün havalimanları, yolcu akışından uçuş operasyonlarına, kaynak planlamasından yer hizmetlerine kadar çok sayıda sistemin eş zamanlı çalıştığı son derece karmaşık yapılar. Dolayısıyla gerçek dijital dönüşümün, bu sistemlerin yalnızca dijitalleşmesinden değil birbirleriyle konuşabilmesinden ve ortak bir operasyonel akıl oluşturmasından geçtiğine inanıyoruz.

ORTAK AKIL

Bu yaklaşımımızın önemli çıktılarından biri yeni ürünümüz Airport Cockpit. Farklı kaynaklardan gelen operasyonel verileri tek bir platformda bir araya getirerek havalimanı yöneticilerinin operasyonu gerçek zamanlı ve bütüncül biçimde takip edebilmesine olanak sağlıyoruz. Böylece yalnızca mevcut durumu görmek yerine, veriye dayalı olarak daha hızlı aksiyon alınabilen ve olası operasyonel ihtiyaçların daha erken fark edilebildiği bir yönetim anlayışına geçişi destekliyoruz. Yapay zeka ve ileri veri analitiğini de bu dönüşümün doğal bir parçası olarak görüyoruz. Amacımız doğru teknolojiyi doğru operasyonel probleme uygulamak. Bu yaklaşım karar alma süreçlerinin hızlanmasına, kaynakların daha etkin kullanılmasına, operasyonel görünürlüğün artmasına ve havalimanlarının daha öngörülü bir yapıya kavuşmasına katkı sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de odağımız, teknolojiyi operasyonu izleyen bir araç olmaktan çıkarıp karar süreçlerini destekleyen stratejik bir yetkinliğe dönüştürmek olacak.

TEKNOLOJİ, OPERASYON VE İNSAN AYNI DENKLEMDE

TAV Technologies olarak yapay zeka, veri analitiği, otomasyon, müşteri deneyimi ve siber güvenliği birbirinden bağımsız teknoloji başlıkları olarak ele almıyoruz. Bunların tamamını aynı dijital ekosistemin birbirini tamamlayan unsurları olarak görüyoruz. Teknoloji yaklaşımımızın merkezinde ise gerçek operasyonel ihtiyaç bulunuyor. 70’in üzerinde havalimanından edindiğimiz saha ve operasyon deneyimini teknoloji geliştirme kabiliyetimizle birleştirmemiz, çözümlerimizi yalnızca teknik gereksinimlere göre değil havalimanlarının günlük operasyonlarında karşılaştığı gerçek ihtiyaçlara göre şekillendirmemizi sağlıyor.

 

KORAY KURT I ABDİ İBRAHİM TEKNOLOJİ GENEL MÜDÜRÜ

“BİZİ AYAKTA TUTAN VERİ VE ZEKA”

“Bizi ayakta tutan ilke ‘önce veri, sonra zeka’. Yapay zeka, otomasyon ve müşteri deneyimi başlıklarının hepsi güvenilir, bütünleşik ve yönetişimi kurulmuş veriye dayanır. Bu yoksa en iddialı proje bile demo aşamasında kalır.”

Son birkaç yılın en belirleyici kararı, üretken yapay zekayı pilot uygulamalar düzeyinde bırakmayıp icra kurulu kararıyla kurum çapında bir dönüşüm programına dönüştürmek oldu. Programın omurgasında AbdiGPT var. AbdiGPT, Abdi İbrahim'in kurumsal bilgi birikimini ve verisini yapay zekayla buluşturan, çalışanların doğal dilde soru sorarak saniyeler içinde bilgiye ulaşmasını sağlayan şirket içi platformumuz. Satış verilerinden medikal içeriklere, üretim bilgilerinden kurumsal dokümanlara kadar farklı kaynaklar burada tek çatı altında toplanıyor; çalışanlarımız veri analizi yapıyor, rapor üretiyor, kendi asistanlarını geliştiriyor.

STRATEJİK İŞ ORTAĞI

Bütün bunlar olurken kurumsal veri şirket dışına çıkmıyor. Regüle bir sektörde asıl farkı yaratan da bu. Saha tarafında AIDa'yı devreye aldık. AIDa, saha ekiplerinin bilgiye hızlı ve doğru erişimi için geliştirdiğimiz, bugün farklı iş birimlerini de destekleyen yapay zeka destekli dijital asistanımız. AIDa'nın Role Play modülüyle satış temsilcileri, hekimlerden gelebilecek soru ve itirazları yapay zeka ortamında deneyimliyor ve kişiselleştirilmiş geri bildirim alıyor. Eğitim maliyetleri düşerken saha yetkinliği ölçülebilir biçimde artıyor. Somut tabloya bakarsak: Programın ilk altmış gününde satış ve pazarlamadan Ar-Ge'ye, kaliteden üretime dört birimle çalıştay yaptık, tüm direktör kadrosuna iki günlük yapay zeka eğitimi verdik ve iş birimlerinden 50'yi aşkın kullanım senaryosu topladık. Bugün 14 aktif yapay zeka projemiz, departmanların günlük kullanımında 8 canlı sistemimiz var. AbdiGPT ve AIDa ile yapay zekayı yalnızca verimlilik sağlayan bir teknoloji olarak değil çalışanların karar alma, öğrenme ve gelişim süreçlerini güçlendiren stratejik bir iş ortağı olarak konumlandırıyoruz.

HAZIRLIK DÖNEMİ

Bizi ayakta tutan ilke “önce veri, sonra zeka.” Yapay zeka, otomasyon ve müşteri deneyimi başlıklarının hepsi güvenilir, bütünleşik ve yönetişimi kurulmuş veriye dayanır. Bu yoksa en iddialı proje bile demo aşamasında kalır. Son yıllarda önceliğimizi veri mimarisini ve iş zekası altyapısını tek bir veri temeline oturtmaya verdik. Kimsenin görmediği, alkışlanmayan bir hazırlık dönemiydi.

 

ENGİN KAVAS I AYDEM ENERJİ BİLGİ TEKNOLOJİLERİ GRUP BAŞKANI

“ÖNCE DEĞERİ KONUŞUYORUZ”

“Bizim yaklaşımımız önce teknolojiyi değil yaratılacak değeri konuşmak. En yüksek değeri sağlayabileceğimiz alanları belirlemek, ardından teknoloji, süreç ve insan boyutlarını birlikte tasarlamak temel prensibimiz.”

Aydem Enerji olarak yaklaşık 10 bin çalışanımız, 6,5 milyona yakın müşterimiz ve elektrik üretiminden dağıtım ve perakende satışına uzanan yapımızla Türkiye enerji sektörünün en önemli gruplarından biriyiz. Dağıtım şirketlerimiz aracılığıyla Türkiye’de dağıtılan elektriğin yaklaşık yüzde 12’sini yönetirken, üretim tarafında çeşitlendirilmiş kaynaklardan oluşan 27 santralimizle Türkiye'nin toplam kurulu güç sıralamasında ilk 10 içinde yer alıyoruz. Bu ölçek, teknolojiyi bizim için yalnızca bir destek fonksiyonu değil operasyonlarımızın ve büyüme stratejimizin temel bileşenlerinden biri haline getiriyor. Bu nedenle dijital dönüşümü birkaç bağımsız proje üzerinden değil sürekli gelişen bir kurumsal yetkinlik olarak ele alıyoruz.

“DİJİTAL KANALLARIN PAYI YÜKSELİYOR”

Perakende şirketlerimizde dijital kanallarımızın yetkinliklerini ve kullanıcı deneyimini sürekli geliştiriyoruz. Bunun sonucunda abonelik ve tahsilat işlemlerinde dijital kanalların payı her yıl düzenli olarak yükseliyor. Müşteri hizmetlerinde üretken yapay zeka tabanlı dijital temsilcilerimizin kullanımını önemli ölçüde artırarak müşterilerimize 7/24 hizmet verirken çalışanlarımızın daha karmaşık ve katma değerli konulara odaklanmasını sağlıyoruz. Dağıtım tarafında elektrik şebekesini izleyen ve yöneten dijital omurgamızı, IoT altyapımızı ve analitik yetkinliklerimizi genişletiyoruz. Bu sayede milyonlarca müşteriye hizmet veren şebekemizde anomalileri daha erken tespit edebilen ve daha hızlı aksiyon alabilen bir operasyon yapısına doğru ilerliyoruz. Üretimde ise yenilenebilir enerji santrallerimizden elde ettiğimiz veriyi daha etkin kullanarak bakım, üretim optimizasyonu ve varlık performansı alanlarındaki yetkinliklerimizi geliştiriyoruz. Bizim için asıl dönüşüm, öne çıkan bazı dijital projelerin ötesinde teknolojinin bu büyük ve kritik operasyonun her noktasında karar alma ve iş yapış biçimimizin doğal bir parçası haline gelmesi.

“GELECEĞİN CTO’SU İŞİ, İNSANI VE DEĞİŞİMİ YÖNETEBİLMELİ”

CTO rolünün artık yalnızca teknolojiyi yöneten bir pozisyon olmadığını düşünüyorum. Teknoloji, şirketlerin iş modellerini, müşteri deneyimini, operasyonlarını ve hatta organizasyon yapılarını doğrudan değiştiren bir güç haline geldi. Bu nedenle geleceğin başarılı CTO’sunun teknolojiyi çok iyi anlamasının yanında işi, insanı ve değişimi de yönetebilmesi gerekiyor.

 

ŞİRİN AKTAŞ I DANONE TÜRKİYE CIO’SU

“DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜ ENTEGRE BİR PORTFÖY OLARAK YÖNETİYORUZ”

Dijital dönüşümü tekil projeler yerine entegre bir dönüşüm portföyü olarak yönetiyoruz. Türkiye ve METCCA bölgesinde ERP, veri, yapay zeka, finans ve ticari dönüşüm programlarını ortak bir iş vizyonu altında birleştirdik.

“DAHA ÖLÇEKLENEBİLİR BİR TEMEL OLUŞTURDUK”

Phoenix programı kapsamında ERP modernizasyonu, Compliance, Strategic Sourcing, CO-PA, siber güvenlik, altyapı dönüşümü ve operasyonel mükemmeliyet projelerini hayata geçirerek daha güvenli, çevik ve ölçeklenebilir bir teknoloji temeli oluşturduk. Bölgesel ölçekte ise Tree veri dönüşümü, LIFT finans dönüşümü ve Trade&Promotion Management (TTM) girişimlerine liderlik ederek karar alma, finansal görünürlük ve ticari yatırım yönetiminde önemli ilerleme sağladık.

“AI KÜLTÜRÜNÜ YAYGINLAŞTIRIYORUZ”

Ayrıca Deep Garage, Deep Pioneers ve Prometheus gibi yapay zeka programlarıyla yüzlerce çalışanın üretken yapay zeka kullanımını günlük iş süreçlerine taşıyarak AI kültürünün yaygınlaşmasına öncülük ettik. Başarımızın temelinde teknoloji odaklı değil, değer odaklı düşünmek yatıyor. Her yatırımın iş sonuçlarına, çalışan deneyimine veya müşteri değerine nasıl katkı sağlayacağını öncelikle sorguluyoruz. Yaklaşımımız üç temel prensibe dayanıyor, güvenilir veri, ölçeklenebilir çözüm ve güvenli tasarım. Yapay zekanın gerçek değerinin kaliteli veri, doğru yönetişim ve çalışanların benimsemesinde olduğuna inanıyorum. Bu nedenle teknoloji, süreç ve insan dönüşümünü birlikte yönetiyor, inovasyonu siber güvenlik ve veri sorumluluğuyla dengeliyoruz.

 

CİHAN YILDIZ I BOYNER BÜYÜK MAĞAZACILIK CTO’SU

“ÖLÇEMEDİĞİMİZ HİÇBİR ŞEYE YATIRIM YAPMIYORUZ”

“Yaklaşımımızı iki kelimeyle özetliyorum. Önce yönetişim, sonra ölçek. Yapay zeka, veri, otomasyon, müşteri deneyimi ve siber güvenliği ayrı gündemler olarak değil aynı ölçüm çerçevesinin parçaları olarak yönetiyoruz.”

Dijital dönüşümü bir proje listesi olmaktan çıkarıp ölçülen bir işletim modeline dönüştürmek son 1 yılda aldığımız en önemli karar oldu. 6 boyut ve 120'yi aşkın KPI ile kurguladığımız Dijital ve Yapay Zeka Olgunluk Endeksi (DAIMI) sayesinde her yatırım kararını olgunluk puanına etkisiyle değerlendiriyoruz. Sonuç: 2024'te 2,10 olan dijital olgunluk skorumuz 3,05'e yükseldi, 18 sektörle kıyaslanan endekste 3. sıraya çıktık.

“TALEPTEN CANLIYA TEK AKIŞ”

Bu modelin üzerinde “Talepten Canlıya Yönetişim Hattı” çalışıyor: 24 çevik ekibi ve 131 projelik portföyü fikirden canlıya tek akışta yöneten çerçevemiz IDC Türkiye CIO Excellence Awards 2026'da birincilik aldı. Altyapıda e-ticaret ve omnichannel mimarimizin yüzde 90'ını monolitten mikroservise taşıdık, bulut maliyetini yüzde 35 düşürdük, süreç otomasyonuyla BT verimliliğini yüzde 30 artırıp teslim süresini yüzde 20 kısalttık. Bu sayede yapay zeka ürünlerini haftalar değil günler içinde canlıya alabiliyoruz.

“75’TEN FAZLA AI PROJESİNE İMZA ATTIK”

HyPoM ile 105 mağazada 3.500 satış danışmanı yapay zeka destekli kişiselleştirilmiş öneri sunuyor ve 2,5 milyon müşteriyle birebir temas kuruldu. İndirim Korumalı Alışveriş ile 1,5 milyon müşteri 1 milyar TL geri kazandı. Stüdyo'da AI ile 802 ürün için 5.611 görseli fiziksel çekim olmadan üretken yapay zekayla ürettik. 1.600'ün üzerinde numune sevkiyatını ortadan kaldırdık. Türkiye perakendesinde ChatGPT'yi mağazasına entegre eden ilk şirket olduk. Müşterilerimiz ChatGPT üzerinden Boyner ürünlerini arayıp satın alabiliyor. Kurum içi Boyner GPT platformu 47.000'in üzerinde kullanıma ulaştı. AI search ile conversion rate'imiz yüzde 25 arttı. AI ile ürün açıklama doluluğumuzu yüzde 56'dan yüzde 96'ya çıkardık. 75'ten fazla AI projesine imza attık. AI’ın SDLC yazılım sürecindeki katkısını yüzde 20'lerin üzerine çıkardık. Daha hızlı, daha çok, daha kaliteli çıktılarla şirketlerimizi desteklemenin yanında inovasyonu da destekleyip ilklere imza atarken tüm bunları daha güvenli yapılarla inşa ettiğimiz bir yıl oldu.

“TEKNOLOJİYİ İŞ SONUCUNA ÇEVİREBİLMELİ”

Geleceğin CTO'su teknolojiyi iş sonucuna çeviren, bunu ölçebilen ve organizasyonu buna göre tasarlayan lider olacak. Teknolojiyi bilmek artık giriş şartı, fark yaratan, iş modelini derinden anlamak, veriyle karar vermek, yapay zekayı sorumlu biçimde ölçeklemek ve yetenek yetiştirmek. Özellikle yapay zeka ajanlarının yaygınlaştığı bu dönemde CTO'nun en kritik yetkinliği, hız ile kontrol arasındaki dengeyi kurabilmek. İnovasyonu frenlemeden riski yönetebilen bir yönetişim tasarlamak. Bunun için CTO'nun masada bir teknoloji tedarikçisi gibi değil iş sonucundan sorumlu bir ortak gibi oturması gerekiyor.

 

ÇİĞDEM KILIÇ I TÜRKİYE SİGORTA VE TÜRKİYE HAYAT EMEKLİLİK BT GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

“DİJİTAL OMURGAYI YAPAY ZEKAYLA GÜÇLENDİRDİK”

“Son bir yıldaki dönüşümümüzü tek bir teknoloji projesinden çok, birbirini besleyen çok boyutlu bir dönüşüm modeli olarak görüyorum. Yapay zeka ile 154 kişi gücünde ek kapasite yaratırken iş eritme hızımızı yüzde 60 artırdık. Teknoloji insana değer kattığı, güven yarattığı ve ölçülebilir iş sonucuna dönüştüğü ölçüde anlamlı.”

Son bir yıldaki dönüşümümüzü prizmaya benzetiyorum. Mobilite, omnichannel (bütüncül kanal) deneyim, yapay zeka, veri, otomasyon ve çeviklik aynı dönüşümün farklı yüzleri. Önce müşterilerimizden acentelerimize, saha ekiplerimizden çalışanlarımıza kadar kanaldan bağımsız, kesintisiz bir deneyim sunan dijital omurgamızı güçlendirdik. Yenilenen mobil uygulamamız, ilk yılını doldururken 2,5 milyon aktif kullanıcıya ulaştı. Uygulamamıza 75 yeni fonksiyon ekledik ve etkileşim yüzeyimizi genişlettik. Yeni mobil uygulamamızda ölçümlediğimiz kullanıcı etkileşimleri bir önceki yıla göre yüzde 139 arttı. Sadece müşterilerimizi değil, tüm saha ekiplerimizi de kendilerine özel yeni bir mobil uygulama ile güçlendirdik. Ardından bu omurgayı yapay zeka ile daha akıllı, kişiselleştirilmiş ve aksiyon alabilen bir yapıya dönüştürdük. Bilge, 8 platformda 14 milyonun üzerinde etkileşime ve 1 milyondan fazla entegre işleme ulaştı. Yapay zeka ile 154 kişi gücünde ek kapasite yaratırken iş eritme hızımızı yüzde 60 artırdık. En önemli kararımız, dijital omurgamızı yapay zeka ile güçlendirerek şirketin çalışma modelini dönüştürmek oldu.

“BÜTÜNSEL BİR EKOSİSTEM OLARAK YÖNETİYORUZ”

Bizi başarılı kılan yaklaşım, teknolojiyi ayrı ayrı projeler olarak değil birbirini besleyen bütünsel bir ekosistem olarak yönetmek. Yapay zekayı veriyle, otomasyonu süreçlerle, müşteri deneyimini mobilite ve omnichannel yapıyla, tümünü güçlü siber güvenlik ve yönetişimle birlikte ele alıyoruz. Teknolojiyi yalnızca verimlilik için değil daha hızlı karar alan, kişiselleştiren ve proaktif davranan bir şirket yaratmak için kullanıyoruz. Temel prensibimiz ise net. Teknoloji insana değer kattığı, güven yarattığı ve ölçülebilir iş sonucuna dönüştüğü ölçüde anlamlı.

GELECEĞİN CTO’SU BİR ORKESTRA ŞEFİ

Geleceğin CTO’sunu bir orkestra şefine benzetiyorum. Enstrümanları bilmek yetmez; geleceğin ritmini yakalamak, teknolojiyi, insanı ve iş stratejisini uyum içinde buluşturarak güçlü bir bütüne dönüştürmek gerekir. Merak, öngörü, cesaret, çeviklik ve güçlü iletişim bu rolün yeni yetkinlikleri. Benim liderlik anlayışım da tam olarak bu.

ORTAK BİR HAYALİN PARÇASI

Yönü netleştirmek, farklı seslerin gücünü ortaya çıkarmak ve onları ortak bir hayalin parçası haline getirmek. Çünkü iyi liderliğin, en yüksek sesi çıkarmaktan değil; herkesin en iyi sesini duyurabildiği orkestrayı yaratabilmekten geçtiğine inanıyorum.

 

TARIK ZENGİN I IPEKYOL GROUP BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE LOJİSTİK DİREKTÖRÜ

“VERİYİ KAYNAĞA DÖNÜŞTÜRÜYORUZ”

“Bir teknolojinin kuruma sağladığı değer, yalnızca ürettiği sonuçla değil bu sonucun ne kadar hızlı ve etkin biçimde kullanılabildiğiyle de ölçülüyor.”

VERA’yı tasarlarken çıkış noktamız, yapay zekanın sunduğu imkanları Ipekyol Group’un gerçek ihtiyaçlarıyla buluşturmaktı. IPEKYOL, TWIST ve MACHKA markalarımızın mağaza ve operasyon süreçlerinde farklı ekiplerin ihtiyaç duyduğu veriye daha kolay ulaşabileceği, bu veriyi günlük dilde sorgulayabileceği ve sonuçları doğrudan iş akışlarına aktarabileceği ortak bir yapı kurduk.

“İŞ SÜREÇLERİMİZE GÖRE ŞEKİLLENİYOR”

VERA’nın kurum içinde geliştirilmesi, platformun iş süreçlerimize göre şekillenmesini ve ihtiyaçlarımız değiştikçe gelişmeye devam etmesini mümkün kılıyor. Bir teknolojinin kuruma sağladığı değer, yalnızca ürettiği sonuçla değil bu sonucun ne kadar hızlı ve etkin biçimde kullanılabildiğiyle de ölçülüyor. Bu nedenle VERA’da doğal dille sorgulamayı; görsel panolar, zamanlanmış görevler, otomatik rapor paylaşımı ve Microsoft Teams entegrasyonuyla tamamladık.

“VERİYİ DAHA GENİŞ BİR KİTLEYE AÇIYORUZ”

Amacımız, veriyi belirli ekiplerin kullandığı teknik bir alan olmaktan çıkararak daha geniş bir çalışan kitlesinin yararlanabileceği bir kaynağa dönüştürmek. Önümüzdeki dönemde VERA’yı kullanıcı deneyimleri ve iş birimlerimizden gelen ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirmeyi sürdüreceğiz.

BUSINESS LIFE