ÜMRAN BEBA I BUSINESS LIFE YAZARI
Gençken yurt dışında okumayı veya yaşamayı hiç düşünmemiştim. Ancak kariyer yolculuğum beni 40’lı yaşlarımda yurt dışına taşıdı. Türkiye’de başlayan profesyonel yaşamım Hong Kong, Dubai ve Amerika Birleşik Devletleri’nde devam etti. Bu değişim yalnızca benim değil ailemin de yolculuğuydu. Eşimin kariyeri, çocuklarımın eğitimi ve hepimizin yeni hayata uyumu en az iş fırsatı kadar önemliydi. Deneyimlerim bana şunu öğretti: Uluslararası kariyerin tek bir doğru zamanı yok. Her yaşın kendine özgü fırsatları ve zorlukları var.
20’Lİ YAŞLAR: KEŞFETMEK VE ÖĞRENMEK
20’li yaşlar keşif dönemi. Yurt dışında eğitim, staj veya ilk iş deneyimi farklı bakış açıları kazandırabilir. Ancak gençken mutlaka yurt dışına gitmeyi hedeflemek gerekmiyor. Meraklı kalmak, dil ve iletişim becerilerini geliştirmek, farklı kültürlere açık olmak önemli. Bugünkü küçük adımlar ileride yeni kapılar açabilir.
30’LU YAŞLAR: UZMANLAŞMAK VE SEÇENEKLERİ DEĞERLENDİRMEK
30’lu yaşlarda uzmanlığımız ve hedeflerimiz belirginleşiyor. Uluslararası görevler bu birikimi yeni pazarlarda değerlendirme fırsatı sunuyor. Ancak karar artık yalnızca bireysel değil. Eşin kariyeri, çocukların eğitimi ve yaşam kalitesi önem kazanıyor. Eşlerin çalışma izni alabilmesi, iş bulması ve kariyerini sürdürebilmesi kritik. Yurt dışına taşınmak bir kişinin terfisinden öte, ailenin ortak geleceğine ilişkin bir karar.
40’LI YAŞLAR: YENİ BİR ÜLKEDE YENİDEN BAŞLAMAK
Benim dönüm noktam 40’lı yaşlarımdı. Türkiye’deki düzenimizi geride bırakıp ailece yeni bir ülkeye uyum sağlamak heyecan kadar belirsizlik de içeriyordu. Ben iş ortamına alışırken ailemin de sosyal çevresini, günlük düzenini ve aidiyet duygusunu yeniden kurması gerekiyordu. Şunu gördüm: Bir eşin uluslararası kariyer fırsatı, diğerinin kariyerinden vazgeçmesi anlamına gelmemeli. İş bulma olanakları, diplomaların tanınması, çalışma izinleri ve profesyonel çevre kurma imkanları önceden araştırılmalı. Şirketler de yalnızca çalışanı değil aileyi de desteklemeli. Çocukların okula uyumu, eşlerin iş ve sosyal yaşamda yer bulması, görevlendirmenin uzun vadeli başarısını etkiliyor. Hong Kong, Dubai ve Amerika’daki deneyimlerim liderliğe bakışımı da değiştirdi. Her kültürde aynı iletişim tarzı işlemiyor. Dinlemek, anlamak ve gerektiğinde yaklaşımımızı değiştirmek gerekiyor. Gerçek küresel liderlik, farklılıklardan ortak bir güç yaratabilmek.
50’Lİ YAŞLAR: DENEYİMİ YENİ FIRSATLARA DÖNÜŞTÜRMEK
50’li yaşlarda yeni bir uluslararası kariyer kurmanın zor olduğu düşüncesine katılmıyorum. Liderlik deneyimi, sektörel bilgi ve ilişkiler önemli avantajlar sunuyor. Üst düzey yöneticilik, danışmanlık, yönetim kurulu üyeliği veya girişimcilik yeni kapılar açabilir. Burada önemli olan geçmiş başarılarımıza fazla bağlanmamak. Teknoloji, yapay zeka ve değişen iş modelleri hepimizi yeniden öğrenmeye davet ediyor. Deneyim, değişime direnmek için değil değişimi daha iyi yönetmek için kullanılmalı.
60’LI YAŞLAR VE SONRASI: BİRİKİMİ PAYLAŞMAK
Profesyonel yaşam artık daha uzun sürüyor ve farklı biçimlerde devam ediyor. 60’lı yaşlarda ve sonrasında da uluslararası deneyim kazanmak veya mevcut birikimi başka ülkelerde değerlendirmek mümkün. Mentorluk, danışmanlık, yönetim kurulu çalışmaları ve sosyal etki projeleri bu dönemde öne çıkabiliyor. Farklı ülkelerde edinilen deneyimleri yeni nesillere aktarmak hem bireylere hem kurumlara değer katıyor. Liderliğin ve katkı sunmanın yaş sınırı yok.
HER YAŞTA GEÇERLİ ÜÇ İLKE
Uluslararası kariyerin her aşamasında üç ilkenin önemini koruduğuna inanıyorum. Birincisi, meraklı kalmak. Yeni kültürleri ve farklı düşünce biçimlerini anlamaya istekli olmak bizi geliştiriyor. İkincisi, ilişkilere yatırım yapmak. Güven, samimiyet ve karşılıklı destek üzerine kurulan bağlar, yeni bir ülkede aidiyet duygusunu güçlendiriyor. Üçüncüsü, kendimizi yeniden keşfetmekten korkmamak. Yeni bir ülke veya sorumluluk alışkanlıklarımızı sorgulatabiliyor. Gelişim çoğu zaman burada başlıyor.
KARİYERİN YAŞI DEĞİL YOLCULUĞUN DEĞERİ VAR
Farklı ülkelerde çalışmanın bana kazandırdığı en önemli şey yalnızca profesyonel başarılar olmadı. Ailece yeni kültürleri tanımak, birlikte uyum sağlamak, yeni dostluklar kurmak ve her dönemde öğrenmek bu yolculuğun en değerli kazanımları oldu. 20’li yaşlarda keşfetmek, 30’lu yaşlarda uzmanlaşmak, 40’lı yaşlarda yeni bir başlangıç yapmak, 50’li yaşlarda deneyimi yeni fırsatlara dönüştürmek ve sonrasında birikimimizi paylaşmak… Bunlar kesin yaş sınırları değil hayatın farklı dönemlerinde karşımıza çıkabilecek olasılıklar. Uluslararası kariyer yalnızca coğrafya değiştirmek değil kendimizi ve ailece kurduğumuz hayatı yeniden şekillendirdiğimiz bir yolculuk. Yeni bir başlangıç için hiçbir zaman geç değil.